<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kanser &#8211; Ege&#039;de izmir Haber, Ege Haber, izmir Haberleri, Ege Haberleri, Son Dakika izmir, Torbalı Haberleri, Buca, Bornova, Karşıyaka</title>
	<atom:link href="https://www.egedeizmir.com/tag/kanser/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.egedeizmir.com</link>
	<description>izmir haber, ege haber, Son Dakika izmir Haberleri, Karşıyaka haberleri, Buca haberleri, Konak haberleri, Bornova haberleri, Torbalı haberleri</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Mar 2026 09:41:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Kanser hastalarının beslenmesine dair önemli uyarılar</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/kanser-hastalarinin-beslenmesine-dair-onemli-uyarilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:39:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[fizyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=184937</guid>

					<description><![CDATA[Psikolog Mehmet Güney Ziyalan, kanser tedavisi sürecinde yaşanan psikolojik ve fizyolojik etkilerin iştahsızlığa yol açabildiğini hatırlattı. Kanser hastalarının beslenmesine dair önemli uyarılar Ziyalan, bazı hastaların tedavi boyunca iştahsızlık yaşamadığını, bazılarının ise tedavinin belirli dönemlerinde ya da ilerleyen süreçte bu sorunla karşılaşabildiğini ifade ederek, &#8220;İştahsızlığın her zaman fizyolojik ya da kimyasal bir nedeni olmayabilir. Psikolojik nedenler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Psikolog Mehmet Güney Ziyalan, kanser tedavisi sürecinde yaşanan psikolojik ve fizyolojik etkilerin iştahsızlığa yol açabildiğini hatırlattı.</p>
<h2>Kanser hastalarının beslenmesine dair önemli uyarılar</h2>
<p>Ziyalan, bazı hastaların tedavi boyunca iştahsızlık yaşamadığını, bazılarının ise tedavinin belirli dönemlerinde ya da ilerleyen süreçte bu sorunla karşılaşabildiğini ifade ederek, &#8220;İştahsızlığın her zaman fizyolojik ya da kimyasal bir nedeni olmayabilir. Psikolojik nedenler de bu duruma yol açabilir ve bu kesinlikle keyfi bir durum değildir&#8221; dedi.<br />
Acıbadem Kent Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Uzman Klinik Psikolog Mehmet Güney Ziyalan kanser tedavisi sürecinde hastalarda sık görülen iştahsızlık sorununa ve bu süreçte hasta yakınlarının farkında olmadan yaptığı hatalara dikkat çekti. İştahsızlığın yalnızca kimyasal ya da mekanik nedenlerle açıklanamayacağını vurgulayan Ziyalan, psikolojik etkenlerin önemli rol oynadığını söyledi. Tedavi sürecinde yaşanan bulantı ve tiksinti hissinin, zamanla yemek yeme davranışıyla şartlanabildiğini belirten Ziyalan, &#8220;İlaçların bulantı ya da tiksinti etkisi ortadan kalksa bile, yemek yeme davranışı bu olumsuz duygularla eşleştiği için iştahsızlık devam edebiliyor. Bu durumda ortada fiziksel bir neden olmasa da hasta gerçek anlamda zorlanıyor.&#8221; diye konuştu.<br />
Psikolog Ziyalan, bazı ilaçların koku hassasiyetini artırabildiğine de değindi, hastaların normalde rahatsız olmadığı yemek kokularının bu süreçte tiksinti oluşturabildiğini söyledi. Depresif ruh halinin ve ağrının da iştahsızlığı artıran önemli etkenler arasında yer aldığını belirten Ziyalan, yemek saatlerinin hem hastalar hem de hasta yakınları için stresli bir sürece dönüşebildiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Çocuk muamelesi yapmayın</strong><br />
Hasta ve hasta yakınları arasındaki rollerin tedavi süreciyle birlikte değiştiğine dikkat çeken Ziyalan, &#8220;Kişinin neyi, ne zaman ve ne kadar yiyeceğine artık başkasının karar vermesi, hastada baskı ve çocuk muamelesi görme hissi oluşturabiliyor. Bu da yemeği daha da zorlaştırıyor&#8221; dedi. Hasta yakınlarının iyi niyetle yaptığı ısrarın, hastaların kendilerini anlaşılmamış hissetmesine yol açabileceğini söyleyen Ziyalan, bu durumun zaman zaman sofrada gerginliğe neden olabildiğini kaydetti. İştahsızlıkla baş etmede bazı küçük ama etkili önerilerde bulunan Ziyalan, lokmaların küçük tutulması, yemek sırasında acele edilmemesi ve hastanın zorlanmaması gerektiğini vurguladı. Yemek esnasında dikkatin yemekten başka bir yöne çekilmesinin de faydalı olabileceğini belirten Ziyalan, şu önerilerde bulundu.<br />
&#8220;Televizyon, müzik ya da sohbetle dikkati dağıtmak, bulantı ve tiksinti hissini azaltabiliyor. Az yemek ile hiç yememek arasında büyük fark olduğu bilinmeli. Üç lokma her zaman sıfır lokmadan iyidir. Her lokmanın kıymetini bilmek gerekiyor. Tabak bitmedi diye hastayı suçlamak motivasyonu düşürüyor. Masa düzeni, porsiyon küçüklüğü ve ortam kokuları da önemli. Büyük porsiyonlar göz korkutabilir. Küçük porsiyonlar daha ulaşılabilir hedefler sunar. Ayrıca yemek kokularını mümkün olduğunca azaltmak da süreci kolaylaştırır. Gün içindeki kısa yürüyüş ve hafif aktivitelerin iştah üzerinde olumlu etkisi olabilir. Hastaların kendilerini daha enerjik hissettikleri zaman dilimlerinde yemek yemeye teşvik edilmesi de daha doğru olur.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserde yaşam süresi uzuyor, yan etkiler azalıyor</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/kanserde-yasam-suresi-uzuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 10:58:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Kişiselleştirilmiş tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=180069</guid>

					<description><![CDATA[Onkolog Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, kanser tedavisinde son yıllarda öne çıkan en büyük gelişmelerden birinin &#8220;Kişiselleştirilmiş tedavi&#8221; yaklaşımı olduğunu, bu yaklaşımın tedavi süreçlerini tamamen değiştirdiğini söyledi. Kanserde yaşam süresi uzuyor, yan etkiler azalıyor Kanserde artık herkes için aynı tedavi yöntemini kapatan &#8220;Kişiselleştirilmiş tedavi&#8221; döneminin başladığını belirten Doç. Dr. Görümlü, &#8220;Artık her hastaya özel, genetik yapıya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Onkolog Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, kanser tedavisinde son yıllarda öne çıkan en büyük gelişmelerden birinin &#8220;Kişiselleştirilmiş tedavi&#8221; yaklaşımı olduğunu, bu yaklaşımın tedavi süreçlerini tamamen değiştirdiğini söyledi.</p>
<h2>Kanserde yaşam süresi uzuyor, yan etkiler azalıyor</h2>
<p>Kanserde artık herkes için aynı tedavi yöntemini kapatan &#8220;Kişiselleştirilmiş tedavi&#8221; döneminin başladığını belirten Doç. Dr. Görümlü, &#8220;Artık her hastaya özel, genetik yapıya göre belirlenen tedavilerle çok daha başarılı sonuçlara ulaşıyoruz&#8221; dedi.<br />
Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, 1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık ayında onkoloji alanındaki gelişmeleri anlattı. Görümlü, bu alanındaki gelişmelerin son 20 yılda kanser teşhisi konan hastalarda hastalık sonuçlarında önemli ölçüde değişimler ve iyileşmeler gösterdiğini ifade etti. 80&#8217;li yıllarda kanser tanısı alan hastaların 5 yıllık sağ kalım oranları yüzde 30-40&#8217;larda iken, günümüzde bu oranların yüzde 80&#8217;lerin üzerine çıktığını ifade eden Doç. Dr. Görümlü, şöyle konuştu:<br />
&#8220;Geçmişte kanser tedavisinde yalnızca kemoterapi seçenekleri bulunurken, bugün akıllı ilaçlar ve hedefe yönelik tedavilerle hastaya özel planlamalar yapılabiliyor. Biliyoruz ki, kanserin lokalizasyonu ya da türü aynı da olsa her insanda farklı keşifler ve farklı seyir göstermekte, tedavi cevapları da farklı olmaktadır. Bu da her kanser hücresinin farklı genetik özellikler taşıması ile ilişkilidir. Son yıllarda onkoloji alanındaki en önemli gelişmelerden biri tümörün gen haritasının çıkartılarak her hastanın tümörünün hangi genetik özelliklere sahip olduğunu tespit etmeye dayanan, kapsamlı genetik analizlerle kişiye özel tedavi yaklaşımlarının ortaya konulabilir hale gelmesidir. &#8220;Kişiselleştirilmiş tedavi&#8221; adını verdiğimiz bu yaklaşım, kanser tedavilerini hastanın ve tümörünün genetik yapısına göre uyarlayarak daha az yan etki ve daha iyi yaşam kalitesi sağlamayı hedefleyen bütünsel tedavi modelini ortaya koymaktadır. Bu, tedavileri hastanın genetik yapısına göre düzenleyen bir kanser tedavi yaklaşımıdır. Kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımının faydaları arasında daha az yan etki, daha hızlı iyileşme süreleri ve tedavi sırasında ve sonrasında daha iyi bir yaşam kalitesi yer almaktadır.&#8221;</p>
<p><strong>Sıvı biyopsi ile iğnesiz tanı koyulabiliyor</strong><br />
Doç. Dr. Görümlü, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımıyla birlikte gelişen önemli yeniliklerden birinin de &#8220;likit biyopsi&#8221; yöntemi olduğunu söyledi. Geleneksel doku biyopsisi yerine yalnızca bir kan örneğiyle tümörün genetik bilgilerine ulaşmak mümkün hale geldiğini belirten Görümlü, bu sayede hem tanı sürecinin kolaylaştığını hem de tedaviye daha hızlı başlanabildiğini vurguladı. Görümlü, &#8220;Ayrıca tedavi sırasında tümörün genetik yapısı zamanla değişebildiği için bu yöntemle güncel bilgiler elde edilebiliyor&#8221; dedi.</p>
<p><strong>İmmünoterapiden başarılı sonuçlar alıyoruz</strong><br />
Bağışıklık sistemini kanser hücrelerine karşı harekete geçiren &#8220;immünoterapi&#8221; tedavilerinin de birçok kanser türünde etkili şekilde kullanıldığını hatırlatan Doç. Dr. Görümlü, &#8220;Özellikle akciğer, kalın bağırsak, mesane ve mide kanserlerinde, immünoterapiden büyük başarılar elde ediyoruz. Hangi hastanın bu tedaviden yarar göreceği de yine genetik analizlerle belirlenebiliyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Nüks risk önceden belirleniyor</strong><br />
Kanser hastalarının en büyük korkularından birinin de &#8220;nüks&#8221; olduğunu ifade eden Görümlü, hastalığın tedaviye yanıtını ya da tekrarlama riskini belirlemek için &#8220;dolaşan tümör DNA testi&#8221;nin uygulandığını belirtti. Bu testin yaygınlaşmaya başladığını kaydeden Görümlü, ameliyat sonrası kalan hücrelerin varlığının, tedavinin etkinliğinin ya da hastalığın tekrar edip etmediğinin bu testle erkenden tespit edilebildiğini söyledi.</p>
<p><strong>Kanser tedavisinde artık daha güçlüyüz</strong><br />
Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımının yalnızca tedavide değil, risk analizi, erken tanı ve hastalık öncesi korunmada da kullanıldığına dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
&#8220;Kişiye özel tedavi yaklaşımları büyük bir umut vadetse de, henüz tüm kanser türleri için evrensel olarak yararlı olmadığını belirtmek önemlidir. Akıllı ilaçlar birçok kanser türünde hızla kullanıma girmekle birlikte, bazı kanser türlerinde halen standart kemoterapi tedavileri rutin olarak kullanılmakta ve başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Devam eden araştırmalar, akıllı ilaçların ve immunoterapi tedavilerinin uygulanabilirliğini genişletmeyi ve tüm kanser hastaları için daha erişilebilir hale getirmeyi amaçlamaktadır. Elbette erken tanı hâlâ çok önemli, ancak ileri evre hastalarda bile artık umut veren gelişmelerle karşı karşıyayız. Kanserle savaşta artık elimiz daha güçlü.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karaciğer yağlanması pankreas kanser riskini artırıyor</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/karaciger-yaglanmasi-pankreas-kanser-riskini-artiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jul 2022 12:35:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=106890</guid>

					<description><![CDATA[Pankreas kanserinin erken yakalansa dahi en tehlikeli kanser türlerinden birisi olduğunu bildiren Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, sigara, şeker hastalığı, alkol ve bazı beslenme alışkanlıkları pankreas kanseri risk faktörleri olarak sayılabileceğini belirtti. Karaciğer yağlanması pankreas kanser riskini artırıyor Geçtiğimiz günlerde Joo-Hyun Park ve arkadaşları tarafından alkol dışı karaciğer yağlanmasında pankreas kanser riskinin artırdığına [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.egedeizmir.com/">Pankreas kanserinin erken</a> yakalansa dahi en tehlikeli kanser türlerinden birisi olduğunu bildiren Tıbbi Onkoloji Uzmanı<br />
Prof. Dr. Uğur Coşkun, sigara, şeker hastalığı, alkol ve bazı beslenme alışkanlıkları pankreas kanseri risk faktörleri olarak sayılabileceğini belirtti.</p>
<h2>Karaciğer yağlanması pankreas kanser riskini artırıyor</h2>
<p>Geçtiğimiz günlerde Joo-Hyun Park ve arkadaşları tarafından alkol dışı karaciğer yağlanmasında pankreas kanser riskinin artırdığına yönelik bir çalışma yayınlandığını bildiren Prof. Dr. Uğur Coşkun, Scientific Reports dergisinde yayınlanan bu çalışmada, pankreas kanseri tanısı konulan 10 bin 470 hastanın analiz edildiği ve alkol dışı sebepler ile karaciğer yağlanması gelişen bireylerde pankreas kanseri riskinin yağlanması olmayanlara göre yüzde 17 daha fazla olduğu ortaya konulduğunu bildirdi.</p>
<p>Prof. Coşkun, bu risk artışı obezitesi olmayan bireyler de de aynı şekilde daha fazla olduğunu, karaciğer yağlanmasının derecesi arttıkça pankreas kanser riskinin fazlalaşmakta olduğunu bildirdi.</p>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, son dönemlerde yayınlanan başka bir çalışmada karaciğer yağlanmasının karaciğer kanser riskini artırdığı ortaya koyduğu belirterek, “Bu çalışmada da karaciğer yağlanmasının obezite ve diabet gibi diğer risk faktörlerinden bağımsız olarak pankreas kanseri riskini artırdığı gösterilmiş oldu. Karaciğer yağlanması tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çok sık görülmekte.</p>
<p>Bazen hekimler tarafından önemsiz gibi davranılmakta ve hastalar tarafından da bu nedenle göz ardı edilebilmekte. Fakat bu çalışmada da görüldüğü üzere başta kanserler olmak üzere siroz gibi bir çok tehlikeli duruma yol açabiliyor. Tedavisine ve ilerlemesini önlemeye yönelik mutlaka tedbirler alınmalı ve bu hastaların mutlaka bir gastroenteroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekiyor” <a href="https://www.egedeizmir.com/">dedi.(iha)</a></p>
<p><a href="https://www.egedeizmir.com/">Ege de İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser tarama tırında yüzlerce kişiye teşhis konuldu</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/kanser-tarama-tirinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Apr 2022 00:28:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DENİZLİ]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=100348</guid>

					<description><![CDATA[Denizli İl Sağlık Müdürlüğü’nün kanserle yürüttüğü mücadelede vatandaşların, kanser taramalarını gerçekleştiren Mobil Kanser Tarama aracı sayesinde, erken teşhis imkanı buluyor. Mobil Kanser Tarama aracı, ilçe genelinde tarama çalışmalarına devam ediyor. Kanser tarama tırında yüzlerce kişiye teşhis konuldu Hayırseverler tarafından alınan ve gerekli tıbbi donanımı Sağlık Bakanlığı tarafından tamamlanan Mobil Kanser tarama Tırı Denizli’deki faaliyetlerine tam [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Denizli İl Sağlık Müdürlüğü’nün kanserle yürüttüğü mücadelede vatandaşların, kanser taramalarını gerçekleştiren Mobil Kanser Tarama aracı sayesinde, erken teşhis imkanı buluyor. Mobil Kanser Tarama aracı, ilçe genelinde tarama çalışmalarına devam ediyor.</p>
<h2>Kanser tarama tırında yüzlerce kişiye teşhis konuldu</h2>
<p>Hayırseverler tarafından alınan ve gerekli tıbbi donanımı Sağlık Bakanlığı tarafından tamamlanan Mobil Kanser tarama Tırı Denizli’deki faaliyetlerine tam gaz devam ediyor. Tavas, Çameli, Çardak ve Kale’de taramalar gerçekleştiren Mobil Kanser Tarama Tırının yeni durağı Beyağaç oldu. İlçede meme ve serviks kanseri taramaları yapılacak.</p>
<p><strong>“Tırla birlikte sağlık hizmetini vatandaşımızın ayağına kadar götürüyoruz”</strong><br />
Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, kanser taramalarının zamanında yapılmasının önemine vurgu yaparak, “Kanser erken tanı konursa tedavisi olan, geç kalındığında ise zor bir süreci içinde barındıran hiç kuşkusuz günümüzün en önemli sağlık sorunlarının başında gelmektedir. İlimizde de kanser sıklığı ve ölümlerin azaltılması, kanser gelişim sürecinin henüz klinik bulgular ortaya çıkmadan erken evrede tespit edilmesi için çalışmalar yürütüyoruz.</p>
<p>Bu doğrultuda Mobil Kanser Tarama Tırımız önemli bir görevi yürütüyor. Özellikle kırsal bölgede yaşayıp kanser taramalarına ulaşımda sıkıntı yaşayan bayanlarımıza Mobil Kanser Tarama Tırında meme ve serviks kanseri taramalarını yapıyoruz. Mobil Kanser Tarama Tırımızda bugüne kadar Tavas, Çameli, Çardak ve Kale ilçelerimizde 5 Bin 53 mamografi çekimi yapıldı ve 226 kadın ileri teşhis merkezine yönlendirilmek üzere sevk edildi. Yine 719 kadına serviks kanser taraması yapılarak 16’sı ileri teşhis merkezine yönlendirildi. Şimdi de Beyağaç ilçemizde taramalarımızı gerçekleştireceğiz. Beyağaç’ta yaşayan kadınlarımızı kanserle yürüttüğümüz mücadelede bize destek olmaya ve taramalarını yaptırmaya bekliyoruz” dedi.İHA</p>
<div class="haberDetayIcerik">
<p>Ege’de<a href="https://www.egedeizmir.com/"> İzmir Haber</a></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Işın tedavisinde nokta atışı</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/nokta-atisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Nov 2021 09:12:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İZMİR]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ışın tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=86468</guid>

					<description><![CDATA[Radyasyon onkoloğu Dr. Osman Burak Can, meme kanserinde radyoterapinin (ışın tedavisi) memede ve koltuk altı lenf bezlerinde hastalığın tekrarlamasının önüne geçmek amacıyla uygulandığını belirterek “Ayrıca metastaz yapmış meme kanserlerinde nokta atışı tekniği ile metastazlara yönelik yüksek doz ışın tedavisi uygulanabilmekte ve oldukça iyi sonuçlar elde edilmektedir” dedi. Işın tedavisinde nokta atışı Kent Onkoloji Merkezi Radyasyon [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.egedeizmir.com/">Radyasyon onkoloğu</a> Dr. Osman Burak Can, meme kanserinde radyoterapinin (ışın tedavisi) memede ve koltuk altı lenf bezlerinde hastalığın tekrarlamasının önüne geçmek amacıyla uygulandığını belirterek “Ayrıca metastaz yapmış <strong>meme kanserlerinde</strong> nokta atışı tekniği ile metastazlara yönelik yüksek doz ışın tedavisi uygulanabilmekte ve oldukça iyi sonuçlar elde edilmektedir” dedi.</p>
<h2 id="h1Baslik-Y1WPQ5W7UNWbYFWnI5OPENGzA5GPYpWr">Işın tedavisinde nokta atışı</h2>
<p>Kent Onkoloji Merkezi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Can, radyoterapinin meme kanserinin tedavisindeki yerine dikkat çekti. Uzm. Dr. Can, metastaz yapmış meme kanserlerinde nokta atışı tekniği ile metastazlara yönelik yüksek doz ışın tedavisi uygulanabildiğini ve oldukça iyi sonuçlar elde edildiğini sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Organlar da korunuyor</strong><br />
Radyoterapinin, cerrahi ve kemoterapi ile birlikte meme kanseri tedavisinin önemli bileşenlerinden biri olduğunu kaydeden Dr. Osman Burak Can, her 8 kadında bir görülen meme kanserinin tedavi edilebilen kanserlerden biri haline geldiğini de hatırlatarak şöyle konuştu: “Radyoterapiyi hem meme kanserinin hem de metastazlarının tedavisinde uyguluyoruz. İleri teknoloji cihazlarla yeni teknikler tedavideki başarımızı artırıyor.</p>
<p>Radyoterapiyi, meme koruyucu cerrahi sonrası veya koltuk altında lenf bezi metastazı varlığında da öneriyoruz. Radyoterapi uygulamasının amacı memede ve koltuk altı lenf bezlerinde hastalığın tekrarlamasının önüne geçmek. Bu tedavi sıklıkla 5-6 hafta kadar sürüyor. Radyoterapi sırasında ılımlı düzeylerde cilt yan etkileri görülmekle birlikte yüksek teknolojili cihazlar ve yeni tedavi teknikleri ile kalp ve akciğer gibi organlar radyasyonun istenmeyen yan etkilerinden maksimum düzeyde korunuyor.”(İHA)</p>
<p>Egede<a href="https://www.egedeizmir.com/"> İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebeğini emzirmeyen kadınlarda meme kanseri riski artıyor</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/bebegini-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Oct 2021 14:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=84763</guid>

					<description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Serhat Buldur, bebeğini emziremeyen annelerin meme kanserine yakalanma risklerinin emziren annelere oranla daha yüksek olduğunu söyledi. Bebeğini emzirmeyen kadınlarda meme kanseri riski artıyor Özel Ata Sağlık Hastanesi, meme kanseri farkındalık ayı nedeniyle Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Bayraklı Şubesinde bir seminer düzenledi. Dernek üyelerinin eşlerinin katıldığı toplantıda konuşan Op. Dr. Serhat [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Serhat Buldur, bebeğini emziremeyen annelerin meme kanserine yakalanma risklerinin emziren annelere oranla daha yüksek olduğunu söyledi.</p>
<h2>Bebeğini emzirmeyen kadınlarda meme kanseri riski artıyor</h2>
<p>Özel Ata Sağlık Hastanesi, meme kanseri farkındalık ayı nedeniyle Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Bayraklı Şubesinde bir seminer düzenledi. Dernek üyelerinin eşlerinin katıldığı toplantıda konuşan Op. Dr. Serhat Buldur, meme kanseri riski ve meme kanseri tanısı konuları hakkında bilgilendirme yaptı. Buldur, “Hiç evlenmeyen ve çocuk doğurmayan kişiler oluyor. Artık kadınlar hayatta çok çalıştıkları için çok fazla çocuk yapmıyor, yapsa bile çocuğunu emziremiyor. Böylelikle bu kadınların sürekli hormona maruziyeti oluyor. Bu yüzden kadınların meme kanserine yakalanma riski de artıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Genetik ve hormon maruziyeti”</strong><br />
Meme kanseri oluşumunda ‘genetik’ ve ‘hormon maruziyeti’ olmak üzere iki etken olduğunun altını çizen Dr. Buldur, “Bu etkenlerden birincisi genetik altyapınızdır. Bunu değiştirme şansınız yok. Özellikle birinci derece yakınlarınızda sizin meme kanserine yakalanma riskiniz iki kat artar. Bu yakınlarınızdan iki tanesinde hastalık varsa risk üç kat artar. Böyle bir riskiniz varsa daha dikkatli olmalı, tarama programları için KETEM veya en yakın sağlık merkezine başvurmanız gerekir. Meme kanserine yakalanma riski açısından ikinci en önemli konu kadınlık hormonlarına, yani sizin östrojene maruz kalma durumunuzdur. Bir kadın adet gördüğü müddetçe sürekli hormonal döngü içerisinde olur. Hormonların bir kısmı zamanla azalıyor. Ne kadar erken menstruasyona başlarsanız ve ne kadar çok erken menopoza girerseniz bu süreniz uzayacaktır” dedi.</p>
<p><strong>“Duşta kendi kendinizi muayene edin”</strong><br />
Meme kanserinin bir ileri yaş kanseri olduğunun altını çizen Dr. Buldur, “Biz meme kanseri taramalarına 40 yaşında başlıyoruz. Çünkü yapılan bilimsel çalışmalarda 40 yaşından sonra yapılan taramalar sayesinde kansere yakalanma ihtimalinin yüksek olduğu ve hastalığı önleme şansımızın daha yüksek olduğu saptanmış. Bu yüzden sizler 40 yaşında tarama programına giriyorsunuz. Tabii bu ailesinde erken yaşta kanser olan kişiler tarama programına daha erken alınıyorlar. Peki biz tarama kapsamında neler yapıyoruz? Burada sizin üstünüze düşen sorumluluklar var.<br />
Öte yandan, hastaneye geldiğinizde bizim yaptığımız testler ve yaptığımız şeyler var. Sizlerin aylık kendinizin elle meme muayenesini yapmanız gerekiyor. Bu çok basit bir işlem. Duşa girdiğinizde ayda bir defa meme dokusunu masaj yapar gibi dıştan merkeze olacak şekilde ovalayarak gezdirmeniz gerekiyor. Eğer elinize bir sertlik veya bir kitle geldiğinde ya da meme ucunda bir akıntı, kızarıklık veya çekinti varsa en yakın doktora başvurmanız gerekiyor” bilgisini verdi.(İHA)</p>
<p>Egede<a href="https://www.egedeizmir.com/"> İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Kanser ağrısı tedavi edilebilir”</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/kanser-agrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Sep 2021 08:22:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=83357</guid>

					<description><![CDATA[Algolog (ağrı tedavisi uzmanı) Dr. Tural Bayramov, her dört kanser hastasından üçünün kronik ağrı ile yaşadığına dikkat çekti. Ağrının asla kanser olmanın normal bir parçası olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Bayramov, “Tüm ağrılar tedavi edilebilir. Kansere bağlı ağrı da yaklaşık yüzde 95’i başarıyla yönetilebiliyor” dedi. “Kanser ağrısı tedavi edilebilir” Kent Onkoloji Merkezi ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Algolog (ağrı tedavisi uzmanı) Dr. Tural Bayramov, her dört kanser hastasından üçünün kronik ağrı ile yaşadığına dikkat çekti. Ağrının asla kanser olmanın normal bir parçası olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Bayramov, “Tüm ağrılar tedavi edilebilir. Kansere bağlı ağrı da yaklaşık yüzde 95’i başarıyla yönetilebiliyor” dedi.</p>
<h2>“Kanser ağrısı tedavi edilebilir”</h2>
<p>Kent Onkoloji Merkezi ve Kent Alsancak Tıp Merkezi Algoloji Uzmanı Dr. Tural Bayramov, kanser hastalarının ağrılarının tedavi edilebildiğini söyledi. Kanser ağrısının, insanların kanser olduklarında yaşayabilecekleri farklı ağrı türleri için geniş bir terim olduğunu belirten Uzm. Dr. Bayramov, “Kanseri olan her hastanın ağrısı olmaz ama yapılan çalışmalara göre kanser hastalarının yaklaşık yüzde 75’i kronik ağrı ile yaşıyor. Oysa kansere bağlı ağrılar deneyimli algoloji uzmanları tarafından yüzde 100&#8217;e yakın başarıyla tedavi edilebiliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Kanser ağrısı çekmek zorunda değilsiniz&#8221;</strong><br />
Uzm. Dr. Bayramov kadınların, erkeklerden daha yüksek kanser ağrısı şiddeti bildirdiğini kaydederken, sözlerini şöyle tamamladı: “Ağrı, sıklıkla kanserin kendisinden kaynaklanır ama kemoterapi tedavisi, radyasyon tedavisi ve ameliyat gibi kanserle savaşmak için kullanılan kanser tedavilerinden de kaynaklanabilir. Kanser hastalarının ağrıları üzerine yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda maalesef farklı tedavi yöntemlerinin mevcut olduğu günümüzde bile hastaların yüzde 46’sının ölüm anında yeterli ağrı tedavisini alamadığı belirlenmiştir. Oysa kanser ağrısının tedavisi konusunda elde edilen veriler yüz güldürücü. Yapılan bilimsel çalışmalarda reçete edilen ilaçların, başka nedenle kronik ağrısı olan insanların yaklaşık yüzde 58’inde ağrıyı hafiflettiği belirtilirken, kansere bağlı ağrının yaklaşık yüzde 95’inin başarıyla yönetilebildiği ortaya konmuştur. Bu sonuçlara göre kanser hastası ağrıyla yaşamak zorunda değil. Günümüzde modern tıbbın bizlere sunduğu çeşitli kronik ağrı tedavisi yöntemleriyle hastalarımızın ağrısını azaltabilir, hareketliliğini artırabilir, yaşam kalitesini yükseltebiliriz.”</p>
<p>Egede<a href="https://www.egedeizmir.com/"> İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmandan, “Bıçak değdiği zaman kanser yayılmaz” açıklaması</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/bicak-degdigi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2021 09:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[bıçak]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=83176</guid>

					<description><![CDATA[Kent Onkoloji Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. Bülent Karabulut, kanserde doğru bilinen yanlışların hastaların kafasını karıştırdığını, hekimlerin de bu yanlışları düzeltmeye çalıştığını söyledi. “Bıçak değdiği zaman kanser yayılır” , “biyopsi kanseri hızlandırır” gibi görüşleri yanlış inanışlara örnek gösteren Prof. Dr. Karabulut, “İkisi de kanserin yayılmasına neden olmaz, hiçbir bilimsel karşılığı yok” dedi. Uzmandan, “Bıçak değdiği zaman [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kent Onkoloji Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. Bülent Karabulut, kanserde doğru bilinen yanlışların hastaların kafasını karıştırdığını, hekimlerin de bu yanlışları düzeltmeye çalıştığını söyledi. “Bıçak değdiği zaman kanser yayılır” , “biyopsi kanseri hızlandırır” gibi görüşleri yanlış inanışlara örnek gösteren Prof. Dr. Karabulut, “İkisi de kanserin yayılmasına neden olmaz, hiçbir bilimsel karşılığı yok” dedi.</p>
<h2>Uzmandan, “Bıçak değdiği zaman kanser yayılmaz” açıklaması</h2>
<p>Amerika’nın önde gelen kanser merkezlerinden Houston Methodist Hospital (HMH) işbirliğiyle açılan Kent Onkoloji Merkezi’nin “Tedavide multidisipliner, bakımda bütüncül yaklaşım” modeliyle hizmet verdiğini hatırlatan Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Karabulut, tedavi planlamalarında karşılarına set gibi çıkan yanlış inanışlara dikkat çekti.</p>
<p>Medikal onkoloji, onkoloji cerrahisi ve radyasyon onkolojisi bölümlerini tek çatı altında topladıklarını vurgulayan Prof. Dr. Karabulut, “Bu sayede hastalar aynı çatı altında tüm tanı ve tedavi hizmetlerine ulaşabiliyor. Tümör konseylerimizde kişiye özel tedavileri, yol haritalarını belirliyoruz. Bazı hastalara biyopsi, ameliyat öneriliyor. Ancak burada hekimin karşısına hastaların doğru diye inandığı, ancak hiçbir bilimsel karşılığı olmayan yanlış inanışlar çıkıyor. Biyopsinin kanseri hızlandıracağına inanan hastalar var. Biyopsiler, hastalığın tanısını koymak ve tedavisini planlamak için olmazsa olmaz girişimler. Hastalarda zaman zaman, biyopsi yapıldığında hastalığın sıçradığı, kötüleştiği ya da dağıldığına ilişkin korkular ortaya çıksa da bu korkuları destekleyen bilimsel çalışmalar bulunmuyor. Yani bu korkular son derece yersiz” dedi.</p>
<p>“Açık cerrahi yöntemle yapılan biyopsiler de iğneyle yapılan biyopsiler de kanserin yayılmasına ya da kötüleşmesine neden olmaz” diyen Prof. Dr. Karabulut, “Özellikle kanserin cerrahi tedavisinde, son yıllarda elde edilen gelişmeler ve yeni teknolojiler sayesinde, bugün artık kanserlere dokunarak, ‘bıçak değdirerek’ daha da iyi sonuç elde edilebiliyor. Biyopsi, kanser tanısının konulmasında çok önemli bir yöntemdir. Tanının yanı sıra bazı ilaçların etkinliği için bir takım göstergelerin saptanması ve genetik testlerin uygulanması için de yapılması şarttır. Biyopsi ile hastalığın yayılacağına dair bilimsel veriler yoktur. Ancak toplumda bu tarz söylentilerin bulunduğu ve bazı hastaların sırf bu nedenle biyopsi yaptırmak istemedikleri bilinmektedir. Bu korku oldukça yersizdir. Çünkü biyopsi kanserin yayılmasına neden olmaz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Bıçak değince kanser hastası iyileşir”</strong><br />
Bir diğer yanlış inanışın da cerrahi konusunda olduğunu kaydeden Kent Onkoloji Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. Karabulut, “Cerrahi, birçok kanser türünde en etkin tedavi seçeneği. Tedavide elimizdeki en büyük güçlerden biri olan ameliyat klinik sonuçları da olumlu yönde etkiliyor. Hastalıklı organının ya da tümörünün çıkartılması, hastanın çok daha uzun süre yaşamasını ve hastalığın geri gelme riskinin anlamlı olarak azalmasını sağlıyor. Bu nedenle ‘bıçak değince kanser yayılır’ düşüncesinin tam tersine, ‘bıçak değince kanser hastası iyileşir’ fikrine inanmak gerekiyor. Yeter ki hasta ameliyat ile hastalığın çıkarılabileceği bir evrede olsun” dedi.</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçük Ecrin kanseri yendi, günlüğü kitap oldu</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/kucuk-ecrin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2021 08:55:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük Ecrin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=82598</guid>

					<description><![CDATA[Kemik kanserini yenen 10 yaşındaki Ecrin Aydoğ, tedavi sürecinde tuttuğu günlüğünü kitaba dönüştürdü. Kanserle mücadele edenlere yol göstermek ve umut olmak istediğini belirten Ecrin, “Bir Ecrin Hikayesi” adlı kitabından elde ettiği gelirle İzmir’de yeni bir yaşam kurmak istiyor. Küçük Ecrin kanseri yendi, günlüğü kitap oldu Uşak’ta yaşayan Pelin-İbrahim Aydoğ çiftinin ilk çocukları Ecrin, 9 yaşındayken [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemik kanserini yenen 10 yaşındaki Ecrin Aydoğ, tedavi sürecinde tuttuğu günlüğünü kitaba dönüştürdü. Kanserle mücadele edenlere yol göstermek ve umut olmak istediğini belirten Ecrin, “Bir Ecrin Hikayesi” adlı kitabından elde ettiği gelirle İzmir’de yeni bir yaşam kurmak istiyor.</p>
<h2>Küçük Ecrin kanseri yendi, günlüğü kitap oldu</h2>
<p>Uşak’ta yaşayan Pelin-İbrahim Aydoğ çiftinin ilk çocukları Ecrin, 9 yaşındayken bacak ağrısı şikayetiyle doktora gitti ancak yapılan tetkiklerde herhangi bir teşhis konulamadı. Okulda sınıf arkadaşları ile “deve-cüce” oyunu oynarken bir anda diz kapağı şişen ve oturduğu yerden kalkamayan Ecrin, İzmir’de Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Hastanesine sevk edildi. Burada kemik kanseri teşhisi konulan Ecrin üç kür kemoterapi aldı, ardından da dizindeki tümör nedeniyle Ege Üniversitesi (EÜ) Hastanesinde ameliyat masasına yattı. Tümörün çıkarılması sonrası DEÜ’de yeniden kemoterapi alan Ecrin, tedavi sayesinde kemik kanserini yendi. İzmir’de tedavi olduğu süre boyunca annesi Pelin Aydoğ ile birlikte İzmir Hasta Çocuk Evleri Derneğinin tahsis ettiği evde kalan Ecrin, yaşadığı zorlu süreci de günbegün günlüğüne aktardı. 10 yaşındaki Ecrin, kısa bir süre önce günlüğünü “Bir Ecrin Hikayesi” adıyla kitaba dönüştürdü.</p>
<p><strong>“Basamadığım yolları eğlene eğlene geçiyorum”</strong><br />
Çok zor bir süreç yaşadıklarını dile getiren Ecrin Aydoğ, “Kemoterapiler beni çok yoruyordu. Üzülüyordum ama şu an çok mutluyum. Hayallerimi elime aldım. Ben hastalığımın başından beri günlük tuttum. Bir gün İzmir Hasta Çocuk Evleri’nde kalan Zeynep Abla günlüğümü gördü ve bunun bir kitap haline gelebileceğini söyledi. Ardından dernek de bana destek oldu ve günlüğümü kitaba dönüştürdük. Kitabımda yaşadığım süreci anlattım. O günlerde konuşacak dermanım yoktu. Yürüyemediğim zamanlar oldu ama ben artık kanseri yendim. Şimdi basamadığım yolları eğlene eğlene geçiyorum. Benim sürecim de mutlu sonla bitti, kitabım da mutlu sonla bitti. İnsanlar bu kitabı okuduğunda umutlarını kaybetmeyecek. Sabır ederek güzel günlerin geleceğini görebilecek. Tedavi görürken benim de pes ettiğim zamanlarım oldu ama o sırada babam bana yaşlandığı için ölmek üzere olan ama pes etmeyerek kendini yenileyen bir kartalın hikayesini anlatıp ‘Sen de yavru kartalsın. Pes etmek sana yakışmaz’ dedi. Ben de bir yavru kartal olarak pes etmedim ve kanseri yendim” dedi.</p>
<p><strong>“İzmir’de yeni bir düzen kurmak zorundayız”</strong><br />
Tedavi süreci bitse de 5 yıl boyunca kontrollerinin İzmir’de devam edeceğini ifade eden Ecrin, “Biz ailemle Uşak’ta yaşıyorduk ancak tedavim nedeniyle İzmir’e gelmek durumundaydık. İzmir Hasta Çocuk Evleri Derneği, 1,5 yıldır İzmir’de barınma ihtiyacımızı karşılıyor. Ben kanseri yendim ama kontrollerim İzmir’de devam edecek. Yakın bir süre içerisinde buradan çıkıp İzmir’de yeni bir düzen kurmak zorundayız. Biz çıkacağız ki başka ihtiyacı olan arkadaşlarımız bu evlerde kalabilsin. Kitabımdan elde ettiğim gelirle hem İzmir’de kuracağımız düzende aileme destek olmak hem de benimle aynı süreci yaşayanların yanında olan İzmir Hasta Çocuk Evleri Derneğine destek sunmak istiyorum. Kitabım 4 bin adet basıldı. Umarım kitapseverler kitabımı alarak destek olur. Ayrıca İzmir Kitap Fuarı’nda kitabım için imza günü yapmak istiyorum. Bu kitapla yarışmalara katılmak istiyorum. İkinci günlüğümü de yazmaya başladım. Bunu da kitap haline getirmek ve hikayemin filme çevrilmesini de isterim” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Onunla gurur duyuyoruz”</strong><br />
Ecrin’in annesi Pelin Aydoğ da şunları söyledi:<br />
“Kolay şeyler yaşamadık. Ecrin, 9 yaşında kansere yakalandığında hayata daha sıkı tutunmayı öğrendi. Bunu bize de öğretti. Ondan hiçbir şeyi saklamadık. Yaşına uygun olarak bilmesi gerekenleri anlattık. Günlüğünü kitap haline getirmeye karar verdiğinde çok mutlu olduk. Onunla gurur duyuyoruz. Kitabı okuduğumuzda yaşadıklarımız yeniden canlandı. Her şeyin başı sağlık. Sabır her şeyin anahtarı. Biz de sabrederek çok şükür bu hastalığı yendik ancak İzmir’de kontrollerimiz devam edecek. Haftada iki kez koruyucu kemoterapi alınacak, ayda bir de ameliyat eden hocamız kontrol edecek. Yani artık İzmirli olmak durumundayız. Babası iş bulup kitabın da desteği ile burada yeni bir yaşam kurmak istiyoruz.”</p>
<p>Egede<a href="https://www.egedeizmir.com/"> İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser hastalarına kanser tecrübeli rehber</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/kanser-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 08:52:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[rehber]]></category>
		<category><![CDATA[tecrübe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=82249</guid>

					<description><![CDATA[Geçen yıl meme kanseri tanısı koyulan 39 yaşındaki Neslihan Ergin, başlanan tedavisini yüz güldürücü sonuçlarla tamamladı. “Damdan düşenin halini ancak damdan düşen anlar” diyen Ergin, tedavisi bitince sosyal medya hesabından süreç konusunda hastalara yol göstermek istediğini duyurdu ve telefon numarasını paylaştı. Ergin, “Kanser geçirmiş tecrübeli bir hasta olarak hastalara bu yolculukta neler yaşayacakları konusunda rehberlik [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen yıl meme kanseri tanısı koyulan 39 yaşındaki Neslihan Ergin, başlanan tedavisini yüz güldürücü sonuçlarla tamamladı. “Damdan düşenin halini ancak damdan düşen anlar” diyen Ergin, tedavisi bitince sosyal medya hesabından süreç konusunda hastalara yol göstermek istediğini duyurdu ve telefon numarasını paylaştı. Ergin, “Kanser geçirmiş tecrübeli bir hasta olarak hastalara bu yolculukta neler yaşayacakları konusunda rehberlik etmek istiyorum” dedi.</p>
<h2>Kanser hastalarına kanser tecrübeli rehber</h2>
<p>Mali müşavir Ümit Ergin ile evli ve Defne adında 6 yaşında bir kızı olan 39 yaşındaki Neslihan Ergin, Covid-19’un ilk sinyallerini vermeye başladığı günlerde kanserle tanıştı. Sağlık ve güzellik ürünleri pazarlayan bir firmanın satış temsilcisi olan Ergin, 27 Şubat 2020 günü işten sonra halk oyunları çalışmasına katıldı. Yorucu ama güzel bir gün geçiren Ergin’in keyfi, elleriyle kontrol ettiği göğüslerinde farklılık hissedince kaçtı. Genç kadın panik yapmak yerine ailesinde çok sayıda kanser vakası olduğu gerçeğinden hareketle soluğu doktorda aldı. Meme kanseri tanısı koyulan, meme ucunda da tümör bulunan Ergin, Kent Onkoloji Merkezinde ameliyat oldu. Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, sağ memesi alınıp yerine protez takılan Ergin’e 4 Haziran 2020’de kemoterapi başlattı. 8 kür kemoterapi gören, vücudu reddettiği için protezin çıkarılması için ikinci kez ameliyat masasına yatan Neslihan Ergin’in tedavisine akıllı ilaçla devam edildi. 30. ve son kür akıllı ilaç uygulamasından sonra hastane odasında fotoğraflarını çekip sosyal medya hesaplarından paylaşan Ergin, “’Kansersin’ dediklerindeki an ve sonrasında süregelen her şey geçer miydi, biter miydi, nasıl olacaktı derken bugüne gelebildim şükürler olsun” diyerek tedavisinin bittiğini müjdeledi. Kanser tanı ve tedavisi sürecinde yaşadıklarının önemli bir deneyim olduğunu belirten genç kadın, kanser hastalarına yardımcı ve destek olmayı istediğini belirterek, cep telefon numarasını da paylaşmaktan çekinmedi.</p>
<p><strong>“Bana ulaşın”</strong><br />
Ergin, hastalara rehberlik yapmak istediğini belirterek, takipçilerine şu mesajla seslendi:<br />
“Kent Onkoloji Merkezine ilk kemoterapim için geldiğimde herkesten duyduğum şuydu; ‘kalıcı şifanız olsun.’ O zamanlar bu söze anlam veremiyordum. Şimdi anlamını iliklerime kadar hissederek yaşıyorum. Evet kalıcı şifalaramız olsun. Bu sözün ne büyük anlamı ve ne büyük değeri var bir bilseniz. Nüksetme ihtimali olan bir şey kanser. İşte o yüzden hayatı nereden yakalarsan sen de sarıl ona ve bırakma mücadeleni. Çünkü gerçekten çok güzel hayat. Hasta olmadan fark et ve farkında ol olur mu? Ne çok şey öğretti, ne çok şey anlattı ve ne çok şey aktardı bana. Ama şunu çok iyi biliyorum ki içindeki güce inan ve vazgeçme. Çünkü sen varsan ve iyiysen her şey var. Her şey geçiyor, geçmişte kalıyor sağlık olsun da. Kanseri yaşayan biri olarak ‘Nesly senden destek istiyoruz, paylaşmak istiyoruz’ diyen kim varsa 0 530 560 47 60 no’lu telefonumdan bana ulaşabilir. Çünkü yaşadım ve o yolu yürüdüm. Ben biliyorum her adımını, her zorluğunu ve her detayını. Yürüyeceğin yolu adım adım biliyorum. Anlatmaya, yardıma hazırım.”</p>
<p><strong>“Ben bu hastalığa meydan okudum”</strong><br />
Tedavisini tamamlamanın mutluluğunu yaşadığını, sağlığının çok iyi olduğunu belirten Ergin, “Ben bu hastalığa meydan okudum. Diğer hastaların da bu gücü hissetmesi için destek vermek istiyorum” dedi.<br />
Ergin, kendisine ulaşan hastaların kemoterapinin etkileri, saç dökülmesi, protez meme konusunda danıştıklarını söyledi. Ergin tedavi sonrasında hemşirelerle anı fotoğrafı çektirirken, Doç. Dr. Görümlü, “Neslihan hanım enerjisiyle, pozitif yaklaşımlarıyla örnek bir hastamız. Pozitif olması tedavisini de olumlu etkiledi. Deneyimlerini diğer hastalarla paylaşması da çok önemli ve değerli” diye konuştu.</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer Kanserinde Erken Tanı İçin &#8216;Düşük Doz Akciğer Tomografisi&#8217;</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/dusuk-doz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2021 07:42:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[erken tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=79369</guid>

					<description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Kenan Kaya, erken evre akciğer kanserinin tedavisinin mümkün olduğunu belirterek, riskli gruplarda “düşük doz akciğer tomografisi” yapılmasını önerdi. Akciğer Kanserinde Erken Tanı İçin &#8216;Düşük Doz Akciğer Tomografisi&#8217; Kent Bayraklı Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Kenan Kaya, akciğer kanserinin dünyada en yaygın görülen ve en fazla ölüme yol açan kanser türü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Kenan Kaya, erken evre akciğer kanserinin tedavisinin mümkün olduğunu belirterek, riskli gruplarda “düşük doz akciğer tomografisi” yapılmasını önerdi.</p>
<h2>Akciğer Kanserinde Erken Tanı İçin &#8216;Düşük Doz Akciğer Tomografisi&#8217;</h2>
<p>Kent Bayraklı Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Kenan Kaya, akciğer kanserinin dünyada en yaygın görülen ve en fazla ölüme yol açan kanser türü olduğunu belirtti. Türkiye’de erkeklerde en sık, kadınlarda ise meme kanserinden sonra en sık görülen kanserin akciğer kanseri olduğunu hatırlatan Dr. Kaya, erken teşhisin önemine dikkat çekerek, erken evre akciğer kanserinin tedavisinin mümkün olduğunu söyledi. Tümörün erken tanısı için riskli gruplarda “düşük doz akciğer tomografisi” öneren Dr. Kaya, “Bu tetkik akciğer kanserini normal akciğer grafisine göre daha erken evrede saptar. Bu da kanserin tedavisini sağlarken, uzun süreli yaşam olanağı ile beraber kanserden ölümleri azaltır” dedi.</p>
<p><strong>Yüzde 15 birinci evrede yakalanıyor</strong><br />
Akciğer kanserinin erken evrede tedavi edilebildiğini belirten Dr. Kaya şöyle konuştu:<br />
“Hastaların ancak yüzde 15’i tanı anında birinci evrededir. Yüzde 50’den fazlası tanı anında evre 4’tür. 5 yıllık hayatta kalma oranı yüzde 16’dır. Erken dönemlerde belirti vermemesi, oluşan belirtilerin sigara içimine bağlı olduğu düşünülmesi ve akciğer filminde göründüğünde ileri evrelerde olması nedeniyle erken dönemlerde tümörün tanınmasını sağlayacak yöntemlere gereksinim vardır. Bu yöntem de düşük dozlu akciğer tomografisi tetkikidir. Düşük doz akciğer tomografisi normal akciğer tomografisine göre daha az radyasyon veren, teşhis için yeterli kalitede görüntü alınmasını sağlayan bilgisayarlı tomografi yöntemidir. Düşük doz akciğer tomografisinde radyasyon dozu normal tomografiden 5-6 kat daha azdır. Düşük doz akciğer tomografisi akciğer kanserini normal akciğer grafisine göre daha erken evrede saptar, akciğer kanserinin erken evrelerde tanısı kanserin tedavi oranını artırır, uzun süreli yaşam olanağı ile beraber kanserden ölümleri azaltır.”</p>
<p>Düşük doz akciğer tomografisinin akciğer kanseri dışında da pek çok hastalığın erken teşhis edilmesini sağladığını kaydeden Dr. Kaya, “Bu görüntüleme yöntemi birçok akciğer hastalığının semptom vermediği erken dönemlerde tanısı ile beraber, kalp, karaciğer, tiroid, adrenal bezler, mide hastalıkları ile ilgili hastalıkların tanısında yardımcı olabilir. Ayrıca PCR negatif ve akciğer grafisi normal olan, Covid-19 düşünülen hastaların tanı ve hastalıklarının yaygınlığının saptanmasında da yararlıdır” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Durmadı, Tanı Koyma Durdu</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/kanser-durmadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2021 08:15:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=78809</guid>

					<description><![CDATA[Medikal Onkolog Ahmet Özveren, Covid 19 salgını sürecinde enfeksiyon kapma korkusu yüzünden kişilerin sağlık kontrollerinden kaçtığını, bu kaçışın kanser tanısı alan sayısında yüzde 30-40 oranında azalma olarak kendini gösterdiğini bildirdi. Uzm. Dr. Özveren, “Bu süreçte maalesef kanser durmadı, sadece kanser tanısının konulması durdu. Bu da pandemi sonrasında normalde beklenenden daha fazla kanser tanısı ve daha [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Medikal Onkolog Ahmet Özveren, Covid 19 salgını sürecinde enfeksiyon kapma korkusu yüzünden kişilerin sağlık kontrollerinden kaçtığını, bu kaçışın kanser tanısı alan sayısında yüzde 30-40 oranında azalma olarak kendini gösterdiğini bildirdi. Uzm. Dr. Özveren, “Bu süreçte maalesef kanser durmadı, sadece kanser tanısının konulması durdu. Bu da pandemi sonrasında normalde beklenenden daha fazla kanser tanısı ve daha fazla sıklıkta ileri evre kanser tanısı demek” dedi.</p>
<h2>Kanser Durmadı, Tanı Koyma Durdu</h2>
<p>Kent Onkoloji Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Ahmet Özveren, pandemide tanı konulmamış kanser vakalarında ciddi artıştan endişe duyduklarını söyledi. Uzm. Dr. Özveren, kanserde erken tanının hayat kurtarıcı olmasına karşın kişilerin korona virüse yakalanma korkusuyla bu süreçte hastanelere, doktorlara uzak durduğunu vurguladı.</p>
<p>Uzm. Dr. Özveren, bu korkunun ihmalin faturasının hayatla ödenebileceğine dikkat çekerek şöyle konuştu:<br />
&#8220;Pandemide gerek Covid enfeksiyonu kapma korkusu ile hastaların sağlık kontrollerine gitmemesi, gerek sağlık sistemindeki aksaklıklar sebebi ile kanser tarama ve takiplerinde yüzde 90’a varan azalmalar tespit edildi. Buna bağlı olarak kanser tanısı alanların sayısı yüzde 30-40 oranında azaldı. Yapılan araştırmalara ve geçmişten gelen veriler geleceğe modelleme yapıldığında kanser tanısı ve tedavisinde yaşanan üç aylık bir gecikmenin çeşitli kanser türlerinde 10 yıllık net sağ kalımı ne kadar azaltabileceği istatistiki olarak ortaya kondu. Bu araştırmalar; kanser türüne göre değişmekle beraber ölüm oranlarında yüzde 20’ye ulaşan artışların olabileceğini gösteriyor. Amerika Ulusal Kanser Enstitüsü (NIH) kanser tanı ve tedavilerindeki gecikmeler sebebiyle sadece kolon ve meme kanseri vakalarında önümüzdeki 10 yıl içinde beklenenden 10 bin fazla ölüm görüleceğini açıkladı. Tekrar vurgulamakta yarar var ki pandemi sürecinde maalesef kanser durmadı, sadece kanser tanısının konulması durdu. Bu da pandemi sonrasında normalde beklenenden daha fazla kanser tanısı ve normalde beklenenden daha fazla sıklıkta ileri evre kanser tanısı demektir. Bu sebeple kanser tanısı olan hastalarımızın takiplerini aksatmamalarını, böyle bir tanısı olmayan bireylerin ise Sağlık Bakanlığı önerisi doğrultusunda tarama testlerini yaptırmalarını önemle rica ediyoruz. Unutmayalım ki; erken teşhis ve tedavi hayat kurtarır. Kendinizin ve yakınlarınızın şikayetlerini önemseyin, sağlıkta erteleme yapmayın.”</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
