<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hipertansiyon &#8211; Ege&#039;de izmir Haber, Ege Haber, izmir Haberleri, Ege Haberleri, Son Dakika izmir, Torbalı Haberleri, Buca, Bornova, Karşıyaka</title>
	<atom:link href="https://www.egedeizmir.com/tag/hipertansiyon/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.egedeizmir.com</link>
	<description>izmir haber, ege haber, Son Dakika izmir Haberleri, Karşıyaka haberleri, Buca haberleri, Konak haberleri, Bornova haberleri, Torbalı haberleri</description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Jul 2026 09:37:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>
	<item>
		<title>Yüksek riskli gebelik mutlu sona bitti, Barlas bebek dünyaya geldi</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/yuksek-riskli-gebelik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 09:36:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[miyom]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=189559</guid>

					<description><![CDATA[Kronik hipertansiyon ve rahmindeki çok sayıda büyük miyom nedeniyle yüksek riskli gebelik geçiren 39 yaşındaki kadın, Prof. Dr. İsmail Mete İtil ve ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla hem bebeğini kucağına aldı, hem de sağlığına kavuştu. Yüksek riskli gebelik mutlu sona bitti, Barlas bebek dünyaya geldi Sezaryen sırasında miyomları da alınan anne, &#8220;Hamileliğim boyunca hem anne olmanın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kronik hipertansiyon ve rahmindeki çok sayıda büyük miyom nedeniyle yüksek riskli gebelik geçiren 39 yaşındaki kadın, Prof. Dr. İsmail Mete İtil ve ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla hem bebeğini kucağına aldı, hem de sağlığına kavuştu.</p>
<h2>Yüksek riskli gebelik mutlu sona bitti, Barlas bebek dünyaya geldi</h2>
<p>Sezaryen sırasında miyomları da alınan anne, &#8220;Hamileliğim boyunca hem anne olmanın heyecanını hem de sağlık risklerimin kaygısını yaşamıştım, şimdi ise anne olmanın mutluluğunu yaşıyorum&#8221; dedi.<br />
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8217;nin başkenti Lefkoşa&#8217;da yaşayan 39 yaşındaki Şebnem Baysal, kronik hipertansiyon hastalığı ve rahmindeki çok sayıda büyük miyom nedeniyle yüksek riskli gebelik süreci yaşadı. Gebeliğinin 32&#8217;nci haftasında takip ve doğum amacıyla Acıbadem Kent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Sorumlusu Prof. Dr. İsmail Mete İtil&#8217;e başvuran Baysal, düzenli kontrollerle yakından izlendi.<br />
Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde anne adayında gebelik zehirlenmesi (preeklampsi) gelişme riskinin artması üzerine, anne ve bebeğin sağlığı gözetilerek gebeliğin 35 hafta 5&#8217;inci gününde doğum kararı alındı. Gerçekleştirilen sezaryen operasyonuyla 18 Haziran&#8217;da 2 kilo 850 gram ağırlığında ve 47 santimetre boyunda dünyaya gelen erkek bebeğe &#8220;Barlas&#8221; adı verildi. Şebnem- Gürkan Baysal çifti anne baba olmanın mutluluğunu doktorlarıyla paylaştı.</p>
<p>Sezaryen sırasında miyomlar da alındı<br />
Operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. İsmail Mete İtil, hastanın hem kronik hipertansiyon hem de rahimde bulunan çok sayıda büyük miyom nedeniyle yüksek riskli gebelik grubunda yer aldığını belirtti.<br />
Hastanın gebelik boyunca yakından takip edildiğini ifade eden Prof. Dr. İtil, &#8220;İlerleyen haftalarda preeklampsi gelişme riski belirginleşti. Yapılan değerlendirmeler sonucunda normal doğumun mümkün olmadığı görüldü ve sezaryen kararı alındı. Operasyon sırasında aynı seansta rahimde bulunan büyük miyomlar da başarıyla çıkarıldı. Yüksek risk taşıyan bu ameliyatta rahim korunurken, ciddi kanama ve gelişebilecek diğer komplikasyonların önüne geçildi&#8221; dedi.<br />
Prof. Dr. İtil, operasyon sonrasında annenin tansiyon değerlerinin kontrol altına alındığını, anne ve bebeğin sağlık durumlarının iyi olduğunu, hastanın kısa sürede günlük yaşamına dönebildiğini söyledi.</p>
<p>&#8220;Yüksek riskli gebelikler deneyimli merkezlerde takip edilmeli&#8221;<br />
Öte yandan İtil, yüksek riskli gebeliklerde düzenli takip, doğru zamanlama ve multidisipliner yaklaşımın hayati önem taşıdığına dikkat çekti. İtil, bu tür gebeliklerin deneyimli ekiplerin bulunduğu merkezlerde yönetilmesinin hem anne hem de bebek sağlığı açısından başarı şansını önemli ölçüde artırdığını vurguladı.</p>
<p>&#8220;Riskli bir süreçti ama her şey yolunda gitti&#8221;<br />
İlk kez anne olmanın mutluluğunu yaşayan Şebnem Baysal ise 10 yıldır hipertansiyon hastası olduğunu belirterek, &#8220;Yüksek tansiyonum vardı, doğuma kadar da rahmimde sadece tek bir kist olduğunu biliyordum. Miyomları bilmediğim için tek endişe kaynağım tansiyonumdu. Annelik heyecanıma tansiyon riski kaygısı eklenmişti. Çok şükür ki her şey yolunda gitti. Sezaryen sırasında kist ve miyomlar da alındı. Hem bebeğime hem sağlığıma kavuştum. Doktoruma ve tüm ekibine teşekkür ediyorum&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de her dört ölümden birinin nedeni: Hipertansiyon</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/her-dort-olumden-birinin-nedeni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 May 2022 07:42:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Hipertansiyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=104302</guid>

					<description><![CDATA[Dünyadaki erişkin nüfusun yüzde 26’sının hipertansiyon hastası olduğunu ifade eden Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, 2025 yılında bu oranın yüzde 29’lara ulaşacağını belirterek, “T.C Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen bir çalışmaya göre de Türkiye’de her dört ölümden birinin nedeninin hipertansiyon olduğu ortaya konmuştur” dedi. Türkiye’de her dört ölümden birinin nedeni: Hipertansiyon Yüksek tansiyon [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyadaki erişkin nüfusun yüzde 26’sının hipertansiyon hastası olduğunu ifade eden Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, 2025 yılında bu oranın yüzde 29’lara ulaşacağını belirterek, <strong>“T.C Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen bir çalışmaya göre de Türkiye’de her dört ölümden birinin nedeninin hipertansiyon olduğu ortaya konmuştur”</strong> dedi.</p>
<h2>Türkiye’de her dört ölümden birinin nedeni: Hipertansiyon</h2>
<p>Yüksek tansiyon veya tıptaki adıyla hipertansiyon, atar damarların içindeki kanın damar duvarına uygulamış olduğu anormal yüksek basınç durumudur. Özellikle birinci derece yakınlarında yüksek tansiyon bulunan aşırı kilolu, fiziksel olarak hareketsiz yaşam tarzına sahip, fazla tuz tüketen, aşırı alkol alan, stresli yaşam şekli olan kişiler ile şeker ya da böbrek hastalarında hipertansiyon görülme riskinin arttığını söyleyen Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, <strong>“Hipertansiyon tüm dünyadaki önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada geliyor. Hipertansiyon felç, görme kaybı, kalp krizi, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ve tüm diğer atardamarlarda damar sertliğine yol açabilir. T.C Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen çalışması, Türkiye’de her dört ölümden birinin nedeninin hipertansiyon olduğunu ortaya koymuştur”</strong> dedi.</p>
<p><strong>Felç, kalp yetersizliği ve kalp damarlarında sertliğe neden oluyor</strong></p>
<p>Yapılan çalışmaların, yüksek tansiyonun felç gelişimini yedi kat, kalp yetersizliğinin gelişimini altı kat, kalp damarlarındaki damar sertliğinin gelişimini ise dört kat artırdığını gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, yüksek tansiyonun tüm hastalıklar için değiştirilebilir risk faktörlerinin başında geldiğini belirtti. Prof. Dr. Duygu,<strong> “Yüksek tansiyonlu hastalarda kan basıncını 1 &#8211; 2 mmHg düşürmek bile kalp damar hastalıklarından ölümlerde önemli azalma sağlamaktadır. Bir örnek vermek gerekirse, 5 yıllık tedavi ile küçük tansiyonun 5 &#8211; 6 mmHg’lık düşürülmesi felçleri yüzde 42, kalp damarlarındaki tıkanıklıklara bağlı olay gelişme ihtimalini de yüzde 16 oranında azaltmıştır”</strong> şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Toplumun yaklaşık yüzde 32’si hipertansiyon hastası</strong></p>
<p>Dünyadaki erişkin nüfusun yüzde 26’sının hipertansiyonu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, bu oranın 2025 yılında yüzde 29’lara kadar ulaşacağına dair öngörü bulunduğunu ifade etti.<br />
Türkiye&#8217;de gerçekleştirilen çalışmalar, toplumun yaklaşık yüzde 32’sinde hipertansiyon hastalığı olduğunu gösteriyor. Bu oran kadınlarda yüzde 36 erkeklerde ise yüzde 27.5 dolaylarında. Hipertansiyon sıklığında yaşla birlikte artış eğilimi de görülüyor. Prof. Dr. Hamza Duygu konuyla ilgili: <strong>“35 &#8211; 64 yaş arasındaki kişilerde hipertansiyon görülme oranı yüzde 42, cinsiyet dağılımında ise erkeklerde yüzde 35 kadınlarda ise yüzde 50 oranında görülmektedir. 65 yaş üstü kişilerde ise hipertansiyon yüzde 75 oranında görülürken, cinsiyet dağılımına göre ise bu oranlar, 65 yaş üstü erkeklerde yüzde 67.2, kadınlarda ise yüzde 81.7’dir”</strong> ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hipertansiyon tanısı</strong></p>
<p>Hipertansiyon tanısı ile ilgili de bilgilendirmelerde bulunan Duygu<strong>, “Büyük tansiyonun 140 mmHg (14 cmHg) ve/veya küçük tansiyonun 90 mmHg (9 cmHg)’nın üzerinde olması hipertansiyon olarak tanımlanıyor. Tansiyon ölçümü yapılırken yarım saat öncesinde sigara, çay veya kahve içilmemesi, ölçümün sessiz sakin bir odada beş-on dakika kadar dinlenildikten sonra yapılması, uygun genişlik ve uzunluktaki bir tansiyon aleti ile (standart koşullarda kol çevresinin en az yüzde 80’ini saracak şekilde, 35 cm uzunluğunda ve 12-13 cm genişliğinde) ölçüm yapılması, kolun tamamıyla çıplak olması, tansiyon aletinin kalp seviyesinde tutulması, iki ölçüm arasında 1-2 dakika kadar süre bırakılması, ilk ölçümlerde her iki koldan alınması (hangisi daha yüksekse o ölçüm kabul edilir) ve yaşlı ile şeker hastalarında oturarak ve ayakta tansiyonun ölçülmesi gerekiyor. Ayrıca doğru tanı için en az iki kez ölçüm yapılması önem taşıyor.”</strong></p>
<p><strong>Belirtileri</strong></p>
<p>Yüksek tansiyonlu hastaların yaklaşık yüzde 90-95’inde bir neden bulunamıyor. Hastaların ancak yüzde 5-10’unda böbrek rahatsızlığı, hormon hastalıkları, aort damarının doğuştan darlığı, ilaçlar ve uykuda solunum durması gibi birtakım hastalıklara bağlı olarak yüksek tansiyon gelişebiliyor.</p>
<p>Prof. Dr. Hamza Duygu, <strong>“Bu tip yüksek tansiyon, klasik ilaç tedavisine daha az yanıt verdiğinden, esas olan altta yatan hastalığın teşhis ve tedavisidir. Altta yatan hastalık tedavi edildiğinde yüksek tansiyon gerileyebilmekte veya yüksek tansiyonun kontrol altına alınması kolaylaşabilmektedir. Komplikasyonsuz yüksek tansiyon çoğu kez belirti vermez. Belirti vermeden sinsi ilerlediği ve bazen ancak komplikasyona yol açtığında tanı konabildiğinden, yüksek tansiyona “sessiz katil” de denilmektedir. Yüksek tansiyonun belirtilerini; özellikle sabahları ense ve başın arka bölümünde hissedilen baş ağrısı, kulak çınlaması, baş dönmesi, sersemlik hissi, burun kanaması, konsantrasyon kaybı şeklinde özetleyebiliriz</strong>” dedi.</p>
<p><strong>Tedavi yöntemleri</strong></p>
<p>Yüksek tansiyon tedavisi, yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisi şeklinde iki ana gruba ayrılıyor. Hipertansiyondan korunmak için yaşam tarzının değiştirilmesi gerekiyor. Sigara içmemek, ideal kiloyu korumak, fiziksel egzersiz, aşırı alkol ve tuz tüketiminden kaçınmak, meyve ve sebzeden zengin, kırmızı et ve doymuş yağlardan fakir yiyecekler tüketmek önem taşıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Hamza Duygu yaşam tarzı değişiklikleri ile ilgili şöyle devam etti; <strong>“Burada vurgulanması gereken en önemli faktörlerden biri olan aşırı tuz tüketimi, kan basıncını artıran önemli bir faktördür ve her on erişkinin üçünde hipertansiyon nedenidir. Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği tarafından 2008 yılında yapılan bir çalışmada, Türkiye&#8217;de günlük tuz tüketiminin diğer ülkelere oranla daha fazla olduğu saptanmıştır. Önerilen ortalama günlük tuz miktarı yaklaşık 6 gram iken, Türkiye’deki günlük tuz alımı ortalaması kişi başı 18 gramdır. Bir örnek vermek gerekirse tuz alımı yarıya indirilirse, tüm dünyada bir yıl içinde inme ve kalp krizinden yaklaşık 2.5 milyon insanın hayatı kurtarılabilecektir.”</strong>iha</p>
<p>Ege&#8217;de <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzman Doktordan İnmeye Yol Açan 10 Risk Faktörü</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/inmeye-yol-acan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jan 2020 11:09:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[alkol tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[genetik faktörler]]></category>
		<category><![CDATA[Hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[inme riski]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=51437</guid>

					<description><![CDATA[Beyne giden, yaşamsal kan ve oksijen akışının aniden azalması ya da kesilmesi ile ortaya çıkan inmenin, %80-85’lik kısmını iskemik, kalan kısmını da hemorajik inme oluşturuyor. Kalp krizi gibi ani müdahale gerektiren inmenin, beyinde gelişen bir kriz olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Murat Kurnaz, inme ve tedavi yöntemleri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beyne giden, yaşamsal kan ve oksijen akışının aniden azalması ya da kesilmesi ile ortaya çıkan inmenin, %80-85’lik kısmını iskemik, kalan kısmını da hemorajik inme oluşturuyor. Kalp krizi gibi ani müdahale gerektiren inmenin, beyinde gelişen bir kriz olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Murat Kurnaz, inme ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<h2>Uzman Doktor İnmeye Yol Açan 10 Risk Faktörünü Açıkladı</h2>
<p><strong>Görülen şikayetler her hastada değişebilir</strong></p>
<p>Beynin dolaşımı, ön ve arka dolaşım sistemi olarak farklı damar yapısı ile sağlanmaktadır. Ön damar yapısını; şah damarları, arka damar yapısını da vertebro baziller sistem oluşturmaktadır. Bu iki damar yapısı orta hatta birbiriyle birleştirici damarlarla bağlanarak olası dolaşım bozukluklarında tamamlayıcı bir sistem haline gelmektedir. Farklı damarlarla beslenme nedeniyle etkilenen damar; beslenme bölgesine göre de görülen şikayetler değişmektedir. İskemik inme; kalp ritim bozukluğu ya da kalp kapak bozukluğu nedeniyle pıhtı atmasından, beyin dolaşımını sağlayan damarlardaki darlıktan pıhtı atmasından ve beynin küçük damarlarının damar sertliği nedeniyle zamanla tıkanmasından meydana gelir.</p>
<p><strong>İnme riskini artıran faktörler şunlardır;</strong></p>
<p><strong>1.</strong> Hipertansiyon,</p>
<p><strong>2.</strong> Sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanımı,</p>
<p><strong>3.</strong> Aşırı alkol tüketimi,</p>
<p><strong>4.</strong> Kötü kolesterol yüksekliği ve iyi kolesterol düşüklüğü,</p>
<p><strong>5.</strong> Kalp ritim ve kalp kapak bozuklukları,</p>
<p><strong>6.</strong> Genetik faktörler,</p>
<p><strong>7.</strong> Kanama-pıhtılaşma mekanizması bozuklukları,</p>
<p><strong>8.</strong> Homosistein yüksekliği,</p>
<p><strong>9.</strong> Anevrizmalar,</p>
<p><strong>10.</strong> Şeker hastalığı.</p>
<p><strong><br />
Konuşma ve görme bozukluğu görülebilir</strong></p>
<p>Ön dolaşım alanında meydana gelen bozukluklarda; konuşamama, anlamama veya ikisi birlikte görülen konuşma bozukluğu, bir tarafta güçsüzlük, yine bir tarafta uyuşukluk hissi, görme bozukluğu olabilmektedir. Arka dolaşım alanındaki bozukluklarda da dengesizlik, konuşma ve görme bozukluğu, yutma güçlüğü ve solunumda yetersizlik görülebilir.</p>
<p><strong>Kalp krizi gibi değerlendirilmeli</strong></p>
<p>İnme tıbbi olarak acil bir durumdur, kalp krizi gibi beyin krizi olarak ele alınmalıdır. İnmenin tedavisi iskemik ve hemorajik olmasına göre farklı olduğu için öncelikle türünün tespit edilmesi gereklidir. İskemik inmede ilk 6 saatlik süre tedavi için çok önemlidir. İlk 3-6 saatte yapılan muayene ve tetkiklerinde güçlü kan sulandırıcı ilaçlardan kullanılabilen hastaların düzelme potansiyelleri daha yüksek olmaktadır.</p>
<p><strong>Girişimsel yöntemlere başvurulabilir</strong></p>
<p>Bu tedavinin dışında iskemik inmede yukarıda belirtilen risk faktörlerinden mevcut olanların kontrol altına alınarak düzeltilmesi esastır. Hemorajik inmede de kanama alanına göre tedavi farklılık göstermektedir. Beyin dokusu içine kanamalarda tansiyon kontrolü, beyin ödeminin azaltılması yapılırken, subaraknoid kanama gibi anevrizma damar balonlaşması neticesinde olan bir kanama varsa anevrizmanın cerrahi ya da girişimsel nöroradyolojik yöntemlerle tedavisi gerekebilmektedir.</p>
<div class="haberDetayIcerik">
<p>Ege’de <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a> – <a href="https://www.egedeizmir.com/">Ege Haber</a> – <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir</a></p>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ergenlik Döneminde &#8220;Hipertansiyon&#8221; Yükseliyor</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/hipertansiyon/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Aug 2018 16:04:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenlik Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[HİPERDER]]></category>
		<category><![CDATA[Hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[İstemihan Tengiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Tengiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=22310</guid>

					<description><![CDATA[Hipertansiyonla Mücadele Derneği Başkanı (HİPERDER) Prof. Dr. İstemihan Tengiz, erken çocukluk döneminde yüzde 1-2 olan hipertansiyon görülme sıklığının ergenlik döneminde yüzde 6-7&#8217;ye yükseldiğini, bunda en büyük sebebin de hareketsiz yaşam, obezite ve sağlıksız beslenme olduğunu bildirdi. Ergenlik Döneminde &#8220;Hipertansiyon&#8221; Yükseliyor Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Tengiz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, &#8220;çağın vebası&#8221; olarak adlandırılan ve ölümcül [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hipertansiyonla Mücadele Derneği Başkanı (HİPERDER) Prof. Dr. İstemihan Tengiz, erken çocukluk döneminde yüzde 1-2 olan hipertansiyon görülme sıklığının ergenlik döneminde yüzde 6-7&#8217;ye yükseldiğini, bunda en büyük sebebin de hareketsiz yaşam, obezite ve sağlıksız beslenme olduğunu bildirdi.</p>
<h2>Ergenlik Döneminde &#8220;Hipertansiyon&#8221; Yükseliyor</h2>
<p>Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Tengiz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, &#8220;çağın vebası&#8221; olarak adlandırılan ve ölümcül sonuçlara yol açabilen hipertansiyona doğumdan itibaren rastlandığını belirterek, erken çocukluk çağındaki hipertansiyonun doğumsal anomalilere, böbrek ya da damar sistemi rahatsızlıklarına bağlı olarak görüldüğünü, ergenlik döneminde ise bu hastalığın farklı sebeplere bağlı olarak gelişebildiğini ifade etti.</p>
<p>Tengiz, modern çağın getirdiği kolaylıklarla toplumların pasif yaşama geçmeye başladığını vurgulayarak, &#8220;Erken çocukluk döneminde hipertansiyon görülme sıklığı yüzde 1-2 civarında iken ergenlik döneminde 6-7&#8217;ye çıkıyor. Pasif yaşam tarzı, yanlış beslenme gibi sebeplere dayanıyor ve obeziteyle paralel şekilde yükseliyor.&#8221; dedi.</p>
<p>&#8211; Sessiz ilerliyor</p>
<p>Hipertansiyonun çocuklarda da sessiz ilerlediğini anlatan Tengiz, özellikle tekrarlayan idrar yolu reflülerinin kronik böbrek hasarına yol açarak hipertansiyona neden olduğunu, bu yüzden çocukluk çağındaki idrar yolu enfeksiyonlarının mutlaka dikkate alınması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Çocuklarda hipertansiyon tanısı konulurken, yaş, boy ve kilo özelliklerin büyük önem taşıdığını aktaran Tengiz, hastaların yüzde 50&#8217;sinde hipertansiyonun belirti vermeksizin geliştiğine işaret etti.</p>
<p>Tengiz, görme bozukluğu, bulantı ve baş ağrısının çocuklarda hipertansiyon için başlıca semptomlar olduğunu, tedavi edilmezse hastalığın gözler, kalp, böbrekler ve damarlarda hasarlara yol açtığını vurguladı.</p>
<p>Çocuklarda 3 yaşından sonra düzenli olarak kan basıncı ölçümünün yapılması gerektiğini kaydeden Tengiz, &#8220;Ani kan basıncı artışlarında beyin fonksiyonlarını kaybı, beyin kanamaları yaşanabiliyor. Uzun süreli hipertansiyon çocuklarda kalp ve böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Ölüm ve hastalıklardan kaçınmamız için risk faktörünü erken fark etmemiz gerekiyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Hipertansiyondan korunmak için yaşam tarzı değişikliğine gidilmesi uyarısında bulunan Tengiz, öncelikle sağlıklı beslenme, düzenli egzersizin büyük önem taşıdığını belirtti.</p>
<p>Tengiz, tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi tuz kullanımının kısıtlanmasını ve börek ile pilav gibi karbonhidrat değeri yüksek gıdalardan kaçınılmasını da önerdi. (AA)</p>
<p>Egede <a href="http://www.egedeizmir.com">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
