<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kaygı &#8211; Ege&#039;de izmir Haber, Ege Haber, izmir Haberleri, Ege Haberleri, Son Dakika izmir, Torbalı Haberleri, Buca, Bornova, Karşıyaka</title>
	<atom:link href="https://www.egedeizmir.com/tag/kaygi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.egedeizmir.com</link>
	<description>izmir haber, ege haber, Son Dakika izmir Haberleri, Karşıyaka haberleri, Buca haberleri, Konak haberleri, Bornova haberleri, Torbalı haberleri</description>
	<lastBuildDate>Sun, 30 May 2021 08:22:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>
	<item>
		<title>LGS ve YKS İçin Sınav Kaygısını Azaltacak Öneriler</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/sinav-kaygisini/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 May 2021 08:22:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[LGS]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[YKS]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=76060</guid>

					<description><![CDATA[Milyonlarca öğrencinin katılacağı lise ve üniversite giriş sınavları, önümüzdeki günlerde yapılacak. Öğrenciler bir yandan sınav stresi yaşarken öte yandan da Covid-19 salgınıyla ilgili stres ve kaygılardan da etkileniyor. Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Berrin Eylen Özyurt, sınav kaygısıyla baş etmenin öğrenilebilir bir beceri olduğunu belirterek, öğrenciler ve ailelerine sınav kaygısını azaltacak önerilerde bulundu. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca öğrencinin katılacağı lise ve üniversite giriş sınavları, önümüzdeki günlerde yapılacak. Öğrenciler bir yandan sınav stresi yaşarken öte yandan da Covid-19 salgınıyla ilgili stres ve kaygılardan da etkileniyor. Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Berrin Eylen Özyurt, <strong>sınav kaygısıyla</strong> baş etmenin öğrenilebilir bir beceri olduğunu belirterek, öğrenciler ve ailelerine <a href="https://www.egedeizmir.com/?s=s%C4%B1nav">sınav</a> kaygısını azaltacak önerilerde bulundu.</p>
<h2>LGS ve YKS İçin Sınav Kaygısını Azaltacak Öneriler</h2>
<p>Bu dönemde, sınava girecek öğrencilerin hem sınav hem de Covid-19 salgını nedeniyle daha fazla stres ve kaygı taşıdığını belirten Yaşar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Berrin Eylen Özyurt, birçok öğrencinin, okullar kapalı olduğundan aylarca evde çalışmak durumunda kaldığını hatırlattı. Dr. Berrin Eylen Özyurt, sınav öncesinde ve sırasında yaşanan kaygının, belli bir düzeye kadar normal hatta motive edici olarak kabul edilebileceğini ifade ederek, “Bu durumun başarıyı artırıcı bir etkisi de vardır. Odaklanmayı ve çabayı artıracağından, başarıyı da artırır. Bu nedenle öğrencilerin tamamen kaygısız olmasını beklemek mümkün değildir. Ancak kaygı yoğun olarak yaşandığında odaklanmayı ve başarıyı düşüren bir etki oluşturur. Özellikle olağanüstü koşullarda yaşadığımız şu günlerde öğrencilerimizin yaşadığı kaygı, çok daha yüksek olabilir ve artık sınav performansını düşürecek hale gelebilir. Yüksek kaygı düzeyi hafızayı etkileyebileceği gibi öğrencilerin bilseler bile cevapları unutmasına da sebep olabilir. Bazı öğrenciler sınav stresini iyi idare edebilmekte, ancak bazıları sınav stresinden etkilenerek mutsuz bir duygu durum, uykuya dalmakta güçlük ve iştahsızlık gösterebilir hatta bazıları da aşırı önlemler alarak kendilerini ve çevrelerindeki kişileri sıkıntıya sokacak durumlar oluşturabilirler” diyerek uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Sınav öncesinde neler yapmalı?</strong><br />
Sınav öncesi günlerde olumlu etki oluşturacak şeyleri de anlatan Dr. Özyurt, “Düzenli uyumak, düzenli olarak yemek yemek ve bol bol su içmek, sadece yürümek bile olsa sık sık egzersiz yapmak, gün ışığında vakit geçirmek, kendine uygun bir rahatlama tekniği öğrenmek ve uygulamak, dinlenirken sadece dinlenmek ve başka bir şeyle ilgilenmemek, salgın nedeniyle genellikle ekranda olabilse de yine de arkadaş ve sevdikleriyle bağlantı kurmak yani sosyalleşmek gibi önlemler işe yarayacaktır” dedi.</p>
<p>Sınav günü yapılması gerekenleri de hatırlatan Dr. Berrin Eylen Özyurt, “Sınav günü hazır olmak için güne iyi bir kahvaltı ile başlamak ve sınav salonuna gitmek için kendine bol zaman vermek, talimatları ve soruları okumak için zaman ayırmak önemli etkenler. Bu zaman yeterince ayrıldığında öğrenci kendisinden ne beklendiğini tam olarak anlayacaktır. İhtiyaç duyduğunda sınav görevlilerinden yardım istemek, her soru için ne kadar zamana ihtiyaç olacağını planlamak, bir soruya takıldığında paniğe kapılmadan diğer sorulara devam etmek ve sınav sonunda yapılamayan sorulara geri dönmek için kendine yeterince zaman bırakmak da pozitif etki oluşturan önemli etkenler olacaktır” diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Sağlığınız için önerilere kulak verin&#8221;</strong><br />
Önemli bir sınav öncesinde ya da sağlığı tehdit eden bir durumda, kaygı duymanın duruma uygun bir tepki olduğunu belirten Dr. Berrin Eylen Özyurt, şöyle konuştu: “Kaygı ile baş etmede en önemli araç, bilgidir. Eğer durum hakkında yeterli bilgiye sahip olur ve gerekli tedbirleri alırsak hem durumu hem de kaygıyı kontrol etmek mümkün olur. Yetkili kaynaklardan verilen Covid-19 ile ilgili bilgiler bu virüsten nasıl korunulacağı konusunda bize yeterli donanımı kazandırıyor. Bu bilgiler, kaygıyı kontrol etmek açısından da önemli. Sınava hazırlanırken kendi sağlığına odaklanmak ve korumak her zaman önemlidir, ancak içinde bulunduğumuz koşullarda özellikle önem taşır. Sınav gününde de Sağlık Bakanlığının ve sağlık personelinin önerdiği gibi maske takmaya, mesafe kuralına uymaya, el temizliğine özen göstermeye, tuvalete gitme ihtiyacı doğarsa öncesinde ve sonrasında elleri iyice yıkamaya ve kapıları açıp kapatırken kağıt havlu vb. kullanmaya, sınav sırasında ise yüzüne veya boynuna dokunmaktan kaçınmaya dikkat etmek gerekir. Ayrıca, insanlarla ve sınava giren diğer öğrencilerle nasıl etkileşimde bulunulacağıyla ilgili sağduyulu kararlar vermek önemli.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Gevşeme ve nefes egzersizleri yapabilirsiniz&#8221;</strong><br />
Kaygıyı azaltmanın bir başka önemli yolunun da gevşeme ve nefes egzersizleri yapmak olduğunu hatırlatan Özyurt, “Kaygı, kasların kasılmasına ve sık, yüzeysel nefes alınmasına neden olan bir duygu durumdur. Kasların gevşetilmesi ve diyaframdan nefes almanın öğrenilmesi ile kaygıyı azaltmak mümkün olmaktadır. Yoga, meditasyon ve farkındalık içeren diğer tekniklerden bir tanesini öğrenmek ve kaygının arttığı durumlarda uygulamak oldukça işe yaramaktadır. Kaygıyı kontrol etmek; düşünceleri organize etmede, dikkati toplamada yardımcı olur, olumsuz düşünmeyi ve paniğe kapılmayı engeller, kontrol duygusu başarmaya yardım eder, gerçek performansın sergilenmesinde önemli rol oynar” diye konuştu.(İHA)</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koronavirüs Kaygısıyla Baş Etmenin İpuçları!</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/koronavirus-kaygisiyla/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2020 13:47:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=56512</guid>

					<description><![CDATA[2020&#8230; Kimisi ne umutlarla girdi, kimisi neler planladı. Herkesin farklı hayalleri vardı, fakat tek gerçekte birleşmek zorunda kaldık. Dünyayı saran pandemi, koronavirüs! Koronavirüs Kaygısıyla Baş Etmenin İpuçları! Pandeminin günlük yaşantımıza getirdiği kargaşa bir yana, şu an yaşadığımız belirsizlik durumu günden güne endişelerimizi arttırıyor. Virüsü kapma, hastalanma ve sevdiklerimize bulaştırma; başlıca kaygılarımız arasında yer alıyor. Bunların [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2020&#8230; Kimisi ne umutlarla girdi, kimisi neler planladı. Herkesin farklı hayalleri vardı, fakat tek gerçekte birleşmek zorunda kaldık. Dünyayı saran pandemi, koronavirüs!</p>
<h2>Koronavirüs Kaygısıyla Baş Etmenin İpuçları!</h2>
<p>Pandeminin günlük yaşantımıza getirdiği kargaşa bir yana, şu an yaşadığımız belirsizlik durumu günden güne endişelerimizi arttırıyor. Virüsü kapma, hastalanma ve sevdiklerimize bulaştırma; başlıca kaygılarımız arasında yer alıyor. Bunların yanı sıra; işte oluşabilecek problemler, gelir kaybı, sosyal izolasyon, boş kalan raflar sebebiyle yeterli yemek, hijyen ve sağlık malzemesi bulamama gibi durumlar kaygı seviyemizin daha da artmasına neden oluyor.</p>
<p><strong>Peki neler yapabiliriz?</strong></p>
<ul>
<li><strong>Günlük rutininize ba</strong><strong>ğ</strong><strong>lı kalmaya çalı</strong><strong>ş</strong><strong>ın</strong></li>
</ul>
<p>Mümkün oldukça aynı saatte uyanıp ve yatıp, günlük aktivitelerinizin yapabileceğiniz kısımlarını yapmaya çalışın. Çoğu çalışanlar evden çalışma sistemine ve öğrenciler de aynı şekilde online ders sistemine geçti. Bu sisteme geçen kişiler; her zamanki saatlerinde kalkıp, işlerini halledip, evde çalışmanın verdiği rahatlığı sürdürebilirler. Kendinize en sevdiğiniz yemeği ve içeceği hazırlayıp, en rahat ettiğiniz yere oturarak çalışıp evde kalmanın avantajlarını kullanabilirsiniz. Sporunuzu yapamadınız mı? Teknolojinin faydalarını kullanın. İlgilendiğiniz spor dalının çeşitli videolarını açıp, özgürce kendi sporunuzu yapacak bir alan oluşturabilirsiniz. Spor salonundaki gibi sosyalleşerek spor yapmak istiyorsanız da, online grup derslerini tercih edebilirsiniz. Kalabalık olmayan, evinize yakın yerlerde kısa yürüyüşler yapıp, temiz hava alabilirsiniz. Bedensel hareketsizlik strese bağlı tepkileri yoğunlaştırır bu nedenle aktif olun, ‘‘nasılsa evdeyim sonra yaparım’’ diye ertelemeyin.</p>
<ul>
<li><strong>Zamanı iyi de</strong><strong>ğ</strong><strong>erlendirin</strong></li>
<li></li>
</ul>
<p>Evde yeterince zaman geçirememe durumundan rahatsız olanlar, zamanla ödüllendirildiniz. Eşinizle, çocuklarınızla ilgilenin. Onlarla ilişkinizi kuvvetlendirmek için bu durumu bir fırsat olarak görün. Fiziken izole olmanız, sosyal olarak da izole olmanız anlamına gelmiyor. Yine teknolojinin faydalarını kullanarak sevdiklerinizle, uzun zamandır görüşemediklerinizle konuşun. Onlarla bu dönem geçtikten sonra yapacaklarınızı planlayın. İzleyemediğiniz film, dizi ve okuyamadığınız kitap listesi yapın. Daha önce yapmadığınız bir yemeği, yapmayı deneyin. Evinizde yeni düzenlemeler yapın. Kendinize yararlı olacak ve ya ilginizi çeken bir online kursa yazılın. Kulağa basit gelse de, bu eylemlerde bulunmak kaygılarınıza bir süre ara vermenizi, rahatlamanızı ve yaşam kalitenizi arttırmanızı sağlayacaktır.</p>
<ul>
<li><strong>Kontrol edebildiklerinize odaklanın</strong></li>
</ul>
<p>Kontrol edemedikleriniz hakkında kaygılanmaktansa, kontrol edebildiğiniz durumlara bakın. Bu virüsün ne kadar yayıldığını ya da size nereden bulaşabileceği gibi durumları düşünmek, kaygınızın artmasına neden olacaktır. Bunları düşünmektense, kontrolü ele alın ve yapabileceklerinize bakın. Kişisel bakım ve sağlık uygulamalarından başlayabilirsiniz. Sağlıklı beslenin, uyku düzeninize dikkat edin, ellerinizi iyi yıkayın, bedeninizi aktif tutun ve egzersiz yapın. Bağışıklığınızı nasıl güçlendirebilirsiniz, araştırın. Diğer yandan, dışarı çıkmanız gerekiyorsa bunla ilgili önlemler alın, dezenfektan kullanın, sosyal mesafeye dikkat edin, kıyafetlerinizi değiştirin, evinizi havalandırın. Düşününce ne kadar kontrol edebildiğiniz durumun olduğunun farkına varın, elinizdeki gücü hissedin. Kontrolünüzü davranışlarınızla sınırlamayın, düşünce gücünüze de odaklanın.</p>
<ul>
<li><strong>Kaygılarınızı somutlaştırın</strong></li>
</ul>
<p>Kaygımızı düşünceye dökmediğimiz durumlarda onun esiri olabiliyoruz, bu nedenle kaygınızı somutlaştırın. Kendinize sorun; “en kötü senaryo ne olabilir ve bunun gerçekleşme ihtimali ne kadardır” Kanıtlara bakın. Negatif düşüncelerinizi bir kağıda yazıp, alternatiflerini bulmayı deneyebilirsiniz. Örneğin; ‘‘bu virüsten asla kurtulamayacağız’’ diye endişelendiğinizde pandemilerle ilgili geçmişteki gerçeklere göz atıp, alternatif ve gerçekçi düşünceler oluşturabilirsiniz. Pandemilerin belli bir süreden sonra sona erdiğini ve dünya düzeninin geri geldiğini, kendinize hatırlatabilirsiniz.</p>
<ul>
<li><strong>Kendinize yüklenmeyin ve yavaşlamayı öğrenin</strong></li>
</ul>
<p>Kendinize karşı şefkatli olun. Zor bir dönemden geçiyorsunuz ama yalnız değilsiniz. Normaldeki üretkenliğinize ulaşamadığınızda ya da yapacağınız işe bir türlü konsantre olamadığınızda, durun ve kendinize yüklenmemeniz gerektiğini hatırlayın. İdeal olmayan koşullarda elinizden geleni yapmaya çalışıyorsunuz, bu durumu farkına varın. Kendinize hata payı verebilirsiniz. Yavaşlamayı deneyin, böylece günlük yaşamınızdaki basit zevkleri daha fazla takdir edebilirsiniz. Anda kalın. Bir aktivitede bulunurken telefonunuzu sürekli yanınızda tutmayın, yaptığınız şeye odaklanın. Yavaş yemeyi öğrenin, lezzetleri ve dokuları takdir edin. Bunu yaparsanız; hem daha az yemekle doygunluk yaşarsınız, hem de yemeğin tadından daha fazla zevk alırsınız. Arkadaşlarınızla, ailenizle konuşurken onlara odaklanın, başka şeylerle ilgilenmeden dinleyin. En basit şeyden bile zevk almaya ve bunun eğlenceli yönlerini bulmaya çalışın. Örneğin; bulaşıkları acele yıkamak yerine suyun ve köpüklerin dansını görün. Bu tarz işlere bakış açınızı değiştirdiğinizde; bunları iş yerine, keyifli aktivitelere dönüştürme fırsatı bulursunuz.</p>
<ul>
<li><strong>Bilimsel kaynaklara bağlı kalın ve sürekli medya akışının içinde kalmayın</strong></li>
</ul>
<p>Birçoğumuz her şeyden haberdar olmak istiyoruz ve sürekli gelişmeleri takip ediyoruz. Öncelikle bu bilgilendirmeleri, güvenilir kaynaklardan izleyin ve okuyun. Uzman olmayan kişilerin önerilerine itibar etmeyin. Diğer yandan virüsle ilgili sürekli haber okumak ve sosyal medyada olmak endişelerimizi arttırabilir. Bu nedenle kendinize sınırlamalar koyun. Elinizde telefonu sürekli tutmayın. Örneğin; film izlerken kendinizi sürekli haberleri kontrol etme ihtiyacında bulmayın, anda kalın ve filmin zevkini çıkarın. Sonradan bu bilgiye zaten ulaşacaksınız, kaygı havuzunun içinden çıkmaya fırsat bulmuşken, tekrar geri dalmayın.</p>
<ul>
<li><strong>Biraz kaygılanmanın her zaman olumsuz bir durum olmadığını farkına varın</strong></li>
</ul>
<p>Sürekli kaygı ve panik halinde olmak insanı yorar ve hayat kalitesini düşürür. Ancak küçük dozda kaygı bizlere yardımcı olur. Ne kadar keyifsiz bir duygu olsa da kaygı bizleri, potansiyel tehlikeli durumlara karşı hazırlıklı olmamıza ve kendimizi korumamıza teşvik eder. Örneğin, şu an sahip olduğumuz koronavirüs ile ilgili kaygılar; dışarı çıkmamamıza, çıkarsak kalabalık yerlerden kaçınmamıza, ellerimizi sık yıkamamıza, dezenfekte etmemize ve dokunduğumuz yerlere ekstra dikkat etmemize neden oluyor. Ancak kaygı düzeyinin yüksek seviyelere ulaşması olumsuz durumlara yol açabilir. Panik olduğumuz durumlarda duygularımız reaktif, düşüncelerimiz mantıksız ve davranışlarımız da dürtüsel olabilir. Bu panik hali insanları gereksiz olmayan şeyleri almaya itebilir ve başkalarının ihtiyaçlarını karşılayamama problemlerini ortaya çıkarabilir. Unutmayın ki panik; virüsten daha hızlı yayılır, bu nedenle zincirleme bir reaksiyona neden olabilir. Böyle durumlarda baş etme becerilerinize odaklanın. Bu durumla ilgili neler yapabiliyorsunuz onlara bakın.</p>
<ul>
<li><strong>Meditasyon ve nefes egzersizleri deneyebilirsiniz</strong></li>
</ul>
<p>Kaygınızı azaltmak için meditasyon ve nefes egzersizleri deneyebilirsiniz. Diğer yandan egzersiz yapmak, farklı bir aktivitede bulunmak, sosyalleşmekte kaygı seviyenizin inmesine yardımcı olur. Yardım istemekten çekinmeyin, duygu ve düşüncelerinizi paylaşın. Birçok terapist internet üzerinden online terapi yapmakta, bu servisten faydalanabilirsiniz.</p>
<ul>
<li><strong>Bu durumun geçici olduğunu kendinize hatırlatın</strong></li>
</ul>
<p>Unutmayın, yalnız değilsiniz. Din, ırk, renk ayırt etmeyen bu virüse karşı tüm dünya olarak savaştayız. Geçmişte insanlık nasıl diğer virüsleri atlattıysa, bu virüsü de birlik ve beraberlik içinde atlatacağız. Evde sıkılıyorum dediğinizde, gece gündüz uyumadan bizler için çalışan sağlık çalışanlarını düşünün. Salgının durması ve normal yaşamımıza dönmemiz için çalışan dünya uzmanlarını düşünün ve bu durumun geçici olduğunu kendinize hatırlatın. Yaşam enerjinizi yitirmeden, sağlıkla kalın.</p>
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<p>Ege’de <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a> – <a href="https://www.egedeizmir.com/">Ege Haber</a> – <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir</a></p>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Virüsün Kaynağı Yaşlılar Değil!</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/virusun-kaynagi-yaslilar-degil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2020 10:40:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı bireyler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=56259</guid>

					<description><![CDATA[Bu süreçte ileri yaştaki bireylerin konuşmaya, duygularını ifade etmeye, onları dinleyen ve anlayan ilgili insanlara ihtiyaç duyduklarını söyleyen Sosyal Hizmetler Uzmanı Özgür Varan açıklama yaptı. Virüsün Kaynağı Yaşlılar Değil! “Bu görev yakınlarına düşüyor.Yaşlı bireyleri bilgilendirmek, dinlemek, duygularını anlatmalarına müsaade etmek daha doğru bir yaklaşım. Kaygıyı önlemenin en doğru yolu doğru bilgilendirmedir. Bugünlerde virüsü yaşlılar yayıyormuş, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu süreçte ileri yaştaki bireylerin konuşmaya, duygularını ifade etmeye, onları dinleyen ve anlayan ilgili insanlara ihtiyaç duyduklarını söyleyen Sosyal Hizmetler Uzmanı Özgür Varan açıklama yaptı.</p>
<h2>Virüsün Kaynağı Yaşlılar Değil!</h2>
<p>“Bu görev yakınlarına düşüyor.Yaşlı bireyleri bilgilendirmek, dinlemek, duygularını anlatmalarına müsaade etmek daha doğru bir yaklaşım. Kaygıyı önlemenin en doğru yolu doğru bilgilendirmedir. Bugünlerde virüsü yaşlılar yayıyormuş, kaynağı onlarmış, onlar yakalandıklarında hemen ciddi bir durum oluşacakmış gibi bir durum oluştu. Bu söylemler onların zihinlerini fazlasıyla meşgul ediyor ve duygu dünyalarında yanlış yorumlamalar yapmalarına sebep olabiliyor. O yüzden neden evde durmaları gerektiği, neden bazı durumların risk oluşturduğu, aslında onların bulaştırmadığını ve bunun temel bir virüs olduğunu anlatmak gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>Kaygılandırmadan bilgi sağlanmalı</strong></p>
<p>Yaşlı bireylerin sosyal mecraları gençler kadar etkin ve etkili kullanamadıklarını ifade eden Varan, “Süreçle ilgili yeterli bilgiye sahip olma imkânları kısıtlı olabileceğinden dolayı yakınlarının özellikle alınacak önlemler ve mevcut durumla ilgili korku ve kaygıya mahal vermeden bilgilendirme yapması gerekiyor. Görüşmelerde sosyal izolasyon ve sosyal mesafenin önemi özellikle vurgulanmalı. Evlerine misafir kabul etmemeleri, çok acil bir durum olmadıkça evden dışarı çıkmamaları gerektiği söylenmeli. Bağışıklıklarını güçlü tutmaları, hijyenin ne kadar önemli olduğu açıklanmalı. Temel ihtiyaçları, alışveriş ve benzeri gibi dışarda halletmesi gereken durumlar için onlara destek olunabilir” dedi.</p>
<p><strong>Motive edici konuşmalar yapılmalı</strong></p>
<p>Varan yaşlı bireylerin sık sık aranmasının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Hastalık veya bu enfeksiyondan farklı konular hakkında konuşmak, mutlu günlerden bahsetmek, olumlu, pozitif konularla ilgili sohbetler etmek onları bu süreçte rahatlatacaktır. İlerleyen yaşlarından ötürü bu salgın hastalıkla ilgili daha endişeli ve kaygılı olabilirler. Bu konuda yakınlarına büyük iş düşüyor. Motive edici konuşmalar yapılması, görüntülü olarak da sık sık aranmaları, hal ve hatırlarının sorulması gibi eylemler onlara kendilerini daha iyi hissettirecektir. Bunun dışında evde vakit geçirmeleri için farklı uğraşlar da önerilebilir. Böylece evde oldukları sürede daha iyi vakit geçirmeleri sağlanabilir. Neler önerileceğine özelliklerine göre karar verebilir.”</p>
<p><strong>Sosyal medyadaki söylemler yanlış</strong></p>
<p>Sosyal medyada yaşlı bireylerin sokağa çıkma sınırlaması olmasına rağmen neden dışarı çıktıkları ve kuralları dinlemedikleri gibi söylemler oluştuğunu ifade eden Varan, “Toplumda yaşlılara karşı dışlayıcı, rencide edici ve korkutmaya yönelik nefret söylemleri oluşmaya başladı. Maruz kaldığımız virüs salgınının toplumda ayrışmaya değil, dayanışmaya sebep olması gerekiyor. Bu söylemler son derece yanlış çünkü ileri yaştaki kişiler bu süreci herkesin algıladığı gibi algılamıyor ve yaşamıyor olabilirler. Haber kaynaklarını etkin kullanamadıkları için de olan bitenin ciddiyetini tam fark edemiyorlar” dedi.</p>
<p>Varan sözlerine şöyle devam etti: “Ne kadar riskli bir ortam, neler yapılması gerekiyor, alınacak tedbirler nelerdir gibi önemli konular hakkında yeterli bilgiye sahip olamayabiliyorlar. Bu sebepten dışarı çıkıyorlar. Sonuç olarak onlar yaşları gereği daha hassas bir dönemden geçiyorlar. Yalnız kalma korkusu, ölüm kaygısı, ölüme karşı direnmek ya da mevcut alışkanlıklarını devam ettirme isteği de onların dışarı çıkmalarına sebep olabiliyor. Kaygıyla en temelde başa çıkma yöntemlerinden biri olan önemsememeyi, üstüne gitmeyi uygun görerek bu şekilde yenmeye çalışıyor da olabilirler. Öncelikle neden böyle davrandıklarıyla ilgili onları anlamamız gerekiyor.”</p>
<p><strong>Yapıcı desteğe ihtiyaç duyuyorlar</strong></p>
<p>Büyük kentlerde yaşayanların dışında Anadolu’da kırsalda, köylerde yaşayan ya da yakınları olmaya yaşlıların da olduğunu hatırlatan Varan, “Daha örgütsel çalışmalar yapılmalı.Onlar için de devlet ve sivil toplum örgütlerinin yaşamlarını kolaylaştıracak, etkin ve çok yönlü tedbirler almaları, bilinçlendirmeler yapmaları gerekiyor. Sadece dışarı çıkma, dışarı çıkman riskli demek etkili bir yöntem olmuyor. Hepimiz gibi onlar da hassas bir ruh hali içindeler. Onlar birçok nedenden dolayı sıkıntılar ve kaygılar yaşıyorlar. Böyle davranışlar yerine kapsayıcı, anlayışlı, dinleyici ve doğru bilgilendirici bir duruş içerisinde olmak gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>Pozitif aktiviteler önerilmeli</strong></p>
<p>Varan, sosyal medyayı daha etkin kullanan, hayatın daha çok içinde olan genç kuşak bile evde olduğu bu süre içinde aktivite bulmakta çok zorlandığını söyleyerek sözlerini söyle sürdürdü: “Yaşlılar için bu durum daha da ciddi bir boyutta. O yüzden onlar yerine düşünülmeli, nelerden hoşlandıkları göz önüne alınmalı. Bulmaca çözmeyi seviyor olabilir, film izlemekten hoşlanıyor olabilir, okumayı sevenlere kitaplar önerilebilir, görme ve duyma ile ilgili problemleri olanlar için sesli kitap uygulamaları indirilebilir, radyo tiyatroları önerilebilir, el işi gibi çeşitli aktivitelere yönlendirilebilir. Bu süreçte birçok imkân ve koşullar onlar için sağlanabilir. ATM’lerden para çekmenin, bankalara gitmenin çok riskli olduğu söyleniyor. İlerleyen yaşlarından ötürü teknolojiyi genç kuşak kadar etkili kullanamayabiliyorlar. Onların yerine yakınları bu ihtiyaçları karşılamalı.”</p>
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<p>Ege’de <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a> – <a href="https://www.egedeizmir.com/">Ege Haber</a> – <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir</a></p>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Yöntemler Kadınlarda Ağrı Ve Kaygıları Sona Erdiriyor</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/agri-ve-kaygilari-sona-erdiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Feb 2020 08:52:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=54088</guid>

					<description><![CDATA[Karındaki şişlikler, ağrı ya da düzensiz adet kanamaları ile belirti verebilen bazı jinekolojik hastalıklar, kadınların günlük yaşamda zor anlar yaşamasına neden oluyor. Bu dönemde şikayetleri önemseyip vakit kaybetmeden doktora başvurmak önem taşıyor. Erken teşhis edilen bu rahatsızlıklar, günümüzde laparoskopik yani kapalı cerrahi yöntemlerle başarılı bir şekilde tedavi edilebiliyor. Bu Yöntemler Kadınlarda Ağrı Ve Kaygıları Sona [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karındaki şişlikler, ağrı ya da düzensiz adet kanamaları ile belirti verebilen bazı jinekolojik hastalıklar, kadınların günlük yaşamda zor anlar yaşamasına neden oluyor. Bu dönemde şikayetleri önemseyip vakit kaybetmeden doktora başvurmak önem taşıyor. Erken teşhis edilen bu rahatsızlıklar, günümüzde laparoskopik yani kapalı cerrahi yöntemlerle başarılı bir şekilde tedavi edilebiliyor.</p>
<h2>Bu Yöntemler Kadınlarda Ağrı Ve Kaygıları Sona Erdiriyor</h2>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Hüseyin Mutlu, jinekolojik hastalıklarda endoskopik operasyonlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kısa sürede iyileşme sağlanıyor</strong></p>
<p>Laporoskopik işlemlerin başarısı için doktorun tecrübesi çok önemlidir. Kapalı operasyonların en önemli avantajı, işlem sırasında cerraha daha geniş bir görme ortamı sağlamasıdır. Bu avantaja sahip olan hekim, daha ince aletler ile dokularda herhangi bir travma yaratmadan işlemini gerçekleştirebilir. Bu da hastada daha az kan kaybı, daha az ağrı ve ilaç kullanımını maksimum seviyeye indirir. Laporoskopik operasyonlar, hastaların daha erken ayağa kalkarak aynı gün veya ertesi gün taburcu olabilmesini sağlıyor. Her hastaya laparoskopi uygulanmayabilir. Daha önceden karnından tekrarlayan operasyonlar geçirmiş, batın içinde yaygın bağırsak yapışıklıkları olan ve bağırsak operasyonları geçirmiş hastalarda, büyük kitlelerde açık operasyonlar tercih edilir.</p>
<p><strong>Laparoskopik yöntemler;</strong></p>
<p>-Rahim ve yumurtalıkların alınması</p>
<p>-Miyomların çıkarılması</p>
<p>-Yumurtalık kistlerinin çıkarılması</p>
<p>-Dış gebelik operasyonları</p>
<p>-Karın içindeki organ yapışıklıklarının giderilmesi</p>
<p>-Tüplere bağlı kısırlık problemlerinde tüplerin açılması</p>
<p>-Tüplerin bağlanması veya kapatılması</p>
<p>-Sebebi belli olmayan karın içi kanamaların tanı ve tedavisi</p>
<p>-İdrar kaçırma operasyonları</p>
<p>-Genital organların sarkmasının tamir edilmesi</p>
<p>-Endometriozis ( çikolata kisti) hastalığının cerrahi tedavisi</p>
<p>-Polikistik over sendromunun cerrahi tedavisi için güvenle kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>Aynı anda tanı ve tedavi</strong></p>
<p>Histeroskopi, rahim odacığının basınçlı sıvıyla genişletilerek video kamera ile incelenmesi ve saptanan problemlerin giderilmesi için kullanılan kapalı operasyon yöntemidir. Histeroskopi tanısal amaçla kullanılabildiği gibi, operasyon için yani operatif histeroskopi olarak sıklıkla uygulanır. Rahim odacığındaki her problem operatif histeroskopi ile tedavi edebilir. Teknik olarak rahim kanalı ortalama 9 mm kadar genişletildikten sonra büyük moleküllü sıvı basınçlı olarak verilerek rahim odacığı genişletilerek saptanan problemlerin tedavisi yapılır</p>
<p><strong>Histeroskopi ile yapılan cerrahi işlemler:</strong></p>
<p>-Rahim içindeki poliplerin alınması</p>
<p>-Rahim içi yapışıklıkların açılması</p>
<p>-Rahim içine kaçmış spirallerin çıkarılması</p>
<p>-Aşırı kanamalara neden olan miyomların çıkarılması</p>
<p>-Rahim zarının tahrip edilmesi ile aşırı kanamaların tedavisi</p>
<p>-Doğuştan rahimde meydana gelmiş, kısırlık ve tekrarlayan düşüklere neden olan rahim şekil bozuklukları</p>
<p><strong>İşlem yapıldığı gün taburcu olabilirsiniz</strong></p>
<p>Histeroskopi operasyonunda süre çok önemlidir. Operasyon süresi uzadıkça hasta sıvı yüklenmesi ve bu durumun meydana getirdiği riskler ile karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle en kısa sürede operasyonun gerçekleştirilmesi ve verilen ile çıkan sıvının titiz kontrolü önemlidir. Operasyon sonrası hasta aynı gün taburcu edilebilir. Kapalı operasyonlarda cerrahi geçiren hastaların en önemli avantajı günlük hayatlarına daha az ağrı ve yara ile dönmeleridir. Güncel sağlık teknolojilerinin kullanıldığı bu cihazlar ile gerçekleştirilen operasyonlar sayesinde, hastaların ailelerinden, mesleklerinden fazla uzaklaşmadan kısa sürede günlük rutin hayatlarına dönebilmesidir.</p>
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<p>Ege’de <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a> – <a href="https://www.egedeizmir.com/">Ege Haber</a> – <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir</a></p>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="google-auto-placed"></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evham Sandığınız Durum Yaygın Kaygı Bozukluğu Olabilir</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/yaygin-kaygi-bozuklugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Feb 2020 11:36:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[belirsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[evham]]></category>
		<category><![CDATA[Kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı bozukluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=53430</guid>

					<description><![CDATA[Her insanın günlük yaşantısı içerisinde yer alan kaygı, sürekli ve aşırı olduğunda ya da içinde bulunulan durumla ilgili olmadığında hayatı çekilmez kılabiliyor. Belirsizliğin en büyük tehlike olarak görüldüğü yaygın kaygı bozukluğu hastalığı, tahammülsüzlüğü de beraberinde getiriyor. Kötü bir şey olacakmış hissi ile sürekli endişe içinde yaşayan bu hastalar, çoğu zaman rahatsızlıklarının farkında olmuyor ve bunu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her insanın günlük yaşantısı içerisinde yer alan kaygı, sürekli ve aşırı olduğunda ya da içinde bulunulan durumla ilgili olmadığında hayatı çekilmez kılabiliyor. Belirsizliğin en büyük tehlike olarak görüldüğü yaygın kaygı bozukluğu hastalığı, tahammülsüzlüğü de beraberinde getiriyor. Kötü bir şey olacakmış hissi ile sürekli endişe içinde yaşayan bu hastalar, çoğu zaman rahatsızlıklarının farkında olmuyor ve bunu genellikle “evhamlı” bir kişiliğe sahip olmakla açıklıyor. Ancak bu tablo kişinin iş ve sosyal yaşamını kabusa çevirebiliyor. Bu hastalık mükemmeliyetçi ve hırslı kişilerde daha sık izleniyor. Memorial Ankara Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uz. Dr. Serkan Akkoyunlu, yaygın kaygı bozukluğu hastalığı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<h2>Evham Sandığınız Durum Yaygın Kaygı Bozukluğu Olabilir</h2>
<p><strong>Zihinden atılamayan kaygıya dikkat!</strong></p>
<p>Belirsizlik, kaygı ve korku hayatımızda her zaman var olan kavramlardır. Evden işe giderken bile kaza geçirmek, sakat kalmak ya da ölmek gibi pek çok felaketle karşılaşmak mümkün olabilmektedir. Birçok kişi bu belirsizliği yok sayarak güvende olduğunu düşünmektedir. Ancak bazı insanlar kaygı ya da korkuyu yoğun olarak yaşar ve bunu zihninden atmayı başaramaz. Kişinin yaşamını derinden etkileyen, işlevselliğini bozan ve işlerinde yoğun bir sıkıntı yaşanmasına sebep olan bu duruma yaygın kaygı bozukluğu denilmektedir.</p>
<p><strong>Belirsizlik tehdit unsuru olarak görülür</strong></p>
<p>Yaygın kaygı bozukluğu yaşayan kişiler genellikle günlük olaylar, kişisel ilişkiler, sağlık ve yakınlarını kaybetme gibi konularda yoğun endişe yaşamaktadır. Kaygılı oldukları konularla ilgili olumsuz bir sonuçla karşılaşmayacağından emin olmak isteyen ve bunun için yoğun çaba sarfeden hastalar, belirsizliği bir tehdit olarak görmektedir. Hastalar aldıkları önlemlerin kaygı ile korkuyu daha fazla artırdığının farkında varmadan, bu algının süreklilik kazanmasına neden olmaktadır.</p>
<p><strong>Kaygı ile evhamı birbirinden ayırmak gerekir</strong></p>
<p>Kronik olarak gerçekleşen bu bozukluk genelde “Evhamlı” olmak gibi bir karakter özelliği olarak yansıtılmaktadır. Ancak bu bir karakter özelliğinden ziyade, tedavi edilebilen bir rahatsızlık olmaktadır. Kaygı ile evhamı birbirinden ayırmak gerekmektedir.</p>
<p><strong>Sürekli kötü bir şey olacakmış beklentisi yaşamı altüst edebilir</strong></p>
<p>Yaygın kaygı bozukluğunda bir ya da daha çok konu üzerinde kaygı duymak, bu kaygıyı kontrol edememek, beraberinde gün içerisinde kötü bir şey olacakmış gibi bir beklenti içine girmek, diken üstünde hissetmek, çabuk yorulmak, çabuk öfkelenmek, gece uykusunda bozulma ve kaslarda gerginlik hissi gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır. Bu belirtilere zaman zaman ağız ve boğaz kuruluğu, çarpıntı, nefes darlığı, titreme, karında rahatsızlık hissi, hazımsızlık da eşlik edebilmektedir. Bununla birlikte kaygı seviyesi yüksek olan kişilerde sıklıkla cilt döküntüleri, astım ve ürtiker gibi psikosomatik rahatsızlıklar da görülebilmektedir.</p>
<p><strong>Ailesinde kaygı bozukluğu olanlar risk altında</strong></p>
<p>Ailesinde yaygın kaygı bozukluğu olan kişilerde bu hastalığın ortaya çıkma olasılığı, diğer kişilere göre daha fazladır. Bununla birlikte kadınlarda bu rahatsızlığa erkeklere oranla daha sık rastlanmaktadır. Bunda biyolojik ve hormonal farklılıkların yanı sıra, toplumsal ve cinsiyet rollerinin de etkisi bulunmaktadır. Ayrıca yaşanılan travmatik olaylardan sonra kaygının öğrenildiği ile ilgili görüşler de bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Mükemmeliyetçi ve hırslı kişilerde daha çok görülüyor</strong></p>
<p>Yaygın kaygı bozukluğunun toplumdaki görülme sıklığı yüzde beş civarında olurken, nevrotik kişilik özelliklerine sahip olanlarda, sorumluluk sahibi, mükemmeliyetçi ve hırslı kişilerde bu hastalığa daha çok rastlanmaktadır. Genellikle erişkinlik yaşlarında ortaya çıkan bozukluk, daha ileri yaşlarda da başlayabilmektedir. Kayıp, bir yerden başka bir yere taşınmak, hayata birinin girmesi ya da çıkması gibi çevresel faktörler ve yaşamsal değişikliklerde hastalık tetiklenebilmekte ya da tekrarlayabilmektedir.</p>
<p><strong>İlaçların etkisi ikinci haftadan sonra ortaya çıkmaya başlar</strong></p>
<p>Tanısı daha çok görüşmelere ve muayeneden alınan bildirimlere dayanan yaygın kaygı bozukluğunun temelde iki tedavisi bulunmaktadır. İlk basamağı oluşturan ilaç tedavisinde antidepresan ve anksiyolitik etkili ilaçlar kullanılmaktadır. Genellikle ikinci haftadan sonra fayda etkisi ortaya çıkmaya başlayan ilaç tedavisinin tam etkisini göstermesi 6-8 haftayı bulabilmektedir. Çok fazla yan etkisi bulunmayan bu ilaçlar sağlık alanında da güvenli ilaçlar arasında kabul edilmektedir.</p>
<p><strong>“Yüzleşme” yöntemi ile düşünce yapısı değiştirilebilir</strong></p>
<p>İkinci tedavi yöntemi ise psikoterapidir. Bu yöntem, kişinin düşünce yapısı incelenmeye ve değiştirilmeye dayanmaktadır. Kaygı ve korku genellikle belirsizlikle bağlantılı olmaktadır. Psikoterapi, kişinin belirsizliği nasıl tolere edebileceğini öğrendiği ve belirsizliğe karşı tahammülünün arttırılmasının sağlandığı bir süreç olmaktadır. 3-4 ay sürecince haftalık gerçekleştirilen terapiler sonrasında edinilen kazanımlar korunmaktadır. Terapinin kalıcılığı, ilaç tedavisine göre daha yüksek olmaktadır.</p>
<p><strong>Yaygın kaygı bozukluğunu kontrol altına almak için…</strong></p>
<p><strong>* </strong>Kaygı size ne söylüyorsa tersini yapın</p>
<p>* Belirsizlikte kalmayı tercih edin</p>
<p>* Belirsizliği gidermek için yaptığınız araştırmaları bırakın</p>
<p>* Düşüncelerinizi kontrol etmeye çalışmayın</p>
<p>* Belirsizlikle savaşmayın, yanınıza alın ve belirsizlikle beraber yaşamayı öğrenin</p>
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<p>Ege’de <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a> – <a href="https://www.egedeizmir.com/">Ege Haber</a> – <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir</a></p>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Açıkladı: “Kaygılanmak Normal Midir?”</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/uzmanlar-acikladi-kaygilanmak-normal-midir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jan 2020 12:38:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Anksiyete Bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[Piskiyatri Uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaygın Anksiyete Bozukluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=50501</guid>

					<description><![CDATA[Piskiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Ekrem Hasbek, kaygılanma olarak da bilinen Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB) hakkında bilgi verdi. Piskiyatri Uzmanı Açıkladı: “Kaygılanmak Normal Midir?” Kaygının yaşamın normal bir parçası olduğuna dikkat çeken Piskiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Ekrem Hasbek, “Herkes günlük yaşam içinde değişik konularla ilgili kaygı duyabilir. Yetişmesi gereken bir iş, sınav, sağlık, para, çocuklar ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Piskiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Ekrem Hasbek, kaygılanma olarak da bilinen Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB) hakkında bilgi verdi.</p>
<h2>Piskiyatri Uzmanı Açıkladı: “Kaygılanmak Normal Midir?”</h2>
<p>Kaygının yaşamın normal bir parçası olduğuna dikkat çeken Piskiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Ekrem Hasbek, “Herkes günlük yaşam içinde değişik konularla ilgili kaygı duyabilir. Yetişmesi gereken bir iş, sınav, sağlık, para, çocuklar ve aileyle ilgili sorunlar birçok insanı kaygılandırabilir. Aslında kaygı, bir ölçüde bizim günlük sorunlarla baş edebilmemiz için hazırlıklı olmamızı, bir tehlike durumunda da hızlı karar verip kurtulmamızı sağlar.</p>
<p>Normalde bu tür kaygı hafiftir ve baş edilebilir düzeydedir. Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB) olan kişilerde ise “sürekli, aşırı ve durumla uygun olmayan bir endişe durumu” söz konusudur. Aşırı endişe, kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkiler ve hatta olağan yaşam etkinliklerini sürdürmesini engeller.</p>
<p>Bu kişiler her durumda olası en kötü sonucu düşünürler, her şey kendi denetimlerinin dışındadır, iyi bir olasılık ya da geriye dönüş mümkün değildir. YAB’da aşırı endişe ve kaygı genellikle sağlık, aile, para ya da iş gibi konularla ilgilidir. Denetlenemez nitelikte olan endişe hali en az altı ay boyunca hemen her gün vardır ve gün boyunca sürer. YAB’nun yaşam boyu görülme sıklığı yüzde 5-6’dır. Başka bir deyişle, her 100 kişiden 5-6’sı yaşamlarının herhangi bir zamanın bu rahatsızlığı yaşayabilir. Yaşla birlikte kaygı duyarlılığı artar. YAB yaşlılıkta en sık görülen anksiyete bozukluğudur&#8221; dedi.(İHA)</p>
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<p>Ege’de <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a> – <a href="https://www.egedeizmir.com/">Ege Haber</a> – <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir</a></p>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
