<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hafife almayın &#8211; Ege&#039;de izmir Haber, Ege Haber, izmir Haberleri, Ege Haberleri, Son Dakika izmir, Torbalı Haberleri, Buca, Bornova, Karşıyaka</title>
	<atom:link href="https://www.egedeizmir.com/tag/hafife-almayin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.egedeizmir.com</link>
	<description>izmir haber, ege haber, Son Dakika izmir Haberleri, Karşıyaka haberleri, Buca haberleri, Konak haberleri, Bornova haberleri, Torbalı haberleri</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Apr 2026 10:36:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Şişkinlik sanılan şey kitle olabilir</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/siskinlik-sanilan-sey-kitle-olabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:09:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri ertelemek]]></category>
		<category><![CDATA[Çoğu zaman tesadüfen ortaya çıkıyor]]></category>
		<category><![CDATA[En büyük hata]]></category>
		<category><![CDATA[hafife almayın]]></category>
		<category><![CDATA[önemli ipuçları olabilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=186952</guid>

					<description><![CDATA[Karın içi kitleler çoğu zaman belirti vermeden büyüyebiliyor ve hastalar tarafından fark edilmeden ilerleyebiliyor. Şişkinlik sanılan şey kitle olabilir Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Koray Topgül, bazı kitlelerin ancak belirli bir boyuta ulaştıktan sonra şikâyet oluşturduğunu belirterek, &#8220;Özellikle geçmeyen karın ağrısı ve şişkinlik gibi belirtiler dikkate alınmalı. Basit bir ultrason incelemesiyle birçok [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karın içi kitleler çoğu zaman belirti vermeden büyüyebiliyor ve hastalar tarafından fark edilmeden ilerleyebiliyor.</p>
<h2>Şişkinlik sanılan şey kitle olabilir</h2>
<p>Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Koray Topgül, bazı kitlelerin ancak belirli bir boyuta ulaştıktan sonra şikâyet oluşturduğunu belirterek, &#8220;Özellikle geçmeyen karın ağrısı ve şişkinlik gibi belirtiler dikkate alınmalı. Basit bir ultrason incelemesiyle birçok durumu erken aşamada tespit etmek mümkün&#8221; dedi.<br />
Karın boşluğu, geniş yapısı nedeniyle kitlelerin uzun süre fark edilmeden büyümesine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle birçok hasta, ancak kitle belirli bir boyuta ulaşıp çevre dokular üzerinde etkili olmaya başladığında şikâyet hissetmeye başlar. Medicana International İzmir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Koray Topgül, &#8220;Karın içinde yer alan kitleler, ister iyi huylu ister kötü huylu olsun, basıya neden olacak boyuta ulaşana kadar genellikle herhangi bir belirti vermez. Bazen bu kitleler sessiz şekilde 10 santimetre ve üzeri boyutlara kadar büyüyebilir. Ancak bağırsakları tıkayacak ya da sinirlere bası yaparak ağrı oluşturacak seviyeye geldiklerinde semptomlar ortaya çıkar. Bu belirtiler çoğu zaman şiddetli olmadığı için hastalar tarafından göz ardı edilebilir. Bu da hastalığın fark edilmesini geciktirebilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Çoğu zaman tesadüfen ortaya çıkıyor</strong><br />
Karın içi kitlelerin önemli bir kısmının, başka bir nedenle yapılan tetkiklerde fark edildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Koray Topgül, bu oranların sanılandan yüksek olduğuna belirtti. Prof. Dr. Koray Topgül, &#8220;Karın içi kitlelerin yaklaşık yüzde 20 ila 40’ı tesadüfen tespit edilir. Özellikle böbrek üstü bezlerine ait lezyonlar bu şekilde tespit edilme oranı yüksektir. Sevindirici olan nokta ise bu kitlelerin yüzde 60 ila 80’inin iyi huylu olmasıdır. Kötü huylu olanlar bile çoğu zaman henüz semptom oluşturacak boyuta ulaşmadıkları için erken evrede yakalanabilir&#8221; dedi. Kitlelerin ne zaman fark edileceğinin, sadece iyi ya da kötü huylu olmasına değil, bulunduğu bölgeye de bağlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Koray Topgül, sözlerini şöyle sürdürdü: &#8220;Kitlenin karın içindeki yerleşim yeri, semptomların ne zaman ve nasıl ortaya çıkacağını belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Örneğin karaciğerin diyaframa yakın bölgelerinde yer alan bir kitle, hastada omuz ya da sağ üst karın bölgesinde ağrı hissi oluşturabilir. Bu nedenle her hastada belirtiler farklı şekillerde ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>Hafife almayın, önemli ipuçları olabilir</strong><br />
Prof. Dr. Koray Topgül, karın içi kitlelerin verdiği erken sinyallerin çoğu zaman göz ardı edildiğini kaydederek, &#8220;En sık karşılaşılan belirti ağrıdır. Bunun yanında geçmeyen ya da giderek artan şişkinlik, daha önce yaşanmayan tarzda karın ağrıları ve tekrarlayan rahatsızlık hissi önemli ipuçlarıdır. Bu şikâyetler genellikle çok şiddetli olmadığı için hastalar tarafından önemsenmez. Ancak bu durum tanının gecikmesine yol açabilir&#8221; ifadelerini kullandı. Karın içi kitlelerin değerlendirilmesinde en kritik rolü radyolojik yöntemlerin üstlendiğini aktaran Prof. Dr. Koray Topgül, şöyle devam etti: &#8220;Fizik muayene ve hasta öyküsü önemli olmakla birlikte, ultrason, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans gibi görüntüleme yöntemleri tanıda belirleyici rol oynar. Bu yöntemler kitlenin yapısı hakkında büyük oranda bilgi verir. Şüpheli durumlarda biyopsi alınarak patolojik inceleme yapılması kesin tanıyı sağlar. Cerrahi karar ise her hastada farklı şekilde değerlendirilir. Acil bir durum yoksa cerrahi kararı, görüntüleme belirtileri ve varsa biyopsi sonuçlarına göre verilir. Kanser şüphesi olan vakalar genellikle tümör konseylerinde değerlendirilir. Bazı hastalar sadece düzenli görüntüleme ile takip edilirken, kötü huylu olma ihtimali yüksek ya da semptomları artan durumlarda cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Örneğin karın içi kitle kanamaya yol açıyorsa, bağırsak tıkanıklığına neden oluyorsa ya da enfeksiyon gelişmişse acil müdahale gerekebilir. Şiddetli ağrı da bu durumlara eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.&#8221;</p>
<p><strong>En büyük hata, belirtileri ertelemek</strong><br />
Hastaların en sık yaptığı hatanın belirtileri görmezden gelmek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koray Topgül, &#8220;Hastalar çoğu zaman ‘bir şey çıkar’ korkusuyla şikâyetlerini erteliyor. Oysa yeni ortaya çıkan karın ağrısı ya da şişkinlik gibi belirtiler mutlaka değerlendirilmelidir. Basit bir ultrason incelemesiyle birçok durumu erken aşamada tespit etmek mümkündür. Bu nedenle belirtileri dikkate almak ve gecikmeden kontrol yaptırmak büyük önem taşır&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gribi hafife almayın</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/hafife-almayin-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ege'de İzmir Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Dec 2023 07:13:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[hafife almayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=147903</guid>

					<description><![CDATA[Uzm. Dr. Necdet Yetim grip mevsiminin başladığını hatırlatarak, hastalığın komplikasyonlarına dikkat çekti. Gribi hafife almayın Bronşit, pnömoni, orta kulak iltihabı, sinüzit, menenjit gibi hastalıkların gribin en önemli komplikasyonları olduğunu belirten Dr. Yetim, “Grip hafife alınacak bir hastalık değildir. Hasta olmamak için önlem almalı, hastalandığımızda da bulaştırmamak için gerekeni yapmalıyız. Salgılarla kirlenmiş eşyalarda ya da ortamlardaki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzm. Dr. Necdet Yetim grip mevsiminin başladığını hatırlatarak, hastalığın komplikasyonlarına dikkat çekti.</p>
<h2>Gribi hafife almayın</h2>
<p>Bronşit, pnömoni, orta kulak iltihabı, sinüzit, menenjit gibi hastalıkların gribin en önemli komplikasyonları olduğunu belirten Dr. Yetim, “Grip hafife alınacak bir hastalık değildir. Hasta olmamak için önlem almalı, hastalandığımızda da bulaştırmamak için gerekeni yapmalıyız. Salgılarla kirlenmiş eşyalarda ya da ortamlardaki virüslerin ortalama 8 saat canlı kalabildiğini unutmayalım” dedi.</p>
<p>En önemli enfeksiyonlardan biri<br />
Acıbadem Kent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Necdet Yetim, okulların açılmasının, mevsim itibariyle daha fazla kapalı ortamlarda bulunmanın önemli bir bulaşı ortamı hazırladığı enfeksiyon hastalıkları hakkında bilgi verdi. Viral enfeksiyonların en önemlisinin grip adı verilen enfeksiyon olduğunu kaydeden Dr. Yetim, şunları söyledi:<br />
“Viral infeksiyonlara örnek olarak çiçek, suçiçeği, kızamık, kızamıkçık, hepatitler, kuduz ve tabi ki AIDS sayılabilir. Virüsler, bedenimize başka bir hastadan bulaşarak ya da aşı ile girerler. Aşı, hastalık yapma özelliği yok edilmiş virüsün vücuda verilmesidir. Bulaşma ya da aşı ile vücuda giren virüslere karşı bağışıklık sistemi antikor denen maddeler üretir. Her virüsün antikoru ayrıdır. Örneğin suçiçeği virüsüne karşı olan antikor, suçiçeği virüsü tekrar vücudumuza girdiğinde virüsü hemen yok ederek hastalığın ikinci kez oluşmasını engeller. Bu duruma, o hastalığa karşı bağışıklık oluşması denir. Antikorlar birçok viral hastalıkta hayat boyu vücutta kalarak o hastalıktan vücudu korurlar. Yani, suçiçeği gibi hastalıkları insan sadece bir kez geçirir. Günümüzde, bu hastalıkların çoğunun aşısı vardır ve küçük yaşlarda bu aşılar yapıldığı için artık bu hastalıklar sık görülmez hale gelmiştir. Ancak gripte durum farklıdır. Grip yapan birçok çeşit virüs vardır ve zaman içinde yeni tipler meydana gelmektedir. Bu nedenle bir virüsle grip olan kişi, bir süre sonra başka tip bir virüsle yeniden grip olabilir, önceki virüslere karşı üretilen aşılar yeni oluşan tiplere karşı etkisiz olduğu için grip aşılarının koruma süresi kısadır, ortalama 1 yıldır. O nedenle gripten korunmak için her yıl aşı yaptırmak gerekir.”</p>
<p>Komplikasyonları da önemli<br />
Gribin viral enfeksiyonlar arasında en sık görülen hastalık olduğunu da vurgulayan Dr. Yetim, “Ortalama herkesin yılda bir kez grip olması, bazen salgınlar halinde olması, bazen ölüm dahil çeşitli komplikasyonlar yapması, tedavi giderlerinin çokluğu ve iş gücü kaybı gribin önemini arttırmaktadır” diye konuştu.</p>
<p>“Grip başka hastalıklara da yol açabilir”<br />
Dr. Yetim son yıllarda kuş gribi, domuz gribi, Covid-19 salgınlarının olduğunu, bu tip griplerin çok bulaşıcı ve daha şiddetli olma eğiliminde olduklarını vurguladı. Grip hastalığının genellikle sonbaharda başlayıp kış aylarında zirve yaptığını, ilkbaharda azalan bir seyir gösterdiğini kaydeden Dr. Yetim, salgınlar konusunda da şu bilgileri verdi:<br />
“Salgınlar genellikle 1-2 aylık devreler halinde olur. Salgınlarda toplumun yüzde 10-20&#8217;si, şiddetli olanlarda yüzde 30-40&#8217;ı etkilenir. Doğal olarak okullar, kalabalık iş yerleri ve kapalı ortamlarda bulaşma riski yüksektir. Hastaların solunum yollarında üreyen virüsler solunum, öksürük, aksırık ile damlacık yoluyla dışarı atılır ve havaya karışırlar, virüslü havanın solunmasıyla ya da salgıların direkt teması ile başkasına bulaşırlar. Salgılarla kirlenmiş eşyalarda ya da ortamlarda bulunan virüsler ortalama 8 saat canlı kalabilirler. Bulaşmayı kısmen azaltmak için ortamın havasını sık sık değiştirmek, maske kullanmak ve özellikle el temizliği çok önemlidir. Alkol, kolonya gibi dezenfektanlarla ya da bol sabun ve su kullanarak el temizliği yapılmalıdır. Solunum sistemi üst bölgelerine giren virüsler hızla çoğalır ve doku tahribatı yaparlar. İyileşme yaklaşık 1 hafta içinde olur ve sonrasında birkaç hafta da toparlanma yani nekahet devresi vardır. Yani bir hastalığın tamamen iyileşmesi 3-4 haftada ancak olur. Bu devrede o bölgenin direnci kısmen azaldığı için daha kolay yeni enfeksiyonlar meydana gelebilir. Tüm grip tipleri yaklaşık 3-5 gün kadar aktif bir seyir gösterir. Bu devrede kişiden kişiye değişen tablolar olur. En çok burun geniz akıntısı, baş ve boğaz ağrısı, öksürük, aksırık, halsizlik, tüm bedende sızılar, üşüme-ateş gibi belirtiler meydan gelir. Bu dönemde bulaşma riski fazladır. Hastalık çocuklarda, yaşlılarda, kronik hastalığı olanlarda kısmen daha ağır seyreder. Grip başka hastalıklara da yol açabilir. Bronşit, pnömoni, orta kulak iltihabı, sinüzit, menenjit gibi hastalıklar gribin yaptığı en önemli komplikasyonlardır.”</p>
<p>“Korunmayı da bulaştırmamayı da bilelim”<br />
Öte yandan Dr. Yetim, grip hastalığının hafife alınacak bir hastalık olmadığını belirterek, hem hastalanmamak hem bulaştırmamak için alınacak önlemler olduğunu söyledi. Yetim sözlerini şöyle tamamladı:<br />
“Gripten korunmak için önceden değinilen temizlik kurallarına önem vermek, bol vitamin ve proteinli beslenmek, yeterli dinlenmek ve günde en az 8 saat uyumak, bol sıvı almak ve bedenin ısısını korumak, yani üşütmemek gerekir. Gripten korunmada en etkili yöntem grip aşısı yaptırmaktır. Sonbahar başlangıcında yapılan aşı ortalama 1 yıl korunma sağlar. Aşı ile korunma ancak yüzde 80 oranındadır. Aşılı kimseler grip olsalar bile kısmen daha hafif geçirmektedirler. Özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar, anemik, zayıf, bağışıklık sistemi zayıf olanlar, onkolojik tedavi görenler, kalabalık ortamlarda çalışanlar, sık sık seyahat edenler ve sağlık çalışanları aşılanmalıdır.”iha</p>
<p>Ege&#8217;de <a href="http://wwww.egedeizmir.com">İzmir Haber </a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdrarda kan görmeyi hafife almayın</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/hafife-almayin-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ege'de İzmir Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2023 07:21:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hafife almayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=145201</guid>

					<description><![CDATA[İdrarda kan görmek, tedavisi basit bir hastalıktan kaynaklanabileceği gibi böbrek kanseri veya mesane kanseri gibi bir takım önemli hastalıkların da habercisi olabiliyor. İdrarda kan görmeyi hafife almayın İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Koç, idrarda kan görülmesi durumunda yapılması gerekenleri anlattı. İEÜ Medical Point Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İdrarda kan görmek, tedavisi basit bir hastalıktan kaynaklanabileceği gibi böbrek kanseri veya mesane kanseri gibi bir takım önemli hastalıkların da habercisi olabiliyor.</p>
<h2>İdrarda kan görmeyi hafife almayın</h2>
<p>İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Koç, idrarda kan görülmesi durumunda yapılması gerekenleri anlattı.<br />
İEÜ Medical Point Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Koç, idrarda kan görülmesi hakkında bilgilendirmede bulundu. Prof. Dr. Gökhan Koç, “İdrarda kan görmek, basit bir idrar yolu enfeksiyonundan, prostat büyümesinden, böbrek taşlarından ya da kan sulandırıcı ilaçlardan kaynaklanabileceği gibi böbrek kanseri veya mesane kanseri gibi bir takım önemli hastalıkların da belirtisi olabilir. Bu sebeple idrarında kan gören hasta, mutlaka bir üroloji hekimine başvurmalı” dedi.</p>
<p>Mesane ve böbrek kanserinde tedavi<br />
Mesane kanseri görülen hastanın ilk olarak kapalı yöntemle ameliyat edildiğini ifade eden Prof. Dr. Gökhan Koç, “Bu ameliyatta, mesane kanseri patolojik olarak kesinleştirilerek evrelemesi yapılır. Tümör, mesanenin yüzeysel tabakasında kalmışsa kapalı tedavi yeterli olur. Mesane için bazı ilaçlar verilir ve hasta takip edilir. Bazı hastalarda ise tümör, derin tabakalara ilerlemiş olabilir. Böyle durumda hastayı kapalı yöntemle tedavi etmek mümkün olmaz. Hastanın mesanesi tamamen alınıp ince bağırsaklardan yeni mesane yapılması gerekebilir. Böbrek kanserlerinde de hastalığın evresi önemlidir. Vücutta başka organlara metastaz yapmamışsa böbrek kanserlerinin tedavisi genelde cerrahi olarak yapılır. Cerrahide, tümörün yerine ve yapısına göre böbreğin tamamı alınabilir ya da tümörlü doku çıkarılabilir” diye konuştu.</p>
<p>Risk faktörleri<br />
Mesane ve böbrek kanserinden korunma yöntemlerini de aktaran Prof. Dr. Gökhan Koç, “Mesane ve böbrek kanserlerinin görülme yaşı gittikçe düşüyor. Mesane ve böbrek kanserinin en sık sebebi ise sigaradır. Sigarayı bırakmak, birinci korunma yoludur. Böbrek tümörleri için hipertansiyon ve obezite, risk faktörleri olarak geçmektedir. Boya ve tekstil endüstrisinde çalışan kişiler de mesane kanseri açısından risk altındaki gruplardandır. Özellikle bu gruptaki insanlar idrarında kan görürse üroloji hekimine başvurmalıdır” ifadelerini kullandı.İha</p>
<p>Ege&#8217;de <a href="http://www.egedeizmir.com">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yürüme güçlüğünü ve ağrıları hafife almayın</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/hafife-almayin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ege'de İzmir Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2022 14:05:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hafife almayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=122418</guid>

					<description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Topçu, bacak ağrıları veya yürüme güçlüğünü hafife alınmaması gerektiğini söyledi. Yürüme güçlüğünü ve ağrıları hafife almayın Periferik arter hastalığı Kalpten beyne kanı taşıyan ana damarlar olan karotis atardamarları hastalıklarının ve bacakları ve ayakları besleyen atardamarların hastalıkları olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Topçu, “Bacak damarlarını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Topçu, bacak ağrıları veya yürüme güçlüğünü hafife alınmaması gerektiğini söyledi.</p>
<h2>Yürüme güçlüğünü ve ağrıları hafife almayın</h2>
<p><strong>Periferik arter hastalığı</strong></p>
<p>Kalpten beyne kanı taşıyan ana damarlar olan karotis atardamarları hastalıklarının ve bacakları ve ayakları besleyen atardamarların hastalıkları olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Topçu, “Bacak damarlarını besleyen damarlarda oluşan tıkanıklıklar kangren ve sonrasında ayağın kaybedilmesine kadar giden sonuçlar doğurmaktadır.</p>
<p>Bizim hastamız 49 yaşında genç erkek bir hasta. Ek bir hastalığı yok. Fakat bacak damar tıkanıklığı için çok büyük bir risk faktörü olan sigara kullanımı mevcut. Hastamız bize özellikle sağ bacakta ağrı ve yürüme güçlüğü ile başvurdu. Muayene sonucunda bacakları besleyen damarlarda tıkanıklıktan şüphelenerek bacak damarları için anjiyografi yaptık.</p>
<p>Anjiyografide sağ bacağı besleyen ana damarın tam tıkalı ve sol bacağı besleyen damarın yüzde 90 daralmış olduğunu tespit ettik” dedi.<br />
Bacak damarları tıkanıklığı için tedavi seçenekleri açık ameliyat veya stent ile damar açma işlemleri olduğunu ifade eden Topçu, “Teknolojik gelişmeler tam tıkalı damarların ameliyat gerektirmeden açılmasına imkan sağlamaktadır.</p>
<p>Biz de hastamızın problemli damarlarına stent uygulamaya karar verdik. Her iki bacak damarına da başarılı stent işlemi uygulayarak damar açma işlemini gerçekleştirdik. İşlemden hemen sonra bacak damarları kanlanmaya başladığı için hastanın şikayetleri ve yürüme problemi giderilmiş oldu. Hastayı ertesi gün yürüyerek taburcu ettik” ifade etti.<br />
Yürüme güçlüğü çeken Yavuz Selek ise, “Bir yıldır doğru dürüst yürüyemiyordum. Belden kaynaklı olduğunu düşünüyorduk. Belimle alakalı değilmiş. Doktorumuz gereken işlemleri yaptıktan sonra kuş gibi oldum” diye konuştu.iha</p>
<p>Ege&#8217;de <a href="http://www.egedeizmir.com">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
