<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kültürel miras &#8211; Ege&#039;de izmir Haber, Ege Haber, izmir Haberleri, Ege Haberleri, Son Dakika izmir, Torbalı Haberleri, Buca, Bornova, Karşıyaka</title>
	<atom:link href="https://www.egedeizmir.com/tag/kulturel-miras/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.egedeizmir.com</link>
	<description>izmir haber, ege haber, Son Dakika izmir Haberleri, Karşıyaka haberleri, Buca haberleri, Konak haberleri, Bornova haberleri, Torbalı haberleri</description>
	<lastBuildDate>Fri, 04 Sep 2026 10:02:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>
	<item>
		<title>&#8220;Evliyalar Şehri Kütahya&#8221; kitabı Vali Musa Işın’a takdim edildi</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/vali-musa-isina-takdim-edildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2026 09:58:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ÖNE ÇIKAN HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Evliyalar Şehri Kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[Hayrunnisa Yurç]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[Kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[Kütahya tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Kütahya Valiliği]]></category>
		<category><![CDATA[manevi miras]]></category>
		<category><![CDATA[Musa Işın]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191141</guid>

					<description><![CDATA[Kütahya’da kentin manevi mirasını konu alan &#8220;Evliyalar Şehri Kütahya&#8221; adlı kitap, Kütahya Valisi Musa Işın’a takdim edildi. &#8220;Evliyalar Şehri Kütahya&#8221; kitabı Vali Musa Işın’a takdim edildi Kütahya Valisi Musa Işın, &#8220;Evliyalar Şehri Kütahya-Manevi Yönüyle Kütahya&#8221; kitabının yazarı Hayrunnisa Yurç ile eserin hazırlanmasına katkı sağlayan Nuray Konak, Elif Sibel Berber ve Gülcan Yakut’u makamında kabul etti. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kütahya’da kentin manevi mirasını konu alan &#8220;Evliyalar Şehri Kütahya&#8221; adlı kitap, Kütahya Valisi Musa Işın’a takdim edildi.</p>
<h2>&#8220;Evliyalar Şehri Kütahya&#8221; kitabı Vali Musa Işın’a takdim edildi</h2>
<p>Kütahya Valisi Musa Işın, &#8220;Evliyalar Şehri Kütahya-Manevi Yönüyle Kütahya&#8221; kitabının yazarı Hayrunnisa Yurç ile eserin hazırlanmasına katkı sağlayan Nuray Konak, Elif Sibel Berber ve Gülcan Yakut’u makamında kabul etti. Gerçekleştirilen ziyarette, Kütahya’da yaşamış evliyaların hayatları, kerametleri ve günümüz insanına yol gösteren manevi miraslarının kaynaklara dayalı olarak ele alındığı eser, Vali Musa Işın’a takdim edildi.<br />
Vali Işın, Kütahya’nın sahip olduğu manevi değerlerin tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması açısından eserin önemine dikkat çekerek, kitabın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti.<br />
Vali Musa Işın, &#8220;Evliyalar Şehri Kütahya-Manevi Yönüyle Kütahya&#8221; kitabının hayırlı olmasını diledi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kütahya’da 121 okul müdürü Dumlupınar’ın tarihi mirasını yerinde inceledi</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/dumlupinarin-tarihi-mirasini-yerinde-inceledi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2026 09:55:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ÖNE ÇIKAN HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Evi]]></category>
		<category><![CDATA[Dumlupınar]]></category>
		<category><![CDATA[Dumlupınar Şehitliği]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[Kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmetçik Anıtı]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[okul müdürleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191137</guid>

					<description><![CDATA[Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen program kapsamında 121 okul müdürü, Dumlupınar’ın Milli Mücadele tarihine ışık tutan önemli mekânlarını ziyaret etti. Kütahya’da 121 okul müdürü Dumlupınar’ın tarihi mirasını yerinde inceledi Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğünce okul yöneticilerinin Dumlupınar’ın tarihi ve kültürel mirasını yerinde tanımaları amacıyla iki günlük ziyaret programı gerçekleştirildi. Program kapsamında okul yöneticileri; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen program kapsamında 121 okul müdürü, Dumlupınar’ın Milli Mücadele tarihine ışık tutan önemli mekânlarını ziyaret etti.</p>
<h2>Kütahya’da 121 okul müdürü Dumlupınar’ın tarihi mirasını yerinde inceledi</h2>
<p>Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğünce okul yöneticilerinin Dumlupınar’ın tarihi ve kültürel mirasını yerinde tanımaları amacıyla iki günlük ziyaret programı gerçekleştirildi. Program kapsamında okul yöneticileri; Dumlupınar Şehitliği, Dumlupınar Diorama Müzesi, Dumlupınar Kurtuluş Savaşı Müzesi, Dumlupınar Atatürk Karargâh Evi (Atatürk Evi Müzesi), Mehmetçik Anıtı ve bölgedeki diğer tarihi mekânları ziyaret etti. Ziyaretlerde müze ve alan yetkilileri tarafından okul yöneticilerine, ziyaret edilen mekânların tarihi önemi, Milli Mücadele dönemindeki yeri ve taşıdığı kültürel değerler hakkında bilgiler verildi.<br />
İki gün süren programa toplam 121 okul müdürü katılırken, gerçekleştirilen ziyaret ve bilgilendirme faaliyetleriyle program tamamlandı. Programla birlikte okul yöneticilerinin Kütahya’nın Milli Mücadele tarihindeki önemli merkezlerinden biri olan Dumlupınar’ın tarihi mirasını daha yakından tanımaları ve bu değerlerin gelecek nesillere aktarılmasına katkı sunmaları amaçlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depreme dayanıksız binadan tarihi eserler çıkarılıyor: Erzincan Müzesine taşınıyor</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/erzincan-muzesine-tasiniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2026 09:31:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ÖNE ÇIKAN HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Turizm Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Eser]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi eserlerin taşınması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191125</guid>

					<description><![CDATA[Erzincan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü hizmet binasında muhafaza edilen tarihi eserler, binanın depreme dayanıklı olmadığı ve hasarlı olduğu yönündeki tespitlerin ardından Erzincan Müzesine taşınmaya başladı. Depreme dayanıksız binadan tarihi eserler çıkarılıyor: Erzincan Müzesine taşınıyor Erzincan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün Atatürk Mahallesi&#8217;nde, Kültür Merkezi (Barış Manço Parkı içi) adresinde bulunan hizmet binası için depreme [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erzincan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü hizmet binasında muhafaza edilen tarihi eserler, binanın depreme dayanıklı olmadığı ve hasarlı olduğu yönündeki tespitlerin ardından Erzincan Müzesine taşınmaya başladı.</p>
<h2>Depreme dayanıksız binadan tarihi eserler çıkarılıyor: Erzincan Müzesine taşınıyor</h2>
<p>Erzincan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün Atatürk Mahallesi&#8217;nde, Kültür Merkezi (Barış Manço Parkı içi) adresinde bulunan hizmet binası için depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle yıkım kararı alındı.<br />
Yıkım kararı sonrası hizmet binasında muhafaza edilen tarihi eserlerin güvenli bir şekilde taşınması için çalışma başlatıldı. Tarihi eserler, ekipler tarafından özenle paketlenerek araçlarla Erzincan Müzesine götürülmeye başladı.<br />
Tarihi eserlerin, güvenli koşullarda muhafaza edilmeleri amacıyla Erzincan Müzesine nakledildiği belirtildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatay mutfağı kurslarla gelecek nesillere aktarılacak</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/gelecek-nesillere-aktarilacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2026 08:16:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ÖNE ÇIKAN HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[gastronomi]]></category>
		<category><![CDATA[gastronomi eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[HAKİM Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay Mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Öntürk]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yöresel lezzetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191120</guid>

					<description><![CDATA[Hatay&#8217;ın gastronomi mirasının eğitim yoluyla korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla hazırlanan Hatay Mutfağı Kurs Programı&#8217;nın açılışı Gastronomievinde gerçekleştirildi. Hatay mutfağı kurslarla gelecek nesillere aktarılacak Millî Eğitim Bakanlığı tarafından, Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB) destekleriyle hazırlanan program kapsamında kentin tescilli mutfağına ait asırlık tarifler, tencere yemekleri, fırın ürünleri ve tatlılar standart malzeme, hazırlık ve pişirme yöntemleriyle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hatay&#8217;ın gastronomi mirasının eğitim yoluyla korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla hazırlanan Hatay Mutfağı Kurs Programı&#8217;nın açılışı Gastronomievinde gerçekleştirildi.</p>
<h2>Hatay mutfağı kurslarla gelecek nesillere aktarılacak</h2>
<p>Millî Eğitim Bakanlığı tarafından, Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB) destekleriyle hazırlanan program kapsamında kentin tescilli mutfağına ait asırlık tarifler, tencere yemekleri, fırın ürünleri ve tatlılar standart malzeme, hazırlık ve pişirme yöntemleriyle eğitim müfredatına dahil edildi.<br />
Programa Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Cihad Demirli, HBB Başkanı Mehmet Öntürk ve İl Millî Eğitim Müdürü Harun Tüysüz katıldı. Programda Hatay mutfağının kültürel miras niteliğine ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekildi.<br />
HBB Başkanı Mehmet Öntürk, Hatay mutfağını Türkiye ve dünyada daha fazla tanıtmayı hedeflediklerini belirterek, HAKİM Projesi kapsamında gastronomi alanında 110 kurs açıldığını ve yaklaşık bin 650- bin 700 kişinin eğitim aldığını söyledi. Öntürk, kentte tescilli ürün sayısının da 75&#8217;e ulaştığını ifade etti.<br />
Programın ardından protokol üyeleri ve davetliler, Hatay mutfağına ait yöresel ürünlerin sergilendiği stantları inceleyerek ikram edilen lezzetleri tattı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saat Kulesi 125 yıldır İzmir’in zamanına tanıklık ediyor</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/saat-kulesi-125-yildir-izmirin-zamanina-taniklik-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2026 10:14:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Feti Pamukoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Saat Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Konak]]></category>
		<category><![CDATA[Konak Meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[mekanik saat]]></category>
		<category><![CDATA[Raymond Charles Péré]]></category>
		<category><![CDATA[Saat Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[saat ustası]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Eser]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi saat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191049</guid>

					<description><![CDATA[İzmir’in simgesi Saat Kulesi, 125 yıldır Konak Meydanı’nda kentin değişimine tanıklık ediyor. Saat Kulesi 125 yıldır İzmir’in zamanına tanıklık ediyor Depremlerin ve zamanın yıkıcılığına rağmen ayakta duran kulenin kalbindeki mekanik saat, 125 yıl sonra hala ilk günkü prensiple çalışıyor. 1994’ten bu yana saatin bakımını yapan üçüncü kuşak saat ustası Feti Pamukoğlu, &#8220;Burası bizim evladımız gibi. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’in simgesi Saat Kulesi, 125 yıldır Konak Meydanı’nda kentin değişimine tanıklık ediyor.</p>
<h2>Saat Kulesi 125 yıldır İzmir’in zamanına tanıklık ediyor</h2>
<p>Depremlerin ve zamanın yıkıcılığına rağmen ayakta duran kulenin kalbindeki mekanik saat, 125 yıl sonra hala ilk günkü prensiple çalışıyor. 1994’ten bu yana saatin bakımını yapan üçüncü kuşak saat ustası Feti Pamukoğlu, &#8220;Burası bizim evladımız gibi. Orijinalliği bozulmadan ilk günkü gibi çalışan nadide saatlerden biri&#8221; diyor.<br />
Kuşaklar değişti, İzmir’in silueti yeniden şekillendi. Konak Meydanı’ndaki yapılar, ulaşım sistemi ve kıyı çizgisi yıllar içinde değişirken Saat Kulesi bulunduğu yerde kalmayı sürdürdü. Temeli 1 Eylül 1900’de atılan ve bir yıl sonra yine 1 Eylül’de açılan kule, 125 yıldır kentin en önemli simgelerinden biri olarak ayakta. Fransız mimar Raymond Charles Péré tarafından tasarlanan Saat Kulesi’nde Kuzey Afrika ve Endülüs mimarisinin etkileri görülüyor. Ana yapı taşları Denizli’nin Sarayköy ilçesinden, koyu yeşil ve bordo mermerler ise Marsilya’dan getirildi. Yapım için ayrılan bin 700 Osmanlı Lirası’nın yetmemesi üzerine İzmirlilerin başlattığı bağış kampanyasında bin 500 lira daha toplandı. Konak Atatürk Meydanı’nda 81 metrekarelik taban üzerine inşa edilen 21 metre 12 santimetre yüksekliğindeki kule, dört basamaklı mermer platform ve sekizgen kaideden oluşuyor. Platformda küçük sütunların taşıdığı at nalı kemerli sebiller, üçer çeşme kurnası ve fıskiyeli havuzlar bulunuyor.</p>
<p>125 yıl sonra hala aynı mekanizma<br />
Bugün Saat Kulesi’nin çevresinde 1901’in İzmir’inden fazla iz kalmadı. Ancak kulenin dört cephesindeki saatler, 125 yıl önce kurulan mekanizmanın çalışma prensibini koruyor. Kulenin dördüncü katının altında yer alan ve dört ayrı yöne bakan 75 santimetre çapındaki dört saati, 22 dişli çarktan oluşan tek bir mekanizma çalıştırıyor. Ağırlık ve yer çekimi prensibiyle çalışan sistem, altı günde bir kuruluyor ve üç ayda bir periyodik bakımdan geçiriliyor. Mekanizmanın bakımını 1994 yılından bu yana yapan 68 yaşındaki saat ustası Feti Pamukoğlu, İzmir Saat Kulesi’nin Türkiye’de bakımını üstlendiği 36 tarihi saat kulesi arasında özel bir yere sahip olduğunu belirtiyor.</p>
<p>32 yıldır kulenin nabzını tutuyor<br />
Pamukoğlu’nun Saat Kulesi’yle hikayesi 1994 yılında başladı. Geçen 32 yılda mekanizmayı en ince ayrıntısına kadar tanıyan usta, artık yalnızca ortaya çıkan arızayı gidermekle kalmadığını, arızaya yol açabilecek sorunları da önceden tespit etmeye çalıştığını söylüyor.<br />
İzmir’in yağmur, nem ve tozunun zaman içinde mekanik sistemde deformasyona neden olabildiğini anlatan Pamukoğlu, mesleki tecrübesinin kendisine kazandırdığı bakış açısını şöyle anlatıyor:<br />
&#8220;Bizde artık hatanın ne olduğu değil, neden olduğu önemli. İlk zamanlar hatayı bulup çözeriz derdik. Şimdi mesleki tecrübemle hataya neden olabilecek şeyleri önceden tespit edip önlemeye çalışıyorum. Bu da zamanın bana mesleğimle ilgili kazandırdığı bir tecrübe.&#8221;</p>
<p>&#8220;Burası bizim evladımız gibi&#8221;<br />
Kentin tam ortasında bulunan Saat Kulesi’nin çalışmadığı anların hemen fark edildiğini belirten Pamukoğlu, bakım sırasında bile telefonlarının çaldığını söylüyor.<br />
&#8220;Burası bizim evladımız gibi. Mutlaka bakımlarını yapmamız lazım. Sabah sekizde, dokuzda telefon başlar; ‘Saat durmuş’ derler. ‘Tamam, biliyoruz, bakımda’ deriz. Valiliğin karşısında olduğu için oradan da hemen telefon gelir, ‘Neden saat çalışmıyor?’ diye. Göz önünde olan, herkesin fotoğraf çektirdiği, her gün binlerce kişinin önünden geçtiği bir yer. Şehre simge olmuş, şehrin meydanında devamlı göz önünde bulunan yerler Bu yükün sana verilmesi aslında manevi bir baskı. Ama ben severek yaptığım için pek baskı hissetmiyorum.&#8221;</p>
<p>&#8220;Benim için sığınak ve terapi&#8221;<br />
Saat Kulesi, Pamukoğlu için yalnızca bakımını yaptığı tarihi bir yapı değil. Yıllar içinde kuleyle kurduğu bağın kişisel bir anlam da kazandığını anlatan usta, hayatının zor dönemlerinde kuleye çıktığını ve küçük penceresinden denizi izlediğini söylüyor.<br />
&#8220;Ticaret hayatında sıkıntılar çektiğim dönemler oldu. Ruh halim bozuk olduğunda, insanlardan bunaldığımda burası benim için bir sığınak oldu. Yukarı çıkar, ufacık pencereden dışarıyı, denizi seyrederim. Benim için terapi.&#8221;<br />
Pamukoğlu’na göre tarihi bir mekanizmanın bakımını yapmak, yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda dikkat ve bağlılık gerektiriyor.<br />
&#8220;Bu işi istemek, o ruhu hissetmek lazım. Bu işi sadece bir vazife olarak yaptığımda hiçbir anlamı yok. Sevgiyle yaptığım zaman çok anlamı var. Beynin o işin içinde olması lazım. Mikromekanikte ufacık bir dikkatsizlik bile saatin çalışmamasına neden oluyor.&#8221;</p>
<p>Babasından kalan meslek, kuşaktan kuşağa süren emanet<br />
Saatçilik, Pamukoğlu ailesinde kuşaktan kuşağa aktarılan bir meslek. Ailenin üçüncü kuşağını temsil eden Feti Pamukoğlu, ailesinin saatçilikte 90’ıncı yılını geride bıraktığını belirtiyor.<br />
Mesleği babasından öğrendiğini anlatan Pamukoğlu, babasını &#8220;Hem atam, hem babam, hem ustam&#8221; sözleriyle anlatıyor. Babasının kendisine bıraktığı en önemli meslek öğüdünü ise şöyle aktarıyor:<br />
&#8220;İnsanlar yaptıkları iyi işlerle anılır. İster çöpçü olun, ister boyacı olun, ister saatçi olun, ister sanatçı olun; yaptığınız güzel şeylerle anılın. Yeter ki insanlar yaptığınız işe alışsınlar ve sizden güzel söz etsinler derdi. Biz de o düsturla yetiştik.&#8221;</p>
<p>Mekanik saatler için usta arayışı<br />
Pamukoğlu, Türkiye’de bakımını yaptığı bazı tarihi saat kulelerinde ise mekanizmaları çalıştıracak ve kuracak ustaların artık bulunmadığına dikkat çekiyor.<br />
&#8220;Türkiye’de baktığım 36 tane saat kulesi var. Bazılarında artık kuracak kimse bile kalmadı. Mekanik saatlerde ağırlığın belirli aralıklarla yeniden yukarı çıkarılması lazım. Bunu yapacak kimse olmadığı için bazılarını modifiye ettik. Ama gururla söylüyorum, burası hiçbir orijinalliği bozulmadan ilk günkü gibi çalışıyor.&#8221;</p>
<p>Depremler kulenin tarihine iz bıraktı<br />
Saat Kulesi’nin 125 yıllık tarihinde depremler de önemli izler bıraktı. 31 Mart 1928’de meydana gelen 6,5 büyüklüğündeki İzmir-Torbalı depreminde kulenin tepe katı çöktü ve yapı zarar gördü. 1929’da saatin durması üzerine Almanya Konsolosluğu aracılığıyla Hannover’den bir saat ustası getirildi ve mekanizma yeniden çalıştırıldı.<br />
Kule, 1 Şubat 1974’te meydana gelen 5,2 büyüklüğündeki depremde de hasar gördü. Saat kadranlarının üzerindeki son kat yıkılırken ana gövde ayakta kaldı. Yıkılan tepe bölümü yaklaşık iki yıllık çalışmayla onarıldı.</p>
<p>Meydan değişti, Saat Kulesi kaldı<br />
Saat Kulesi yalnızca depremlere değil, kentin ve ülkenin geçirdiği dönüşümlere de tanıklık etti. İlk yapıldığı dönemde doğu ve güney cephelerinde Osmanlı arması, kuzey ve batı cephelerinde II. Abdülhamit’in tuğrası bulunuyordu. 1927’deki yasal düzenlemenin ardından bu semboller kaldırıldı. Geçiş döneminde cephelere çapraz Türk bayrakları işlendi, ardından bugün görülen kabartma Ay-Yıldız motifleri yerleştirildi.<br />
Kulenin yapıldığı yıllarda çevresinde Sarıkışla, Hükümet Konağı ve depolar bulunuyor, meydanın batısı denize açılıyordu. Aradan geçen 125 yılda kıyı çizgisi değişti, yeni yapılar yükseldi, ulaşım sistemi değişti ve Konak Meydanı bugünkü görünümüne kavuştu.<br />
Saat Kulesi ise bütün bu değişimin ortasında aynı yerde zamanı göstermeye devam ediyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kilis&#8217;te el emeği yemeniler ustaların ellerinde hayat buluyor</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/ustalarin-ellerinde-hayat-buluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2026 09:58:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ÖNE ÇIKAN HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Özuslu]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Özuslu]]></category>
		<category><![CDATA[El emeği]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel el sanatları]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel meslekler]]></category>
		<category><![CDATA[Kilis]]></category>
		<category><![CDATA[Kilis haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek]]></category>
		<category><![CDATA[yemenici]]></category>
		<category><![CDATA[Yemenici ustası]]></category>
		<category><![CDATA[yemenicilik]]></category>
		<category><![CDATA[zanaat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191040</guid>

					<description><![CDATA[Kilis&#8217;te yüzyıllardır sürdürülen geleneksel el sanatlarından yemenicilik, ilerleyen yaşlarına rağmen mesleğini sürdüren ustalar tarafından yaşatılmaya devam ediyor. Kilis&#8217;te el emeği yemeniler ustaların ellerinde hayat buluyor Yaklaşık 45 yıldır yemenicilik yapan Ahmet Özuslu, baba mesleğini babasından öğrendiğini belirterek, mesleğin sabır, kanaat ve özveri gerektirdiğini söyledi. ‘&#8217;Usta, sandalyesinden kalkmadan vaktini boşa harcamadan sürekli bu işle uğraşacak&#8221; Yemeniciliğin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kilis&#8217;te yüzyıllardır sürdürülen geleneksel el sanatlarından yemenicilik, ilerleyen yaşlarına rağmen mesleğini sürdüren ustalar tarafından yaşatılmaya devam ediyor.</p>
<h2>Kilis&#8217;te el emeği yemeniler ustaların ellerinde hayat buluyor</h2>
<p>Yaklaşık 45 yıldır yemenicilik yapan Ahmet Özuslu, baba mesleğini babasından öğrendiğini belirterek, mesleğin sabır, kanaat ve özveri gerektirdiğini söyledi.</p>
<p>‘&#8217;Usta, sandalyesinden kalkmadan vaktini boşa harcamadan sürekli bu işle uğraşacak&#8221;<br />
Yemeniciliğin zor ve kolay yönlerinin bulunduğunu ifade eden Özuslu, meslekte makineleşmenin olmamasının en büyük zorluklardan biri olduğunu dile getirdi. Üretimin büyük ölçüde el emeğine dayandığını belirten Özuslu, &#8220;Bu meslekte herhangi bir makineleşme olmadığından dolayı sürekli el emeğiyle çalışmak gerekiyor. Usta, sandalyesinden kalkmadan vaktini boşa harcamadan sürekli bu işle uğraşacak ki ürün ortaya çıksın. Yoksa çıkmaz. Sabır, sebat ve kanaat. Bu üçü bütün mesleklerde olması gereken şeyler ama bu meslekte daha çok ön plana çıkıyor&#8221; dedi.<br />
Yemenilerin büyükbaş ve küçükbaş hayvanların derilerinden üretildiğini aktaran Özuslu, ürünün özellikle yaz aylarında kullanıldığını ve yaklaşık 6 aylık bir giyme süresinin bulunduğunu belirterek, &#8220;Bu mevsimlik giyilen bir ürün. Yazın kazandığımızı biriktiriyoruz, kışın da yavaş yavaş harcamaya çalışıyoruz&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>&#8220;Mesleği maalesef öğrenen yok&#8221;<br />
Kardeşiyle birlikte çalışan 79 yaşındaki Adil Özuslu ise yaklaşık 60 yıldır yemenicilik mesleğinin içerisinde olduğunu söyledi.<br />
Mesleğin gelecek nesillere aktarılmasında sıkıntı yaşandığını belirten Özuslu, &#8220;Aşağı yukarı 60 yıldır mesleğin içerisindeyim. Mesleği maalesef öğrenen yok. Ben şimdi burada çalışıyorum, bana iş veren kazanıyor, hükümet vergi alıyor, bunu giyen kişi kazanıyor, ben de kazanıyorum. Ne güzel bir şey bu. Benim mesleğim olmazsa, ‘Haydi emekliyim, para sorunum yok&#8217; deyip kahve köşesine gidip oturacağım. Bu tarz meslekler çok güzel&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Darende&#8217;de tarih ve kültür üzerine anlamlı buluşma</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/kultur-uzerine-anlamli-bulusma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2026 08:31:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SÜRMANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Alican Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Darende]]></category>
		<category><![CDATA[Darende Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Darende tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Darende turizmi]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammet Sait Gürsoy]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Sirkeci]]></category>
		<category><![CDATA[Somuncu Baba]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=190999</guid>

					<description><![CDATA[Darende Belediye Başkanı Alican Bozkurt, 2019-2024 yılları arasında Arsin Belediye Başkanlığı görevinde bulunan Muhammet Sait Gürsoy&#8217;u, Darende Kaymakamı Ömer Sirkeci ile birlikte ilçede ağırladı. Darende&#8217;de tarih ve kültür üzerine anlamlı buluşma Darende Belediyesi&#8217;nde gerçekleşen buluşmada, Somuncu Baba diyarı Darende&#8217;nin köklü tarihi, kültürel mirası ve doğal güzellikleri ele alındı. Görüşmede ilçenin tarihi ve kültürel değerlerinin korunarak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Darende Belediye Başkanı Alican Bozkurt, 2019-2024 yılları arasında Arsin Belediye Başkanlığı görevinde bulunan Muhammet Sait Gürsoy&#8217;u, Darende Kaymakamı Ömer Sirkeci ile birlikte ilçede ağırladı.</p>
<h2>Darende&#8217;de tarih ve kültür üzerine anlamlı buluşma</h2>
<p>Darende Belediyesi&#8217;nde gerçekleşen buluşmada, Somuncu Baba diyarı Darende&#8217;nin köklü tarihi, kültürel mirası ve doğal güzellikleri ele alındı. Görüşmede ilçenin tarihi ve kültürel değerlerinin korunarak gelecek nesillere aktarılması ile Darende&#8217;nin tanıtımına yönelik yapılabilecek çalışmalar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.<br />
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade eden Darende Belediye Başkanı Alican Bozkurt, nazik ziyareti ve kıymetli sohbeti dolayısıyla Muhammet Sait Gürsoy&#8217;a teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern anlayışla sürdürdüğü ebru sanatını gelecek nesillere aktarıyor</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/ebru-sanatini-gelecek-nesillere-aktariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2026 09:04:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[Ebru sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[Gülcan Ulu]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=190515</guid>

					<description><![CDATA[İzmir&#8217;de yaşayan ve Kültür ve Turizm Bakanlığının Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanına sahip ebru sanatı ustası Gülcan Ulu, hem öğrenci yetiştiriyor hem de modern anlayışla ürettiği eserlerini sergileyerek sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Modern anlayışla sürdürdüğü ebru sanatını gelecek nesillere aktarıyor İzmir&#8217;de yaşayan Resim Öğretmeni Gülcan Ulu (43), hocasının yönlendirmesiyle ilgi duyduğu ebru sanatını öğrenmeye başladı. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir&#8217;de yaşayan ve Kültür ve Turizm Bakanlığının Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanına sahip ebru sanatı ustası Gülcan Ulu, hem öğrenci yetiştiriyor hem de modern anlayışla ürettiği eserlerini sergileyerek sanatseverlerin beğenisine sunuyor.</p>
<h2>Modern anlayışla sürdürdüğü ebru sanatını gelecek nesillere aktarıyor</h2>
<p>İzmir&#8217;de yaşayan Resim Öğretmeni Gülcan Ulu (43), hocasının yönlendirmesiyle ilgi duyduğu ebru sanatını öğrenmeye başladı. Bir süre boyunca eğitim alan Ulu, kendini geliştirerek yetki belgesi almaya hak kazandı. Daha sonra Çiğli&#8217;de kendisine bir atölye açan Ulu, orada öğrenci yetiştirmeye başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanına da sahip olan Ulu, modern anlayışla ürettiği eserlerini sergileyerek sanatseverlerin beğenisine sunuyor.<br />
Ebru sanatını İstanbul&#8217;da bir hocasının atölyesinde öğrenmeye başladığını söyleyen Gülcan Ulu, &#8220;2015&#8217;ten 2020 yılına kadar 5 yıl boyunca eğitim alıp, 5 yılın sonunda hocamın da takdiriyle icazetimi aldım. Daha sonra birtakım yerlerde dersler verdim. Yarışmalara ve sergilere katıldım. Sonrasında da kendi atölyemi açıp öğrenci yetiştirmeye başladım. Ebrunun başlangıcı aslında battal ebrudur. Öğrenci buraya ilk geldiği zaman battal ebruyla başlarız. ‘Onu iyi yapanın gerisi gelir&#8217; derler. Ebru, kimyanın da matematiğin de içinde olduğu bir sanattır. Battaldan sonra çiçeğe geçeriz. Çiçekte de birçok çeşidimiz var. Öğrenci de kademe kademe ilerleyerek değişik çiçek çeşitlerine geçer&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Ebru sanatının yaşı yok&#8221;</strong><br />
Şu anda 10 öğrencisi bulunduğunu ancak bu sayının her dönem değiştiğini vurgulayan Ulu, şunları kaydetti:<br />
&#8220;Eğitimler Eylül ayında başlar, Haziran ayında sona erer. Bu 1 yıllık bir eğitim değildir. Devam etmek isteyen öğrenci tekrar Eylül&#8217;de başlar. Sabırla devam eden öğrenciler yıllarca ne kadar devam edebilirlerse kursu sürdürürler. Ebruyu tavsiye ederim. Bunun yaşı yok. 7 yaşından 70 yaşına kadar herkes ebru yapabilir. Yeter ki buna istek olsun, gönül versin. Önemli olan o sabrı ve emeği verebileceğine inanmasıdır. Ben buraya gelen her öğrencide ilk önce ‘o sabrı gösterebilecek mi, gerçekten içinde o sevgi var mı&#8217; diye bakıyorum.&#8221;<br />
Kendilerine ait eserlerle sergi oluşturduklarını belirten Ulu, katıldığı çok sayıda sergi ve yarışma olduğunu söyledi. Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısının geleneksel bir sanatı yaparak, uygulayarak ve öğreterek gelecek nesillere aktaran kişi demek olduğunu ifade eden Ulu, &#8220;Ben de bu amaçla yola çıktım. Kendim çalışarak ve öğrenci yetiştirerek gelecek nesillere bu eğitimi vermeye çalışıyorum. Ebrunun ruha etkisi çok büyüktür. Ebruya sadece bir süsleme sanatı olarak bakmamak lazım. Ruha iyi gelen, sizi telkin eden yönleri var. Suyla ne kadar hemhal olursanız ruhunuza o kadar iyi geldiğini hissediyorsunuz. Bunu psikolojik, terapi amaçlı kullananlar da var. Buraya gelen her öğrencinin de terapi görerek ayrıldığına eminim&#8221; diye vurguladı.<br />
&#8220;Ebru sanatının en önemli özelliği tek olması&#8221; diyen Ulu, şöyle devam etti:<br />
&#8220;Yaptığınız her eseri kağıda aldığınız andan itibaren aynısını bir daha yapmanız mümkün değildir. Belki bir benzeri olabilir ama birebir aynısını yapmanız mümkün değildir.&#8221;<br />
Bir arkadaşının yönlendirmesiyle ebru sanatına başladığını kaydeden kursiyer Hanife Akay da &#8220;Arkadaşım ‘Sen de yapabilirsin, seversin&#8217; dedi. Onun teşvikiyle başladım. Halk Eğitimde Merkezi&#8217;nde 3 yıl eğitime devam ettim. Kurslar bitince süre kendi kendime devam ettim ama sonra baktım ki olmuyor. Aldığım eğitim yeterli gelmediği için mutlaka profesyonel birinden yardım almak istedim. Sonra Gülcan hocamla tanıştık ve 3 yıldır da kendisiyle eğitime devam ediyorum. Ebru sanatını yaparken kendimi kaybediyorum. Telefonum çalsa bile açmıyorum. Tamamen buraya odaklanıyorum&#8221; cümlelerini aktardı.</p>
<p><strong>&#8220;Renklerle uğraşmak insan psikolojisine iyi geliyor&#8221;</strong><br />
Ebru sanatı eğitimini ilk aldığı sıralar hocasının daha çok klasik tarzda çalıştığını söyleyen kursiyer Öznur Balkay &#8220;Gülcan hocam yeni nesil çiçekli ebruda devam ettiği için kendimi burada daha iyi geliştirebileceğime karar verdik. Atölyeye ilk gittiğimde ruhum huzur buldu. Önceden sabırsız ve daha hırçın bir insandım. Tüm bu duygularım ebru yaptıkça yavaş yavaş sönümlendi. Bu sanatla ruhumu beslediğimi söyleyebilirim. Renklerle uğraşmak insanın psikolojisine gerçekten çok iyi geliyor&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ukrayna&#8217;dan gelip ebru sanatını öğrendi</strong><br />
17 yıl önce Ukrayna&#8217;dan Türkiye&#8217;ye gelen ve ardından ebru sanatıyla tanışan Oksana Ünal da &#8220;Türkiye&#8217;ye geldiğim ilk zamanlar dil öğrenme aşamasındaydım. 10 yıl önce de hocamla tanıştım. Ebru kursunun nasıl bir şey olduğunu ve nasıl yapıldığını o zaman öğrendim. Ebru sanatı çok mutlu edici bir şey. Gerçekten çok zevkli bir sanat. İnsana rahatlık ve huzur veriyor. Özellikle su üzerinde ortaya çıkan resimler ve renkler gerçekten çok güzel. Şu an teknemi hazırlayıp ayarlarını yapabiliyorum. Ebru, insanın ruhuna huzur veren bir uğraş. İnsanlar bazen ‘Yapabilir miyim?&#8217; diye tereddüt ediyor ama herkes yapabilir. Çünkü bu doğuştan gelen bir yetenek değil, zamanla öğrenilen bir şey. Sadece çok sabır istiyor&#8221; ifadelerine yer verdi.</p>
<p><strong>&#8220;Sanatı Ukrayna&#8217;ya taşımayı düşünüyorum&#8221;</strong><br />
Ebru sanatını Ukrayna&#8217;ya taşımayı, oradaki insanların da öğrenmesini ve bilmesini çok istediğini ifade eden Ünal, şunları söyledi:<br />
&#8220;Almanya&#8217;dan gelen bir akrabam, burada belki de değer verilmeyip çöpe atılacak basit bir çalışmamı hediye olarak istedi. Keşke Ukrayna&#8217;da da bu sanatı gösterebilsem ve öğretebilsem, çok güzel olurdu.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mavi Kartejo&#8217;ya ‘yeni yaşam&#8217; tasarımları</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/mavi-kartejoya-yeni-yasam-tasarimlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:04:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[İçmimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi Kartejo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=189046</guid>

					<description><![CDATA[İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü öğrencileri, kentin en önemli kültürel mirasları arasında yer alan Basmane&#8217;deki Mavi Kartejo&#8217;yu, dezavantajlı grupların konut ya da ortak yaşam alanı olarak kullanabileceği şekilde yeniden işlevselleştirdi. Mavi Kartejo&#8217;ya ‘yeni yaşam&#8217; tasarımları Kemeraltı ve Mezarlıkbaşı bölgesinin tarihi, sosyal ve kültürel katmanlarını inceleyen öğrenciler, bahçe yapısı tasarımından malzeme, renk [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü öğrencileri, kentin en önemli kültürel mirasları arasında yer alan Basmane&#8217;deki Mavi Kartejo&#8217;yu, dezavantajlı grupların konut ya da ortak yaşam alanı olarak kullanabileceği şekilde yeniden işlevselleştirdi.</p>
<h2>Mavi Kartejo&#8217;ya ‘yeni yaşam&#8217; tasarımları</h2>
<p>Kemeraltı ve Mezarlıkbaşı bölgesinin tarihi, sosyal ve kültürel katmanlarını inceleyen öğrenciler, bahçe yapısı tasarımından malzeme, renk ve doku seçimlerine kadar tüm detaylara odaklandı. Göçmenler, kadın kooperatifleri, kimsesiz çocuklar ve engelli bireyler gibi farklı kullanıcı gruplarına yönelik yaşam senaryoları geliştiren öğrenciler, hazırladıkları 12 tasarımı görsel paftalar, teknik çizimler ve mimari maketler halinde üniversite içinde sergiledi.<br />
İEÜ İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü üçüncü sınıf öğrencileri, bahar döneminde aldıkları ‘İçmimarlık Stüdyosu&#8217; dersinde yaptıkları çalışmaları, Doç. Dr. Deniz Avcı&#8217;nın yürütücülüğünde, Öğretim Görevlisi Yüksek Mimar Gözde Özder Çakır&#8217;ın eğitmenliği ve öğrenci asistanı Ezgi Mızraklı&#8217;nın katkılarıyla gerçekleştirdi. Mavi Kartejo&#8217;yu, özgün karakterini koruyarak toplumsal ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde yeniden tasarlayan gençler, başarılı projeleriyle büyük beğeni topladı.</p>
<p>&#8220;Toplumsal fayda için ürettiler&#8221;<br />
Yaklaşık 3 ay süren proje çalışmalarına ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Deniz Avcı, Mavi Kartejo üzerine yürütülen çalışmaları; kente, kültürel mirasa ve toplumsal ihtiyaçlara karşı sorumluluk olarak gördüklerini belirtti. Mavi Kartejo&#8217;nun, Basmane&#8217;nin tarihi belleğinde ve İzmir&#8217;in çok kültürlü kent kimliğinde önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Doç. Dr. Avcı, &#8220;Öğrencilerimiz bu yapıyı ele alırken, yalnızca mekânsal bir dönüşüm önerisi geliştirmekle kalmadı; aynı zamanda kentin görünür olmayan sosyal meselelerine tasarım aracılığıyla nasıl katkı sunulabileceğini de sorguladı. Bu yönüyle proje, içmimarlığın estetik ve işlevsel kararların ötesinde, toplumsal fayda üreten güçlü bir disiplin olduğunu gösteren çok değerli bir örnek oldu&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8220;Erişilebilir ve kapsayıcı&#8221;<br />
Doç. Dr. Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
&#8220;Çalışma kapsamında öğrencilerimiz; Kemeraltı, Mezarlıkbaşı ve Basmane hattının tarihi, kültürel ve sosyal katmanlarını detaylı biçimde inceledi. Bu araştırmalar sonucunda da Mavi Kartejo&#8217;yu; göçmenler, kadın kooperatifleri, kimsesiz çocuklar, engelli bireyler ve farklı dezavantajlı kullanıcı grupları için daha erişilebilir, kapsayıcı ve destekleyici bir yaşam ya da ortak kullanım alanı olarak yeniden düşündüler. Öğrencilerimizin her kullanıcı grubu için ayrı yaşam senaryoları geliştirmesi; tasarım kararlarını gerçek ihtiyaçlar ve sosyal duyarlılık üzerinden kurmaları açısından çok kıymetliydi. Öğrencilerimiz; yapının özgün karakterini, malzemesini, dokusunu, rengini ve kent içindeki hafızasını dikkate alırken; aynı zamanda bugünün kentinde barınma, erişilebilirlik, birlikte yaşam, sosyal destek ve üretim alanı ihtiyacı gibi konulara çözüm aradı. Bu yaklaşım, hem kültürel miras bilincini güçlendirdi hem de tasarımın sosyal farkındalık oluşturmadaki rolünü görünür kıldı.&#8221;</p>
<p>&#8220;Uzman isimlerden destek aldılar&#8221;<br />
Dönem içerisinde, konuk konuşmacılarla öğrencileri buluşturan birçok etkinlik de gerçekleştirdiklerini dile getiren Doç. Dr. Avcı, &#8220;Stüdyo süreci boyunca öğrenciler, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kentsel Adalet ve Eşitlik Şube Müdürlüğü olarak kullanılan Mavi Kortejo yapısını yerinde inceleme fırsatı da buldu. Bu kapsamda Mert Kaya ve Ahu Yılmaz, öğrencilere yapının tarihi önemi, kültürel zenginliği, koruma süreci ve güncel kullanımı hakkında bilgi verdi. Merdiven tasarımı konusunda Konu-Mediven&#8217;den Berk Olçum, aydınlatma tasarımı üzerine LightinPlan&#8217;dan Emre Ünlü ve mutfak tasarımı üzerine Vanucci Mutfak&#8217;tan Verda Çakal stüdyoya konuk olarak bilgi ve deneyimlerini öğrencilerle paylaştı. Ben desteklerinden dolayı paydaşlarımıza teşekkür ediyorum&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bergama Hacı Hekim Hamamı Parşömen Müzesi Olarak Açıldı</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/bergama-haci-hekim-hamami-parsomen-muzesi-olarak-acildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 09:56:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[Bergama]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Hekim Hamamı]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[Parşömen Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Restorasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=184757</guid>

					<description><![CDATA[İzmir’in Bergama ilçesinde 1513 yılında inşa edilen tarihi Hacı Hekim Hamamı, yürütülen restorasyon çalışmaları sonucunda Parşömen Müzesi ve atölyesine dönüştürülerek hizmete açıldı. Bergama Hacı Hekim Hamamı Parşömen Müzesi Olarak Açıldı Açılış törenine Bergama Kaymakamı Avni Oral, Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju Çelik, muhtarlar ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Başkan Çelik, törende yaptığı konuşmada [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="105" data-end="289">İzmir’in Bergama ilçesinde 1513 yılında inşa edilen tarihi Hacı Hekim Hamamı, yürütülen restorasyon çalışmaları sonucunda Parşömen Müzesi ve atölyesine dönüştürülerek hizmete açıldı.</p>
<h2 data-start="105" data-end="289">Bergama Hacı Hekim Hamamı Parşömen Müzesi Olarak Açıldı</h2>
<p data-start="105" data-end="289">Açılış törenine Bergama Kaymakamı Avni Oral, Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju Çelik, muhtarlar ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Başkan Çelik, törende yaptığı konuşmada mekanın Osmanlı’dan bugüne miras kalan önemli bir kültürel değer olduğunu vurguladı ve şehrin UNESCO Dünya Mirası statüsüne dikkat çekti.</p>
<p data-start="622" data-end="963">Bergama Kaymakamı Avni Oral ise atıl durumdaki yapının sanat ve sergi merkezi olarak halkın kullanımına kazandırıldığını belirterek, ön tarafta sergi alanı, arka tarafta ise kadınlar ve kursların yer alacağı atölye alanının hizmete sunulduğunu söyledi. Yaklaşık 1,5 yıllık restorasyon sürecinin ardından mekan açılışa hazır hale getirildi.</p>
<p data-start="965" data-end="1023">Tören, kurdele kesimi ve müzenin gezilmesiyle sona erdi.</p>
<p data-start="1025" data-end="1097" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Bergama, Hacı Hekim Hamamı, Parşömen Müzesi, kültürel miras, restorasyon</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nevruz Bayramı Ege Üniversitesi&#8217;nde coşkuyla kutlandı</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/nevruz-bayrami-ege-universitesinde-coskuyla-kutlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ege'de İzmir Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Mar 2025 07:31:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[altaylardan tuna’ya nevruz sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ateşten atlama]]></category>
		<category><![CDATA[baharın gelişi]]></category>
		<category><![CDATA[demir dövme]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel türk oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[nevruz bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[nevruz kutlaması]]></category>
		<category><![CDATA[türk dünyası araştırmaları enstitüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=168749</guid>

					<description><![CDATA[Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen etkinlikle, baharın gelişi ve Nevruz Bayramı büyük bir coşkuyla kutlandı. Nevruz Bayramı Ege Üniversitesi&#8217;nde coşkuyla kutlandı Türk kültürünün zenginliklerinin sergilendiği programa; Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, Enstitü Müdürü Prof. Dr. Abdullah Temizkan, senato üyeleri, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. “Nevruz, kültürel birikimimizi yansıtan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen etkinlikle, baharın gelişi ve Nevruz Bayramı büyük bir coşkuyla kutlandı.</p>
<h2><strong>Nevruz Bayramı Ege Üniversitesi&#8217;nde coşkuyla kutlandı</strong></h2>
<p>Türk kültürünün zenginliklerinin sergilendiği programa; Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, Enstitü Müdürü Prof. Dr. Abdullah Temizkan, senato üyeleri, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.</p>
<p><strong>“Nevruz, kültürel birikimimizi yansıtan önemli bir bayram”</strong></p>
<p>Etkinliğin açılışında konuşan Prof. Dr. Mehmet Ersan, doğanın her yıl kendini yenilediğini ve bu döngünün insanlar için de bir tazelenme fırsatı sunduğunu vurguladı. Ersan, “Tabiat, muhteşem bir dönüşümle her sene kendisini yeniliyor. Bu yenilenme, birlikte yaşamanın ve ahengin önemini bizlere hatırlatıyor. Sibirya&#8217;dan Balkanlar’a kadar Nevruz, sadece baharın gelişi değil, aynı zamanda ortak kültürel değerlerimizin kutlandığı önemli bir bayramdır. Hepinizin Nevruz Bayramı kutlu olsun” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Türk Dünyası bugün tek yürek”</strong></p>
<p>Etkinlik hakkında bilgi veren Prof. Dr. Abdullah Temizkan ise, Nevruz’un Türk dünyasında ortak bir kültürel miras olduğunu belirtti. Temizkan, “Balkanlardan Tanrı Dağları&#8217;na kadar uzanan geniş coğrafyada, Özbekler, Kırgızlar, Türkmenler, Azerbaycan Türkleri, Tatarlar ve daha nice Türk boyu Nevruz’u ‘yeni gün’ olarak kutluyor. Bugün, hem doğanın canlanışını hem de tarihsel hafızamızda yer alan önemli olayları simgeliyor. Dargınlıkların sona erdiği, birlik ve beraberliğin pekiştiği bu özel günde biz de aynı ruhla kutlamalarımızı gerçekleştiriyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Türk kültürü etkinliklerle yaşatıldı</strong></p>
<p>Konuşmaların ardından Türk Dünyası’na ait ülkelerin tanıtım stantları ve ıhlamur atölyesi gezildi. Katılımcılar, tahta baskı, topaç çevirme, demir dövme gibi geleneksel etkinliklere katıldı. Ateşten atlama ritüeli ile Nevruz’un simgesel anlamları canlandırıldı. Geleneksel çocuk oyunlarının da oynandığı etkinliklerde, renkli görüntüler ortaya çıktı.</p>
<p>Kutlamaların sonunda “Altaylardan Tuna’ya Nevruz” adlı sergi sanatseverlerle buluştu. Kültür Bakanlığı çini sanatçısı Almula İdil Keskin, minyatür sanatçısı Selin Uğur Fidancı ve grafik sanatçısı Ufuk Alkan’ın eserleri ilgiyle incelendi.</p>
<p>Haber merkezi / İHA</p>
<p>Ege&#8217;de <a href="http://www.egedeizmir.com">İzmir Haber</a></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
