<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>vücut direnci &#8211; Ege&#039;de izmir Haber, Ege Haber, izmir Haberleri, Ege Haberleri, Son Dakika izmir, Torbalı Haberleri, Buca, Bornova, Karşıyaka</title>
	<atom:link href="https://www.egedeizmir.com/tag/vucut-direnci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.egedeizmir.com</link>
	<description>izmir haber, ege haber, Son Dakika izmir Haberleri, Karşıyaka haberleri, Buca haberleri, Konak haberleri, Bornova haberleri, Torbalı haberleri</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Mar 2020 15:07:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>Koronovirüse Karşı Korunmada Beslenmenin Önemi</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/k-beslenmenin-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2020 15:07:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[vücut direnci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=55861</guid>

					<description><![CDATA[Yeni koronavirüs (COVID-19) dünyada ve ülkemizde milyonları tehdit etmeye devam ediyor. Yakın zamana kadar varlığından dahi haberdar olmadığımız virüs, bugün dünyanın tamamına yakınını etkisi altına almış durumda. Türkiye’de ise önlemler üst düzeyde uygulanıyor. Koronovirüse Karşı Korunmada Beslenmenin Önemi Dünya Sağlık Örgütü (WHO), ilk COVID-19 aşısının piyasaya sürülmesinin ayları bulabileceğini açıklarken, hastalıkla mücadelede bireysel önlemlerin önemine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni koronavirüs (COVID-19) dünyada ve ülkemizde milyonları tehdit etmeye devam ediyor. Yakın zamana kadar varlığından dahi haberdar olmadığımız virüs, bugün dünyanın tamamına yakınını etkisi altına almış durumda. Türkiye’de ise önlemler üst düzeyde uygulanıyor.</p>
<h2>Koronovirüse Karşı Korunmada Beslenmenin Önemi</h2>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO), ilk COVID-19 aşısının piyasaya sürülmesinin ayları bulabileceğini açıklarken, hastalıkla mücadelede bireysel önlemlerin önemine dikkat çekti.</p>
<p>Koronavirüs vakalarının görüldüğü Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı, resmî sitesinde &#8220;Korona Riskine Karşı 14 Kural&#8221; başlıklı bir videoyla alınması gereken bireysel önlemleri açıkladı. Kişisel ve çevresel hijyenin yanı sıra öksürme, hapşırma kurallarına da çok dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yapan Bakanlık, vatandaşlara, &#8220;Bol sıvı tüketin, dengeli beslenin ve uyku düzeninize dikkat edin&#8221; telkininde bulundu.</p>
<p>Dr. David Heber koronavirüsü yalnızca onaylı bir ilacın tedavi edebileceğini, ancak doğru beslenmeyle hastalığa karşı güç kazanılacağını söyledi. Çin, ABD, Belçika ve Almanya başta olmak üzere birçok ülkede aşı ve ilaç geliştirilme çalışmalarının devam ettiğini, ancak hayata geçmesinin zaman alacağını ifade eden Heber, &#8220;Uygun hijyeni muhafaza etmek, gerektiğinde maske takmak ve sosyal mesafeyi korumak gibi pratik önleyici tedbirleri uygulamak şart&#8221; dedi.</p>
<p>Heber&#8217;in beslenme üzerine açıklamaları ise şöyle:</p>
<p><strong>Bağışıklık sistemimiz viral enfeksiyonlar karşısında en etkili silahtır<br />
</strong>Bağışıklık sistemimiz viral enfeksiyonlar karşısında en etkili savunma araçlarımızdan biridir. Hepimizin vücudunda iki tür bağışıklık fonksiyonu bulunur. Bunlardan ilki olan doğal bağışıklık hastalıkların vücuda girmesini engellerken, diğeri, yani adaptif bağışıklığımız vücudumuza giren virüs ve bakteriler gibi patojenleri ortadan kaldırır ya da yayılmasını önler.<br />
Bununla birlikte, vücudun bağışıklığını artırmak düşünüldüğü kadar basit değildir. Bağışıklık sistemi hakkında araştırmacıların hala anlamaya çalıştığı birçok konu bulunuyor ancak bağışıklık sistemi ile beslenme arasında somut bir bağ olduğunu kesin olarak biliyoruz.</p>
<p><strong>Ne yediğimiz, nerede yaşadığımız ne kadar uyuduğumuz ne kadar hareket ettiğimiz ve kiminle yaşadığımız sağlık durumumuzu etkiler<br />
</strong>Beslenme ve diyetin bağışıklık sistemini nasıl etkilediğini anlamak için, genlerimizi harekete geçiren biyolojik mekanizmaları inceleyen bir bilim dalı olan epigenetiğin rolünü daha iyi incelememiz gerekiyor.</p>
<p>İnsanlar genetik olarak %99,9 oranında aynıdır. Bizi diğerlerinden benzersiz kılan, genlerimizin farklı kombinasyonlarını harekete geçiren epigenetiktir. Bazılarımızın kızıl, bazılarımızın siyah saçlı olmasının ve ten rengimizin farklılık göstermesinin sebebi de budur. Ne yediğimiz, nerede yaşadığımız ne kadar uyuduğumuz ne kadar hareket ettiğimiz ve hatta kiminle yaşadığımız gibi birçok faktör sağlık durumumuzu etkileyen kimyasal reaksiyonlara yol açar. Tüm bunların yanı sıra, mikrobiyomun etkisi göz ardı edilmemelidir. Mikrobiyom, mikroplardan korunmak, besinlerin parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlamak, yaşamsal önemdeki vitaminleri üretmek ve bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için ihtiyaç duyduğumuz mikroorganizmalardır.</p>
<p><strong>Bir bütün olarak dengeli beslenmeye odaklanmalıyız<br />
</strong>Bağışıklık sistemimizin en büyük kısmı; yaklaşık %70’i besin alımını ve vücutta kullanımını kontrol altında tutan bağırsak bölgesinde bulunur. Bu bakımdan, sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürürken doğru vitamin, mineral ve besin maddelerinden oluşan dengeli bir beslenme programı uygulamamız son derece önemlidir. Bunun için bir ya da iki besin maddesinin alımını değiştirmekten daha fazlasını yapıp hücresel seviyede ideal besin alımını desteklemek için bir bütün olarak dengeli beslenmeye odaklanmamız gerekir.</p>
<p><strong>Bağışıklık sisteminin 4 savaşçısı<br />
</strong>Heber, bağışıklık sistemimizi güçlendirmemize yardımcı olacak dört temel besin grubunu da şöyle anlattı:<br />
<strong><br />
</strong></p>
<p><strong>1) Protein<br />
</strong>(Balık, beyaz et, kırmızı et, soya içeren gıdalar ve düşük yağlı süt ürünleri)<br />
Vücudumuzun temel yapıtaşlarından olan protein, vücudun virüslere ve bakterilere karşı savunma yaparken ihtiyaç duyduğu antikorların üretilmesine yardımcı olur. Yeterli miktarda protein almak için balık, beyaz et, kırmızı et, soya içeren gıdalar ve düşük yağlı süt ürünleri gibi daha sağlıklı protein içerikli besinleri tüketebiliriz.</p>
<p><strong>2) Vitaminler ve fitobesinler</strong><br />
(Başta A ve C vitaminlerini içeren besinler olmak üzere tüm sebze ve meyveler)<br />
A ve C Vitaminlerinin yanı sıra fitobesinler, bağışıklık sisteminin sağlığında kilit rol oynar. Bağışıklık sistemini güçlendiren baş aktörlerden olan C Vitamini, vücudun hastalıklarla savaşmak için gerekli antikorları üretmesine destek olur. Vücudumuz C Vitaminini üretmediği ya da depolamadığı için günlük olarak tüketmemiz gerekir. A Vitamini ise cilt sağlığının yanı sıra sindirim sistemi dokularını ve solunum sistemi sağlığını destekler.</p>
<p>Sebze ve meyvelerde bulunan fitobesinler de vücudun hastalıklarla savaşma kabiliyetini olumsuz etkileyebilecek olan oksidatif stresin azaltılmasını sağlar. Birçok fitobesinin kanser ve kalp damar hastalığı risklerini azalttığı, enflamasyonla mücadele ettiği, kan basıncının düşürülmesine ve genel bağışıklık sistemimizin güçlendirilmesine yardımcı olduğu kanıtlanmıştır.</p>
<p><strong>3) Probiyotik ve prebiyotikler</strong><br />
(Soğan, sarımsak, kuşkonmaz, muz, arpa, yoğurt, turşu ve kefir)<br />
Sindirim sistemi, bağışıklık fonksiyonların desteklenmesinde önemli bir role sahiptir. Bağırsak yolu, dış ortamla temasın temel rotasıdır ve besin maddelerinin sindirilmesine ve emilmesine yardımcı olan mikrobiyomlar içerir. Bu alanda yapılan çalışmalar kesin veya evrensel nitelikte uygulanabilir olmamakla birlikte, doğru bakteriler genellikle kilo kontrolü, sindirim sisteminde iyileşme, sağlıklı cilt görünümü ve en önemlisi bağışıklık fonksiyonlarında artış gibi birtakım faydalarla ilişkilendirilmektedir.</p>
<p>Bilimsel çalışmalara göre, ‘iyi bakteriler’ olarak da adlandırılan probiyotikler sindirim sistemi için faydalıdır. İnsan vücudunun sindiremediği liflerden oluşan prebiyotikler ise bu probiyotiklerin beslenmesine yardımcı olur.</p>
<p><strong>4) Omega-3 yağ asitleri<br />
</strong>(Yağlı balıklar, kabuklu deniz mahsülleri, ceviz, chia ve keten tohumu)<br />
DHA ve EPA gibi Omega-3 yağ asitleri, chia tohumu gibi yiyeceklerde ve balık yağı gibi takviyelerde bulunan sağlıklı yağ türleri olarak bilinir. Omega-3 yağ asitleri, enfeksiyonlarla mücadele eden doğal ve adaptif bağışıklık sistemimizde önemli rol üstlenen bağışıklık hücrelerinin fonksiyonlarını destekler.</p>
<p>Dr. Heber, ayrıca beslenmenin etkili bir ilacın yerini almayacağını ve COVID-19 veya diğer hastalıkları kapmamızı engelleyemeyeceğini belirtti ve,&#8221;Yine de güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak, sağlıklı tüm bireylerin elindedir, üstelik hastalıkla savaşta çok etkilidir&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. David Heber Hakkında</strong></p>
<p>Herbalife Beslenme Enstitüsü (HNI) Başkanı David Heber, Los Angeles’daki Kaliforniya Üniversitesi’nde bulunan İnsan Beslenmesi Merkezi’nin de kurucu direktörüdür. Dr. Heber 1969&#8217;da UCLA&#8217;dan yüksek şeref derecesiyle lisans diplomasını ve 1973&#8217;te Harvard Tıp Fakültesi’nden yüksek lisans derecesini aldı. 1978 yılında UCLA’da Fizyoloji alanında doktora eğitimini tamamladı.İç Hastalıkları, endokrinoloji ve metabolizma alanlarında Amerikan İç Hastalıkları Kurulu tarafından, hekim beslenme uzmanı olarak sertifikalarını aldı.</p>
<p>1978 yılından beri UCLA Tıp Fakültesi’nde çalışmakta ve şu anda da ‘Tıp ve Kamu Sağlığı Profesörü’ ve ‘Tıp Fakültesi Klinik Beslenme Bölümü Kurucu Şefi’ görevlerini yürütmektedir. UCLA&#8217;daki David Geffen Tıp Fakültesi Klinik Beslenme Bölümü Kurucu Şefi olan Dr. Heber, 15 yılı aşkın bir süredir hem Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından finanse edilen klinik beslenme araştırma birimini, hem de Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) beslenme ve obezite eğitimi ve beş yıl boyunca NIH tarafından finanse edilen UCLA Botaniklerde Diyet Takviyesi Araştırma Merkezi&#8217;ni yönetmiştir.</p>
<p>Heber, 2014 yılında Thomson Reuters’ın “Dünyanın En Etkili Bilimsel Akılları” listesine dahil edildi ve çalışmaları tarım alanındaki diğer bilimsel makalelerin yazarları tarafından en çok atıfta bulunulan, yüzde birlik kısımdaki bilim adamları arasındaydı. Dr. Heber, toplum tarafından en büyük onur olarak görülen/kabul edilen Amerikan Beslenme Derneği üyesidir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Panikle Sürekli Yıkanmak Vücut Direncini Düşürüyor</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/panikle-surekli-yikanmak-vucut-direncini-dusuruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2020 12:33:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Panik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[vücut direnci]]></category>
		<category><![CDATA[yıkanmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=55316</guid>

					<description><![CDATA[Telaş yapılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Hüsnü Erkmen “Akla gelen her türlü felakette telaşlanmak, paniklemek durumu daha iyiye değil daha kötüye götürür. Çok akut olan felaketlerde örneğin bir binada yangın çıktığında telaşlanmadan kendini dışarı çıkarabilenler sağ kalırken telaşlananlar hayatlarını kaybedebiliyor. Panikle Sürekli Yıkanmak Vücut Direncini Düşürüyor Depremlerde de bu durumla karşılaşıyoruz, pencereden atlayıp yaşamını kaybediyorlar, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Telaş yapılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Hüsnü Erkmen “Akla gelen her türlü felakette telaşlanmak, paniklemek durumu daha iyiye değil daha kötüye götürür. Çok akut olan felaketlerde örneğin bir binada yangın çıktığında telaşlanmadan kendini dışarı çıkarabilenler sağ kalırken telaşlananlar hayatlarını kaybedebiliyor.</p>
<h2>Panikle Sürekli Yıkanmak Vücut Direncini Düşürüyor</h2>
<p>Depremlerde de bu durumla karşılaşıyoruz, pencereden atlayıp yaşamını kaybediyorlar, halbuki baktığınız zaman kimseye bir şey olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla telaşı bir kenara bırakmak gerekir. Tabii ki tedbir alınmalı, Korona virüs son yıllarda görülmüş dünya çapında etkili olan bir pandemi. Dünya Sağlık Örgütü de bu durumun pandemi olduğunu açıkladı” dedi.</p>
<p><strong>“Yaşamdan izole olarak korunmaya çalışılmamalı”</strong></p>
<p>Yakalanan bireylerin sadece yüzde 2 ya da 3’ünün hayatını kaybettiğini ifade eden Erkmen, “Korona, ölümcül yanı olan bir virüs ama her rastlanan ölecek ya da herkes hastalanacak diye bir durum söz konusu değil. Bu durum bir sağlık anksiyetesine çevrilmemeli, anksiyete başladığı zaman kişinin hastalanacağım, öleceğim korkusu gerçek tedbir almanın çok önüne geçiyor. Marketlerdeki insanlara baktığımızda çok krizli günler geçirecekmişiz gibi görünüyor, dışardan görenler bu şekilde algılıyor. Çok sayıda kuru gıdayı evine stoklayanlar var, nedir bunun amacı? Hiç evden çıkmayarak büyük bir felaketten kurtulacaklarını düşünüyorlar. Modern zamanlarda bu mümkün olan bir şey değil çünkü insanın başkalarının ürettiklerine çok fazla ihtiyacı var. Bahçede yetiştirilen, marketten alınanlarla aylarca yaşamak mümkün değil, mecburen eve ekmek, süt, peynir gelecek. İşe gitmezsek zaten hayat durur, bu durum işte o zaman büyük bir felakete dönüşür. Dolayısıyla insanlar işlerine de gidecekler, toplu taşımayı da kullancaklar. Sakinleşmek gerekiyor, eve kapanıp dünyadan izole bir şekilde bu sürecin geçmesini beklemenin anlamı yok” dedi.</p>
<p><strong>“Sürekli yıkanmak çözüm değil sorun yaratıyor”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB) rahatsızlığı olan hastalardan korona virüs hakkında sorular geldiğini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: “Bu tür hastalığı olanlar olayı çok aşırıya götürmüş durumdalar. Dolayısıyla onların ekstra tedbir almalarına gerek olmadığını söyleyebiliriz. Aksine OKB benzeri aşırı yıkanmalar varsa günlük hayatlarında zaten vücut dirençlerini de kırmış oluyorlar. Yıkama eylemlerini azaltmaları gerekiyor çünkü doğru yaptıklarını düşünürken kendileri için tehlike seviyesini artırmış oluyorlar. Panik bozukluğu olanlar da her dakika olumsuz bir durum olacak korkusu ilehayatlarını yaşamalarına engel olacak davranışlar içine giriyorlar. 80 milyon nüfusa sahip ülkede 2 vaka görülmesi çok olağanüstü bir durum değil. Hastanelerde korona virüsünden çok daha zararlı hastalıklar görülüyor, popüler olmadığı için kimsenin ilgisini çekmiyor. Yüzölçümü olarak da nüfus olarak da büyük bir ülkede yaşıyoruz, dolayısıyla vakaların görülmesi anormal karşılanmamalı.”</p>
<p><strong>“Sağlık kuruluşları meşgul edilmemeli”</strong></p>
<p>Erkmen, hastalık belirtileri paylaşan hastalarının olduğunu ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Onlara ilgili uzmanlara derhal başvurmaları konusunda uyarılarda bulunuyoruz. Kendisinde gribal belirtiler olanların mutlaka hekimlere başvurmaları gerekiyor ancak acaba immun sistemimde zayıflama oldu mu diye hastaneye gitmeye gerek görmüyoruz. Virüsün var olup olmadığını araştırmak zor bir süreç. Bu noktada sağlık sistemi de çok fazla zorlanmamalı. Eğer herkes böyle korkuyla hastanelere koşarsa sağlık sistemimiz talebe yetişemeyebilir ve diğer alanlardan uzmanlar virüs tedavisi için o alana kaydırılmak zorunda kalınabilir. Bu durumun sonucunda da farklı hastalıklara sahip insanlar tedavilerini eksik görecekleri için asıl büyük problem o zaman ortaya çıkacaktır.”</p>
<p><strong>“Türkiye süreci iyi yönetiyor”</strong></p>
<p>Türkiye’nin vatandaşlarını Korona virüs salgınından korumada başarılı olduğunu söyleyen Erkmen, “Zaten bu konuda düşünen pekçok bilim insanının söylediği gibi iki ay içinde gün geçtikçe gücünü kaybedip yavaşlaması bekleniyor. Ülkemizin herşeye rağmen virüse karşı iyi mücadele ettiğini söyleyebiliriz. İlk günlerde gerekli tedbirleri alarak virüsün varolmasına ve yayılmasına izin vermedik. Bazı ülkeler tedbir almadıkları için bugün büyük sorunlar yaşıyor. İlk çıktığı yer olan Çin çok gafil avlandı, ardından İran ve İtalya da hazırlıksız yakalanıp virüsün etkili olduğu ülkeler oldu. Doğrusu kamu kuruluşlarımız bu süreci iyi yönetiyorlar. Toplu taşıma araçları dezenfekte ediliyor, uyarılar paylaşılıyor, sınır girişleri ilk günden bu yana kontrol altında tutuluyor ve bunlar gibi birçok önlemle virüsün yayılması önlenmeye çalışılıyor” dedi.</p>
<div class="haberDetayIcerik">
<p>Ege’de <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a> – <a href="https://www.egedeizmir.com/">Ege Haber</a> – <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir</a></p>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
