<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>taş ocağı &#8211; Ege&#039;de izmir Haber, Ege Haber, izmir Haberleri, Ege Haberleri, Son Dakika izmir, Torbalı Haberleri, Buca, Bornova, Karşıyaka</title>
	<atom:link href="https://www.egedeizmir.com/tag/tas-ocagi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.egedeizmir.com</link>
	<description>izmir haber, ege haber, Son Dakika izmir Haberleri, Karşıyaka haberleri, Buca haberleri, Konak haberleri, Bornova haberleri, Torbalı haberleri</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Mar 2021 11:16:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>
	<item>
		<title>İzmir&#8217;de Helenistik ve Roma Dönemine Ait Taş Ocağı Bulundu</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/tas-ocagi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2021 11:16:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KARABAĞLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[taş ocağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=72045</guid>

					<description><![CDATA[İzmir&#8217;in Karabağlar ilçesine bağlı Tırazlı Mahallesi&#8217;nde, Helenistik ve Roma dönemlerinde kullanıldığı düşünülen bir taş ocağı bulundu. İzmir Büyükşehir Belediyesinin de desteklediği dört yıllık yüzey araştırmalarında ortaya çıkan Tırazlı-Kesikkaya Antik Taş Ocağıdan, Smyrna Antik Kentine breş blok ve sütunlar taşınıyordu. İzmir&#8217;de Helenistik ve Roma Dönemine Ait Taş Ocağı Bulundu Karabağlar ilçesine bağlı Tırazlı Mahallesi&#8217;nde antik taş [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir&#8217;in Karabağlar ilçesine bağlı Tırazlı Mahallesi&#8217;nde, Helenistik ve<a href="https://www.egedeizmir.com/?s=Roma"> Roma</a> dönemlerinde kullanıldığı düşünülen bir <strong>taş ocağı</strong> bulundu. İzmir Büyükşehir Belediyesinin de desteklediği dört yıllık yüzey araştırmalarında ortaya çıkan Tırazlı-Kesikkaya Antik Taş Ocağıdan, Smyrna Antik Kentine breş blok ve sütunlar taşınıyordu.</p>
<h2>İzmir&#8217;de Helenistik ve Roma Dönemine Ait Taş Ocağı Bulundu</h2>
<p>Karabağlar ilçesine bağlı Tırazlı Mahallesi&#8217;nde antik taş ocağı bulundu. Tırazlı-Kesikkaya Antik Taş Ocağının, Helenistik ve Roma dönemlerinde yoğun olarak kullanıldığı düşünülüyor. Smyrna Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Akın Ersoy, bu ocaktan çıkarılan kabaca işlenmiş taş blokların, mevcut dere yatakları da kullanılarak kızaklarla denize indirildiğini ve deniz yoluyla mavnalarla Smyrna/İzmir Limanı&#8217;na nakledildiğini söyledi.</p>
<p>Aynı zamanda İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Türk-İslam Arkeolojisi Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışan Doç. Dr. Ersoy, taş malzemeyi ocaktan çıkarmanın ve inşaat alanına nakletmenin oldukça emek isteyen ve maliyetli bir iş olduğunu dile getirerek, &#8220;Antik Çağ’da günümüzdeki Kemeraltı ile örtüşen antik limana ulaştırılan taş bloklar büyük ihtimalle uygun bir alanda, günümüz konteyner depolama alanları gibi bir alanda depolanır ve sonrasında kağnılarla inşaat alanına taşınırdı. Örneğin; Smyrna Agorası’na ulaştırılır ve ince işçilikleri yapıldıktan sonra yapının mimari projesinde belirlenen yerde kullanılır veya yerleştirilirdi&#8221; dedi.</p>
<p>Doç. Dr. Ersoy, Antik Çağ’da kentlerin yer seçiminde önemli bazı kriterler göz önüne alındığını hatırlatarak şöyle konuştu:<br />
“Örneğin; kentin inşasında gerekli olan kil, kum ve kereste ihtiyacının nerelerden ve nasıl karşılanacağına ilişkin analizler yapılır, aynı zamanda kentin surlarının, tiyatro, tapınak, agora gibi anıtsal yapıların inşasında gerekli olacak mermer ve benzeri taş ocaklarının yerleri de belirlenirdi. Dönemin şehir plancıları, mimarları ve taş ustaları kentin ihtiyaçlarını ve tedarik noktalarını tek tek tespit ederlerdi.&#8221;</p>
<p>Antik Çağ’ın anıtsal yapılarında taş ocaklarının önemli olduğunu ifade eden Doç. Dr. Ersoy, “Tırazlı-Kesikkaya Taş Ocağı’nın da Helenistik Dönem&#8217;in başında, Smyrna Kenti&#8217;nin Kadifekale-Kemeraltı ekseninde kuruluşundan itibaren kullanılmış olan bir taş ocağı olduğu anlaşılıyor. Ele geçen seramik buluntular ve yerinde kesilmiş halde korunmuş olan blok ve sütunlar özellikle Roma Dönemi’nde giderek büyüyen ve zenginleşen Smyrna&#8217;nın, bu durumuna paralel olarak sayıları artan görkemli anıtsal yapılarının ihtiyacını karşılamak üzere bu taş ocağının daha da aktif olarak kullanıldığı anlaşılıyor” dedi.<br />
Doç. Dr. Ersoy, tek bir ocağın, büyük bir kentin yapılarının taş ihtiyacını karşılayamayacağını, bunun dışında başka ocakların da varlığını bildiklerinin altını çizerek, “Ancak Smyrna Agorası&#8217;nda tespit edilen breşik rekristalize kireçtaşı birçok sütunun bu ocaktan geldiği anlaşılıyor” diye konuştu.</p>
<p>Günümüzde olduğu gibi antikçağda da kent merkezinin çevresinde çeşitli donatıların yer aldığını belirten Doç. Dr. Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
“Bu anlamda Smyrna&#8217;nın kırsalında; değirmenler, çiftlikler, köyler, taş ocakları, su kaynakları ve kaleler bulunmaktadır. Kentlerin bu donatılara sahip kırsal alanları o kentin tarihsel coğrafyası olarak tanımlanır. Bu tür alanlar veya donatılar, antik kentin tarihsel mirasını ve birikimini oluşturur. Ne yazık ki günümüzde tehdit altındalar ve kentlerin tarihsel hafızasının bir parçası olan bu alanların korunması gerekir. Başlangıç olarak bu noktaların sit alanı olarak tescili yapılmalıdır. Sonrasında çevre sakinleri ve ilgili icracı makamların bu tür alanlara sahip çıkması gerekir&#8221; dedi.<br />
Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ve İzmir Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle İzmir Katip Çelebi Üniversitesi tarafından yürütülen yüzey araştırması 2019’da sona erdi.</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Taş Ocağı ve RES&#8217;ler İzmir&#8217;in Doğasını Bozuyor İddiası</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/resler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Oct 2019 15:57:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SİYASET]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum]]></category>
		<category><![CDATA[CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat]]></category>
		<category><![CDATA[CHP İzmir Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Mahir Polat]]></category>
		<category><![CDATA[taş ocağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=44971</guid>

					<description><![CDATA[CHP İzmir Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Mahir Polat, taş ocakları, balık çiftlikleri ve RES’ler nedeniyle tarım ve hayvancılıktan geçimini sağlayan vatandaşlarımızın yaşadığı mağduriyetleri ve ciddi sağlık sorunlarına sebep olduğunu belirterek Meclis gündemine taşıdığı soru önergesine Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından yanıt geldi. Taş Ocağı ve RES&#8217;ler İzmir&#8217;in Doğasını Bozuyor İddiası Maden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP İzmir Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Mahir Polat, taş ocakları, balık çiftlikleri ve RES’ler nedeniyle tarım ve hayvancılıktan geçimini sağlayan vatandaşlarımızın yaşadığı mağduriyetleri ve ciddi sağlık sorunlarına sebep olduğunu belirterek Meclis gündemine taşıdığı soru önergesine Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından yanıt geldi.</p>
<h2>Taş Ocağı ve RES&#8217;ler İzmir&#8217;in Doğasını Bozuyor İddiası</h2>
<p>Maden ocaklarının köyden kente göçün önünü açtığını belirten CHP İzmir Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Mahir Polat şu açıklamalarda bulundu.</p>
<p>“Plansız yapılan taş ocakları, balık çiftlikleri ve RES’ler ile geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan vatandaşlarımızın mağduriyetleri her geçen gün artmaktadır. Bölge ekosisteminin bozulması sonucu tarım arazileri zarar görmekte, hayvanların otlayacağı alanlar daralmakta ve bölge halkı sağlık sorunları ile mücadele etmek zorunda kalmaktadır. İzmir’in Karaburun ilçesinde 43 adet balık çiftliği ve 6 adet rüzgar enerji santrali faaliyettedir. Kullanılan balık yemleri, dezenfekte ilaçlarla beraber deniz ekosistemi bozulmakta balık çiftliklerinden zaman zaman ters akıntı ve rüzgarın da etkisiyle gelen atık maddeler ile sahiller, plajlar ve turistik koylar kirlenmekte, berrak koyları ile yaz turizminin merkezi olan İzmir’in güzel doğasının bozulmasına sebep olmaktadır.</p>
<p>Rüzgar türbinlerinin “Rüzgar Türbini Sendromu” olarak adlandırılan, gürültü, düşük frekanslı ses ve gölge etkileriyle ortaya çıkması ciddi sağlık sorunlarına sebep olmaktadır. Sağlık sorunlarından bazıları; kulak çınlaması, baş dönmesi atakları, dengesizlik, çarpıntı, bulantı ve asabiyettir. Maden ocakları, rüzgar enerji santralleri ve balık çiftlikleri yüzünden geçimini hayvancılıkla ve tarımla kazanan vatandaşlarımız köylerden kentlere göç etmek zorunda kalmaktadır. ÇED raporlarının büyük önem taşıdığı bölgede ne yazık ki ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararları verilmekte ve çevre felaketlerinin önü açılmaktadır.”</p>
<p><strong>“3 YILDA ÇEVRE DENETİMİ SONUCU KAPATILAN 1339 İŞLETMEYE 565 MİLYON TL İDARİ PARA CEZASI VERİLDİ”</strong></p>
<p>Polat “Çevre Kanununa aykırı faaliyet gösteren veya kirliliğe sebebiyet verdiği tespit edilen kurum, kuruluş, ve işletmelere uygulanan idari yaptırımlar kapsamında 2016 yılından itibaren 1092 kapatma/durdurma cezası verilirken 465 Milyon TL idari ara cezası uygulandı. Maden sektöründe gerçekleştirilen denetimler sonucu 247 kurum, kuruluş ve işletme kapatma/durdurma cezası alırken 100 Milyon TL para cezası kesildi. Kaçak işletmelerin önüne geçilebilmesi adına çevre denetimlerinin artırılması büyük önem taşımaktadır.” diye ifade etti. (Ege Haber)</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;a çok yakın doğa harikası bu hale geldi</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/istanbula-cok-yakin-doga-harikasi-bu-hale-geldi/</link>
					<comments>https://www.egedeizmir.com/istanbula-cok-yakin-doga-harikasi-bu-hale-geldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 May 2017 20:08:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[Keşan]]></category>
		<category><![CDATA[Mecidiye]]></category>
		<category><![CDATA[Saros Körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[taş ocağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberv4.thewpdemo.com/istanbula-cok-yakin-doga-harikasi-bu-hale-geldi-h8862.html</guid>

					<description><![CDATA[Keşan İlçesi’nin Mecidiye Köyü’nün Saros Körfezi kıyısındaki ormanlık alan 2006 yılında Kütür ve Turizm Bakanlığı tarafından ’Turizm Koruma ve Geliştirme Bölgesi’, 2010 yılında ise ’Saros Körfezi Özel Koruma Bölgesi’ olarak ilan edildi. Buna rağmen Türkiye ve dünyadan dalış yapmak için grupların akın ettiği Saros Körfezi’nde denize yaklaşık 500 metre mesafede bulunan ormanlık alanlarda taş ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keşan İlçesi’nin Mecidiye Köyü’nün Saros Körfezi kıyısındaki ormanlık alan 2006 yılında Kütür ve Turizm Bakanlığı tarafından ’Turizm Koruma ve Geliştirme Bölgesi’, 2010 yılında ise ’Saros Körfezi Özel Koruma Bölgesi’ olarak ilan edildi. Buna rağmen Türkiye ve dünyadan dalış yapmak için grupların akın ettiği Saros Körfezi’nde denize yaklaşık 500 metre mesafede bulunan ormanlık alanlarda taş ve kalker ocakları art arda açılmaya başlandı. Saros’un yeşil kıyıları, ormanlık alanları tahrip edilirken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mart ayı başında bölgedeki kalker ocakları için, ’ÇED raporu gerekli değildir&#8221; kararı verdi. Karar üzerine Saros Körfezi Mecidiye Turizm ve Çevre Kültür Varlıklarını Koruma Derneği, avukat Bülent Kaçar aracılığıyla Edirne İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma talebiyle başvurdu. Mahkeme, verdiği ara kararda ’ÇED raporu gerektiği’ yönünde ara karar verdi.</p>
<p><img decoding="async" src="http://haberv4.thewpdemo.com/wp-content/uploads/2017/05/istanbula-cok-yakin-doga-harikasi-bu-hale-geldi-0.jpeg" /><br /><strong>İKİ OCAK AÇILMASI İÇİN BAŞVURU</strong></p>
<p>Dava devam ederken, bazı firmalar aynı bölge deniz kıyısında ormanlık alanda iki yeni kalker ocağı açmak için bakanlığa başvurdu. Bakanlık şimdiye kadar, başvuruya olumlu ya da olumsuz bir yanıt vermedi. Avukat Bülent Kaçar, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın’Ocaklar su kaynaklarına 2 kilometreden yakın olamaz’ genelgesi bulunduğunu belirterek, &#8220;Oysa yapılan bu projede mühendislerin ölçümleri 850 metre olduğu ortaya çıktı. Denize ise daha yakın&#8221; dedi.</p>
<p><img decoding="async" src="http://haberv4.thewpdemo.com/wp-content/uploads/2017/05/istanbula-cok-yakin-doga-harikasi-bu-hale-geldi-1.jpeg" /><br /><strong>KÖYLÜLER EYLEM YAPTI</strong></p>
<p>Saros Körfezi kıyıları taş ve kalker ocaklarıyla yok olurken, Mecidiye Köyü sakinleri bölgede protesto eylemi yaptı. Eyleme konuyu meclis gündemine taşıyan CHP Edirne Milletvekili Erdin Bircan, Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, çevreciler ve köylüler katılarak, ’Artık yeter köyümüzde taş ocağı istemiyoruz’ pankartı ile ’Doğayı katletme turizmi yok etme’, ’Turizm bölgesinde taş ocağı istemiyoruz’ yazılı dövizler taşıdı.</p>
<p><img decoding="async" src="http://haberv4.thewpdemo.com/wp-content/uploads/2017/05/istanbula-cok-yakin-doga-harikasi-bu-hale-geldi-2.jpeg" /><br /><strong>CHP’li BİRCAN: RANT KİME SAĞLANIYOR?</strong></p>
<p>Bölgede alanların tahrip edilmesiyle, İbrice Limanı’na yaz aylarında dalış yapmak için gelen binlerce turistin gelmeyeceğini, turizmin, sebze, meyve ve bahçelerin yok olacağınıbelirten köylüler, dünya güzeli arazilerinin yok olduğunu dile getirdi. CHP Edirne Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu üyesi Erdin Bircan, bölgedeki ocaklar için 10’a yakın soru önergesi verdiğini belirterek şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Ben bölgenin insanıyım. Bu bölgede yapılan tahribatlara sonuna kadar karşı çıkacağım. Bakan Veysel Eroğlu, ’Bu tip ocaklar, kalker ocağı, taş ocağı, kum ocağı, doğayı tahribat yapan her yer yerleşim birimine 2 kilometre uzaklıkta olmalı’ diyor. ’Deniz kıyısına da 5 kilometre uzaklıkta olması gerekir’ denmesine rağmen denizin dibine bu ocaklara müsaade ediliyor. Ya sayın bakan yalan söylüyor, ya sayın bakanın bilgisi dışında yapılıyor bunlar. Burası Saros Körfezi kıyısı, 2006 yılında turizm alanı ilan edilen yer burası. Ama buna rağmen Turizm Bakanlığı duyarsız kalıyor, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı duyarsız kalıyor. Buna rağmen Orman ve Su İşleri Bakanlığı duyarsız kalıyor. Rantsa kime sağlanan rant? Neyin rantı, niye izin veriliyor? Bu rant bizim çocuklarımızın torunlarımızın geleceğinden daha mı önemli? Biz birlik olarak bu mücadeleyi sürdüreceğiz.&#8221;</p>
<p><img decoding="async" src="http://haberv4.thewpdemo.com/wp-content/uploads/2017/05/istanbula-cok-yakin-doga-harikasi-bu-hale-geldi-3.jpeg" /><br /><strong>’TÜRKİYE’DE KALKER OCAĞI YAPILAMAYACAK TEK YER’</strong></p>
<p>Milletvekili Bircan, kalker ocağı yapılan alanda 100 dekar alanın tahrip edildiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8220;Türkiye’nin neresine kalker ocağı yapılmaz dense, her halde buraya yapılmaz diye gösterirler. Burada İtalyan Kalesi ve İtalyan Koyu var. Bu bölgede Bizans ve Roma dönemine ait kalıntılar vardır. Burası dalış merkezi. Türkiye’nin her yerinden buraya dalış yapmaya gelenler var. Burada 17 dekar üzerinde çalışmada 100 dekar alan tahrip ediliyor. Bunu yapanların hiç vicdanı sızlamayacak mı? Sorun denize bu kadar yakın ormanlık alanın, denize bu kadar yakın olan turizm alanı olmasına rağmen katledilmesidir.&#8221;</p>
<p><strong>BELEDİYE BAŞKANI: DÜNYANIN HER YERİNDEN DALIŞ YAPMAYA GELİYORLAR</strong></p>
<p>Keşan Belediye Başkanı CHP’li Mehmet Özcan da, son 3- 4 yılda bölgede taş ve kalker ocaklarının sayısının hızla arttığını belirterek şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;Buraları birinci derecede doğal SİT alanı. Hani bir çivi çakılmazdı? Kanunda 5 kilometre mesafe olması gerekiyor ocağın açılması için. Saros Körfezi’nin dibine taş ocağı açıyorlar. Bu gördüğümüz tahribat hiçbir yasaya, hiçbir kanuna uyacak gibi değil. Burası bizim doğal güzelliğimiz. Burası İbrice Limanı ve İstanbul Kadıköy Su altı Sporları Merkezi Okulu’nun eğitim yeridir. 2014 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde turizm amaçlı burada 1 gemi batırdık. Su altı tarihi müzemiz de var burada. Su altı sporları için ciddi çabalarımız var. Dünyanın her yerinden buraya dalış yapmaya gelenler oluyor. Maalesef korumakta zorlanıyoruz. Yasalar bir şekilde kolayca deliniyor. Biz burada taş ocaklarını açılmasını durdurmaya çalışıyoruz. Fakat onlar maden yasasından çıkan taş ocaklarını rahatlıkla açarak doğayı tahrip etmeye devam ediyorlar.&#8221;</p>
<p><img decoding="async" src="http://haberv4.thewpdemo.com/wp-content/uploads/2017/05/istanbula-cok-yakin-doga-harikasi-bu-hale-geldi-4.jpeg" /><br />Bölgede yaşanan tahribat uydu fotoğraflarında böyle görüldü</p>
<p><strong>’TAŞ OCAKLARI KARADAN FAZLA DENİZE ZARAR VERİYOR’</strong></p>
<p>Saros Körfezi Mecidiye Beldesi Turizm ve Kültür Varlıklarını Koruma Yaşatma Derneği üyesi dalgıç Recep Çınar da, dünyanın her yerinden dalış yapmak için bölgeye gelenlerin sayısında her geçen gün düşüş yaşandığını belirterek şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;İstanbul ve dünyanın çeşitli ülkelerinden buraya gelen dalgıçlar su altı mağaralarında yaşayan balıkları görmek için dalış yapıyor. Bu taş ocakları patlatma yapmaya başladıklarından beri su altı zenginlikleri de bitmeye başladı. Taş ocaklarından çıkan tozlar deniz altı canlı familyasını olumsuz etkilemekte. Yine dalış için gelen balık adamlargelmemeye başladı. Taş ocakları karadan fazla denizlere zarar veriyor. Eskiden 157 çeşit balığımız vardı, şu an 60- 70 çeşide düştü. Bu taş ocakları balık çeşitlerini yok etti. Burada balıkçılıkla geçimini sağlayanlar geçinemez oldu. Taş ocaklarının patlatmasından dolayı balık çeşitleri buradan göç etmesine ya da yok olmasına neden oldu. Saros’u koruma bölgesi içinde bakanlık 2006 yılında koruma altına aldı burasını. Ancak korunacağına taş ocakları mantar gibi türedi. Saros dünyada kendi kendini temizleyen 3 denizden birisi. Burası Tanrı’nın insanlığa sunduğu bir nimet. Bunun değerini bilip korumamız lazım.&#8221;</p>
<p><strong>’TORUNLARIMIZA BUNLARI MI BIRAKACAĞIZ?’</strong></p>
<p>Köy sakinlerinden Müfide Göktaş ise, &#8220;Bu doğayı yok etmeye kimin hakkı var. Bir ağaç yetiştirmek için kaç yılımızı veriyoruz. Doğayı katlettiler. Bıktık artık, buradan gitmelerini istiyoruz&#8221; dedi. Köylülerden Dilber Sarı, &#8220;Ocaklardaki kamyonlar günün her saatinde köyümüzden geçiyor. Toz soluyoruz. Boğazımıza yapışıyor. Kanser oluyoruz. Hiç durmuyorlar evimiz öyle bir sallanıyor ki deprem oldu sanıyoruz. Köyümüzde dalgıçların dalması için limanımız var. Buraya gelenler bu rezilliğimizi görmeye mi geliyorlar. Vicdanım rahat değil. Torunlarımıza bunları mı bırakacağız? Taş ocağı istemiyoruz&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.egedeizmir.com/istanbula-cok-yakin-doga-harikasi-bu-hale-geldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
