<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>erken tanı &#8211; Ege&#039;de izmir Haber, Ege Haber, izmir Haberleri, Ege Haberleri, Son Dakika izmir, Torbalı Haberleri, Buca, Bornova, Karşıyaka</title>
	<atom:link href="https://www.egedeizmir.com/tag/erken-tani/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.egedeizmir.com</link>
	<description>izmir haber, ege haber, Son Dakika izmir Haberleri, Karşıyaka haberleri, Buca haberleri, Konak haberleri, Bornova haberleri, Torbalı haberleri</description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Oct 2026 11:48:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>
	<item>
		<title>&#8216;Seven fark eder&#8217; vurgusuyla, meme kanserinde erken tanıya dikkat çekildi</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/seven-fark-eder/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2026 10:28:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken tanı]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Mamografi]]></category>
		<category><![CDATA[Meme kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=192065</guid>

					<description><![CDATA[İzmir&#8217;de Acıbadem Kent Hastanesi tarafından meme kanseri farkındalık ayı kapsamında düzenlenen ‘kendiniz için fark edin, sevdikleriniz için hatırlatın&#8217; başlıklı söyleşi düzenlendi. &#8216;Seven fark eder&#8217; vurgusuyla, meme kanserinde erken tanıya dikkat çekildi Söyleşide ‘seven fark eder&#8217; vurgusuyla kadınlara erken tanı ve farkındalık çağrısı yapıldı. Acıbadem Kent Hastanesi tarafından ‘kendiniz için fark edin, sevdikleriniz için hatırlatın&#8217; başlıklı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir&#8217;de Acıbadem Kent Hastanesi tarafından meme kanseri farkındalık ayı kapsamında düzenlenen ‘kendiniz için fark edin, sevdikleriniz için hatırlatın&#8217; başlıklı söyleşi düzenlendi.</p>
<h2>&#8216;Seven fark eder&#8217; vurgusuyla, meme kanserinde erken tanıya dikkat çekildi</h2>
<p>Söyleşide ‘seven fark eder&#8217; vurgusuyla kadınlara erken tanı ve farkındalık çağrısı yapıldı.<br />
Acıbadem Kent Hastanesi tarafından ‘kendiniz için fark edin, sevdikleriniz için hatırlatın&#8217; başlıklı söyleşi düzenlendi. Meme kanseri farkındalık ayı kapsamında düzenlenen söyleşide, meme kanserinde erken tanının önemi, kişiye özel tedavi seçenekleri, meme koruyucu cerrahi ve tarama yöntemlerine ilişkin doğru bilinen yanlışlar ele alındı. Gazeteci Ayşe Arman&#8217;ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşiye Acıbadem Kent Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı ve Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Karabulut, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Kemal Atahan, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Merve Gürsoy Bulut ile Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkan Yardımcısı Feyza Öztürk konuşmacı olarak katıldı.<br />
Meme kanseri farkındalık ayı boyunca hem Türkiye&#8217;de hem de dünyada düzenlenen etkinliklerle toplumsal farkındalığın artırılmasının hedeflendiğini belirten Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Merve Gürsoy Bulut, &#8220;Bu buluşmanın temel amacı da topluma bu hayati bilinci kazandırabilmektir. Bilimsel verilere göre meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Her sekiz kadından birinde bu hastalığa rastlanmakta olup, kadınlarda bu sıklıkta görülen başka bir kanser türü bulunmamaktadır. Ancak günümüzde mamografi gibi oldukça etkili tarama yöntemleri mevcuttur. Tanı sürecinde mamografinin yanı sıra meme ultrasonu ve meme MR&#8217;ı gibi yardımcı görüntüleme teknolojilerinden de faydalanılmaktadır&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Erken tanı hayat kurtarır&#8221;</strong><br />
Uzmanların, ortalama risk grubundaki her kadının 40 yaşından itibaren yılda bir kez mamografi taraması yaptırmasını önemle tavsiye ettiklerini vurgulayan Prof. Dr. Bulut, şunları söyledi:<br />
&#8220;Mamografi sayesinde meme kanseri çok erken evrelerde teşhis edilebilmekte ve &#8220;erken tanı hayat kurtarır&#8221; ilkesi tam anlamıyla karşılık bulmaktadır. Hastalığın erken evrede teşhis edilmesi, meme kanserine bağlı ölümlerde yüzde 30 ila yüzde 40 oranında azalma sağlamaktadır. Belirtilen bu tarama takvimi ortalama risk grubundaki kadınlar için geçerlidir. Ailede meme kanseri öyküsü bulunması veya genetik testlerin pozitif çıkması gibi faktörler, bireyi yüksek risk grubuna dahil edebilir. Yüksek risk taşıyan vakalarda taramalara çok daha erken yaşlarda başlanmakta ve sürece ek görüntüleme yöntemleri dahil edilmektedir. Bireylerin kendi risk durumlarını öğrenmek ve kendilerine en uygun tarama programıyla takip edilmek için mutlaka bir meme radyoloğuna veya uzman hekime başvurmaları gerekmektedir&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>&#8220;Çok başarılı tedavi edilen bir kanser türü&#8221;</strong><br />
Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Karabulut ise &#8220;Meme kanseri, dünyada en sık görülen kanser türüdür. Dünyada yılda yaklaşık 2 milyon, ülkemizde ise senede 25 bin vaka görülmektedir. Kanserin tarihçesi aslında meme kanseriyle başlar. Tarihi anlamda tanımlanan ilk tümör tipi meme kanseridir. Meme kanseri tek bir hastalık değildir; birden fazla hastalık modeliyle karşımıza çıkar. Dolayısıyla sık görülen bir kanserdir. Tarihi evrimi, tedavi başarısı, tanı yöntemleri, tarama programları ve korunma yöntemleriyle belki de en çok yol katedilen, en büyük devrimlerin yapıldığı ve hangi evrede yakalanırsa yakalansın çok başarılı şekilde tedavi edilen bir kanser türüdür. Doğru yaşayalım, tarama programlarına uyalım. Geç kalmaktan da korkmayalım. Meme kanseri, hangi evrede olursa olsun çok başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir&#8221; cümlelerini aktardı.</p>
<p><strong>&#8220;Erken teşhis çok önemli&#8221;</strong><br />
Tedavi sürecini anlatan onkoloji hastası Fatma Ebru Bozkurt da &#8220;Geçen sene temmuz ayında ilk teşhisimi aldım. Yaklaşık bir aylık süre, ‘Nerede ve nasıl bir tedavi almalıyım?&#8217; şeklindeki araştırmalarla geçti. 19 Ağustos&#8217;ta ilk kemoterapimi alarak tedavime başladım. 16 kür kemoterapi aldım. Sonrasında tümörüm çok ciddi ölçüde küçüldü ve ameliyat olabileceğim boyutlara geldi. Ameliyat sürecimden sonra 30 gün boyunca radyoterapi aldım. Halihazırda akıllı ilaç tedavim devam ediyor, artık onun da neredeyse sonuna geldim. Yani tünelin ucundaki ışığı gördüm diyebilirim. Erken teşhis çok önemli. Ben biraz gecikmiştim. Ailemde hiç meme kanseri öyküsü yoktu, o nedenle bende olabileceğini hiç düşünmedim. Elime bir kitle gelmiş olmasına rağmen süreci biraz geciktirdim. Ancak kitle her seferinde ısrarla elime gelmeye devam edince doktor muayenesine gittim. En ufak bir şüphe duyduklarında hiç geciktirmeden hekime başvursunlar. Ellerine bir kitle gelmesini dahi beklemesinler; çünkü pek çok vakada mutlaka ele gelen bir kitle olması gerekmiyor&#8221; diye vurguladı.<br />
Bir başka meme kanseri hastası Göknil Pınar ise şu cümlelere yer verdi:<br />
&#8220;2022 yılından beri göğsümde ufak tefek kistler vardı ve bunları takip ettiriyordum. Tetkikler yapıldı ve birkaç gün sonra kanser olduğumu öğrendim ama moralimi hiç bozmadım. Hemen ameliyat olmam gerekiyordu ve ameliyatımı oldum. Ameliyatımın üzerinden 2 ay geçti. Çarşamba günü tedavimin ikinci bölümü başlayacak ve ben hazırım. Mamografi adında çok özel ve çok kıymetli bir tanı yöntemi var. Her kanser türünün kendine özel böyle bir tanı yöntemi bulunmuyor. Bazen insanlar ‘çok can yakan bir işlem&#8217; gibi şeyler söylüyorlar ama kesinlikle öyle değil. Her yıl mutlaka mamografi çektirmemiz gerekiyor.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser tarama aracı &#8220;Pembe Prenses&#8221; Aliağa&#8217;da</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/pembe-prenses/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2026 11:04:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Aliağa]]></category>
		<category><![CDATA[erken tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser Taraması]]></category>
		<category><![CDATA[Pembe Prenses]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz mamografi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191438</guid>

					<description><![CDATA[Kanser taramalarında erken tanının önemine dikkat çekmek ve vatandaşların tarama hizmetlerine kolayca ulaşmasını sağlamak amacıyla tam donanımlı seyyar kanser tarama aracı &#8220;Pembe Prenses&#8221;, 3 hafta boyunca Aliağa’da hizmet verecek. Kanser tarama aracı &#8220;Pembe Prenses&#8221; Aliağa&#8217;da Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından tarama amacıyla faaliyete geçirilen İzmir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen Pembe Prenses [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser taramalarında erken tanının önemine dikkat çekmek ve vatandaşların tarama hizmetlerine kolayca ulaşmasını sağlamak amacıyla tam donanımlı seyyar kanser tarama aracı &#8220;Pembe Prenses&#8221;, 3 hafta boyunca Aliağa’da hizmet verecek.</p>
<h2>Kanser tarama aracı &#8220;Pembe Prenses&#8221; Aliağa&#8217;da</h2>
<p>Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından tarama amacıyla faaliyete geçirilen İzmir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen Pembe Prenses tarama aracı, 07-25 Eylül 2026 tarihleri arasında 09.00-17.00 saatlerinde Aliağa Cumhuriyet Meydanı’nda Aliağalı vatandaşlara hizmet verecek. Ücretsiz mamografi çekimi ve kanser tarama testlerinin gerçekleştirileceği araçta, vatandaşların erken tanı amacıyla gerekli taramalardan yararlanması sağlanacak.</p>
<p><strong>Taramalar erken tanı için</strong><br />
Aliağa İlçe Sağlık Müdürü Dr. Özkan Orhun, kanser taramalarının erken tanı açısından büyük önem taşıdığını belirterek, &#8220;Serviks (rahim ağzı) kanseri taraması kapsamında 30-65 yaş arasındaki kadınların beş yılda bir HPV-DNA testi yaptırmaları, meme kanseri taraması kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınların iki yılda bir mamografi çektirmeleri ve sağlık personeli tarafından muayene olmaları öneriliyor. Kolorektal (kalın bağırsak) kanseri taraması kapsamında ise 45-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklerin iki yılda bir gaitada (dışkı) gizli kan testi (GGK), 10 yılda bir kolonoskopi yaptırmaları öneriliyor&#8221; dedi.<br />
Orhun, ücretsiz mamografi çekimi ve kanser tarama testlerinden yararlanmak isteyen vatandaşları Pembe Prenses aracına davet etti.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanından uyarı: &#8220;Büyüme ağrısı sanılıyor, ancak kalp hastalığı olabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/buyume-agrisi-saniliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2026 10:30:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Kardiyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[erken tanı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=190628</guid>

					<description><![CDATA[Çocuklarda görülen kalp rahatsızlıklarının önemli bir kısmını doğuştan gelen tabloların oluşturduğunu vurgulayan Medicana Sağlık Grubu Çocuk Kardiyolojisi Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Bülent Oran, &#8220;Çocuklarda çabuk yorulma veya eforla gelen nefes darlığı belirgin ve tekrarlayan bir durumsa tek başına bile değerlendirme nedenidir. Uzmanından uyarı: &#8220;Büyüme ağrısı sanılıyor, ancak kalp hastalığı olabilir&#8221; Yaşıtlarından geride kalan, oyun oynarken çabuk [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda görülen kalp rahatsızlıklarının önemli bir kısmını doğuştan gelen tabloların oluşturduğunu vurgulayan Medicana Sağlık Grubu Çocuk Kardiyolojisi Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Bülent Oran, &#8220;<strong>Çocuklarda çabuk yorulma veya eforla gelen nefes darlığı belirgin ve tekrarlayan bir durumsa tek başına bile değerlendirme nedenidir.</strong></p>
<h2>Uzmanından uyarı: &#8220;Büyüme ağrısı sanılıyor, ancak kalp hastalığı olabilir&#8221;</h2>
<p><strong>Yaşıtlarından geride kalan, oyun oynarken çabuk yorulan veya beslenirken terleyen çocuklarda ortaya çıkan belirtiler &#8216;yapısı böyle&#8217; denilerek geçiştirilmemeli, zamanında yapılacak uzman değerlendirmesiyle muhtemel risklerin önüne geçilmelidir&#8221;</strong> dedi.<br />
Çocukluk çağında karşılaşılan kalp rahatsızlıkları, ebeveynler tarafından sıklıkla masum büyüme ağrıları, yorgunluk veya kondisyon eksikliği olarak yorumlanabiliyor. Doğuştan veya sonradan kazanılmış olarak gelişebilen bu klinik tablolar, erken evrede fark edilmediğinde çocukların büyüme ve gelişme süreçlerini olumsuz etkileyebiliyor. Konu hakkında ebeveynlere uyarılarda bulunan Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Oran, çocuklarda kalp sağlığının takibi, sinsi belirtilerin tespiti ve erken tanının kritik rolü hakkında önemli bilgiler verdi. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1.35 milyon yenidoğanın doğuştan kalp hastalığı ile dünyaya geldiğini ve güncel verilerde her 100 canlı doğumun yaklaşık 1&#8217;inde bu tablonun bildirildiğini belirtilen Prof. Dr. Bülent Oran, bu rahatsızlıkların yalnızca doğuştan gelen durumlarla sınırlı olmadığını vurguladı.</p>
<p><strong>&#8220;Kalp sizi çocukken uyarmış olabilir&#8221;</strong><br />
Sonradan tespit edilmiş kalp hastalıklarının da çocukluk çağında gözlemlenebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Bülent Oran, &#8220;Dünya Sağlık Örgütü, romatizmal kalp hastalığını 25 yaşın altındaki kişilerde en sık görülen kazanılmış kalp hastalığı olarak tanımlamaktadır. Bunun yanı sıra Kawasaki hastalığı, miyokardit, perikardit, kardiyomiyopatiler ve ritim bozuklukları da çocukluk çağında karşılaşılan önemli kalp hastalıkları arasında yer alıyor. Çocuklarda kalp hastalığının belirtileri her zaman belirgin olmayabilir. Özellikle yaşıtlarıyla aynı fiziksel aktiviteyi yapamama, oyun oynarken veya merdiven çıkarken belirgin şekilde daha çabuk yorulma, sık sık oturmak istemesi veya beslenirken aşırı terleme önemli bir klinik ipucu olarak değerlendirilmelidir&#8221; ifadelerine yer verdi.</p>
<p><strong>&#8220;Ağrının ortaya çıkış biçimi çok önemli&#8221;</strong><br />
Ebeveynlerin sıklıkla endişelendiği göğüs ağrısı şikayetlerinin büyük çoğunluğunun kas, kemik veya sindirim sistemi kaynaklı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bülent Oran, riskli durumların ayırt edilmesi gerektiğini belirtti. Ağrının ortaya çıkış biçiminin belirleyici olduğunu aktaran Prof. Dr. Bülent Oran, sözlerine şöyle devam etti:<br />
&#8220;Kas ve iskelet kaynaklı ağrılar genellikle çocuğun belirli bir hareketiyle veya ağrılı bölgeye bastırıldığında artar. Buna karşılık kalple ilişkili olabilecek durumlarda bizi endişelendiren temel unsur, ağrının özellikle koşma, spor yapma veya merdiven çıkma gibi efor sırasında ortaya çıkmasıdır. Eğer göğüs ağrısına veya çabuk yorulmaya nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi veya bayılma hissi eşlik ediyorsa durum mutlaka ciddiye alınmalıdır. Ailede genç yaşta ani ve açıklanamayan ölüm veya kalp kası hastalığı öyküsü bulunuyorsa uzman değerlendirmesi hayati önem taşır.&#8221;<br />
Kalp hastalıklarının belirtilerinin yaş gruplarına göre farklılık gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Bülent Oran, bebeklik döneminde beslenme ve gelişme süreçlerinin titizlikle izlenmesi gerektiğini vurguladı. Bebeklerde emzirme sırasında alında görülen aşırı terlemenin, emmeyi yarıda bırakmanın ve kilo alamamanın kalbin fazla çalıştığına işaret olabileceğini belirten Prof. Dr. Bülent Oran, &#8220;Soğukta sadece ellerin morarması çoğu zaman masum olsa da dudak ve dilde görülen morarmalar dikkatle incelenmelidir. Çocuk hekiminin düzenli muayenesi sırasında şüpheli bir bulgu saptanması veya risk faktörlerinin mevcudiyeti halinde çocuk kardiyolojisi değerlendirmesine başvurulmalıdır. Erken tanı ve zamanında gerçekleştirilen girişimsel ya da cerrahi müdahaleler, kalıcı organ hasarlarını önleyerek çocuğun yaşıtlarıyla benzer bir büyüme, gelişme ve fiziksel kapasiteye ulaşmasını sağlar&#8221; şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesi uzmanlarından otizmde &#8220;nöroçeşitlilik ve erken tanı&#8221; vurgusu</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/ege-universitesi-uzmanlarindan-otizmde-norocesitlilik-ve-erken-tani-vurgusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 10:44:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[Aşılar]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ve ergen psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[DEHB]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[dil gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[duyusal hassasiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim programları]]></category>
		<category><![CDATA[ekran maruziyeti]]></category>
		<category><![CDATA[erken tanı]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimsel süreç]]></category>
		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaştırma eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[nöroçeşitlilik]]></category>
		<category><![CDATA[nörogelişimsel farklılık]]></category>
		<category><![CDATA[OSB]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[otizm spektrum bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[özel yetenekler]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal beceriler]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis süreci]]></category>
		<category><![CDATA[tıp fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkin otizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=185850</guid>

					<description><![CDATA[Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri, otizmin yalnızca çocukluk çağına özgü bir durum olmadığını belirterek, erken tanının hayati önemi, yetişkinlikte teşhis süreçleri ve toplumda doğru bilinen bilim dışı yanlışlara dair önemli açıklamalarda bulundu. Ege Üniversitesi uzmanlarından otizmde &#8220;nöroçeşitlilik ve erken tanı&#8221; vurgusu Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesinin farklı anabilim dallarında görev yapan uzman akademisyenler, Otizm [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri, otizmin yalnızca çocukluk çağına özgü bir durum olmadığını belirterek, erken tanının hayati önemi, yetişkinlikte teşhis süreçleri ve toplumda doğru bilinen bilim dışı yanlışlara dair önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<h2>Ege Üniversitesi uzmanlarından otizmde &#8220;nöroçeşitlilik ve erken tanı&#8221; vurgusu</h2>
<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesinin farklı anabilim dallarında görev yapan uzman akademisyenler, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) ile ilgili toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla kapsamlı bir bilgilendirme çalışmasına imza attı. Uzmanlar, otizmin nörogelişimsel bir farklılık olduğunu vurgulayarak, bireylerin çocukluktan yetişkinliğe uzanan süreçte yaşadıkları zorluklar ve sahip oldukları potansiyeller üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu.<br />
EÜ Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şebnem Pırıldar, otizmin sıklıkla çocuklukta tanınmasına rağmen erişkin yaşlarda da teşhis edilebildiğine dikkat çekti. Belirtilerin çocukluktan itibaren mevcut olduğunu ancak bazen maskelendiğini ifade eden Prof. Dr. Pırıldar, &#8220;Belirtiler daha hafif veya silik olabilir. Kişinin sosyal becerileri gelişmişse bu belirtileri kamufle edebilir. Ayrıca anksiyete, depresyon veya DEHB gibi eşlik eden diğer psikiyatrik rahatsızlıklar ön plandaysa, otizmin özgün belirtileri gözden kaçabilir. Kadınların sosyal becerilerinin daha güçlü olması ve duyusal hassasiyetleri maskeleme yeteneklerinin gelişmiş olması, tanının atlanmasına yol açabilmektedir. Tanı süreci klinik görüşmelere ve kapsamlı gelişim öyküsüne dayanıyor. Tanının erken konulması; beceri eğitimlerinin planlanması, tetikleyici faktörlerin belirlenmesi ve eşlik eden rahatsızlıkların tedavisi açısından hayati önemdedir. Tanının ertelenmesi, özellikle ergenlik ve gençlik döneminde bireyin özgüvenini ve kimlik gelişimini olumsuz etkileyerek sosyal ilişkilerini bozabilir. Bu noktada ‘nöroçeşitlilik’ kavramını vurgulamak ve farklılıkların birer zenginlik olduğunu kabul etmek, damgalamanın önüne geçmekte yararlı olacaktır&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Ekran maruziyeti otizmin nedeni değil, bir tercihtir&#8221;</strong><br />
Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezen Köse, dil gelişim geriliğinin her zaman otizm anlamına gelmediğini ancak mutlaka uzman bir değerlendirme gerektirdiğini vurguladı. Ailelerin en çok merak ettiği ekran kullanımı konusuna açıklık getiren Prof. Dr. Köse, &#8220;Otizm spektrumundaki çocukların bilgi ve uyaran işleme sistemleri farklı çalışır. Bu çocuklar sosyal uyaranlar yerine, daha tekdüze ve sosyal mesaj içermeyen ekran gibi uyaranlara yönelme eğilimi gösterirler. Yani ekran maruziyeti otizmin nedeni değil, otizmli çocukların bir tercihi ve yönelimidir. Tedavi sürecinde sosyal temasın ve göz temasının artırılması, ekran maruziyetinin ise azaltılması önerilir. Özetle; uyaran eksikliğinin otizme yol açtığı görüşü bilimsel olarak kabul görmemektedir; asıl süreç, otizm spektrumundan etkilenen bireyin sosyal olmayan uyaranları tercih etmesidir. Ayrıca, ayrıştırmak yerine kaynaştırma eğitimine odaklanmak bireyin yetişkinlikteki yaşam kalitesini artırıyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Aşılar ve otizm arasında hiçbir bağlantı yok&#8221;</strong><br />
Erken tanının tedavi başarısındaki kritik rolüne değinen Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Özbaran ise &#8220;Otizmde erken tanı ve müdahale, tedavi sonuçlarının başarısı açısından hayati önemdedir. Ailelerin veya bakım verenlerin, çocuğun gelişimiyle ilgili en ufak bir şüphe veya tereddüt duymaları halinde vakit kaybetmeden bir çocuk psikiyatristine başvurmaları gerekir. Amacımız sadece tanı koymak değil, gelişimsel duraksamaları erkenden saptayarak müdahale etmektir. Risk grubundaki çocukları erken dönemde teşhis ettiğimizde, ileride bir tanı almalarına gerek kalmadan normal gelişim süreçlerini tamamlamalarına yardımcı olabiliyoruz. Bu açıdan erken tanı, şüphelenme ve farkındalık çok değerlidir. Otizm, her bireyin farklı özellikler sergilediği çok geniş bir yelpazedir. Nörogelişimsel bir bozukluk olan otizmde, beyindeki hücre bağlantıları normal gelişimden farklılık gösterir; bazı alanlarda bağlantılar çok yoğunken, bazılarında daha gevşektir. Bu durum, bazı bireylerde duyusal hassasiyetlere veya yoğun ilgi alanlarına bağlı olarak özel yeteneklerin gelişmesine zemin hazırlayabilir. Ancak her otizmli bireyin mutlaka özel bir yeteneği olacağı düşünülmemelidir. Önemli olan, çocuğun var olan yeteneklerini ve ilgi alanlarını işlevsel bir şekilde yönlendirebilmektir. Şunu çok net ifade etmeliyim ki; aşılar ile otizm arasında hiçbir bağlantı yoktur. Türkiye, aşılama konusunda köklü ve başarılı bir sağlık sistemine sahiptir. Aşılar otizme yol açmadığı gibi, aşılamanın ihmal edilmesi çocuklarda çok daha ciddi hastalıklara neden olabilir. Bilimsel gerçek şudur: Aşılar ve otizm arasında hiçbir ilişki bulunmamaktadır&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;İş hayatında ve sosyal ilişkilerde başarı mümkün&#8221;</strong><br />
EÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Cenan Hepdurgun, &#8220;Otizmli bireyler doğru yönlendirme ile toplumda çok başarılı roller üstlenebilirler. Otizmin erişkinlikte başlamıyor ancak bu dönemde fark edilebiliyor. Otizmli bireyler güçlü ve zayıf yönlerini tanıdıklarında; arkadaşlık, iş ve aile hayatında mutlu bağlar kurabilirler. Özellikle kısıtlı ilgi alanları, bazı meslek dallarında büyük bir avantaja dönüşebilir. Bilgisayar sektörü, bilim ve sanat alanında dünyaya yön veren pek çok ismin otizm spektrum özelliklerine sahip olduğu bilinmektedir. Kişi, kendine uygun mesleği bulduğunda, dünyanın gidişatını değiştirecek düzeyde büyük başarılara imza atabilir&#8221; diye konuştu.<br />
Ege Üniversitesi uzmanları, çocukluktan itibaren takip edilen ve erişkinlikte yeni tanı alan bireyler için sosyal beceri ve eğitim programları geliştirmeye, klinik uygulama ve bilimsel araştırmalarla yaşam kalitesini artırmaya devam ettiklerini belirterek açıklamalarını sonlandırdı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Fatma Sert: &#8220;Kanserle mücadelede başarı farkındalıkla mümkündür&#8221;</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/doc-dr-fatma-sert-kanserle-mucadelede-basari-farkindalikla-mumkundur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 08:27:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA["Kanserle mücadelede aktif bir rol üstleniyoruz"]]></category>
		<category><![CDATA[erken tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi başarısını belirleyen en kritik faktördür"]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=184363</guid>

					<description><![CDATA[Ege Üniversitesi (EÜ) Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Fatma Sert, kanserle mücadelede başarının yalnızca bilimsel gelişmelerle değil; toplumsal farkındalık, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli sağlık kontrolleriyle mümkün olabileceğini vurguladı. Doç. Dr. Fatma Sert: &#8220;Kanserle mücadelede başarı farkındalıkla mümkündür&#8221; Doç. Dr. Fatma Sert, kanserle mücadelede güncel bilimsel gelişmeler ve merkez bünyesinde yürütülen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Fatma Sert, kanserle mücadelede başarının yalnızca bilimsel gelişmelerle değil; toplumsal farkındalık, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli sağlık kontrolleriyle mümkün olabileceğini vurguladı.</p>
<h2>Doç. Dr. Fatma Sert: &#8220;Kanserle mücadelede başarı farkındalıkla mümkündür&#8221;</h2>
<p>Doç. Dr. Fatma Sert, kanserle mücadelede güncel bilimsel gelişmeler ve merkez bünyesinde yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu. 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nün bilimsel gelişmeleri toplumla paylaşmak açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Doç. Dr. Fatma Sert, kanserin dünya genelinde ve ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini ifade etti. Doç. Dr. Sert, &#8220;Günümüzde kanser tedavisinde en önemli gelişmelerden biri, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının klinik uygulamaya girmiş olmasıdır. Moleküler biyoloji ve genetik alanındaki ilerlemeler sayesinde, hastalarımızın tümör yapısına özgü hedefli tedaviler uygulayabiliyoruz. Bu yaklaşımlar, tedavinin etkinliğini artırırken yan etkilerin azaltılmasına da önemli katkı sağlamaktadır. Bununla birlikte immünoterapi alanındaki gelişmeler de kanser tedavisinde yeni bir dönemi beraberinde getirmiştir. Bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanıyıp yok etmesini hedefleyen bu tedaviler, özellikle akciğer kanseri, melanom ve bazı genitoüriner kanser türlerinde sağkalım sürelerini anlamlı şekilde uzatmıştır. Klasik kemoterapiden farklı etki mekanizmalarıyla çalışan immünoterapiler, kanserle mücadelede umut verici sonuçlar ortaya koymaktadır&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Erken tanı, tedavi başarısını belirleyen en kritik faktördür&#8221;</strong><br />
Erken tanı ve gelişmiş radyoterapinin tedavi başarısını artırdığını belirten Doç. Dr. Sert, &#8220;Radyoterapi teknolojilerindeki gelişmeler de kanser tedavisinde önemli kazanımlar sağlamaktadır. Yoğunluk ayarlı, görüntü kılavuzlu ve stereotaktik radyoterapi teknikleri sayesinde tümörler çok daha yüksek doğrulukla hedeflenebilmekte, sağlıklı dokular ise maksimum düzeyde korunabilmektedir. Bu sayede tedavi başarısı artarken, hastalarımızın yaşam kalitesi de önemli ölçüde iyileşmektedir. Bunun yanı sıra erken tanı ve tarama programlarının önemi her geçen gün daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Meme, rahim ağzı, kolorektal ve prostat kanserleri başta olmak üzere pek çok kanser türünde hastalığın erken evrede saptanması, tedavi sürecinin başarısını doğrudan belirleyen en kritik faktörlerden biridir&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Kanserle mücadelede aktif bir rol üstleniyoruz&#8221;</strong><br />
Kanserle mücadelede başarının yalnızca tıbbi gelişmelere dayanmadığını vurgulayan Doç. Dr. Sert, &#8220;Merkezi olarak bilimsel araştırmalar, multidisipliner hasta yaklaşımı, toplum bilgilendirme çalışmaları ve eğitim faaliyetleriyle kanserle mücadelede aktif bir rol üstleniyoruz. Merkezimizde yürütülen kanser kayıtları, ülkemizin en köklü ve güvenilir kanser veri kaynakları arasında yer almaktadır. Aynı zamanda yürüttüğümüz sosyal sorumluluk projeleri ve klinik çalışmalarla çağdaş tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı sağlıyor, hastalarımıza en güncel bilimsel veriler ışığında hizmet sunuyoruz. Bu anlamlı günde bir kez daha vurgulamak isteriz ki, kanserle mücadelede başarı yalnızca bilimsel gelişmelerle değil; toplumsal farkındalık, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli sağlık kontrolleriyle mümkündür. 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nün toplumsal bilinçlenmeyi artırmasını ve kanserle mücadelede umutlarımızı güçlendirmesini temenni ediyoruz&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hastalık belirti vermeden ilerliyor, erken tanı önemli</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/erken-tani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Mar 2022 09:46:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken tanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=92410</guid>

					<description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Kılıç, göz tansiyonunun genellikle belirti vermeden ilerleyen bir hastalık olduğunu söyleyerek erken tanının önemine değindi. &#8220;Hastalık belirti vermeden ilerliyor, erken tanı önemli&#8221; Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Kılıç, göz tansiyonu olarak da bilinen glokom hastalığı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Op. Dr. Kılıç, Glokomun göz siniri hasarı olduğunu belirterek, “Göz tansiyonu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Kılıç, göz tansiyonunun genellikle belirti vermeden ilerleyen bir hastalık olduğunu söyleyerek erken tanının önemine değindi.</p>
<h2>&#8220;Hastalık belirti vermeden ilerliyor, erken tanı önemli&#8221;</h2>
<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Kılıç, göz tansiyonu olarak da bilinen glokom hastalığı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Op. Dr. Kılıç, Glokomun göz siniri hasarı olduğunu belirterek, “Göz tansiyonu olarak da bilinen glokom göz içi basıncının yükselmesi ile oluşan göz siniri hasarıdır.</p>
<p>Geri dönüşsüz görme kaybının en büyük nedenidir. Zamanında tanı konulup tedavi edilmezse kalıcı görme kaybına neden olmaktadır” dedi.</p>
<p><strong>“2 yaş bebekler daha risk altındadır’’</strong></p>
<p>Op. Dr. Emre Kılıç, 40 yaş üstü bireylerin yılda bir kez göz muayenesi olmasını tavsiye ettiğini söyleyerek, “Her yaşta görülebilmekle beraber çoğunlukla 40 yaş üstü bireylerde ortaya çıkar.</p>
<p>Genellikle belirti vermeden ilerleyen hastalık görme alanında artan kayıplara yol açar. Belirti vermediği için 40 yaş üstü bireylerin yılda bir kez göre muayenesi olması gerekmektedir.</p>
<p>Ailesinde glokom hastalığı olanlar, diyabet ve hipertansiyon hastaları, miyop ve göz bozuklukları olan bireyler, 2 yaş bebekler daha risk altındadır.</p>
<p>Erken teşhis edilen glokom hastaları, göz damlaları ile kalıcı görme kaybından korunabilir. İlaç tedavisi yeterli olmayan hastalarda ise cerrahi tedaviler uygulanmaktadır” şeklinde konuştu.iha</p>
<p>Ege&#8217;de <a href="http://www.egedeizmir.com">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer Kanserinde Erken Tanı İçin &#8216;Düşük Doz Akciğer Tomografisi&#8217;</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/dusuk-doz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2021 07:42:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[erken tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=79369</guid>

					<description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Kenan Kaya, erken evre akciğer kanserinin tedavisinin mümkün olduğunu belirterek, riskli gruplarda “düşük doz akciğer tomografisi” yapılmasını önerdi. Akciğer Kanserinde Erken Tanı İçin &#8216;Düşük Doz Akciğer Tomografisi&#8217; Kent Bayraklı Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Kenan Kaya, akciğer kanserinin dünyada en yaygın görülen ve en fazla ölüme yol açan kanser türü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Kenan Kaya, erken evre akciğer kanserinin tedavisinin mümkün olduğunu belirterek, riskli gruplarda “düşük doz akciğer tomografisi” yapılmasını önerdi.</p>
<h2>Akciğer Kanserinde Erken Tanı İçin &#8216;Düşük Doz Akciğer Tomografisi&#8217;</h2>
<p>Kent Bayraklı Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Kenan Kaya, akciğer kanserinin dünyada en yaygın görülen ve en fazla ölüme yol açan kanser türü olduğunu belirtti. Türkiye’de erkeklerde en sık, kadınlarda ise meme kanserinden sonra en sık görülen kanserin akciğer kanseri olduğunu hatırlatan Dr. Kaya, erken teşhisin önemine dikkat çekerek, erken evre akciğer kanserinin tedavisinin mümkün olduğunu söyledi. Tümörün erken tanısı için riskli gruplarda “düşük doz akciğer tomografisi” öneren Dr. Kaya, “Bu tetkik akciğer kanserini normal akciğer grafisine göre daha erken evrede saptar. Bu da kanserin tedavisini sağlarken, uzun süreli yaşam olanağı ile beraber kanserden ölümleri azaltır” dedi.</p>
<p><strong>Yüzde 15 birinci evrede yakalanıyor</strong><br />
Akciğer kanserinin erken evrede tedavi edilebildiğini belirten Dr. Kaya şöyle konuştu:<br />
“Hastaların ancak yüzde 15’i tanı anında birinci evrededir. Yüzde 50’den fazlası tanı anında evre 4’tür. 5 yıllık hayatta kalma oranı yüzde 16’dır. Erken dönemlerde belirti vermemesi, oluşan belirtilerin sigara içimine bağlı olduğu düşünülmesi ve akciğer filminde göründüğünde ileri evrelerde olması nedeniyle erken dönemlerde tümörün tanınmasını sağlayacak yöntemlere gereksinim vardır. Bu yöntem de düşük dozlu akciğer tomografisi tetkikidir. Düşük doz akciğer tomografisi normal akciğer tomografisine göre daha az radyasyon veren, teşhis için yeterli kalitede görüntü alınmasını sağlayan bilgisayarlı tomografi yöntemidir. Düşük doz akciğer tomografisinde radyasyon dozu normal tomografiden 5-6 kat daha azdır. Düşük doz akciğer tomografisi akciğer kanserini normal akciğer grafisine göre daha erken evrede saptar, akciğer kanserinin erken evrelerde tanısı kanserin tedavi oranını artırır, uzun süreli yaşam olanağı ile beraber kanserden ölümleri azaltır.”</p>
<p>Düşük doz akciğer tomografisinin akciğer kanseri dışında da pek çok hastalığın erken teşhis edilmesini sağladığını kaydeden Dr. Kaya, “Bu görüntüleme yöntemi birçok akciğer hastalığının semptom vermediği erken dönemlerde tanısı ile beraber, kalp, karaciğer, tiroid, adrenal bezler, mide hastalıkları ile ilgili hastalıkların tanısında yardımcı olabilir. Ayrıca PCR negatif ve akciğer grafisi normal olan, Covid-19 düşünülen hastaların tanı ve hastalıklarının yaygınlığının saptanmasında da yararlıdır” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
