<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yargıtay &#8211; Ege&#039;de izmir Haber, Ege Haber, izmir Haberleri, Ege Haberleri, Son Dakika izmir, Torbalı Haberleri, Buca, Bornova, Karşıyaka</title>
	<atom:link href="https://www.egedeizmir.com/tag/yargitay/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.egedeizmir.com</link>
	<description>izmir haber, ege haber, Son Dakika izmir Haberleri, Karşıyaka haberleri, Buca haberleri, Konak haberleri, Bornova haberleri, Torbalı haberleri</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2026 08:08:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Yargıtay Başkanı Kerkez: &#8220;Yargıda görüş ayrılıkları giderilmeli&#8221;</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/yargitay-baskani-kerkez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 08:05:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[iş hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Kerkez]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=187453</guid>

					<description><![CDATA[Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, &#8220;Yargıda görüş ayrılıkları giderilmeli&#8221; dedi. Yargıtay Başkanı Kerkez: &#8220;Yargıda görüş ayrılıkları giderilmeli&#8221; Yargıtay Başkanlığı koordinesinde, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının Yargıtay içtihatlarına uyumunun güçlendirilmesi amacıyla düzenlenen &#8216;İş Hukuku&#8217; temalı çalıştay İzmir&#8217;de başladı. Programın açılışında konuşan Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, yargıya olan güvenin tesis edilmesi için mahkemeler arasındaki uygulama birliğinin ve hızlı karar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, &#8220;Yargıda görüş ayrılıkları giderilmeli&#8221; dedi.</p>
<h2>Yargıtay Başkanı Kerkez: &#8220;Yargıda görüş ayrılıkları giderilmeli&#8221;</h2>
<p>Yargıtay Başkanlığı koordinesinde, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının Yargıtay içtihatlarına uyumunun güçlendirilmesi amacıyla düzenlenen &#8216;İş Hukuku&#8217; temalı çalıştay İzmir&#8217;de başladı. Programın açılışında konuşan Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, yargıya olan güvenin tesis edilmesi için mahkemeler arasındaki uygulama birliğinin ve hızlı karar süreçlerinin hayati önem taşıdığını vurguladı.<br />
İzmir&#8217;de gerçekleştirilen çalıştaya Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez&#8217;in yanı sıra İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, İzmir Adli Yargı Adalet Komisyon Başkanı Onur Sert ve Komisyon Üyesi İdris Arda Aygün ile Bölge Adliye Mahkemelerinin başkan ve üyeleri katıldı. Çalıştayın açılış konuşmasını gerçekleştiren Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, adalete olan güvenin kararlardaki tutarlılıkla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti. Vatandaşların yargıdan temel beklentisinin dosyaların süratle karara bağlanması ve benzer davalarda çelişkili hükümlerin kurulmaması olduğunu belirten Kerkez, ilk derece mahkemeleri, Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay arasındaki uyumun bu güveni pekiştireceğini söyledi. Bölge adliye mahkemelerinin kurulduğu günden bu yana süreç içerisinde farklı uygulamaların ortaya çıktığını gözlemlediklerini kaydeden Kerkez, her yargı mensubunun kendine özgü hukuki görüş geliştirmesinin doğal olduğunu ancak vatandaşa karşı ortak bir paydada buluşulması gerektiğini dile getirdi.<br />
Yargılama süreçlerinin kısalması için yargı organlarının bir bütün olarak hareket etmesi gerektiğine dikkat çeken Başkan Kerkez, Türkiye&#8217;deki dosya sayısının azaltılması ve karar süreçlerinin hızlandırılması hedefinin ancak birlikte çalışılarak yakalanabileceğini belirtti. 2016 yılında hayata geçirilen istinaf sisteminin mevcut durumuna da değinen Kerkez, bölge adliye mahkemelerinin hem sayısal hem de nitelik olarak daha fazla güçlendirilmesi gerektiğini, mevcut durumda çok az sayıda heyetin oldukça yoğun bir dosya yüküyle mücadele ettiğini sözlerine ekledi.<br />
İş hukuku alanında uygulama birliğini güçlendirmek, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarını Yargıtay içtihatları doğrultusunda değerlendirmek ve hukuki süreçlerde ortak bir yaklaşım geliştirmek amacıyla düzenlenen çalıştay, uzman katılımcıların yer aldığı oturumlarla devam ediyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yargıtay’dan boşanma davalarında emsal karar: “Alo” demek boşanma sebebi sayıldı</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/yargitaydan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ege'de İzmir Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Feb 2024 12:15:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=151970</guid>

					<description><![CDATA[Yargıtay’dan boşanma davalarında emsal olacak bir karar çıktı. Buna göre eşlerin birbirlerine “Alo” demesi boşanma sebebi sayılabilecek. Kararı değerlendiren Av. Fatih Karamercan, “Şaka amaçlı ‘Alo’ demenin boşanma sebebi olacağını düşünmüyorum. Bunun bir süreklilik arz etmesi ve üçüncü şahısların da bunu duyup eşin buna karşı küçük düşürülmesi gerekiyor” dedi. Kararı şaşkınlıkla karşılayan bir vatandaş ise, “Graham [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yargıtay’dan boşanma davalarında emsal olacak bir karar çıktı. Buna göre eşlerin birbirlerine “Alo” demesi boşanma sebebi sayılabilecek. Kararı değerlendiren Av. Fatih Karamercan, “Şaka amaçlı ‘Alo’ demenin boşanma sebebi olacağını düşünmüyorum. Bunun bir süreklilik arz etmesi ve üçüncü şahısların da bunu duyup eşin buna karşı küçük düşürülmesi gerekiyor” dedi. Kararı şaşkınlıkla karşılayan bir vatandaş ise, “Graham Bell bunu duysa icattan vazgeçerdi” şeklinde ilginç bir tepki verdi.</p>
<h2 id="h1Baslik-Y1WPQ5aPUJWnYFS_I5OPA5GvA9G3YxWv">Yargıtay’dan boşanma davalarında emsal karar: “Alo” demek boşanma sebebi sayıldı</h2>
<p>Yargıtay 2. Hukuk Dairesi boşanma davalarında emsal olacak bir karara imza attı. Samsun’da görülen bir boşanma davasında ilk derece mahkeme, eşlerin birbirlerine farklı şekilde kusurlu davranışlarının olmasının yanında taraflardan birinin eşine “Alo” diye hitap etmesini ayrıca kusur saydı ve boşanmalarına karar verdi. Her iki taraf avukatı davada alınan bazı kararlara itiraz ederek istinaf incelemesi için Bölge Adliye Mahkemesine başvurdu. İstinaf taleplerinin incelenmesinin ardından tarafların talepleri reddedilince bu kez temyize gidildi. Temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de tarafların itirazlarını bu yönde reddederek eşine “Alo” diye hitap etmenin kusurlu bir davranış olduğuna karar verdi. Konu ile ilgili değerlendirmede bulunan Avukat Fatih Karamercan LL.M. (Legum Magister), kararın doğru yorumlanması gerektiğini söyledi. Karamercan, “Alo” şeklindeki hitabın boşanma sebebi sayılabilmesi için üçüncü şahısların da bunu duyup eşin küçük düşürülmüş olması durumun yaşanması ve bunun süreklilik arz etmesi gerektiğini belirtti. “Alo” sözcüğünün artık boşanma sebebi sayılabileceğini duyan vatandaşlar ise Yargıtay’ın verdiği bu kararı şaşkınlıkla karşıladı.</p>
<p>“Alo” şeklinde hitap etmek boşanma sebebi sayıldı<br />
Karara ilişkin değerlendirmede bulunan Avukat Fatih Karamercan LL.M., “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma davaları açısında eşlerin birbirlerine karşı hitap şekillerinde eşine ‘Alo’ diye hitap etmenin boşanma sebebi olduğuna karar verdi. Taraflar birbirlerine karşılıklı boşanma davası açmışlar ve farklı şekilde kusurlu davranışlarının olmasının yanında taraflardan birisinin eşine ‘Alo’ diye hitap etmesi mahkeme tarafından kusurlu davranış olarak addedilmiş ve tarafların boşanmalarına karar verilmiş. Taraflar istinaf incelemesine gidilmesi için kararı istinaf etmişler ve istinaf talepleri de ayrı ayrı reddedilmiştir. Temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafların itirazlarını bu yönde reddederek eşine ‘Alo’ diye hitap etmenin kusurlu bir davranış olduğuna karar vermiştir. Bu kararı şu şekilde yorumlamak daha doğru olur; Şaka amaçlı ‘Alo’ demenin boşanma sebebi olacağını düşünmüyorum. Ancak bunun bir süreklilik arz etmesi ve üçüncü şahısların da bunu duyup eşin buna karşı küçük düşürülmesi gerekiyor” dedi.</p>
<p>“ ‘Alo’ sözcüğü bir tek telefonda kalsın, eşler birbirine saygı ile sevgi ile yaklaşsın”<br />
Yargıtay’ın “Alo” sözcüğünü boşanma sebebi sayması kararına vatandaşlardan da yorum geldi. Bülent Bozkurt isimli vatandaş, “ ‘Alo’ demenin de yöntemi var. ‘Alo’ dersin normal ama ne söylediğin değil, nasıl söylediğin önemlidir. Hani ‘Alooo’ diye, bu tarzda söylersen hakaret oluyor. Tarz önemli. Aşağılayıcı bir tavır gibi düşünülüyor eşler arasında. Normal yani, dava açtıysa, şikayetçiyse demek ki durumdan şikayetçi. Yoksa normal ‘Alo’ sözcüğünde bir şey yok yani. Biz 30 senelik evliyiz. Sevgi, saygı, birbirine empati yapma, anlama, yardımlaşma, hayatı birlikte paylaşmayı öneriyorum” dedi. Eşi Ayşe Bozkurt ise, “Başka problemler de varmış demek ki. Biz tatlı konuşuyoruz; ‘Aşkım, canım’ gibi. ‘Alo’ sözcüğü bir tek telefonda kalsın, eşler birbirine saygı ile sevgi ile yaklaşsın” diye konuştu.</p>
<p>“Graham Bell bunu duysa icattan vazgeçerdi”<br />
Yargıtay’ın bu kararını şaşkınlıkla karşılayan Yaprak Yılmaz isimli genç, telefonun ve &#8220;Alo&#8221; sözünün mucidi Alexander Graham Bell&#8217;i de anarak, “İlk defa duydum. Bu devirde boşanmak çok kolaymış. Böyle ise eğer, bir ‘Alo’ demeye. Graham Bell bunu duysa icattan vazgeçerdi” derken, Can Durgun isimli genç de, “Ben de ilk defa duydum. Kadın bahane olarak kullanmış. Kadın zaten boşanmak istiyordu, bahane olarak kullanmış. Bence öyle” şeklinde konuştu.</p>
<p>“Bence bir evlilik için çok küçük bir şey. Sabır, empati lazım”<br />
Eşi ile 45 yıldır mutlu bir evlilik sürdürdüklerini söyleyen Hatice Aslan isimli kadın, “Bence bir evlilik için çok küçük bir şey. Birtakım şeyleri hoş göreceksin, sabredeceksin ki sürecek. Eski evliliklerle yeni evlilikler çok farklı. Sabır, empati bunların olması lazım. Taşınamayan şeyler var ise evet o zaman, ama onun önünde de en ufak şeyler için değmez. Öncelikle çocuklara yazık. Belki her iki taraftan biri de biraz sonra yaptıklarından, söylediklerinden pişman olacaklar. O anda duymamak, başka zamanda onu sakince izah edip konuşmak, ama ondan rahatsız olduğunu da mutlaka karşıya bildirmek lazım. O zaman sen sorumluluğunu ona vermiş, vazifeni yapmış oluyorsun” dedi. Eşi Remzi Aslan ise, “Bence mantıksız. Sabırlı olmalarını tavsiye ediyoruz. Saygılı olmalarını tavsiye ediyoruz” ifadelerini kullandı. iha</p>
<p>Egede İzmir haber</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yargıtay Başsavcısı’ndan HDP talebi!</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/yargitay/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ege'de İzmir Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2022 19:35:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=126340</guid>

					<description><![CDATA[Yargıtay Başsavcısı, HDP’nin terör örgütüyle bağının devam ettiğini belirterek “Hazine yardımı bulunan hesapları bloke edilsin” dedi. Yargıtay Başsavcısı’ndan HDP talebi! HDP’nin kapatılmasına yönelik açılan dava devam ediyor.. Konuyla ilgili Yargıtay Başsavcısı, yeni bir talepte bulundu. HDP’nin terör örgütüyle bağının devam ettiğini vurgulayan Başsavcı, HDP’nin hazine yardımının yattığı hesapların bloke edilmesini söyledi. “Hesapları bloke edilsin” Yargıtay [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yargıtay Başsavcısı, HDP’nin terör örgütüyle bağının devam ettiğini belirterek “Hazine yardımı bulunan hesapları bloke edilsin” dedi.</p>
<h2>Yargıtay Başsavcısı’ndan HDP talebi!</h2>
<p>HDP’nin kapatılmasına yönelik açılan dava devam ediyor..</p>
<p>Konuyla ilgili Yargıtay Başsavcısı, yeni bir talepte bulundu.</p>
<p>HDP’nin terör örgütüyle bağının devam ettiğini vurgulayan Başsavcı, HDP’nin hazine yardımının yattığı hesapların bloke edilmesini söyledi.</p>
<p><strong>“Hesapları bloke edilsin”</strong><br />
Yargıtay Başsavcısı’ndan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:</p>
<p>“HDP’nin terör örgütü ile organik bağı devam ediyor. HDP’nin Hazine yardımını terör örgütünün amaçları için kullanıyor, devlet yardımı bulunan hesapları bloke edilsin.”</p>
<p><strong>HDP, Hazine’den 539.5 milyon lira yardım alacak</strong><br />
Öte yandan, TBMM’ye sunulan bütçeye göre 2023’te HDP, 539.5 milyon TL hazine yardımı alacak.</p>
<p>Bunun 1.5 milyar liralık kısmı, ocak ayında partinin hesabına yatırılacak.</p>
<p>Seçim dönemlerinde yardımlar artıyor Kanuna göre, Hazine yardımı yerel seçimlerin olduğu yıllarda normal tutarın 2 katı, milletvekili seçimi yıllarında ise 3 katına çıkıyor.-ensonhaber</p>
<p>Ege&#8217;de<a href="http://www.eedeizmir.com"> İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yargıtay&#8217;dan emsal icra takip kararı</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/icra-takip-karari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ege'de İzmir Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Sep 2022 07:16:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[icra takip]]></category>
		<category><![CDATA[icra takip kararı]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=115432</guid>

					<description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, icra takiplerine ilişkin emsal nitelikte bir karara imza attı. Yüksek mahkeme, icra takibinin başlatıldığı gün yapılan ödemenin takipten önce yapılan ödeme olarak kabul edilemeyeceğine, takibin haklı olması sebebiyle borçlunun, toplam borç üzerinden icra vekalet ücreti ve takip masraflarından sorumlu olacağına hükmetti. Yargıtay&#8217;dan emsal icra takip kararı Bir kooperatif başkanı, ödenmeyen alacak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, icra takiplerine ilişkin emsal nitelikte bir karara imza attı. Yüksek mahkeme, icra takibinin başlatıldığı gün yapılan ödemenin takipten önce yapılan ödeme olarak kabul edilemeyeceğine, takibin haklı olması sebebiyle borçlunun, toplam borç üzerinden icra vekalet ücreti ve takip masraflarından sorumlu olacağına hükmetti.</p>
<h2>Yargıtay&#8217;dan emsal icra takip kararı</h2>
<p>Bir kooperatif başkanı, ödenmeyen alacak sebebiyle borçlular hakkında saat 16.00 sularında icra takibi başlattı. Takipten haberdar olan davalılar, ilgili borç miktarı parayı aynı gün saat 17.11&#8217;de kooperatifin banka hesap numarasına yatırdı.</p>
<p>2. Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;nin yolunu tutan alacaklı, takibe geçildikten sonra ana para borcunu ödemiş olsalar da vekalet ücreti, faiz, tahsil harcı ve ferilerini ödemek zorunda olduklarını, icra dosyasına yapılan itirazların hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile alacağın yüzde 20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etti.</p>
<p>Davalılar, icra takibi yapılmadan önce borcun tamamını ödediklerini, borcun tahsil edilmesinden sonra yapılan icra takibinden dolayı vekalet ücreti ve icra giderinin istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istedi.</p>
<p>Mahkeme, ödeme emrinin düzenlenmesinden ve henüz tebliğ edilmemesine rağmen aynı gün bir saat sonra ödemenin yapılması durumu karşısında tarafların birbirlerinden haberdar olmadığının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Mahkeme kararında, &#8220;Ödeme emrinin ödemenin yapıldığı aynı günün akşam saatlerinde mesai bitimine doğru düzenlenmesi ve hemen ardından banka ödemesi yoluyla borcun ödenmiş olması, hukuki anlamda aralarında husumet bulunan alacaklının borçlulara vekalet ücreti ve icra masrafı yüklemek amacıyla dava konusu takibi başlattığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir&#8221; denildi.</p>
<p>2. Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;nce miktar itibarıyla kesin olarak verilen karara karşı Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz isteminde bulunuldu. Dava dosyasını yeniden inceleyen Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, emsal nitelikte bir karara imza attı. Kararda şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>&#8220;Banka hesap numarasına yapılan ödemeden takipten sonra alacaklının yada vekilinin haberdar edildiği ispatlanamadığından ve alacaklının her gün ve saatte banka hesabını denetlemesi hayatın olağan akışı içinde mümkün bulunmadığından dolayı bu ödemenin kısmi ödeme olduğunun kabulü gerekir.</p>
<p>O halde, mahkemece takip günü yapılan ödemenin takipten önce yapılan ödeme olarak kabul edilemeyeceği ve alacaklının takipte haklı olduğu gözetilerek, takip tarihi itibarıyla tespit edilen toplam borç üzerinden borçlunun icra vekalet ücreti ve takip masraflarından sorumlu olacağı kabul edilerek buna göre bir karar verilmesi gerekirken, ödeme emrinin tebliğinden önce ödeme yapıldığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmekle Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi kabul edilerek mahkeme kararının kanun yararına bozulması gerekmiştir. Kararın kanun yararına bozulmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir.&#8221; iha</p>
<p>Ege&#8217;de <a href="http://www.egedeizmir.com">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaparo alıp sırra kadem basanlar şimdi yandı</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/kaparo/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Nov 2021 16:55:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Dolandırıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[kaporo]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=86279</guid>

					<description><![CDATA[İkinci el otomobil satışlarına dair Yargıtay’dan emsâl bir karar çıktı. Yüksek mahkeme, internetten araç satış ilanı verip kaparoyı da aldıktan sonra satışı gerçekleştirmeyen kişinin ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçunu işlediğine hükmetti. Kaparo alıp sırra kadem basanlar şimdi yandı Yıllardır hayâlini kurduğu otomobili almak için internet başına geçen, tüketici, beğendiği bir otomobili tespit etti. İlan sahibine ulaşan tüketici, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci el otomobil satışlarına dair Yargıtay’dan emsâl bir karar çıktı. Yüksek mahkeme, internetten araç satış ilanı verip kaparoyı da aldıktan sonra satışı gerçekleştirmeyen kişinin ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçunu işlediğine hükmetti.</p>
<h2>Kaparo alıp sırra kadem basanlar şimdi yandı</h2>
<p>Yıllardır hayâlini kurduğu otomobili almak için internet başına geçen, tüketici, beğendiği bir otomobili tespit etti. İlan sahibine ulaşan tüketici, kaparo olarak 100 TL verilen hesap numarasına yatırdı. Aradan günler geçmesine rağmen ilan sahibine bir türlü ulaşmayı başaramayan tüketici, dolandırıldığını anlayınca Cumhuriyet Savcılığı’nın yolunu tuttu. Yapılan soruşturmada araç almak isteyen onlarca kişiden 100’er TL kaparo alan dolandırıcının kimliği tespit edildi. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamada, sanık ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçundan hapis cezasına çarptırıldı. Sanık, kararı temyiz edince devreye giren Yargıtay emsâl bir karara imza attı.</p>
<p>Yüksek Mahkeme kararında şu ifadelere yer verildi: “Kaparo olarak yatırılan paranın sanık tarafından çekildiği ancak sanığın suça konu aracın satışını katılana vermediği ve teslimini de yapmadığı ortadadır. Katılanın da bir daha sanığa ulaşamadığı, sanığın bu şekilde haksız menfaat sağladığı, sanık savunması, katılan beyanı ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın suç vasfında hata yapıldığına ve verilen kararın yasalara aykırı olduğuna dair yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle mahkumiyet hükmünün onanmasına oy birliği ile hükmedilmiştir.”(İHA)</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yargıtay&#8217;dan emsal miras kararı</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/miras-karari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Sep 2021 14:43:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[emsal]]></category>
		<category><![CDATA[miras kararı]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=83429</guid>

					<description><![CDATA[Milyonlarca kişiyi ilgilendiren bir karara imza atan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, evi terk ederek ailesi ile tüm sosyal ilişkilerini sonlandıran, anne ve babası hastalandığında dahi ziyarete gelmeyen, onların hatırını bile sormayan evladın vasiyetname ile mirasçılıktan çıkartılabileceğine hükmetti. Yargıtay&#8217;dan emsal miras kararı Zengin bir ailenin tek evladı olan genç kız, eğitimini yurt dışında tamamladıktan sonra döndüğü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca kişiyi ilgilendiren bir karara imza atan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, evi terk ederek ailesi ile tüm sosyal ilişkilerini sonlandıran, anne ve babası hastalandığında dahi ziyarete gelmeyen, onların hatırını bile sormayan evladın vasiyetname ile mirasçılıktan çıkartılabileceğine hükmetti.</p>
<h2>Yargıtay&#8217;dan emsal miras kararı</h2>
<p>Zengin bir ailenin tek evladı olan genç kız, eğitimini yurt dışında tamamladıktan sonra döndüğü Türkiye’de bir çok şirketlerde üst düzey yöneticilik yaptı. İddiaya göre bir çok şirkette mesai arkadaşlarıyla yaşadığı geçimsizlik sebebiyle sık sık iş değiştirdi. İş hayatı çalkantılı giden genç kadın, yine iddiaya göre anna ve babasını uzun yıllar ziyarete gitmedi, onların hatırını bile sormadı. Evlatlarının hayırsız olduğunu düşünen milyonlarca lira servet sahibi anne baba ise evlatlarını vasiyatname ile mirastan reddetti.</p>
<p>Mahkemenin kapısını çalan genç kadın, yurt dışında eğitimini tamamladığını, annesi ile şirket kurduklarını ve şirket müdürü olarak çalıştığını; hiçbir zaman anne ve babasını ihmal etmediğini, sürekli olarak ve imkanları dahilinde ilgilendiğini, bir evladın ailesine göstermiş olduğu saygıyı, sevgiyi ve özeni her zaman için gösterdiğini dile getirdi.<br />
Babası tarafından noterlikte düzenlenen vasiyetnamede belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığını, annesiyle birlikte kurdukları şirketin, haber verilmeden tadilat açıklamasıyla kullanılmaz hale getirildiğini, şirketin kayıt ve muhasebe evraklarının annesi tarafından habersizce alındığı ve şirketin işleyişini imkansız hale getiren davranışlarda bulunulduğunu öne sürdü.</p>
<p>Hayatını devam ettirmek için arkadaşlarının desteğini aldığını, babasıyla ile görüşmelerinin aralıklarla devam ettiğini, buna rağmen annesinin, babasının ölümünü gizlediğini, babasının hazırladığı vasiyetnamelerin içerik olarak mirasçılıktan çıkarmak üzere yapıldığını kaydederek, vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etti.<br />
Davalı anne ise davacının ana ve babasına gösterdiği ilgiye yönelik olarak ileri sürdüğü iddiaların, yurt içindeki yoğun çalışma hayatı dışında 1998 yılına kadar geçerli olduğunu, davacının çalışma hayatı süresince ortaklarıyla anlaşamayan, çalıştığı şirketlerde geçimsizliğinden dolayı işine son verilen birisi olduğunu dile getirdi. Davacının babası tarafından mirasçılıktan çıkartılmasını haklı kılan tüm hukuki nedenlerin açıkça kanıtlandığını savundu.<br />
Mahkeme, davacının, babasının sosyal ve ekonomik durumu itibariyle yurt dışında okutulduğunu, çok rahat bir hayat sürmesi sağlanmış olmasına rağmen ticari hayattaki beklentilerinin gerçekleşmemesi üzerine ailenin yanından ayrıldığına dikkat çekti.</p>
<p>Mahkeme kararında, “Ailesinin onaylamadığı bir evlilikten sonra boşanmış ve daha sonra nikahsız bir beraberlik içinde bulunmuş ve ancak babası tarafından başka şahıslar aracılığıyla bulunarak hastalığı sırasında evine getirtilebilmiştir. Davacı miras bırakana ve öz annesine yönelik olarak ziyaret etmeme, hatırını sormama, onların ve toplumun genel kabulü dışında ailenin onurun ihlali olarak değerlendirilen nikahsız birlikte yaşama gibi eylemler yanında; ziyaret ettiğinde babasına yönelik olarak ‘bunun mezar yeri var mı?’ şeklinde olumsuz ifadeler kullanılmak suretiyle Türk Medeni Kanununun 510. maddesinde belirtilen koşulların gerçekleşmesine sebep olmuştur. Muris de bu sebeplerle davacıyı mirasçılıktan çıkarmıştır. Mirasçılıktan çıkarma sebebi olarak vasiyetnamesinde belirtilen koşulların gerçekleştiği davalı tarafça ispatlandığı&#8217; gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir” denildi. Davacı genç kadın kararı istinafa götürdü. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi, davanın kabülüne hükmetti. Bu kez davalı kararı temyiz edince devreye Yargıtay 3. Hukuk Dairesi girdi.</p>
<p>Emsal nitelikteki kararda, anne babanın hatırını sormayan evladın mirastan rededilebileceği vurgulandı.<br />
Kararda şu ifadelere yer verildi: “Davalı anne, vasiyetnamede belirtilen ıskat sebeplerini ispat etmek için tanık dinletmiştir. Davalı tanıklarının, murisi uzun zamandır tanıdıklarını özel günlerde yanlarında olduklarını ancak davacıyı hiç yanlarında görmediklerini ilk defa duruşma salonunda gördüklerini; davacının anne babasına haber vermeden kayıplara karıştığını dile getirmişlerdir. Davalının daha önce kızının evini bilmediğini; davacının adresinin tespit edilmesinden sonra muris ve davalının bu adrese çiçek yaptırarak gittiklerini ancak davacının babasına &#8216;ne işiniz var niye geldiniz&#8217; dediğini öne sürmüşlerdir. Bir kısım tanıkların ise murisin kızlarının olduğunu dahi bilmediğini; davacının miras bırakana ve davalı annesine karşı ilgisiz kaldığı, hastalığı ile ilgilenmediği dinlenen tanık beyanları ile sabit olmuştur. Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Dosyada, tanıkların gerçek olmayan olayları gerçekmiş gibi ifade ettiğini kabule yeterli delil ve olgu da bulunmadığından tanıkların sözlerine değer vermek gerekmektedir. Bu durumda bölge adliye mahkemesince, dinlenen tanık beyanlarına göre, dava konusu vasiyetnameler ile mirasbırakanın davacı kızını mirastan çıkarma sebebi olarak ileri sürdüğü vakaların mirasçılıktan çıkarma sebebi sayılabilecek nitelik ve nicelikte bulunduğu, kısaca davacının anne ve babası olan mirasbırakana karşı mükellef olduğu aile hukukundan doğan yükümlülüklerini büyük ve kusurlu davranışlarla yerine getirmediği gözetilerek karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; mirasbırakanın, vasiyetnameler ile kendisi ile annesinin rızası dışında evi terk ettiği, dönmesi için haber gönderilmesine rağmen gelmediği, tanımadıkları birisi ile kendisine ve annesine haber vermeden evlendiği, ağır hastalığa yakalanmasına ve haber gönderilmesine rağmen bakmayacağını, ilgilenmeyeceğini, eve gelmeyeceğini bildirdiği; bayramlarda ve diğer önemli günlerde yıllar boyu eve uğramadığı, telefonla aramadığı; boşandığı eşi ile birlikte nikahsız olarak yaşadığı, son dönemde yapılan rica ve minnetler ile zoraki eve geldiği ancak ilgilenmediği yabancı biri gibi davrandığı; &#8216;yatacak mezar yeri var mı bu adamın&#8217; dediği; kiracılara özel hayatları ve geçmiş ile ilgili birtakım şeyler anlattığı, anne babasının kötü insanlar olduğunu söylediği, bu sebeple davacının ailevi görevlerini ağır bir şekilde ihlal ettiği gerekçesiyle, mirasçılıktan çıkardığı görülmektedir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına oy birliği ile hükmedilmiştir.”</p>
<p>Egede<a href="https://www.egedeizmir.com/"> İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yargıtay’dan Emsal Miras Kararı</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/miras/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Jul 2021 08:48:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[Miras]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=79664</guid>

					<description><![CDATA[Milyonlarca kişiyi ilgilendiren emsal nitelikte bir karara imza atan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, mirasın birinci derecedeki mirasçıların tamamı tarafından reddi halinde mirasın ikinci derecedeki mirasçılara geçmeyeceğine hükmetti. Yargıtay’dan Emsal Miras Kararı Alacaklısı ölen şirket, vefat eden kişinin çocuklarının kapısını çaldı. Babalarının mirasını istemeyen tüm çocukları, ‘Tasarrufun iptali’ davası açarak mirası reddetti. Asliye Hukuk Mahkemesi, mirasçıların [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca kişiyi ilgilendiren emsal nitelikte bir karara imza atan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, mirasın birinci derecedeki mirasçıların tamamı tarafından reddi halinde mirasın ikinci derecedeki mirasçılara geçmeyeceğine hükmetti.</p>
<h2>Yargıtay’dan Emsal Miras Kararı</h2>
<p>Alacaklısı ölen şirket, vefat eden kişinin çocuklarının kapısını çaldı. Babalarının mirasını istemeyen tüm çocukları, ‘Tasarrufun iptali’ davası açarak mirası reddetti. Asliye Hukuk Mahkemesi, mirasçıların bu talebini kabul etti. Kararı alacaklı şirket temyiz edince Yargıtay 17. Hukuk Dairesi girdi. Emsal nitelikte bir karara imza atan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, miras hayali kuran ikinci derece akrabaları üzen bir karara imza attı. Kararda şöyle denildi:<br />
“Türk Medeni Kanununun 612.maddesinde ‘En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından ret edilen mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği, tasfiye sonunda arta kalan değerlerin ise mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verileceği’ düzenlenmiştir. Yani murisin en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından ret edilen miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Bu yasal düzenleme uyarınca, mirasın birinci derecedeki mirasçıların tamamı tarafından reddi halinde miras ikinci derecedeki mirasçılara geçmez. Tereke tasfiye olunur, borçlar ödendikten sonra geriye kalan kısım varsa ret vaki olmamış gibi birinci derece mirasçılarına verilir. Türk Medeni Kanununun 614.maddesinde mirasçıların sonra gelen mirasçılar yararına mirası reddedebilecekleri düzenlenmiş ise de, somut olayda bu maddeye göre yapılmış bir mirasın reddi talebi olmadığı gibi, murisin tüm mirasçıları mirası ret etmemişlerdir. Mahkeme hükmünün bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.”</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yargıtay&#8217;dan Emsal Nafaka Kararı</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/nafaka/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2021 11:16:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=79264</guid>

					<description><![CDATA[Bir boşanma davasının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, öğretmen kadın lehine verilen nafaka kararını bozdu. Yüksek Mahkeme; davalı-karşı davacı kadının öğretmen olduğu, sürekli ve yeterli gelirinin bulunduğu, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeyeceğine hükmetti. Yargıtay&#8217;dan Emsal Nafaka Kararı Bir süredir şiddetli geçimsizlik yaşayan çift Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek karşılıklı boşanma davası açtı. Mahkeme, davalı karşı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir boşanma davasının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, öğretmen kadın lehine verilen nafaka kararını bozdu. Yüksek Mahkeme; davalı-karşı davacı kadının öğretmen olduğu, sürekli ve yeterli gelirinin bulunduğu, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeyeceğine hükmetti.</p>
<h2>Yargıtay&#8217;dan Emsal Nafaka Kararı</h2>
<p>Bir süredir şiddetli geçimsizlik yaşayan çift Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek karşılıklı boşanma davası açtı. Mahkeme, davalı karşı davacı kadının davasını kabul ederek tarafların boşanmasına karar verdi. Mahkeme, kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle kadının maddi manevi tazminat talebini de hüküm altına aldı. Kararı kadın tazminat miktarı, erkek ise davanın reddi yönünden kararı temyiz etti. Emsal nitelikte bir karara imza atan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, öğretmen olan kadına verilen yoksulluk nafakası kararını yasaya aykırı buldu. Kararda şöyle denildi: “Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı-karşı davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Bu yön gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir. Toplanan delillerden davalı-karşı davacı kadının öğretmen olduğu, sürekli ve yeterli gelirinin bulunduğu, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeyeceği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 175. maddesi koşulları oluşmamıştır. Yoksulluk nafakası isteminin reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre 2010 doğumlu ortak çocuk R.K. yararına takdir edilen iştirak nafakası çoktur. Mahkemece Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Mahkeme hükmünün bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.”</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşçi, Patronun Yanında Elini Cebine Attı, İşinden Oldu</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/elini-cebine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 May 2021 10:13:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AJANS HABERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[patron]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=75923</guid>

					<description><![CDATA[Fabrikayı gezen patron, eli cebinde olan işçiyi, ‘lan oğlum elini cebinden çıkar’ diyerek uyardı. İşverenin ani davranışıyla şaşkınlık yaşayan işçi ise ‘Sen ne yapıyorsun?’ diye cevap verince tazminatsız işten kovuldu. Davaya son noktayı koyan Yargıtay, patronluğun ya da amirliğin kimseye işçiye, ‘lan oğlum elini cebinden çıkar’ diyerek küçültücü , tahrik edici ifade kullanma hakkı vermeyeceğine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fabrikayı gezen patron, eli cebinde olan işçiyi, ‘lan oğlum elini cebinden çıkar’ diyerek uyardı. İşverenin ani davranışıyla şaşkınlık yaşayan işçi ise ‘Sen ne yapıyorsun?’ diye cevap verince tazminatsız işten kovuldu. Davaya son noktayı koyan <a href="https://www.egedeizmir.com/?s=Yarg%C4%B1tay">Yargıtay</a>, patronluğun ya da amirliğin kimseye işçiye, ‘lan oğlum <strong>elini cebinden</strong> çıkar’ diyerek küçültücü , tahrik edici ifade kullanma hakkı vermeyeceğine dikkat çekti.</p>
<h2>İşçi, Patronun Yanında Elini Cebine Attı, İşinden Oldu</h2>
<p>Organize Sanayi Bölgesi’ndeki bir fabrikada meydana gelen olayda, şef ve ustabaşı ile birlikte üretim tesisini gezen işveren, bir işçinin elini cebine attığını gördü. İddiaya göre patron, şiddetli bir şekilde koluna müdahale ettiği işçiye, ‘Lan oğlum elini cebinden çıkar’ dedi. Patronunun yakışıksız ifadeleriyle şok yaşayan işçi ise ‘Sen ne yapıyorsun?’ diye cevap verdi. Olayın üstüne işveren, ‘Lan oğlum sen ne ayaksın?’ diyerek işçiye hakaret etmeye başladı.<br />
Olaydan sonra işçi tazminatsız olarak kovuldu. İş Mahkemesi’nin yolunu tutan mağdur işçi; kamera kayıtlarının incelendiğinde olayın açığa kavuşacağını, tamamıyla suçsuz olduğunu, ve hiçbir müdahale etmediği halde tarafına yapılan hakaretler ve fiziki saldırı görülmeyerek işverence işten çıkışının verildiğini öne sürdü.</p>
<p>Bu haksız uygulama sonucu kıdem ve ihbar tazminatının tarafına verilmediğini ; kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının olduğunu ileri sürerek; davanın kabulüne karar verilmesini talep etti. Davalı işveren ise davacının şirketten hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını, çalışma süresi boyunca çalışmaya bağlı olarak hak etmiş olduğu her türlü tüm ücretlerinin ve eklentilerinin eksiksiz olarak davacıya ödendiğini dile getirdi. Davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının şirketten kıdem ve ihbar tazminatı talep hakkının bulunmadığını, dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarının tümüyle gerçek dışı olduğunu, davacının kendisinden istenen savunmayı vermekten imtina ettiğini iddia etti. Amirinin üzerine yürüyerek yumruk atmaya çalıştığını, bağırarak tehdit ettiğini, İş Kanunu’nun 25/II-d maddesi kapsamında haklı nedenle bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiğini kaydetti.<br />
Davacının amiri konumunda olan kişinin üzerine yürümesinin sataşma niteliğinde olduğunu ve işverence yapılan feshin haklı olduğu gerekçesi ile yapılan feshin haklı olduğuna hükmetti. Kararı davacı temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi.</p>
<p>Kararda şöyle denildi: “Dosya içinde alınan CD çözümleme tutanağında ise davalı beyanına göre davacı olan siyah giysili şahsın el kol hareketi yaptığı iki kişinin de bu şahsı tutarak çektiği , rapor edilmişse de olayın ilk çıkış sebebinin patronun söz ve davranışı olduğu anlaşılmaktadır. İşyerinde amir konumda olması , işçiye, ‘lan oğlum elini cebinden çıkar’ diyerek, küçültüçü , tahrik edici ifade kullanma hakkı vermediği gibi , davacının verdiği tepkinin ise ilk hareket ve tahrik edici eylemin karşı taraftan gelmesi nedeni ile haklı fesih boyutuna varmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde davacının daha önce bu tarz bir eylemine dair davalı işveren tarafından verilen ceza yada tutanağa rastlanmadığı , ilk uygunsuz hareketin patrondan geldiği , davacının tahrik neticesinde sarfettiği sözler olsa da vurma yada hakarete varan söz ve davranışı olmadığı bu nedenle davacı eyleminin haklı fesih boyutuna varmadığı ortadadır. Yapılan feshin ancak geçerli fesih olarak kabul edilebileceği anlaşılmakla , feshin haklı olduğu gerekçesi ile davanın reddine dair verilen kararının bozulması gerekmiştir. Mahkeme hükmünün bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.”(İHA)</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yargıtay&#8217;dan Emsal Karar, Cimri Olmak Boşanma Sebebi</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/cimri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Apr 2021 10:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[cimri]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=72572</guid>

					<description><![CDATA[Bir boşanma davasının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay, aşırı bencil ve cimri olmayı boşanma sebebi saydı. Yüksek Mahkeme, cimri kocanın hakaretine maruz kalan kadına manevi tazminat ödenmesi gerektiğine hükmetti. Yargıtay&#8217;dan Emsal Karar, Cimri Olmak Boşanma Sebebi Kocasının sürekli hakaret ve küfürlerine maruz kaldığını öne süren genç kadın, 1. Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek, boşanma davası açtı. Davalının [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir boşanma davasının temyiz müracaatını değerlendiren <a href="https://www.egedeizmir.com/?s=Yarg%C4%B1tay">Yargıtay</a>, aşırı bencil ve <strong>cimri olmayı</strong> boşanma sebebi saydı. Yüksek Mahkeme, cimri kocanın hakaretine maruz kalan kadına manevi tazminat ödenmesi gerektiğine hükmetti.</p>
<h2>Yargıtay&#8217;dan Emsal Karar, Cimri Olmak Boşanma Sebebi</h2>
<p>Kocasının sürekli hakaret ve küfürlerine maruz kaldığını öne süren genç kadın, 1. Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek, boşanma davası açtı. Davalının aşırı bencil, ileri derecede cimri, kendisine ve çocuklarına ilgisiz olduğunu, yalan söylediğini, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini öne sürdü. Sürekli küfür ederek kötü davrandığını ve son olarak evden kovduğunu iddia ederek, boşanmalarına, velayetlerin kendisine verilmesine, çocuklar yararına ayrı ayrı 1.000 TL tedbir-iştirak nafakası ve kendi yararına 1.000TL tedbir nafakası ile 50 bin TL maddi, 50 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etti. Hakkındaki tüm iddiaları inkâr eden davalı koca ise eşinin ailesinin bulunduğu kentte yaşamak istediğini dile getirdi. Bu durumu kabul etmemesi nedeniyle boşanma davası açtığını, böyle bir sebeple evlilik birliğinin yıkılmaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etti. 1. Aile Mahkemesi, davalı erkek eşin birlik görevlerini yerine getirmediği, cimri olduğu, evin ihtiyaçlarını karşılamadığı, eşi ve çocukları ile ilgilenmediği, bu nedenle boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların boşanmalarına hükmetti. Çocukların velayetlerinin anneye verilmesi ile her bir çocuk yararına ayrı ayrı 400 TL tedbir-iştirak nafakası ile davacı yararına 15 bin TL maddi tazminat ödenmesine, manevi tazminat talebinin ise davalı erkek aleyhine, kadın eşin kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte kusurlu bir davranışın varlığı ispatlanamadığından reddine karar verdi. Davacı kadının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, aşırı bencil ve cimri olduğu öne sürülen kocanın, eşine sürekli küfür ve hakaretlerde bulunduğuna dikkat çekti. Davalı erkeğin, eşini evden koyarak ağır kusurlu durumuna düştüğüne vurgu yapan Yüksek mahkeme, mahkeme hükmünü bozdu. Yeniden yargılamada 1. Aile Mahkemesi, ilk kararında direnince devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi.<br />
Evden kovulan davacı kadının, komşularında konaklamak zorunda kaldığına dikkat çekilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında şöyle denildi: “Tarafların komşusu olan tanık beyanlarına göre, erkek eşin davacıyı evden kovduğu, bu nedenle kadın eşin iki gece tanık N.K.’nın evinde kaldığı, sonrasında komşuların aralarında para topladığı, toplanan parayla davacıya uçak bileti aldıkları ve davacı eşi ailesinin yanına gönderdikleri anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; erkek eşin davacıya hakaret ettiği ve zaten ‘eşini evden kovma’ şeklinde gerçekleşen kusurlu davranışın kendi içinde hakaret eylemini barındırmasının doğal sonucu olmasına göre yerel mahkemece, somut olaya uygun ve aynı yönlere işaret eden bozma kararına uyulması gerekirken, davalı erkek eşin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan kusurlu davranışının ispat edilemediği gerekçesiyle davacı kadın eşin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen 2. Hukuk Dairesi bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup direnme kararı bozulmalıdır. Mahkeme hükmünün bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.”</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nikah Kıyma Vaadiyle Kandırılan Kadına Yargıtay&#8217;dan Müjdeli Haber</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/nikah/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2021 10:50:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Dava]]></category>
		<category><![CDATA[nikah]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=71558</guid>

					<description><![CDATA[Resmî nikah kıyma vaadiyle evlenen kadın, kandırıldığını ifade ederek tazminat davası açtı. Mahkemenin, ‘Kendi isteğinle evlenmişsin’ diyerek geri çevirdiği genç kadına müjdeli haber Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nden geldi. Yüksek mahkeme, davacının hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevî dengesinin eski hâline dönüşmesi, duygusal olarak tatmin edilmesi, zarar verenin de bir daha böyle bir eylemde bulunmaktan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Resmî <a href="https://www.egedeizmir.com/?s=nikah">nikah</a> kıyma vaadiyle evlenen kadın, kandırıldığını ifade ederek <strong>tazminat davası</strong> açtı. Mahkemenin, ‘Kendi isteğinle evlenmişsin’ diyerek geri çevirdiği genç kadına müjdeli haber Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nden geldi. Yüksek mahkeme, davacının hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevî dengesinin eski hâline dönüşmesi, duygusal olarak tatmin edilmesi, zarar verenin de bir daha böyle bir eylemde bulunmaktan alıkonulması maksadıyla uygun bir tazminata hükmedilmesine karar verdi.</p>
<h2>Nikah Kıyma Vaadiyle Kandırılan Kadına Yargıtay&#8217;dan Müjdeli Haber</h2>
<p>Bursa&#8217;da, L.Ö. isimli kadın, akrabası olan G.A. ile ‘resmî nikâh kıyarız’ vaadiyle evlendiğini, aradan geçen 3 yıla rağmen vaadin gerçekleşmediğini belirterek Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açtı. 3 yıl boyunca resmî nikah yapılmasını talep ettiğini, ancak davalı ve ailesinin çeşitli bahaneler ile resmî nikâh yapmaktan kaçındığını, sebepsiz yere davalı tarafından evden gönderildiğini öne sürdü.</p>
<p>Yıllarca kendi ailesinin evinde yaşadığını, aradan geçen zaman içinde davalının sözlerini yerine getirmediği gibi başka bir kadınla resmî nikâh yaparak evlendiğini dile getirdi. Bu gelişmelerden sonra kandırıldığını öğrendiğini, bu durumun toplum içinde itibarını zedelediğini, ileride sağlıklı bir evlilik yapabilme imkânını yitirdiğini belirterek, maddî ve manevî tazminat talebinde bulundu.</p>
<p>Davalı G.A. ise, davacı ile anne babalarının hala-dayı çocukları olduğunu, karşılıklı rıza ile köyde düğün yaparak evlendiklerini söyledi. Çalıştığı yere gelecekleri için köyde resmî nikâh kıyılmadığını, evlilik için gerekli hazırlıklara başladıklarını, ancak davacının davranışlarındaki değişiklik nedeniyle anlaşmazlık yaşamaya başladıklarını ileri sürdü. Bu sebeple resmî nikah işlemlerinin yarım kaldığını, davacının da resmî nikâh yapmak istemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istedi.</p>
<p>Mahkeme, davacının evliliğin gerçekleştiği tarihte reşit ve mümeyyiz (kâr ve zararını ayırt edici) olduğuna, resmî nikâh yapılmaksızın kendi iradesi ile evlenmeyi kabul ederek davalı ile birlikte olduğuna dikkat çekti. Davalının tazminatla sorumlu tutulmasını gerektiren bir haksız eylem bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildi. Kararı davacı temyiz etti.</p>
<p>Yargıtay 4. Hukuk Dâiresi kararı onadı. Kanunî süre içerisinde davacı bu kez karar düzeltme talep etti. Dosya yeniden Yargıtay 4. Hukuk Dâiresi gündemine geldi.<br />
Emsâl bir karara imza atan daire, davacının mağdur olduğuna hükmetti. Oy çokluğu ile alınan kararda şöyle denildi:<br />
“Somut olayda, tarafların akraba oldukları, ailelerin bilgisi dâhilinde toplumsal gelenekler yerine getirilerek davacının ailesinin bulunduğu köyde düğün yapılmıştır. Davacı köyde yapılan düğün tarihinde 19 yaşındadır. Tarafların evlenip davalının ailesinin evinde birlikte karı koca hayatı yaşamaya başladıkları hususu, içerisinde bulundukları toplum tarafından bilinmektedir. Davacının resmî nikâh olmadan geleneksel törenle evlenme eylemine rızası olsa bile, nikâh kıyma vaadine dayalı olarak bu rızanın temin edildiği açıktır. Resmî nikâh yapılacağı inancı ile tarafların ailelerinin ve yakınlarının iştiraki ile gerçekleştirilen düğün töreninden sonra davacının, davalı ile 3 yıl karı koca hayatı yaşaması, resmî nikâh yapılmaması fırsat bilinerek hiçbir kanunî hakkı olmaksızın ailesinin evine gönderilmesi veya terke zorlanması yanlış olmuştur. Bu durumun toplumumuzun geleneksel yapısı ve tarafların yaşadıkları sosyal çevre gözetildiğinde, toplumda boşanmış kadın damgasını taşımasına yol açacağından, ortaya çıkan bu olgu davacının kişilik haklarına saldırı oluşturur. Böyle bir durumun varlığı, davacının yeni bir evlilik yapmasını zorlaştıracağı gibi ileride yapacağı evliliklerde de aleyhine kullanılabileceği kaçınılmaz bir gerçektir. Aynı zamanda akraba olan taraflardan davalının, davacının içine düşeceği bu durumu da gözeterek daha hassas davranması beklenmelidir. Bütün bu olgular birlikte ele alındığında davacının, davalı tarafından resmî nikâh yapma vaadi ile kandırıldığı ve bunun etkisi altında, bedenen ve ruhen zarara uğratıldığı, bundan elem ve üzüntü duyduğunun kabul edilmesi ve davacının hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevi dengesinin eski hâline dönüşmesi, duygusal olarak tatmin edilmesi, zarar verenin de bir daha böyle bir eylemde bulunmaktan alıkonulması maksadıyla uygun bir manevî tazminata hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, kişilik hakları zedelenen davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçeyle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Bu durum kararın bozulmasını gerektirir ise de karar onanmış bulunduğundan, davacının karar düzeltme istemi kabul edilmeli. Dâiremizin ona kararının kaldırılarak mahkeme hükmünün bozulmasına oy çokluğu ile bozulmuştur.”</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rapor Alıp Tatile Çıkanlara Yargıtay&#8217;dan Kötü Haber</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/rapor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2021 10:35:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AJANS HABERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=71209</guid>

					<description><![CDATA[Aynı işyerinde çalışan iki arkadaş, aynı gün, aynı hastane, aynı doktordan rapor alarak tatile çıktı. Kendini durduramayan arkadaştan biri, tatilde çektiği bir fotoğrafı sosyal medyadan, ‘Tur başlasın, biz yaşayalım, siz dedikodusunu yaparsınız’ notuyla paylaşınca olanlar oldu. İki arkadaş tazminatsız kovuldu. Rapor Alıp Tatile Çıkanlara Yargıtay&#8217;dan Kötü Haber Filmlere konu olacak olayda, aynı fabrikada makine operatörü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aynı işyerinde çalışan iki arkadaş, aynı gün, aynı hastane, aynı doktordan <a href="https://www.egedeizmir.com/?s=rapor">rapor</a> alarak tatile çıktı. Kendini durduramayan arkadaştan biri,<strong> tatilde</strong> çektiği bir fotoğrafı sosyal medyadan, ‘Tur başlasın, biz yaşayalım, siz dedikodusunu yaparsınız’ notuyla paylaşınca olanlar oldu. İki arkadaş tazminatsız kovuldu.</p>
<h2>Rapor Alıp Tatile Çıkanlara Yargıtay&#8217;dan Kötü Haber</h2>
<p>Filmlere konu olacak olayda, aynı fabrikada makine operatörü olarak çalışan iki arkadaş, iddiaya göre; birlikte gittikleri hastaneden aynı doktordan rapor alıp tatile çıktı. Kafadarlardan biri, mesai başında ter döken arkadaşlarına nispet yaparcasına tatile dair fotoğraf karesini sosyal medya hesabından ‘Biz yaşayalım, siz dedikodusunu yaparsınız’ notuyla paylaştı.</p>
<p>İki genç işçinin bu tahrikkar davranışına öfkelenen işyeri yönetimi, raporlu tatilcilerin savunmasını istedi. Doktorun ‘temiz hava alın’ tavsiyesi üzerine memleketlerine gittiklerini belirten iki kafadar tazminatsız kovuldu. İş Mahkemesi’nin yolunu tutan kovulan işçiler, 10 yılı aşkındır çalıştıkları işyerinden haksız olarak atıldıklarını dile getirdiler. Tazminat ve sair işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret alacağı, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava ettiler.</p>
<p>Davalı işveren ise davacıların istirahat raporu alarak tatile gitmelerinin ‘güveni kötüye kullanma’ anlamına geldiğini dile getirdi. Davacıların tatile gittiklerini itiraf ettiklerini anlatan davalı, işverenin güvenini kötüye kullanması ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması sebebi ile iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanamadıklarını savundu.</p>
<p>Mahkeme, tazminatsız kovulan davacıların taleplerini reddetti. Davacılar, kararı istinafa götürdü. Bölge Adliye Mahkemesi, davacıların tatildeyken işyerindeki işlerin aksamadığına, raporların sahte olmadığına dikkat çekti. Davacıların kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazandıklarına hükmetti. Kararı davalı işveren temyiz edince devreye Yargıtay girdi.</p>
<p>Yargıtay 9. Hukuk dairesi, raporlu tatilcilerin haksız olduğuna hükmetti. Kararda şöyle denildi: “Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacının ve iş arkadaşının aynı tarihte aynı doktordan ve aynı sebeple rapor aldıkları, arkadaşının sosyal medya hesabından raporlu olduğu gün davacı ile birlikte tura çıktıklarını yazdığı ortadadır. Davacının işbu davranışı ile işverenin güvenini kötüye kullandığı, eyleminin yasada öngörülen doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış olduğu, davacının seyahatinin turizm amaçlı olduğu açıkça ortadadır. Davacı savunmasında da bu durumu kabul etmiştir. Bu delil durumu karşısında, davalı işveren tarafından gerçekleştirilen fesih haklı sebebe dayandığından kıdem ve ihbar tazminat taleplerinin reddi yerine, kabulü hatalıdır. Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına oy birliği ile hükmedilmiştir”.</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
