<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hafife almayın &#8211; Ege&#039;de izmir Haber, Ege Haber, izmir Haberleri, Ege Haberleri, Son Dakika izmir, Torbalı Haberleri, Buca, Bornova, Karşıyaka</title>
	<atom:link href="https://www.egedeizmir.com/tag/hafife-almayin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.egedeizmir.com</link>
	<description>izmir haber, ege haber, Son Dakika izmir Haberleri, Karşıyaka haberleri, Buca haberleri, Konak haberleri, Bornova haberleri, Torbalı haberleri</description>
	<lastBuildDate>Sun, 02 Aug 2026 11:23:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>
	<item>
		<title>Uzun süreli kemik ağrılarınızı hafife almayın</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/uzun-sureli-kemik-agrilarinizi-hafife-almayin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2026 11:22:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ÖNE ÇIKAN HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hafife almayın]]></category>
		<category><![CDATA[Uzun süreli kemik ağrılarınızı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=190038</guid>

					<description><![CDATA[Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, özellikle ileri yaşta ortaya çıkan uzun süreli kemik ağrıları, açıklanamayan kansızlık ve böbrek fonksiyonlarındaki bozulmanın, plazma hücrelerinden kaynaklanan önemli bir kan hastalığı olan multiple myelom açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Uzun süreli kemik ağrılarınızı hafife almayın Multiple myelomun, bağışıklık sisteminin önemli hücrelerinden biri olan plazma hücrelerinin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, özellikle ileri yaşta ortaya çıkan uzun süreli kemik ağrıları, açıklanamayan kansızlık ve böbrek fonksiyonlarındaki bozulmanın, plazma hücrelerinden kaynaklanan önemli bir kan hastalığı olan multiple myelom açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<h2>Uzun süreli kemik ağrılarınızı hafife almayın</h2>
<p>Multiple myelomun, bağışıklık sisteminin önemli hücrelerinden biri olan plazma hücrelerinin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişen bir hematolojik kanser olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, hastalığın yalnızca kemikleri değil, böbrekler başta olmak üzere birçok organı etkileyebildiğini söyledi. Durusoy, &#8220;Multiple myelom, özellikle ileri yaş grubunda daha sık görülür. Hastalık, kemik iliğinde çoğalan anormal plazma hücrelerinin hem normal kan üretimini bozması hem de salgıladığı anormal proteinler nedeniyle farklı organlarda hasara yol açabilir. Bu nedenle erken teşhis, organ hasarını önlemek açısından büyük önem taşır&#8221; dedi.<br />
Multiple myelomun en sık görülen belirtilerine değinen Dr. Durusoy, şu değerlendirmelerde bulundu:<br />
&#8220;Hastalarda en sık kemik ağrıları, kansızlığa bağlı halsizlik ve yorgunluk, böbrek fonksiyonlarında bozulma, kanda kalsiyum yüksekliği ve tekrarlayan enfeksiyonlar görülebilir. Özellikle ileri yaşta başlayan, nedeni açıklanamayan bel ve sırt ağrıları, kolay gelişen kemik kırıkları, kansızlık ve böbrek değerlerinde bozulma birlikte bulunuyorsa multiple myelom mutlaka akla gelmelidir. Bu belirtiler farklı hastalıklarda da görülebilir. Şikâyetlerin birlikte değerlendirilmelisi, doğru teşhis açısından büyük önem taşımaktadır. Multiple myelom teşhisi yalnızca tek bir kan tahliliyle konulamamaktadır. Teşhis süreci kapsamlı değerlendirme gerekmektedir. Tam kan sayımı, böbrek fonksiyon testleri ve biyokimyasal incelemelerin yanı sıra serum ve idrar protein elektroforezi, immünfiksasyon, serbest hafif zincir analizleri, kemik iliği incelemesi ve görüntüleme yöntemlerinden yararlanıyoruz. Bu değerlendirmeler sayesinde hem hastalığın varlığını hem de organ tutulumunu ayrıntılı olarak ortaya koyabiliyoruz.&#8221;<br />
Hastalığın biyolojik özelliklerinin tedavi seçiminde giderek daha fazla önem kazandığını belirten Dr. Durusoy, &#8220;Kemik iliğinden elde edilen örneklerde yapılan sitogenetik ve moleküler incelemeler, hastalığın risk grubunu belirlememize yardımcı oluyor. Böylece her hastaya en uygun ve en etkili tedavi yaklaşımını planlayabiliyoruz. Multiple myelom tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Günümüzde birçok etkili tedavi seçeneği bulunmaktadır. Artık tedavi yalnızca klasik kemoterapiyle sınırlı değil. Proteazom inhibitörleri, immünmodülatör ilaçlar, monoklonal antikor tedavileri ve uygun hastalarda otolog kök hücre nakli standart tedavi seçenekleri arasında yer alıyor. Hastalığın nüks ettiği bazı olgularda ise CAR-T hücre tedavileri ve bispesifik antikorlar gibi yenilikçi tedavi yöntemlerinden de yararlanabiliyoruz&#8221; şeklinde konuştu.<br />
Dr. Durusoy, tedavinin temel hedefinin hastalığı mümkün olan en derin düzeyde baskılamak, organ hasarını önlemek, yaşam kalitesini artırmak ve hastaların uzun süre sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlamak olduğunu ifade etti. Açıklamasının sonunda toplumda farkındalığın artırılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Sertaç Durusoy, şu çağrıda bulundu:<br />
&#8220;Uzun süren kemik ağrıları, açıklanamayan kansızlık, böbrek fonksiyonlarında bozulma, tekrarlayan enfeksiyonlar veya kolay gelişen kemik kırıkları ihmal edilmemelidir. Özellikle bu belirtiler bir arada bulunuyorsa vakit kaybetmeden hematoloji uzmanına başvurulmalıdır. Multiple myelomda erken teşhis, yalnızca tedavi başarısını artırmakla kalmaz; böbrek yetmezliği, kemik kırıkları ve diğer organ hasarlarının önlenmesinde de kritik rol oynar. Doğru zamanda yapılan değerlendirme ve kişiye özel tedavi planlaması, hastalarımızın yaşam süresi ve yaşam kalitesini önemli ölçüde artırmaktadır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz uykusuzluğunu hafife almayın</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/yaz-uykusuzlugunu-hafife-almayin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 12:48:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hafife almayın]]></category>
		<category><![CDATA[Yaz uykusuzluğunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=189647</guid>

					<description><![CDATA[Yazın hava sıcaklıklarının normalin üzerine çıkması ve nem, sadece fiziksel olarak vücudu yormakla kalmıyor; beynin uyku mekanizmasını da etkileyerek yaşam kalitesini düşürüyor. Yaz sabahlarına yorgun başlayanlar için dikkat çeken uyarılarda bulunan Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü&#8217;nden Uzm. Dr. Vusal Najafaliyev, yetersiz ve kalitesiz uykunun; dikkat eksikliğine, öğrenme ve hafıza süreçlerinin olumsuz etkilenmesine, reflekslerde yavaşlamaya neden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazın hava sıcaklıklarının normalin üzerine çıkması ve nem, sadece fiziksel olarak vücudu yormakla kalmıyor; beynin uyku mekanizmasını da etkileyerek yaşam kalitesini düşürüyor. Yaz sabahlarına yorgun başlayanlar için dikkat çeken uyarılarda bulunan Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü&#8217;nden Uzm. Dr. Vusal Najafaliyev, yetersiz ve kalitesiz uykunun; dikkat eksikliğine, öğrenme ve hafıza süreçlerinin olumsuz etkilenmesine, reflekslerde yavaşlamaya neden olabileceğini aktararak, yaz sıcaklarına karşı sağlıklı uyumanın reçetesini verdi.</p>
<h2>Yaz uykusuzluğunu hafife almayın</h2>
<p>Yaz aylarında güneş tüm sıcaklığıyla tepede parlarken, tatil planları yapanlar, gezmek isteyenlerin yanında bir yandan da elini kolunu dahi kaldıramayacak duruma gelenler olabiliyor. Yazın sarı ve canlı sabahlarına yorgun uyananlar için ‘uyku hijyeni&#8217; konusuna dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Bölümü Uzmanı Dr. Vusal Najafaliyev, sorunun yazın yükselen hava sıcaklığında olduğuna işaret etti. Sıcak havalara karşı uyku konforunu artırmak için yapılması gerekenleri anlatan Uzm. Dr. Vusal Najafaliyev, uyku sürecini sağlıklı bir şekilde tamamlayamayan kişilerde görülebilecek olumsuz durumları sıraladı. Özellikle sıcak ve nemli ortamların uykuya dalma süresini uzattığını ve derin uykuyu azalttığını ifade eden Uzm. Dr. Najafaliyev, bu dönemde poliklinik başvurularında belirgin bir artış gözlemlediklerini söyledi.</p>
<p><strong>Uyku sadece dinlenme süreci değildir</strong><br />
Uykunun sadece bir dinlenme süreci olmadığını, beyin sağlığı ve günlük performans için hayati bir öneme sahip olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Vusal Najafaliyev, uykusuzluğun tehlikelerine dikkat çekti. Yetersiz ve kalitesiz uykunun kişinin günlük performansını doğrudan etkileyebildiğini belirten Uzm. Dr. Vusal Najafaliyev, &#8220;Yetersiz ve kalitesiz uyku; dikkat süresinin azalmasına, öğrenme ve hafıza süreçlerinin olumsuz etkilenmesine, karar verme becerisinde bozulmaya ve reflekslerde yavaşlamaya neden olur. Bu durum iş verimliliğinde düşüşe, sosyal ilişkilerde sinirliliğe, hatta trafik ve iş kazalarında ciddi artışlara zemin hazırlayabilir. Günlük performansımızı doğrudan etkileyen yaz uykusuzluğunu bu yönüyle asla hafife almamalıyız&#8221; mesajını verdi.</p>
<p><strong>Klimanın hava akımı doğrudan yatağa yöneltilmemeli</strong><br />
Yaz gecelerinde serin bir uyku ortamı sağlamak için tercih edilen klima ve vantilatörlerin doğru kullanımı ile dijital ekran faktörüne değinen Uzm. Dr. Vusal Najafaliyev, &#8220;Doğru kullanıldığında bu cihazlar uyku kalitesini artırır. Ancak klimanın çok düşük sıcaklıklara ayarlanması veya hava akımının doğrudan kişinin üzerine gelmesi kas ağrılarına ve boğaz kuruluğuna yol açar. İdeal olan, oda sıcaklığının yaklaşık 22-24 derece arasında tutulması, cihazın düzenli bakımının yapılması ve hava akımının doğrudan yatağa yöneltilmemesidir. Ayrıca ekranlardan yayılan mavi ışık melatonin salgısını baskıladığı için yatmadan en az bir saat önce telefon ve tablet kullanımı sınırlandırılmalıdır&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Horlama ve nefes durması varsa uzmana başvurulmalı</strong><br />
Çocuklar, yaşlılar ve nörolojik hastalığı bulunan bireylerde vücut ısısını düzenleme mekanizmalarının daha hassas olduğunu ve bu grupların daha fazla risk altında olduğunu belirten Uzm. Dr. Vusal Najafaliyev, hangi klinik durumlarda hekime başvurulması gerektiği konusunda da bilgi verdi. Uzm. Dr. Vusal Najafaliyev, sözlerini şöyle tamamladı:<br />
&#8220;Çok sıcak gecelerde zaman zaman uyanmak veya hafif terlemek normal kabul edilebilir. Ancak uyku sorunları birkaç haftadan uzun sürüyor, sık tekrarlıyor veya günlük yaşamı belirgin şekilde etkiliyorsa alarm zilleri çalıyor demektir. Özellikle yüksek sesle horlama, uykuda nefes durması, sabah baş ağrısı ve gündüz istemsiz uyuklama gibi belirtiler varsa, altta yatan nedenlerin araştırılması için mutlaka bir nöroloji uzmanı değerlendirmesi gereklidir.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Omuz ağrılarını hafife almayın</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/omuz-agrilarini-hafife-almayin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 May 2026 07:50:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hafife almayın]]></category>
		<category><![CDATA[Omuz ağrılarını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=188217</guid>

					<description><![CDATA[İzmir’de yaşayan 57 yaşındaki Kadriye Harmancı’nın, 7 aydır yaşadığı omuz ağrısı ve hareket kısıtlılığı nedeniyle günlük yaşamı belirgin şekilde etkilenirken, yapılan değerlendirmelerde nadir görülen kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarından biri olan donuk omuz sendromu tespit edildi. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur tarafından ultrason eşliğinde uygulanan hedefe yönelik girişimsel tedavi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de yaşayan 57 yaşındaki Kadriye Harmancı’nın, 7 aydır yaşadığı omuz ağrısı ve hareket kısıtlılığı nedeniyle günlük yaşamı belirgin şekilde etkilenirken, yapılan değerlendirmelerde nadir görülen kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarından biri olan donuk omuz sendromu tespit edildi. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur tarafından ultrason eşliğinde uygulanan hedefe yönelik girişimsel tedavi sonrası omuz hareket açıklığında artış gözlenen Kadriye Harmancı, fizik tedavi süreciyle günlük yaşam aktivitelerini daha rahat sürdürebilmeyi hedeflediğini söyledi. Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur ise omuz ağrılarının dikkate alınması gerektiğini belirterek, &#8220;Erken dönemde teşhis edilirse uygun egzersiz ve fizik tedavi desteği alınması mümkün olur&#8221; dedi.</p>
<h2>Omuz ağrılarını hafife almayın</h2>
<p>Omuz ekleminde ağrı ve hareket kaybıyla ortaya çıkan, günlük yaşamı ciddi ölçüde etkileyebilen donuk omuz sendromu; omuz çevresindeki kapsül dokusunun kalınlaşması ve sertleşmesi sonucu gelişiyor. Toplumda sık görülmeyen ancak tedavi edilmediğinde kişinin giyinme, saçını toplama, uzanma ve uyuma gibi temel hareketlerini dahi kısıtlayabilen hastalık, çoğu zaman travma, hareketsizlik ya da omuzdaki farklı rahatsızlıkların ilerlemesiyle ortaya çıkabiliyor.</p>
<p>İzmir’de yaşayan 57 yaşındaki Kadriye Harmancı da yaklaşık 7 ay boyunca omzundaki şiddetli ağrı ve hareket kısıtlılığı nedeniyle günlük ihtiyaçlarını tek başına karşılamakta zorlandı. Özellikle geceleri artan ağrıları nedeniyle uyumakta güçlük çeken Kadriye Harmancı, zamanla kolunu başına götüremediğini, dolaba uzanamadığını ve tek eliyle yaşamını sürdürmeye çalıştığını anlattı. Daha önce benzer şikayetleri diğer omzunda da yaşadığını belirten Kadriye Harmancı, kendisine tavsiye edilen fizik tedavi hareketlerini bu kez evde kendi uygulamaya çalışsa da bir sonuç alamadığını söyledi. Hareket ettirdikçe ağrısının arttığını ifade eden Kadriye Harmancı, &#8220;Yatamıyordum, kolumu kaldıramıyordum. Ev işlerini bile tek elimle yapmaya çalışıyordum. Daha önce fizik tedaviyle düzelmişti ama bu kez aynı şekilde geçmedi&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Uygulama sonrası kolumu kaldırabiliyorum</strong><br />
Uzunca bir süre donuk omuz nedeniyle hareket kısıtlığı yaşayan ve bu nedenle Medicana International İzmir Hastanesi’nin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur’a başvuran Kadriye Harmancı, kendisine uygulanan hedefe yönelik tedavi sonrası kolunu hareket ettirmeye başladığını aktardı. Kadriye Harmancı, &#8220;Eklem arasına ultrasonla bakarak iğne yaptılar. Ağrılarım daha var tabi ama çok şükür artık kolumu yukarı kaldırabiliyorum. Şimdi de fizik tedaviye başlayacağım&#8221; açıklamasını kaydetti.</p>
<p><strong>Donuk omuz bir sonuçtur</strong><br />
Donuk omuzun çoğu zaman başka omuz problemlerinin ilerlemesiyle ortaya çıktığını belirten Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, hastalığın özellikle omuzun uzun süre hareketsiz kalmasıyla daha da ağırlaşabildiğini söyledi. Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, &#8220;Donuk omuz aslında bir sonuçtur. Çoğu zaman küçük travmalar, zorlanmalar ya da tedavi edilmeyen omuz sıkışma sendromları sonrası gelişir. Zaman içinde omuz kapsülü kalınlaşır ve eklem hareketleri her yöne doğru kısıtlanır. Hastalar saçını bağlayamayacak, kıyafet giyemeyecek noktaya gelebilir&#8221; diye konuştu. Hasta Kadriye Harmancı’ya uygulanan tedavi hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, omuz eklemine verilen sıvının eklem içindeki hareketliliği artırabildiğini, ancak tek başına işlemin yeterli olmadığını vurguladı. Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, &#8220;Tedavi sonrası omuz çevresindeki kasların yeniden güçlendirilmesi gerekiyor. Düzenli fizik tedavi ve doğru egzersiz yapılmazsa omuz yeniden işlev kaybına uğrayabilir. Amaç yalnızca ağrıyı azaltmak değil, omuzu günlük yaşamı sürdürebilecek şekilde yeniden hareketli hale getirmek&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Omuz ağrılarını hafife almayın</strong><br />
Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, donuk omuz gelişimini önlemek için omuz ağrılarının hafife alınmaması gerektiğini vurguladı. Özellikle omuzda ağrı başladıktan sonra hareketlerin kısıtlanmasına izin verilmemesi, erken dönemde uygun egzersiz ve fizik tedavi desteği alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, uzun süre hareketsiz kalmanın omuz kapsülünde sertleşmeye yol açabileceğini söyledi. Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, bilinçsiz zorlayıcı hareketlerden kaçınmanın önemine dikkat çekti.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şişkinlik sanılan şey kitle olabilir</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/siskinlik-sanilan-sey-kitle-olabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:09:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri ertelemek]]></category>
		<category><![CDATA[Çoğu zaman tesadüfen ortaya çıkıyor]]></category>
		<category><![CDATA[En büyük hata]]></category>
		<category><![CDATA[hafife almayın]]></category>
		<category><![CDATA[önemli ipuçları olabilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=186952</guid>

					<description><![CDATA[Karın içi kitleler çoğu zaman belirti vermeden büyüyebiliyor ve hastalar tarafından fark edilmeden ilerleyebiliyor. Şişkinlik sanılan şey kitle olabilir Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Koray Topgül, bazı kitlelerin ancak belirli bir boyuta ulaştıktan sonra şikâyet oluşturduğunu belirterek, &#8220;Özellikle geçmeyen karın ağrısı ve şişkinlik gibi belirtiler dikkate alınmalı. Basit bir ultrason incelemesiyle birçok [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karın içi kitleler çoğu zaman belirti vermeden büyüyebiliyor ve hastalar tarafından fark edilmeden ilerleyebiliyor.</p>
<h2>Şişkinlik sanılan şey kitle olabilir</h2>
<p>Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Koray Topgül, bazı kitlelerin ancak belirli bir boyuta ulaştıktan sonra şikâyet oluşturduğunu belirterek, &#8220;Özellikle geçmeyen karın ağrısı ve şişkinlik gibi belirtiler dikkate alınmalı. Basit bir ultrason incelemesiyle birçok durumu erken aşamada tespit etmek mümkün&#8221; dedi.<br />
Karın boşluğu, geniş yapısı nedeniyle kitlelerin uzun süre fark edilmeden büyümesine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle birçok hasta, ancak kitle belirli bir boyuta ulaşıp çevre dokular üzerinde etkili olmaya başladığında şikâyet hissetmeye başlar. Medicana International İzmir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Koray Topgül, &#8220;Karın içinde yer alan kitleler, ister iyi huylu ister kötü huylu olsun, basıya neden olacak boyuta ulaşana kadar genellikle herhangi bir belirti vermez. Bazen bu kitleler sessiz şekilde 10 santimetre ve üzeri boyutlara kadar büyüyebilir. Ancak bağırsakları tıkayacak ya da sinirlere bası yaparak ağrı oluşturacak seviyeye geldiklerinde semptomlar ortaya çıkar. Bu belirtiler çoğu zaman şiddetli olmadığı için hastalar tarafından göz ardı edilebilir. Bu da hastalığın fark edilmesini geciktirebilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Çoğu zaman tesadüfen ortaya çıkıyor</strong><br />
Karın içi kitlelerin önemli bir kısmının, başka bir nedenle yapılan tetkiklerde fark edildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Koray Topgül, bu oranların sanılandan yüksek olduğuna belirtti. Prof. Dr. Koray Topgül, &#8220;Karın içi kitlelerin yaklaşık yüzde 20 ila 40’ı tesadüfen tespit edilir. Özellikle böbrek üstü bezlerine ait lezyonlar bu şekilde tespit edilme oranı yüksektir. Sevindirici olan nokta ise bu kitlelerin yüzde 60 ila 80’inin iyi huylu olmasıdır. Kötü huylu olanlar bile çoğu zaman henüz semptom oluşturacak boyuta ulaşmadıkları için erken evrede yakalanabilir&#8221; dedi. Kitlelerin ne zaman fark edileceğinin, sadece iyi ya da kötü huylu olmasına değil, bulunduğu bölgeye de bağlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Koray Topgül, sözlerini şöyle sürdürdü: &#8220;Kitlenin karın içindeki yerleşim yeri, semptomların ne zaman ve nasıl ortaya çıkacağını belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Örneğin karaciğerin diyaframa yakın bölgelerinde yer alan bir kitle, hastada omuz ya da sağ üst karın bölgesinde ağrı hissi oluşturabilir. Bu nedenle her hastada belirtiler farklı şekillerde ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>Hafife almayın, önemli ipuçları olabilir</strong><br />
Prof. Dr. Koray Topgül, karın içi kitlelerin verdiği erken sinyallerin çoğu zaman göz ardı edildiğini kaydederek, &#8220;En sık karşılaşılan belirti ağrıdır. Bunun yanında geçmeyen ya da giderek artan şişkinlik, daha önce yaşanmayan tarzda karın ağrıları ve tekrarlayan rahatsızlık hissi önemli ipuçlarıdır. Bu şikâyetler genellikle çok şiddetli olmadığı için hastalar tarafından önemsenmez. Ancak bu durum tanının gecikmesine yol açabilir&#8221; ifadelerini kullandı. Karın içi kitlelerin değerlendirilmesinde en kritik rolü radyolojik yöntemlerin üstlendiğini aktaran Prof. Dr. Koray Topgül, şöyle devam etti: &#8220;Fizik muayene ve hasta öyküsü önemli olmakla birlikte, ultrason, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans gibi görüntüleme yöntemleri tanıda belirleyici rol oynar. Bu yöntemler kitlenin yapısı hakkında büyük oranda bilgi verir. Şüpheli durumlarda biyopsi alınarak patolojik inceleme yapılması kesin tanıyı sağlar. Cerrahi karar ise her hastada farklı şekilde değerlendirilir. Acil bir durum yoksa cerrahi kararı, görüntüleme belirtileri ve varsa biyopsi sonuçlarına göre verilir. Kanser şüphesi olan vakalar genellikle tümör konseylerinde değerlendirilir. Bazı hastalar sadece düzenli görüntüleme ile takip edilirken, kötü huylu olma ihtimali yüksek ya da semptomları artan durumlarda cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Örneğin karın içi kitle kanamaya yol açıyorsa, bağırsak tıkanıklığına neden oluyorsa ya da enfeksiyon gelişmişse acil müdahale gerekebilir. Şiddetli ağrı da bu durumlara eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.&#8221;</p>
<p><strong>En büyük hata, belirtileri ertelemek</strong><br />
Hastaların en sık yaptığı hatanın belirtileri görmezden gelmek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koray Topgül, &#8220;Hastalar çoğu zaman ‘bir şey çıkar’ korkusuyla şikâyetlerini erteliyor. Oysa yeni ortaya çıkan karın ağrısı ya da şişkinlik gibi belirtiler mutlaka değerlendirilmelidir. Basit bir ultrason incelemesiyle birçok durumu erken aşamada tespit etmek mümkündür. Bu nedenle belirtileri dikkate almak ve gecikmeden kontrol yaptırmak büyük önem taşır&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gribi hafife almayın</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/hafife-almayin-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ege'de İzmir Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Dec 2023 07:13:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[hafife almayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=147903</guid>

					<description><![CDATA[Uzm. Dr. Necdet Yetim grip mevsiminin başladığını hatırlatarak, hastalığın komplikasyonlarına dikkat çekti. Gribi hafife almayın Bronşit, pnömoni, orta kulak iltihabı, sinüzit, menenjit gibi hastalıkların gribin en önemli komplikasyonları olduğunu belirten Dr. Yetim, “Grip hafife alınacak bir hastalık değildir. Hasta olmamak için önlem almalı, hastalandığımızda da bulaştırmamak için gerekeni yapmalıyız. Salgılarla kirlenmiş eşyalarda ya da ortamlardaki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzm. Dr. Necdet Yetim grip mevsiminin başladığını hatırlatarak, hastalığın komplikasyonlarına dikkat çekti.</p>
<h2>Gribi hafife almayın</h2>
<p>Bronşit, pnömoni, orta kulak iltihabı, sinüzit, menenjit gibi hastalıkların gribin en önemli komplikasyonları olduğunu belirten Dr. Yetim, “Grip hafife alınacak bir hastalık değildir. Hasta olmamak için önlem almalı, hastalandığımızda da bulaştırmamak için gerekeni yapmalıyız. Salgılarla kirlenmiş eşyalarda ya da ortamlardaki virüslerin ortalama 8 saat canlı kalabildiğini unutmayalım” dedi.</p>
<p>En önemli enfeksiyonlardan biri<br />
Acıbadem Kent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Necdet Yetim, okulların açılmasının, mevsim itibariyle daha fazla kapalı ortamlarda bulunmanın önemli bir bulaşı ortamı hazırladığı enfeksiyon hastalıkları hakkında bilgi verdi. Viral enfeksiyonların en önemlisinin grip adı verilen enfeksiyon olduğunu kaydeden Dr. Yetim, şunları söyledi:<br />
“Viral infeksiyonlara örnek olarak çiçek, suçiçeği, kızamık, kızamıkçık, hepatitler, kuduz ve tabi ki AIDS sayılabilir. Virüsler, bedenimize başka bir hastadan bulaşarak ya da aşı ile girerler. Aşı, hastalık yapma özelliği yok edilmiş virüsün vücuda verilmesidir. Bulaşma ya da aşı ile vücuda giren virüslere karşı bağışıklık sistemi antikor denen maddeler üretir. Her virüsün antikoru ayrıdır. Örneğin suçiçeği virüsüne karşı olan antikor, suçiçeği virüsü tekrar vücudumuza girdiğinde virüsü hemen yok ederek hastalığın ikinci kez oluşmasını engeller. Bu duruma, o hastalığa karşı bağışıklık oluşması denir. Antikorlar birçok viral hastalıkta hayat boyu vücutta kalarak o hastalıktan vücudu korurlar. Yani, suçiçeği gibi hastalıkları insan sadece bir kez geçirir. Günümüzde, bu hastalıkların çoğunun aşısı vardır ve küçük yaşlarda bu aşılar yapıldığı için artık bu hastalıklar sık görülmez hale gelmiştir. Ancak gripte durum farklıdır. Grip yapan birçok çeşit virüs vardır ve zaman içinde yeni tipler meydana gelmektedir. Bu nedenle bir virüsle grip olan kişi, bir süre sonra başka tip bir virüsle yeniden grip olabilir, önceki virüslere karşı üretilen aşılar yeni oluşan tiplere karşı etkisiz olduğu için grip aşılarının koruma süresi kısadır, ortalama 1 yıldır. O nedenle gripten korunmak için her yıl aşı yaptırmak gerekir.”</p>
<p>Komplikasyonları da önemli<br />
Gribin viral enfeksiyonlar arasında en sık görülen hastalık olduğunu da vurgulayan Dr. Yetim, “Ortalama herkesin yılda bir kez grip olması, bazen salgınlar halinde olması, bazen ölüm dahil çeşitli komplikasyonlar yapması, tedavi giderlerinin çokluğu ve iş gücü kaybı gribin önemini arttırmaktadır” diye konuştu.</p>
<p>“Grip başka hastalıklara da yol açabilir”<br />
Dr. Yetim son yıllarda kuş gribi, domuz gribi, Covid-19 salgınlarının olduğunu, bu tip griplerin çok bulaşıcı ve daha şiddetli olma eğiliminde olduklarını vurguladı. Grip hastalığının genellikle sonbaharda başlayıp kış aylarında zirve yaptığını, ilkbaharda azalan bir seyir gösterdiğini kaydeden Dr. Yetim, salgınlar konusunda da şu bilgileri verdi:<br />
“Salgınlar genellikle 1-2 aylık devreler halinde olur. Salgınlarda toplumun yüzde 10-20&#8217;si, şiddetli olanlarda yüzde 30-40&#8217;ı etkilenir. Doğal olarak okullar, kalabalık iş yerleri ve kapalı ortamlarda bulaşma riski yüksektir. Hastaların solunum yollarında üreyen virüsler solunum, öksürük, aksırık ile damlacık yoluyla dışarı atılır ve havaya karışırlar, virüslü havanın solunmasıyla ya da salgıların direkt teması ile başkasına bulaşırlar. Salgılarla kirlenmiş eşyalarda ya da ortamlarda bulunan virüsler ortalama 8 saat canlı kalabilirler. Bulaşmayı kısmen azaltmak için ortamın havasını sık sık değiştirmek, maske kullanmak ve özellikle el temizliği çok önemlidir. Alkol, kolonya gibi dezenfektanlarla ya da bol sabun ve su kullanarak el temizliği yapılmalıdır. Solunum sistemi üst bölgelerine giren virüsler hızla çoğalır ve doku tahribatı yaparlar. İyileşme yaklaşık 1 hafta içinde olur ve sonrasında birkaç hafta da toparlanma yani nekahet devresi vardır. Yani bir hastalığın tamamen iyileşmesi 3-4 haftada ancak olur. Bu devrede o bölgenin direnci kısmen azaldığı için daha kolay yeni enfeksiyonlar meydana gelebilir. Tüm grip tipleri yaklaşık 3-5 gün kadar aktif bir seyir gösterir. Bu devrede kişiden kişiye değişen tablolar olur. En çok burun geniz akıntısı, baş ve boğaz ağrısı, öksürük, aksırık, halsizlik, tüm bedende sızılar, üşüme-ateş gibi belirtiler meydan gelir. Bu dönemde bulaşma riski fazladır. Hastalık çocuklarda, yaşlılarda, kronik hastalığı olanlarda kısmen daha ağır seyreder. Grip başka hastalıklara da yol açabilir. Bronşit, pnömoni, orta kulak iltihabı, sinüzit, menenjit gibi hastalıklar gribin yaptığı en önemli komplikasyonlardır.”</p>
<p>“Korunmayı da bulaştırmamayı da bilelim”<br />
Öte yandan Dr. Yetim, grip hastalığının hafife alınacak bir hastalık olmadığını belirterek, hem hastalanmamak hem bulaştırmamak için alınacak önlemler olduğunu söyledi. Yetim sözlerini şöyle tamamladı:<br />
“Gripten korunmak için önceden değinilen temizlik kurallarına önem vermek, bol vitamin ve proteinli beslenmek, yeterli dinlenmek ve günde en az 8 saat uyumak, bol sıvı almak ve bedenin ısısını korumak, yani üşütmemek gerekir. Gripten korunmada en etkili yöntem grip aşısı yaptırmaktır. Sonbahar başlangıcında yapılan aşı ortalama 1 yıl korunma sağlar. Aşı ile korunma ancak yüzde 80 oranındadır. Aşılı kimseler grip olsalar bile kısmen daha hafif geçirmektedirler. Özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar, anemik, zayıf, bağışıklık sistemi zayıf olanlar, onkolojik tedavi görenler, kalabalık ortamlarda çalışanlar, sık sık seyahat edenler ve sağlık çalışanları aşılanmalıdır.”iha</p>
<p>Ege&#8217;de <a href="http://wwww.egedeizmir.com">İzmir Haber </a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdrarda kan görmeyi hafife almayın</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/hafife-almayin-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ege'de İzmir Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2023 07:21:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hafife almayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=145201</guid>

					<description><![CDATA[İdrarda kan görmek, tedavisi basit bir hastalıktan kaynaklanabileceği gibi böbrek kanseri veya mesane kanseri gibi bir takım önemli hastalıkların da habercisi olabiliyor. İdrarda kan görmeyi hafife almayın İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Koç, idrarda kan görülmesi durumunda yapılması gerekenleri anlattı. İEÜ Medical Point Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İdrarda kan görmek, tedavisi basit bir hastalıktan kaynaklanabileceği gibi böbrek kanseri veya mesane kanseri gibi bir takım önemli hastalıkların da habercisi olabiliyor.</p>
<h2>İdrarda kan görmeyi hafife almayın</h2>
<p>İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Koç, idrarda kan görülmesi durumunda yapılması gerekenleri anlattı.<br />
İEÜ Medical Point Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Koç, idrarda kan görülmesi hakkında bilgilendirmede bulundu. Prof. Dr. Gökhan Koç, “İdrarda kan görmek, basit bir idrar yolu enfeksiyonundan, prostat büyümesinden, böbrek taşlarından ya da kan sulandırıcı ilaçlardan kaynaklanabileceği gibi böbrek kanseri veya mesane kanseri gibi bir takım önemli hastalıkların da belirtisi olabilir. Bu sebeple idrarında kan gören hasta, mutlaka bir üroloji hekimine başvurmalı” dedi.</p>
<p>Mesane ve böbrek kanserinde tedavi<br />
Mesane kanseri görülen hastanın ilk olarak kapalı yöntemle ameliyat edildiğini ifade eden Prof. Dr. Gökhan Koç, “Bu ameliyatta, mesane kanseri patolojik olarak kesinleştirilerek evrelemesi yapılır. Tümör, mesanenin yüzeysel tabakasında kalmışsa kapalı tedavi yeterli olur. Mesane için bazı ilaçlar verilir ve hasta takip edilir. Bazı hastalarda ise tümör, derin tabakalara ilerlemiş olabilir. Böyle durumda hastayı kapalı yöntemle tedavi etmek mümkün olmaz. Hastanın mesanesi tamamen alınıp ince bağırsaklardan yeni mesane yapılması gerekebilir. Böbrek kanserlerinde de hastalığın evresi önemlidir. Vücutta başka organlara metastaz yapmamışsa böbrek kanserlerinin tedavisi genelde cerrahi olarak yapılır. Cerrahide, tümörün yerine ve yapısına göre böbreğin tamamı alınabilir ya da tümörlü doku çıkarılabilir” diye konuştu.</p>
<p>Risk faktörleri<br />
Mesane ve böbrek kanserinden korunma yöntemlerini de aktaran Prof. Dr. Gökhan Koç, “Mesane ve böbrek kanserlerinin görülme yaşı gittikçe düşüyor. Mesane ve böbrek kanserinin en sık sebebi ise sigaradır. Sigarayı bırakmak, birinci korunma yoludur. Böbrek tümörleri için hipertansiyon ve obezite, risk faktörleri olarak geçmektedir. Boya ve tekstil endüstrisinde çalışan kişiler de mesane kanseri açısından risk altındaki gruplardandır. Özellikle bu gruptaki insanlar idrarında kan görürse üroloji hekimine başvurmalıdır” ifadelerini kullandı.İha</p>
<p>Ege&#8217;de <a href="http://www.egedeizmir.com">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yürüme güçlüğünü ve ağrıları hafife almayın</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/hafife-almayin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ege'de İzmir Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2022 14:05:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hafife almayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=122418</guid>

					<description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Topçu, bacak ağrıları veya yürüme güçlüğünü hafife alınmaması gerektiğini söyledi. Yürüme güçlüğünü ve ağrıları hafife almayın Periferik arter hastalığı Kalpten beyne kanı taşıyan ana damarlar olan karotis atardamarları hastalıklarının ve bacakları ve ayakları besleyen atardamarların hastalıkları olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Topçu, “Bacak damarlarını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Topçu, bacak ağrıları veya yürüme güçlüğünü hafife alınmaması gerektiğini söyledi.</p>
<h2>Yürüme güçlüğünü ve ağrıları hafife almayın</h2>
<p><strong>Periferik arter hastalığı</strong></p>
<p>Kalpten beyne kanı taşıyan ana damarlar olan karotis atardamarları hastalıklarının ve bacakları ve ayakları besleyen atardamarların hastalıkları olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Topçu, “Bacak damarlarını besleyen damarlarda oluşan tıkanıklıklar kangren ve sonrasında ayağın kaybedilmesine kadar giden sonuçlar doğurmaktadır.</p>
<p>Bizim hastamız 49 yaşında genç erkek bir hasta. Ek bir hastalığı yok. Fakat bacak damar tıkanıklığı için çok büyük bir risk faktörü olan sigara kullanımı mevcut. Hastamız bize özellikle sağ bacakta ağrı ve yürüme güçlüğü ile başvurdu. Muayene sonucunda bacakları besleyen damarlarda tıkanıklıktan şüphelenerek bacak damarları için anjiyografi yaptık.</p>
<p>Anjiyografide sağ bacağı besleyen ana damarın tam tıkalı ve sol bacağı besleyen damarın yüzde 90 daralmış olduğunu tespit ettik” dedi.<br />
Bacak damarları tıkanıklığı için tedavi seçenekleri açık ameliyat veya stent ile damar açma işlemleri olduğunu ifade eden Topçu, “Teknolojik gelişmeler tam tıkalı damarların ameliyat gerektirmeden açılmasına imkan sağlamaktadır.</p>
<p>Biz de hastamızın problemli damarlarına stent uygulamaya karar verdik. Her iki bacak damarına da başarılı stent işlemi uygulayarak damar açma işlemini gerçekleştirdik. İşlemden hemen sonra bacak damarları kanlanmaya başladığı için hastanın şikayetleri ve yürüme problemi giderilmiş oldu. Hastayı ertesi gün yürüyerek taburcu ettik” ifade etti.<br />
Yürüme güçlüğü çeken Yavuz Selek ise, “Bir yıldır doğru dürüst yürüyemiyordum. Belden kaynaklı olduğunu düşünüyorduk. Belimle alakalı değilmiş. Doktorumuz gereken işlemleri yaptıktan sonra kuş gibi oldum” diye konuştu.iha</p>
<p>Ege&#8217;de <a href="http://www.egedeizmir.com">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
