<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>beslenme &#8211; Ege&#039;de izmir Haber, Ege Haber, izmir Haberleri, Ege Haberleri, Son Dakika izmir, Torbalı Haberleri, Buca, Bornova, Karşıyaka</title>
	<atom:link href="https://www.egedeizmir.com/tag/beslenme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.egedeizmir.com</link>
	<description>izmir haber, ege haber, Son Dakika izmir Haberleri, Karşıyaka haberleri, Buca haberleri, Konak haberleri, Bornova haberleri, Torbalı haberleri</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Dec 2022 08:13:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>
	<item>
		<title>‘Üçlü salgın’ın ilacı doğru beslenme</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/beslenme-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ege'de İzmir Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2022 08:13:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=125952</guid>

					<description><![CDATA[Üst solunum yolu hastalıklarındaki vaka sayılarında ciddi artış yaşanıyor. Covid-19, grip ve solunum sinsityal virüsünün (RSV) birleşimiyle ortaya çıkan “üçlü salgın”, başta çocuk ve yaşlılar olmak üzere herkesi tehdit ediyor. ‘Üçlü salgın’ın ilacı doğru beslenme Yaşar Üniversitesi Gıda İşleme Bölümü Başkanı Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel, sağlıklı ve dengeli beslenmenin salgınlarla mücadelenin en kolay yolu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üst solunum yolu hastalıklarındaki vaka sayılarında ciddi artış yaşanıyor. Covid-19, grip ve solunum sinsityal virüsünün (RSV) birleşimiyle ortaya çıkan “üçlü salgın”, başta çocuk ve yaşlılar olmak üzere herkesi tehdit ediyor.</p>
<h2>‘Üçlü salgın’ın ilacı doğru beslenme</h2>
<p>Yaşar Üniversitesi Gıda İşleme Bölümü Başkanı Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel, sağlıklı ve dengeli beslenmenin salgınlarla mücadelenin en kolay yolu olduğunu belirtti.<br />
Genellikle kış aylarında yaygın olan üst solunum yolu hastalıkları sağlığı tehdit etmeye başladı.</p>
<p>Yakın geçmişte tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi ile salgınla yaşamayı öğrensek de yeni virüs ve salgınlar ortaya çıkıyor. Covid-19, grip ve RSV&#8217;nin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan “üçlü salgın” tehlikesi ile karşı karşıyayız.</p>
<p>Özellikle RSV, küçük yaş gruplarında, yaşlılarda ve bağışıklığı düşük bireylerde daha ağır ilerliyor. Pandemi dönemindeki maske-mesafe-hijyen kuralına uyulması gerektiğinin altını çizen uzmanlar, salgından korunmak için çeşitli uyarılarda bulunuyor. Vücut direncini artırıcı besinlerin tüketilmesi gerektiğini belirten Yaşar Üniversitesi Gıda İşleme Bölümü Başkanı Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel, dengeli ve sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Su içmeyi unutmayın”</strong></p>
<p>Su tüketiminin önemine vurgu yapan Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel, “Temel hedef bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir. Su, bireyleri gün boyu zinde tutabilecek en ekonomik besin araçlarından bir tanesidir. Yorgunluk yaşanması durumu oluşursa bu durumun sebepleri arasında susuzluk sayılabilir.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki hiçbir fiziksel aktivite yapılmasa dahi solunum, terleme, idrar ve dışkı gibi yollardan vücut su kaybeder. Bu yüzden su tüketimini sıcaklıklar azalsa bile ihmal edilmemelidir” dedi.</p>
<p><strong>Bağışıklığı güçlendiren besinler</strong></p>
<p>Türkiye’nin bitki zenginliği bakımından ciddi bir potansiyele sahip oluğunu belirten Doç. Dr. Uzel, “Güne iyi bir kahvaltı ile başlayarak vücudun savunma mekanizmasını güçlendiren yiyecekler seçilmelidir. Özellikle E vitamininin bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi bulunmaktadır.</p>
<p>Bağışıklığı güçlendiren besinler brokoli, cibez, radika, somon-sardalye gibi yağlı balıklar, portakal, yeşil çay, yumurta, bal kabağı, taze kırmızıbiber, ıspanak, domates, yoğurt gibi farklı alternatifler şeklinde belirtilebilir.</p>
<p>Bu gıdalara ek olarak pekmez, keçiboynuzu, yaban mersini, kakao, soğan, sarımsak, somon, ceviz, böğürtlen, karalahana, yeşil çay, bal, zencefil gibi gıdalar sayılabilir. Bireylerin sağlık durumu iyi olduğu sürece ilaç formunda ilave vitamin ve mineral takviyesi elzem değildir.</p>
<p>Vitamin ve mineral seviyesi anlamında eksiklik görülmesi durumunda takviye alımı bilinçli olarak ve mutlaka uzman kontrolü dahilinde yapılmalıdır. İçerisinde bulunduğumuz mevsim itibariyle portakal, mandalina gibi C vitamini kaynaklarına ulaşmak kolaydır.</p>
<p>Bu nedenle vücuda vitamin takviyesinin doğrudan tüketim yapılması rahat ulaşılabilir bir seçenektir. Tüketimi kolay olan portakal ve mandalinadan günde 2-3 adet tüketilmesi günlük C vitamini ihtiyacına ulaşılmasında önemli katkı sağlayacaktır” diye konuştu.iha</p>
<p>Ege&#8217;de<a href="http://www.egedeizmir.com"> İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış mevsiminde bu beslenme şekli önemli</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/beslenme-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ege'de İzmir Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Nov 2022 11:55:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=120984</guid>

					<description><![CDATA[Kış mevsiminde hava sıcaklığının düşmesi ile birlikte yetişkin ve çocuklarda beslenme değişiklikleri görüldüğünü ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Güngör, sağlıklı hayatın sürdürülmesi için mevsimine uygun sağlıklı beslenme ile ideal kilonun korunmasının önemli olduğunu söyledi. Kış mevsiminde bu beslenme şekli önemli Kış mevsimde kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesi ve gecelerin uzaması sebebiyle fiziksel [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış mevsiminde hava sıcaklığının düşmesi ile birlikte yetişkin ve çocuklarda beslenme değişiklikleri görüldüğünü ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Güngör, sağlıklı hayatın sürdürülmesi için mevsimine uygun sağlıklı beslenme ile ideal kilonun korunmasının önemli olduğunu söyledi.</p>
<h2>Kış mevsiminde bu beslenme şekli önemli</h2>
<p>Kış mevsimde kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesi ve gecelerin uzaması sebebiyle fiziksel aktivitenin azaldığını ve hareketsiz geçirilen zamanın da arttığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Güngör, &#8220;Atıştırmalık tüketimine yönelim ile yağlı ve şekerli besin tercihlerinin artması sebebiyle vücut ağırlığında istenmeyen yönde değişiklikler olabilmektedir.</p>
<p>Bu sebeple birçok kronik hastalığa sebep olan vücutta fazla yağ birikimi olarak adlandırılan &#8216;obezite&#8217; artmaktadır. Ancak sağlıklı hayatı sürdürülmesi için mevsimine uygun sağlıklı beslenme ile ideal kilonun korunması önemlidir. Kış aylarında azalan hava sıcaklığı sebebiyle vücut ısısının korunması için yeterli sıvı almak gerekir. Günde en az 2-2.5 litre su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler tercih edilmelidir&#8221; dedi.</p>
<p>Haftada 2-3 kez nohut, kuru fasulye ve mercimek<br />
Kış mevsiminde artan soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı A, C, D ve E vitamininden zengin beslenmenin bağışıklık sistemine katkısı oldukça fazla olduğunu ifade eden Güngör, &#8220;Mevsimine uygun, günde en az 2 porsiyon meyve ve 3 porsiyon sebze tüketilmesi önerilmektedir.</p>
<p>Bu aylarda havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, pırasa, maydanoz gibi sebzelerin; portakal, mandalina, elma gibi meyvelerin tercih edilmesi önerilmektedir. Ayrıca E vitamini kaynakları olan kuru baklagiller ve kuruyemişlerde yeterli ve dengeli biçimde günlük beslenmede bulunmalıdır. Haftada 2-3 kez nohut, kuru fasulye, mercimek, nohut ve barbunya gibi kurubaklagiller, günde 20-30 gram kadar ceviz, badem, fındık gibi kuruyemişler tüketilmelidir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Kemik ve diş sağlığı açısından önemli olan D vitamininin güneş ışınlarıyla deri tarafından üretilen bir vitamin olduğunu belirten Göngör, &#8220;Ancak kış aylarında mahrum kalınan güneş ışınları, vücudun D vitamini gereksiniminin karşılanamamasına sebep olmaktadır. D vitamini besinlerden aktif olarak karşılanamıyor olsa da balık; D vitamini ile beyin fonksiyonlarının gelişimi için gerekli çoklu doymamış yağ asitleri (omega 3), kalsiyum, fosfor, selenyum, iyot mineralleri ve E vitamini içerir. Bu sebeple kış aylarında haftada 2-3 kez balık tüketilmelidir.</p>
<p>Kış aylarında yüksek yağlı besin tüketiminden kaçınılmalı; margarin, tereyağ, yağlı etler, yüksek kolesterol içeren sakatat ürünleri sıklıkla tüketilmemeli, sağlıklı yağ asitleri içeren zeytinyağı, yağlı tohumlar, kuruyemişler uygun ve yeterli porsiyonda tüketilmelidir. Bu mevsimde basit karbonhidrat içeren şekerli besinlere ve tatlılara yönelimin arttığı görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün önerisine göre günlük şeker alımı toplam enerji alımının en fazla yüzde 10 kadarını oluşturmalıdır ve mümkünse daha da azaltılmalıdır.</p>
<p>Sağlıklı yaşam biçiminde basit şekerler yerine kompleks karbonhidratlardan olan tam buğday ekmek, bulgur gibi tahıllar, kurubaklagiller, meyveler ve şekeri azaltılmış sütlü ya da meyveli tatlılar ile sağlıklı pişirme yöntemleri kullanılarak hazırlanan ev yapımı ürünler tercih edilmelidir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Sağlıklı beslenme açısından sağlıklı pişirme yöntemleri kullanılarak hazırlanan ev yapımı geleneksel gıdaların üretimi ve tüketiminin kış aylarında arttığının görüldüğüne dikkat çeken Güngör, &#8220;Kış ya da yaz ayları için besinin bol bulunduğu aylarda yapılan geleneksel yiyecek hazırlama teknikleri ile hazırlanan geleneksel ev yapımı gıdalar temel işleme ve hazırlama metotlarına dayanan, yapay koruyucu ve katkı maddesi içermeyen, doğal ve raf ömürleri günümüzün işlenmiş ürünlerine oranla uzun olmayan ürünlerdir.</p>
<p>Günümüzün önemli sağlık sorunları arasında yer alan obezitenin önüne geçilmesi amacıyla ev yapımı sağlıklı üretimin özendirilmesi ve özellikle çocukların hazır ve paketli besinler yerine ev yapımı sağlıklı besinlerinin tüketimi konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Doğa şartlarının zorlayıcı etkisini azaltmak adına mevsiminde toprağını ve ürününü kirletmeden, mevsiminde bol ve ekonomik olduğu dönemlerde ulaşılabilen besin ürünlerinin çoğunlukla güneşin ısısından yararlanarak sağlıklı ve yerel yollarla oldukça düşük maliyetle farklı yiyeceklere dönüştüren bir kültürel mirasın sürekliliği ve toplumsal dayanışmanın sürdürülüyor olmasının yerel üretime, sağlıklı yaşama ve sağlıklı beslenmeye katkısı yadsınamaz düzeyde önemlidir&#8221; dedi.iha</p>
<p>Ege&#8217;de <a href="http://www.egedeizmir.com">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenme Uzmanı Rabia Özaslan: “Çok güneşte kalmak kolajen üretimini düşürüyor”</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/beslenme-uzmani-rabia-ozaslan-cok-guneste-kalmak-kolajen-uretimini-dusuruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ege'de İzmir Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Aug 2022 14:12:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=110078</guid>

					<description><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Rabia Özaslan, kolajen proteininin yaşlanmayı geciktirdiğini; eksikliği halinde ciltte kırışıklık, deride sarkma ve eklem ağrısı yaşanacağını söyledi. Vücuttaki kolajen üretiminin 30’lu yaşlardan sonra azaldığını belirten Beslenme Uzmanı Özaslan, “Sığır, inek, keçi ve geyik gibi hayvanların kemik ve etleriyle ilikli sular elde ettiğimizde iyi bir kolajen kaynağı oluşturmuş oluruz” dedi. Beslenme Uzmanı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Rabia Özaslan, kolajen proteininin yaşlanmayı geciktirdiğini; eksikliği halinde ciltte kırışıklık, deride sarkma ve eklem ağrısı yaşanacağını söyledi. Vücuttaki kolajen üretiminin 30’lu yaşlardan sonra azaldığını belirten Beslenme Uzmanı Özaslan, “Sığır, inek, keçi ve geyik gibi hayvanların kemik ve etleriyle ilikli sular elde ettiğimizde iyi bir kolajen kaynağı oluşturmuş oluruz” dedi.</p>
<h2>Beslenme Uzmanı Rabia Özaslan: “Çok güneşte kalmak kolajen üretimini düşürüyor”</h2>
<p><strong>“Vücuttaki proteinlerin üçte birini oluşturuyor”</strong></p>
<p>Kolajenin, insan vücudunda bulunan proteinlerin toplamının üçte birini oluşturması nedeniyle önemli bir protein türü olduğunu dile getiren Acıbadem Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Rabia Özaslan, sigara içmenin, çok fazla karbonhidrat tüketmenin ve aşırı güneşe maruz kalmanın kolajen üretimini yavaşlattığını ve yapısını bozduğunu anlattı. Beslenme Uzmanı Özaslan, “Kolajen insan vücudundaki dokularda bulunan fibroblast hücrelerden salgılanan bir protein türüdür. Bu protein insan vücudundaki bütün proteinlerin toplamının üçte birini oluşturur, bu bakımdan çok önemlidir. Dokular arasında yapışkan görevi görerek, onların birbirine yakın durmasını sağlar. Ancak temel görevi bağ dokusunu güçlendirerek, vücut bütünlüğünü sağlamaktır” dedi.</p>
<p><strong>“30’lu yaşlardan sonra üretimi azalıyor”</strong></p>
<p>Beslenme Uzmanı Özaslan, kolajenin aslında vücudumuzda üretilen önemli bir protein olduğunu fakat 30’lu yaşlardan sonra üretiminin gittikçe azaldığının altını çizerek “Özellikle aşırı karbonhidrat tüketiyorsanız, sigara içiyorsanız, güneşe maruz kalıyorsanız bu proteinin hem yapısı bozuluyor hem de üretimi daha da azalıyor. Ciltteki kırışıklıklar, derideki sarkmalar, kadınlardaki basen ve kalça bölgesinde bulunan selülitlerle kendini gösteriyor. En belirgin göstergesi yine eklemde oluşan ağrılardır” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Yaşlanma etkisini geciktiriyor”</strong></p>
<p>Kolajen proteininin vücutta bilinen en az 16 tipi olduğunu aktaran Özaslan, kolajenin yaşlandırma etkisini de geciktirdiğini belirterek, “Bilinen 16 tipin birkaç tanesinden bahsedecek olursak; en çok bulunan tipi Tip-1’dir. Bu kemiklerde, dişte, tendonlarda bulunuyor ve kemik yapısının bütünlüğünü sağlıyor. Tip-2 bağ dokusunda ve kıkırdakları oluşturarak eklem sağlığından sorumlu. Tip-3 kalp ve damar sağlığından sorumlu ve aynı zamanda ciltteki sıkılığı sağlıyor. Tip-4 sindirim ve solunum sistemi sağlığıyla ilgili; Tip-5 plasentayla ilgili gibi sıralayabiliriz. Ancak faydalarına bakacak olursak, sindirim sisteminin düzenli çalışmasından görevli, lap ve karaciğer sağlığını koruyucu bir etkisi var. Yaşlanma etkilerini geciktirici bir etkisi var. Saç, tırnak, diş yapısında bulunuyor. Beyin hücrelerinin genç kalmasını sağlıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>En çok sığır, inek ve keçi etinde bulunuyor</strong></p>
<p>Kolajenin, gıdalar arasında en çok et ürünlerinde bulunduğunu dile getiren Beslenme Uzmanı Özaslan, sığır, inek, keçi ve geyik gibi hayvanların kemiklerinde, etlerinde, derisinde ve sakatatlarında bulunduğunu işaret etti. Özaslan, “Bunlardan ilikli sular elde ettiğimizde iyi bir kolajen kaynağı elde etmiş oluruz. C vitamininden zengin olan portakal, mandalina, kivi, ananas ve greyfurt gibi meyvelerde, sülfür içeren; yeşil zeytin, siyah zeytin, soğan sarımsak ve kereviz gibi besinlerde, likopen içeren; domates, kırmızı biber ve çilek gibi besinlerde aynı zamanda patlıcan, havuç, bal kabağı gibi turuncu sebzeler ve ıspanak hem kolajen yapımında hem de yapısını düzenlemede görev almaktadır” diye konuştu.<br />
Özaslan, kolajenin ne için kullanılacağını iyi tespit etmek gerektiğini vurgulayarak “Rastgele kolajen içeren takviyeler almayın. Mutlaka bir uzmana danışın. Hangi tip kolajene ihtiyaç duyduğunuz ve ne şekilde kullanacağınıza bir uzman ile karar vermenizde fayda var” dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenme takıntısı sağlığı, psikolojiyi ve hatta yaşamı tehdit ediyor</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/yasami-tehdit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2021 08:35:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[takıntı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=81922</guid>

					<description><![CDATA[Sağlıklı beslenmenin istisnasız herkesin dikkat etmesi gereken bir konu olduğunu ifade eden uzmanlar, ancak bu durumun bazı insanlarda saplantı ve kaygıyla birleşerek yeme bozukluğuna neden olduğunu dile getirdi. Psikiyatri Uzmanı Özlem Bora, “Günümüzde, besinlerin yararları-zararları, ‘neyi ne kadar ne zaman yemeliyiz’ gibi haberler arttıkça takıntılı olmaya eğilimli insanların bu durumu saplantı haline getirdiğini görüyoruz. Beden, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı beslenmenin istisnasız herkesin dikkat etmesi gereken bir konu olduğunu ifade eden uzmanlar, ancak bu durumun bazı insanlarda saplantı ve kaygıyla birleşerek yeme bozukluğuna neden olduğunu dile getirdi. Psikiyatri Uzmanı Özlem Bora, “Günümüzde, besinlerin yararları-zararları, ‘neyi ne kadar ne zaman yemeliyiz’ gibi haberler arttıkça takıntılı olmaya eğilimli insanların bu durumu saplantı haline getirdiğini görüyoruz. Beden, ruh sağlığı ve yaşamı tehdit eden ortoreksiya nevroza isimli bu hastalığın psikiyatr ve diyetisyen eşliğinde tedavi edilmesi gerekir” dedi.</p>
<h2>Beslenme takıntısı sağlığı, psikolojiyi ve hatta yaşamı tehdit ediyor</h2>
<p>Sağlıklı beslenme ile ilgili uğraşların takıntı haline gelmesinin ruh sağlığını bozarak, bedensel sağlığı da tehdit ettiğini ifade eden Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Özlem Bora, “Günümüzde yazılı ve görsel medyada besinlerin yararları-zararları, neyi ne kadar ne zaman yemeliyiz gibi haberler arttıkça takıntılı olmaya eğilimli insanların bu konuyu saplantı haline getirme ihtimali de artmıştır. Sağlıklı beslenme takıntısı olan kişiler genellikle katı, aşırı kontrolcü, mükemmeliyetçi, esneme yeteneği olmayan kişilik yapısındadır. Gelişmiş ülkelerde ve yüksek sosyoekonomik düzeydeki insanlarda daha çok görülür. Sağlık profesyonellerinde, doktor, hemşire ve diyetisyenlerde de sık görülür” diye konuştu.</p>
<p><strong>Uzun süre paketin arkasını inceliyor musunuz?</strong><br />
Sağlıklı beslenme takıntısı olarak adlandırılan ortoreksiya nervozada, kişinin zamanının çoğunu sağlıklı beslenme üzerine uğraşlarla geçirdiğini söyleyen Psikiyatri Uzmanı Dr. Özlem Bora, “Bu kişiler, her yediğinin içinde ne olduğu, nasıl yapıldığı, nerde yapıldığı gibi pek çok ayrıntıya takıntılı şekilde kafa yorar. Günlük aktivitelerini bile sürekli ne yiyeceğiyle ilgili planlar. Bazen sağlıklı olduğunu düşündüğü aynı birkaç tip besini ısrarcı şekilde sürekli tüketir. Bu kişiler, besinleri pişirme teknikleri ve pişirme malzemeleriyle ilgili de takıntılıdır. Çoğunlukla besinleri çiğ tüketmeye çalışırlar. Günlük sosyal aktivitelerden, örneğin bir doğum günü partisinden sağlıksız yiyecekler olacağı için kaçınırlar ve gitmezler. Belli bir süre sonra sosyallikleri ve ilişkileri bozulur. Katkısız ve organik gıdalara ulaşmak için oldukça fazla para harcarlar. Bu kişilerin önem verdikleri şey ne miktarda yedikleri veya zayıf olmak değildir; daha çok içerikle ilgilenirler. Bir markette uzun süre paketli gıdanın ambalajını incelerler” dedi.<br />
Bora, ortoreksiya nevroza tanısı konulan bir kişinin psikiyatrist ve diyetisyen eşliğinde tedavi edilmesi gerektiğini, tedavi edilmediği takdirde ciddi kilo kaybı ve malnütrisyona yol açarak kişinin hayatını tehdit edebildiğini dile getirdi.</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınav Maratonu Öncesi Önemli Beslenme Uyarıları</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/beslenme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2021 08:46:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[YKS]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=78131</guid>

					<description><![CDATA[2 milyon 607 bin 903 adayın gireceği Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı (YKS) önümüzdeki hafta sonu yapılacak. Sınav maratonu öncesi, Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Gıda İşleme Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel hem ailelere hem de öğrencilere beslenme ile ilgili uyarılarda bulundu. Sınav Maratonu Öncesi Önemli Beslenme Uyarıları Sınava giren adayların yaptığı en büyük hatanın, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2 milyon 607 bin 903 adayın gireceği Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı (YKS) önümüzdeki hafta sonu yapılacak. Sınav maratonu öncesi, Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Gıda İşleme Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel hem ailelere hem de öğrencilere beslenme ile ilgili uyarılarda bulundu.</p>
<h2>Sınav Maratonu Öncesi Önemli Beslenme Uyarıları</h2>
<p>Sınava giren adayların yaptığı en büyük hatanın, sınava girmeden hemen önce ya da sınav esnasında yüklü miktarda şeker içeren çikolata, şeker ve şekerlemeleri tüketmeleri olduğunu söyleyen Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Gıda İşleme Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel, &#8220;Bu yiyeceklerde bulunan şekerler basit karbonhidrat sağladığından kan şekerinde ani yükselme ve düşüşlere neden olur. Kan şekerinde oluşabilecek hızlı düşüş ise uyku hali, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon bozulması ve acıkma hissi gibi sorunlara yol açabilir&#8221; dedi.</p>
<p>Ailelerin, sınava girecek olan çocuklarına destek vermek amacıyla söylediği; ancak bunları söylerken farkında olmadan da olsa onlara gereğinden fazla sorumluluk ve stres yükleyen cümlelerin, onların beslenme ve uyku düzenlerini bozabileceğini de belirten Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel, &#8220;Beslenme, yaşamın her döneminde olduğu gibi sınav zamanlarında üzerinde daha da önemle durulması gereken bir olgu. Sınava hâkim olabilmek için sağlıklı ve yeterli beslenilmesi şart&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dışarıda tüketilen gıdalara dikkat</strong><br />
Sınavdan 1 hafta önce ve sınav günü dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Doç. Dr. Uzel, &#8220;Daha zinde bir beyin ile güne başlamak ve sınava hâkim olabilmek için sağlıklı ve yeterli beslenilmeli, düzenli ve yeterli uyunmalı. Sonuç beklenerek tek tip beslenmek ya da tek bir yiyeceği aşırı miktarda tüketmek doğru değil. Ayrıca, bazı besin zehirlenmelerinden sonra vücudun normal işleyişine dönmesi her zaman kısa zaman almayabilir. Fiyatı tüketici tarafından nispeten daha uygun bulunan, ancak içeriği hakkında net bilgi sahibi olunmayan toplu tüketim alanlarında sunulan gıdalar tercih edilmemeli. Dışarıda yemek yenilmesi durumunda ise güvenilir ve kaliteli mekanlar tercih edilmeli. Tüm bunların yanı sıra satın alınan tüm besinler son kullanma tarihi bilgileri kontrol edilerek tüketilmeli&#8221; uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Yeterli su tüketimi önemli</strong><br />
Doç. Dr. Uzel, &#8220;Sınavdan önceki haftalarda düzenli alınan su miktarı, sınava hazırlık temposuyla birlikte de düzenli olarak devam etmelidir. Sınava hazırlık temposunun arttığı dönemlerdeki ihmal ya da herhangi bir nedenle vücuda uzun süre su alınmaz ise bedenin normal işleyişi için tüketilen su miktarı, alınandan daha fazla olacağından, susuzluk (dehidrasyon) meydana gelebilir. Bu durum bireylere göre farklılık gösterebilmekle birlikte baş ağrısı, bilişsel fonksiyonların ve ruhsal durumun olumsuz etkilenmesi, kabızlık gibi bazı aksaklıklara neden olabilmektedir&#8221; diyerek uyarıda bulundu.</p>
<p>Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel, sınava 1 hafta kala ve sınav günü için beslenme önerilerini ise şöyle özetledi:<br />
Öğünlerde hazmı kolaylaştıran, hafızayı güçlendiren ve vitamin içeriği yoğun olan taze sebze ve meyveler az miktarda, öğünlere yardımcı olarak tüketilmeli. Yeterli miktarda Omega-3 alınmalı. Bu nedenle haftada en az 2-3 kez balık tüketilmeli. Böylece hafızanın güçlenmesine ve konsantrasyon yeteneğinin artmasına katkı sağlanabilir. Badem, fındık, ceviz gibi çerezler dengeli olarak bilişsel hafızayı kuvvetlendirme ve zinde tutmak için tüketilmeli. Böylece hem vücuda ilave olarak Omega-3 yağ asidi alınmış olur hem de çikolata, şekerleme, tatlı bisküviler gibi gıdalardan gelen basit şekerden alınan ve beynin ihtiyacını karşılayamayan basit karbonhidrat kaynaklı enerji azaltılmış olur. Mutlaka 2-3 ara öğün ile desteklenen 3 tam öğün düzenine geçilmeli. Öğün aralarında abur cubur almamak kaydıyla yapılan küçük miktardaki atıştırmalar kan şekerindeki ani dalgalanmanın, dikkat dağınıklığının, ani uyku halinin ve stresin önüne geçebilecektir. Her gün mutlaka ihmal edilmemesi gereken kahvaltı öğününe, karbonhidrat içeren gıdalara ek olarak protein kaynağı olan ve öğünü dengeleyen 1 tam yumurta ilave edilmeli. İçecek olarak çay ve kahve yerine taze meyve suları ya da bitki çayları tüketilmeli. Bitki çaylarına mümkünse tarçın ilave edilmeli. (1 çay bardağı için 1 çay kaşığı toz tarçın) Tam tahıllı ekmek, süt, haşlanmış yumurta, peynir, domates, salatalık ve eğer sindirim sisteminde bir sorun yok ise havuç ile oluşturulan bir kahvaltı menüsü, kan şekerini dengeleyecek, uyku halinin önüne geçecek ve açlık hissi uyandırmayarak dikkat süresini uzatacaktır. İçecekte alternatif olarak meyve suyu da tüketilebilir, bu sayede şeker oranının dengelenmesine katkı sağlanır. Ancak fazla miktarda çay ve kahve tüketilmesi, idrara çıkma sıklığını arttırabileceği için önerilmez. Vücuda yabancı olan, ancak çevreden faydasının olduğu belirtilen gıdaların sınav sabahı tüketilmesi riskli olabilir.&#8221;</p>
<p>Egede <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sokak Hayvanları Kısıtlama Günlerinde de Unutulmadı</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/sokak-hayvanlari-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2020 10:56:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[kısıtlama günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sokak Hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=58062</guid>

					<description><![CDATA[Çeşme&#8217;deki sokak hayvanları, dört günlük sokağa çıkma kısıtlaması sırasında da beslenmeye devam edildi. Sokak Hayvanları Kısıtlama Günlerinde de Unutulmadı İzmir Valiliği, İzmir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Çeşme Kaymakamlığı koordinatörlüğünde; Çeşme Belediyesi, Çeşme Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü, hayvansever dernekleri ve gönüllüler, sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu günlerde de Çeşme&#8217;deki sokak hayvanlarını beslemeye devam ediyor. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çeşme&#8217;deki sokak hayvanları, dört günlük sokağa çıkma kısıtlaması sırasında da beslenmeye devam edildi.</p>
<h2>Sokak Hayvanları Kısıtlama Günlerinde de Unutulmadı</h2>
<p>İzmir Valiliği, İzmir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Çeşme Kaymakamlığı koordinatörlüğünde; Çeşme Belediyesi, Çeşme Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü, hayvansever dernekleri ve gönüllüler, sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu günlerde de Çeşme&#8217;deki sokak hayvanlarını beslemeye devam ediyor.</p>
<p>Yapılan beslemelerle ilgili bilgi veren Çeşme Tarım ve Orman İlçe Müdürü Yüksek Ziraat Mühendisi Ahmet Keçeci, Covid-19 salgını nedeniyle uygulanan sokağa çıkma kısıtlamalarının olduğu günlerde de, Çeşme&#8217;nin her noktasında sokak hayvanlarının periyodik beslenmesinin yapıldığını belirterek, beslemenin yanında genel sağlık kontrollerinin de yapıldığını ifade etti.</p>
<p>Covid-19 salgını nedeniyle önümüzdeki günlerde de uygulanacak sokağa çıkma kısıtlamaları döneminde, Çeşme Kaymakamlığı koordinatörlüğünde Çeşme Belediyesi, hayvansever dernekleri ve gönüllülerle birlikte sokak hayvanlarını beslemeye devam edeceklerini vurgulayan Çeşme İlçe Tarım ve Orman Müdürü Keçeci, &#8220;Can dostlarımız bize emanet. Siz evde kalmaya devam edin&#8221; dedi.(İHA)</p>
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div>
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<div class="haberDetayIcerik">
<p>Ege’de <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a> – <a href="https://www.egedeizmir.com/">Ege Haber</a> – <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir</a></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="google-auto-placed"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
</div>
<div class="detayEtiket"></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koronovirüse Karşı Korunmada Beslenmenin Önemi</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/k-beslenmenin-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2020 15:07:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[vücut direnci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=55861</guid>

					<description><![CDATA[Yeni koronavirüs (COVID-19) dünyada ve ülkemizde milyonları tehdit etmeye devam ediyor. Yakın zamana kadar varlığından dahi haberdar olmadığımız virüs, bugün dünyanın tamamına yakınını etkisi altına almış durumda. Türkiye’de ise önlemler üst düzeyde uygulanıyor. Koronovirüse Karşı Korunmada Beslenmenin Önemi Dünya Sağlık Örgütü (WHO), ilk COVID-19 aşısının piyasaya sürülmesinin ayları bulabileceğini açıklarken, hastalıkla mücadelede bireysel önlemlerin önemine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni koronavirüs (COVID-19) dünyada ve ülkemizde milyonları tehdit etmeye devam ediyor. Yakın zamana kadar varlığından dahi haberdar olmadığımız virüs, bugün dünyanın tamamına yakınını etkisi altına almış durumda. Türkiye’de ise önlemler üst düzeyde uygulanıyor.</p>
<h2>Koronovirüse Karşı Korunmada Beslenmenin Önemi</h2>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO), ilk COVID-19 aşısının piyasaya sürülmesinin ayları bulabileceğini açıklarken, hastalıkla mücadelede bireysel önlemlerin önemine dikkat çekti.</p>
<p>Koronavirüs vakalarının görüldüğü Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı, resmî sitesinde &#8220;Korona Riskine Karşı 14 Kural&#8221; başlıklı bir videoyla alınması gereken bireysel önlemleri açıkladı. Kişisel ve çevresel hijyenin yanı sıra öksürme, hapşırma kurallarına da çok dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yapan Bakanlık, vatandaşlara, &#8220;Bol sıvı tüketin, dengeli beslenin ve uyku düzeninize dikkat edin&#8221; telkininde bulundu.</p>
<p>Dr. David Heber koronavirüsü yalnızca onaylı bir ilacın tedavi edebileceğini, ancak doğru beslenmeyle hastalığa karşı güç kazanılacağını söyledi. Çin, ABD, Belçika ve Almanya başta olmak üzere birçok ülkede aşı ve ilaç geliştirilme çalışmalarının devam ettiğini, ancak hayata geçmesinin zaman alacağını ifade eden Heber, &#8220;Uygun hijyeni muhafaza etmek, gerektiğinde maske takmak ve sosyal mesafeyi korumak gibi pratik önleyici tedbirleri uygulamak şart&#8221; dedi.</p>
<p>Heber&#8217;in beslenme üzerine açıklamaları ise şöyle:</p>
<p><strong>Bağışıklık sistemimiz viral enfeksiyonlar karşısında en etkili silahtır<br />
</strong>Bağışıklık sistemimiz viral enfeksiyonlar karşısında en etkili savunma araçlarımızdan biridir. Hepimizin vücudunda iki tür bağışıklık fonksiyonu bulunur. Bunlardan ilki olan doğal bağışıklık hastalıkların vücuda girmesini engellerken, diğeri, yani adaptif bağışıklığımız vücudumuza giren virüs ve bakteriler gibi patojenleri ortadan kaldırır ya da yayılmasını önler.<br />
Bununla birlikte, vücudun bağışıklığını artırmak düşünüldüğü kadar basit değildir. Bağışıklık sistemi hakkında araştırmacıların hala anlamaya çalıştığı birçok konu bulunuyor ancak bağışıklık sistemi ile beslenme arasında somut bir bağ olduğunu kesin olarak biliyoruz.</p>
<p><strong>Ne yediğimiz, nerede yaşadığımız ne kadar uyuduğumuz ne kadar hareket ettiğimiz ve kiminle yaşadığımız sağlık durumumuzu etkiler<br />
</strong>Beslenme ve diyetin bağışıklık sistemini nasıl etkilediğini anlamak için, genlerimizi harekete geçiren biyolojik mekanizmaları inceleyen bir bilim dalı olan epigenetiğin rolünü daha iyi incelememiz gerekiyor.</p>
<p>İnsanlar genetik olarak %99,9 oranında aynıdır. Bizi diğerlerinden benzersiz kılan, genlerimizin farklı kombinasyonlarını harekete geçiren epigenetiktir. Bazılarımızın kızıl, bazılarımızın siyah saçlı olmasının ve ten rengimizin farklılık göstermesinin sebebi de budur. Ne yediğimiz, nerede yaşadığımız ne kadar uyuduğumuz ne kadar hareket ettiğimiz ve hatta kiminle yaşadığımız gibi birçok faktör sağlık durumumuzu etkileyen kimyasal reaksiyonlara yol açar. Tüm bunların yanı sıra, mikrobiyomun etkisi göz ardı edilmemelidir. Mikrobiyom, mikroplardan korunmak, besinlerin parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlamak, yaşamsal önemdeki vitaminleri üretmek ve bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için ihtiyaç duyduğumuz mikroorganizmalardır.</p>
<p><strong>Bir bütün olarak dengeli beslenmeye odaklanmalıyız<br />
</strong>Bağışıklık sistemimizin en büyük kısmı; yaklaşık %70’i besin alımını ve vücutta kullanımını kontrol altında tutan bağırsak bölgesinde bulunur. Bu bakımdan, sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürürken doğru vitamin, mineral ve besin maddelerinden oluşan dengeli bir beslenme programı uygulamamız son derece önemlidir. Bunun için bir ya da iki besin maddesinin alımını değiştirmekten daha fazlasını yapıp hücresel seviyede ideal besin alımını desteklemek için bir bütün olarak dengeli beslenmeye odaklanmamız gerekir.</p>
<p><strong>Bağışıklık sisteminin 4 savaşçısı<br />
</strong>Heber, bağışıklık sistemimizi güçlendirmemize yardımcı olacak dört temel besin grubunu da şöyle anlattı:<br />
<strong><br />
</strong></p>
<p><strong>1) Protein<br />
</strong>(Balık, beyaz et, kırmızı et, soya içeren gıdalar ve düşük yağlı süt ürünleri)<br />
Vücudumuzun temel yapıtaşlarından olan protein, vücudun virüslere ve bakterilere karşı savunma yaparken ihtiyaç duyduğu antikorların üretilmesine yardımcı olur. Yeterli miktarda protein almak için balık, beyaz et, kırmızı et, soya içeren gıdalar ve düşük yağlı süt ürünleri gibi daha sağlıklı protein içerikli besinleri tüketebiliriz.</p>
<p><strong>2) Vitaminler ve fitobesinler</strong><br />
(Başta A ve C vitaminlerini içeren besinler olmak üzere tüm sebze ve meyveler)<br />
A ve C Vitaminlerinin yanı sıra fitobesinler, bağışıklık sisteminin sağlığında kilit rol oynar. Bağışıklık sistemini güçlendiren baş aktörlerden olan C Vitamini, vücudun hastalıklarla savaşmak için gerekli antikorları üretmesine destek olur. Vücudumuz C Vitaminini üretmediği ya da depolamadığı için günlük olarak tüketmemiz gerekir. A Vitamini ise cilt sağlığının yanı sıra sindirim sistemi dokularını ve solunum sistemi sağlığını destekler.</p>
<p>Sebze ve meyvelerde bulunan fitobesinler de vücudun hastalıklarla savaşma kabiliyetini olumsuz etkileyebilecek olan oksidatif stresin azaltılmasını sağlar. Birçok fitobesinin kanser ve kalp damar hastalığı risklerini azalttığı, enflamasyonla mücadele ettiği, kan basıncının düşürülmesine ve genel bağışıklık sistemimizin güçlendirilmesine yardımcı olduğu kanıtlanmıştır.</p>
<p><strong>3) Probiyotik ve prebiyotikler</strong><br />
(Soğan, sarımsak, kuşkonmaz, muz, arpa, yoğurt, turşu ve kefir)<br />
Sindirim sistemi, bağışıklık fonksiyonların desteklenmesinde önemli bir role sahiptir. Bağırsak yolu, dış ortamla temasın temel rotasıdır ve besin maddelerinin sindirilmesine ve emilmesine yardımcı olan mikrobiyomlar içerir. Bu alanda yapılan çalışmalar kesin veya evrensel nitelikte uygulanabilir olmamakla birlikte, doğru bakteriler genellikle kilo kontrolü, sindirim sisteminde iyileşme, sağlıklı cilt görünümü ve en önemlisi bağışıklık fonksiyonlarında artış gibi birtakım faydalarla ilişkilendirilmektedir.</p>
<p>Bilimsel çalışmalara göre, ‘iyi bakteriler’ olarak da adlandırılan probiyotikler sindirim sistemi için faydalıdır. İnsan vücudunun sindiremediği liflerden oluşan prebiyotikler ise bu probiyotiklerin beslenmesine yardımcı olur.</p>
<p><strong>4) Omega-3 yağ asitleri<br />
</strong>(Yağlı balıklar, kabuklu deniz mahsülleri, ceviz, chia ve keten tohumu)<br />
DHA ve EPA gibi Omega-3 yağ asitleri, chia tohumu gibi yiyeceklerde ve balık yağı gibi takviyelerde bulunan sağlıklı yağ türleri olarak bilinir. Omega-3 yağ asitleri, enfeksiyonlarla mücadele eden doğal ve adaptif bağışıklık sistemimizde önemli rol üstlenen bağışıklık hücrelerinin fonksiyonlarını destekler.</p>
<p>Dr. Heber, ayrıca beslenmenin etkili bir ilacın yerini almayacağını ve COVID-19 veya diğer hastalıkları kapmamızı engelleyemeyeceğini belirtti ve,&#8221;Yine de güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak, sağlıklı tüm bireylerin elindedir, üstelik hastalıkla savaşta çok etkilidir&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. David Heber Hakkında</strong></p>
<p>Herbalife Beslenme Enstitüsü (HNI) Başkanı David Heber, Los Angeles’daki Kaliforniya Üniversitesi’nde bulunan İnsan Beslenmesi Merkezi’nin de kurucu direktörüdür. Dr. Heber 1969&#8217;da UCLA&#8217;dan yüksek şeref derecesiyle lisans diplomasını ve 1973&#8217;te Harvard Tıp Fakültesi’nden yüksek lisans derecesini aldı. 1978 yılında UCLA’da Fizyoloji alanında doktora eğitimini tamamladı.İç Hastalıkları, endokrinoloji ve metabolizma alanlarında Amerikan İç Hastalıkları Kurulu tarafından, hekim beslenme uzmanı olarak sertifikalarını aldı.</p>
<p>1978 yılından beri UCLA Tıp Fakültesi’nde çalışmakta ve şu anda da ‘Tıp ve Kamu Sağlığı Profesörü’ ve ‘Tıp Fakültesi Klinik Beslenme Bölümü Kurucu Şefi’ görevlerini yürütmektedir. UCLA&#8217;daki David Geffen Tıp Fakültesi Klinik Beslenme Bölümü Kurucu Şefi olan Dr. Heber, 15 yılı aşkın bir süredir hem Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından finanse edilen klinik beslenme araştırma birimini, hem de Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) beslenme ve obezite eğitimi ve beş yıl boyunca NIH tarafından finanse edilen UCLA Botaniklerde Diyet Takviyesi Araştırma Merkezi&#8217;ni yönetmiştir.</p>
<p>Heber, 2014 yılında Thomson Reuters’ın “Dünyanın En Etkili Bilimsel Akılları” listesine dahil edildi ve çalışmaları tarım alanındaki diğer bilimsel makalelerin yazarları tarafından en çok atıfta bulunulan, yüzde birlik kısımdaki bilim adamları arasındaydı. Dr. Heber, toplum tarafından en büyük onur olarak görülen/kabul edilen Amerikan Beslenme Derneği üyesidir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış Hastalıklarından Korunmak İçin Beslenme Şart</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/kis-hastaliklarindan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Dec 2019 11:26:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İZMİR]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme Şart]]></category>
		<category><![CDATA[Korunmak İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Korunmak İçin Beslenme Şart]]></category>
		<category><![CDATA[Şart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=47291</guid>

					<description><![CDATA[Havaların soğumasıyla birlikte artan hastalık riskini düşürmek için bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, bunun için yeterli ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekiyor. Kış Hastalıklarından Korunmak İçin Beslenme Şart Beslenme ve Diyet Uzmanı Sedef Temizkan, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmenin önemli olduğunu söyledi. Uyku düzeni, diğer beslenme alışkanlıkları, dışarıdan maruz kalınan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Havaların soğumasıyla birlikte artan hastalık riskini düşürmek için bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, bunun için yeterli ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekiyor.</p>
<h2>Kış Hastalıklarından Korunmak İçin Beslenme Şart</h2>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Sedef Temizkan, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmenin önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Uyku düzeni, diğer beslenme alışkanlıkları, dışarıdan maruz kalınan toksisite yükü, egzersiz durumu gibi birçok faktöründe bağışıklık sisteminde önemli etken olduğunu ifade eden Temizkan, tek bir besine ağırlık vermek yerine çok çeşitli beslenmenin daha sağlıklı olduğunu belirtti.</p>
<p>Temizkan, &#8220;Örneğin; kaliteli protein olarak sadece kırmızı et değil bunun yanında taze deniz balığı ya da kuru baklagiller gibi bitkisel proteinlere de beslenmede yer vermek bağışıklık sistemini destekler.</p>
<p>Balık Omega-3, fosfor, çinko ve selenyum kaynağıdır. Omega-3’ün bağışıklık sistemine etkisi azımsanmayacak düzeydedir. Haftada 2-3 defa balık tüketilebilir&#8221; dedi.</p>
<p>Ispanak, pazı, pırasa, brokoli</p>
<p>Sebzelerin mevsimine göre tüketilmesi gerektiğini söyleyen Temizkan, &#8220;Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler hem antioksidan deposu hem de vitamin-mineral bakımından zengindir.</p>
<p>Kış aylarında ıspanak, pazı, pırasa, brokoli, karnabahar, kereviz, lahana, brüksel lahanası, mor lahana, turp, pancar, taze soğan, havuç, şalgam gibi sebzeler mutlaka her öğüne eklenmelidir.</p>
<p>Bu sebzeleri çok pişirmek vitamin-mineral kaybına yol açacağı için uzun süreli pişirilmemelidir. Sebzeler haşlanacaksa buharda haşlanmalıdır. Bu sayede vitamin kaybı en aza indirilmiş olur.</p>
<p>Ayrıca bu sebzelerden hazırlanan sebze suları (posasıyla) günlük beslenmenize eklemek, bağışıklık sisteminizi ciddi anlamda destekleyip hazımsızlık problemlerinize de destek olacaktır&#8221; dedi.</p>
<p>Taze maydanoz, kırmızı biber ve kivide 3 katı C vitamini var</p>
<p>C vitamininin bağışıklık sistemini güçlendirmede önemli rol oynadığını ifade eden Medical Park İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sedef Temizkan, &#8220;C vitamini insanlarda sentezlenmeyip dışarıdan alınması gereken vitaminlerden birisidir.</p>
<p>C vitamini serbest radikallerle savaşan bir antioksidandır; ancak toplumun birçoğu günlük ihtiyacı olan C vitaminin yeterli almayıp, hastalandıktan sonra bol bol mandalina, portakal yiyerek bağışıklığını yükseltmeye çalışır. Bu yanlış değildir; ancak C vitaminin fazlası idrarla dışarı atılmaktadır. Doğru olan düzenli, C vitamini alıyor olmak.</p>
<p>Bunun için vitamin takviyeleri de kullanılabilir; ayrıca en zengin C vitamini içeriğine sahip olan besin portakal değildir. Taze maydanoz, kırmızı biber veya kivi; portakalın neredeyse 3 katı kadar C vitamini içermektedir. Kahvaltınıza ekleyeceğiniz bir demet maydanoz ve kırmızı biber ile aslında ihtiyacımız olan C vitaminini almış olursunuz.</p>
<p>Kış aylarında hastalanmamak için alacağınız en iyi önlemlerden biri de zencefil tüketmektir. Taze zencefili demleyerek günde birer bardak zencefil çayı içebilirsiniz; ayrıca günde en az 2 &#8211; 2,5 litre su içmeye dikkat edilmelidir&#8221; diye konuştu. (İHA)</p>
<p>Ege&#8217;de <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir Haber</a> &#8211; <a href="https://www.egedeizmir.com/">Ege Haber</a> &#8211; <a href="https://www.egedeizmir.com/">İzmir</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yılbaşı Öncesi Uzmanlardan Beslenme Uyarısı</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/beslenme-uyarisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Dec 2018 09:18:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme Uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Baysal Yusuf]]></category>
		<category><![CDATA[Yılbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek enerjili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=27966</guid>

					<description><![CDATA[Diyetisyen Fatma Baysal Yusuf, başta yılbaşı olmak üzere, özel günlerde ve davetlerde sıradan bir günde yenilmediği kadar yüksek enerjili yiyecekler ve içeceklerin birden tüketildiğini ifade ederek, yılbaşı öncesi önerilerde bulundu. Yılbaşı Öncesi Uzmanlardan Beslenme Uyarısı Genelde yılbaşı sofralarının oldukça zengin çeşitli ve bol kalorili yemeklerden oluştuğunu kaydeden Diyetisyen Fatma Baysal Yusuf, önemli uyarılar yaptı. Yılbaşında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyetisyen Fatma Baysal Yusuf, başta yılbaşı olmak üzere, özel günlerde ve davetlerde sıradan bir günde yenilmediği kadar yüksek enerjili yiyecekler ve içeceklerin birden tüketildiğini ifade ederek, yılbaşı öncesi önerilerde bulundu.</p>
<h2>Yılbaşı Öncesi Uzmanlardan Beslenme Uyarısı</h2>
<p>Genelde yılbaşı sofralarının oldukça zengin çeşitli ve bol kalorili yemeklerden oluştuğunu kaydeden Diyetisyen Fatma Baysal Yusuf, önemli uyarılar yaptı.</p>
<p>Yılbaşında çok fazla kaçırmamak gerektiğini ifade eden Fatma Baysal Yusuf, &#8220;Bu yüzden 2018&#8217;in son sabahında protein ağırlıklı bir kahvaltı ile başlamaya çalışın. Kahvaltıda mutlaka yumurta tüketin ve bol maydanoz, dereotu gibi yeşillikleri tüketmeyi ihmal etmeyin. Öğle yemeğinde yine bol yeşillik içeren salatalar veya zeytinyağlı sebze yemekleri sağlıklı alternatifler olacaktır.</p>
<p>Yılbaşı softaları genel olarak geceye yayılan ve geniş içerikli oluyor. Bu nedenle akşama hazırlık olarak düşünerek günümüzü hafif geçirmeliyiz. Özellikle akşam alkol alınacak ise gün içinde bol su tüketilmesi önerilir. Ayrıca mineral dengesi için yine gün içinde şekersiz mineralli su ve soda da tüketilebilir&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Mezeler, ana yemeğe kadar ciddi bir kalori tuzağı olabilir&#8221; </strong></p>
<p>Yılbaşı sofrasının da ise kalorisi fazla meze ve ana yemeklerden kaçınılması gerektiğini belirten Medical Park İzmir Hastanesi Diyetisyenlerinden Fatma Baysal Yusuf, &#8220;Yılbaşı sofrasında yemek öncesi meze çeşitleri olarak; peynir, otlu mezeler ve yoğurtlu mezeleri tercih etmenizi öneririm. Özellikle mezeler, ana yemeğe kadar ciddi bir kalori tuzağı olabilir. Bu yüzden mezeleri mutlaka salata ile destekleyin.</p>
<p>Ara sıcak tabağı genel olarak yağ içeriği yüksek olan kızartılarak yapılan börek vb. yemeklerden oluşur. Bu yüzden gereksiz kalori almak yerine ara sıcakları es geçerek veya az tüketerek ana yemeğe geçmenizi öneririm. Bu arada açlığınızı salata ile bastırmaya çalışmak destekleyici olacaktır. Ana yemekte seçim şansı var ise karbonhidrat içeriği ve yağ içeriği yüksek olan yemekleri eleyip daha protein ağırlık olanların tercih edilmesi önerilir. Unutmayın fazla karbonhidrat alımı vücutta fazla su tutulumuna yani ödem oluşumuna sebep olmaktadır.</p>
<p>Mezeler ile birlikte ekmek tüketimi, ara sıcaklar, ana yemekler, tatlı derken karbonhidrat alımı biraz kaçırabilirsiniz. Ana yemeği yine salata ile desteklemeyi unutmayın. Alkol alımınızı hafif alkollü olanlardan yana kullanmanız, alkol alınmayacak ise şekerli ve asitli içecekler yerine soda ve ayran önerilir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Diyestisyen Fatma Baysal Yusuf, yılın ilk günü yılbaşı gecesi yorgunluğunu atmak için limonlu su ve soda tüketilmesini önerdi ve şunları söyledi:<br />
&#8220;Tatlı tercihini mümkün olduğu kadar sütlü olan hafif tatlılardan yana kullanmanız ve yemekten 1-2 saat sonra almanız önerilir. Tatlı yerine meyve tüketilmesi tabi ki en sağlıklı seçenek olacaktır. 2019 un ilk günü ertesi gün, geçen akşamın yorgunluğunu daha kolay atabilmek adına gün içinde limon damlatılmış bol su ve soda ile bitki çayları tüketmenizi, hafif egzersizler, yürüyüşler yapmanızı tavsiye ederim.&#8221; (İHA)</p>
<p>Ege&#8217;de <a href="https://www.egedeizmir.com">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkeklere Kötü Haber, Andropoz Yaşı Düştü</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/andropoz-yasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2018 10:49:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Androloji]]></category>
		<category><![CDATA[Andropoz]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel]]></category>
		<category><![CDATA[Evren]]></category>
		<category><![CDATA[faktörler]]></category>
		<category><![CDATA[Üroloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=26025</guid>

					<description><![CDATA[Üroloji ve Androloji Uzmanı Op. Dr. Evren Işık beslenme alışkanlıkları, çevresel faktörler veya farklı kimyasalların kullanımından dolayı erkeklerde andropoz döneminin görülme zamanın 60&#8217;lı yaşlardan 45-50&#8217;li yaşlara düştüğünü belirterek, andropozun erkeklerde hem cinsel problemlere hem de yaşamsal birçok faaliyette aksamalara neden olduğunu söyledi. Erkeklere Kötü Haber, Andropoz Yaşı Düştü İlerleyen yaşla birlikte erkeklik hormonu testosteronun azalması [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üroloji ve Androloji Uzmanı Op. Dr. Evren Işık beslenme alışkanlıkları, çevresel faktörler veya farklı kimyasalların kullanımından dolayı erkeklerde andropoz döneminin görülme zamanın 60&#8217;lı yaşlardan 45-50&#8217;li yaşlara düştüğünü belirterek, andropozun erkeklerde hem cinsel problemlere hem de yaşamsal birçok faaliyette aksamalara neden olduğunu söyledi.</p>
<h2>Erkeklere Kötü Haber, Andropoz Yaşı Düştü</h2>
<p>İlerleyen yaşla birlikte erkeklik hormonu testosteronun azalması nedeniyle erkeklerin andropoz dönemine girdiklerini anlatan Üroloji ve Androloji Uzmanı Op. Dr. Evren Işık, &#8220;Bundan yaklaşık 100 yıl öncesine kadar 60 yaş civarında tanımlayabildiğimiz andropoz; son yıllarda beslenme alışkanlıkları, çevresel faktörler ve çok farklı kimyasallara maruz kalınması gibi nedenlerle daha erken yaşlarda görülmeye başladı. Artık 45-50&#8217;li yaşlarda daha az testosteron üreten erkeklere rastlıyoruz.</p>
<p>Bu durum günümüzün en büyük problemlerinden bir tanesidir. Çünkü testosteron seviyesindeki azalma sadece sertleşme problemine neden olmaz; aynı zamanda bir erkeğin gün içerisinde zinde kalmasını, enerjik olmasını, kas kitlesinin yerinde olmasını da sağlar. Diğer bir deyişle testosteron erkeklerin hayat kalitesi için olmazsa olmaz hormonların başında gelir” dedi.</p>
<p><strong>Andropozun belirtileri ve tedavisi</strong></p>
<p>Testosteronun sadece erkeklerin cinsel hayatını etkileyen değil aynı zamanda günlük aktivitelerinin devamlılığı için de gerekli bir hormon olduğunu anlatan Işık, andropoz tedavisinin alınan kan sonuçlarına göre kişi özelinde planlandığını anlattı. Yaşadıkları şikayetlerin tedavisi için başvuran erkeklerde aç karnına yapılan kan tahlili ile testosteron seviyesini belirlediklerini ifade eden Dr. Işık, “Testosteron düşüklüğünün erken andropoz nedeniyle olduğunu düşünürsek, mutlaka testosteron üretimini hızlandıracak takviyeler vermemiz gerekiyor.</p>
<p>Hastanın testisleri hiç testosteron üretemeyecek durumda ise hastaya hazır testosteron preparatlarının verilmesi veya iğne tedavisinin uygulanması gerekiyor. Testosteronun tekrar vücuda konmasıyla birlikte kişinin sertleşme fonksiyonları ve günlük hayatta yaşadığı semptomlar normale dönüyor. Uyguladığımız bu tedavi yöntemleriyle aslında andropozun yol açtığı şikayetleri çözmüş oluyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Dr. Işık, enerji kaybı sonrası içine kapanma, sertleşme problemleri, saç ve kıl dökülmeleri, sürekli uyku hali gibi şikayetler yaşayan erkeklerin mutlaka bir androloji uzmanına başvurması gerektiğini sözlerine ekledi. (İHA)</p>
<p>Egede <a href="http://www.egedeizmir.com">İzmir Haber</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kanserden Korunmanın Yolu Sofranızdan Geçiyor&#8221;</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/kanserden/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Apr 2018 12:57:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Ayfer Haydaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ayfer Haydaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kanserden Korunmanın Yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Kanserden Korunmanın Yolu Sofranızdan Geçiyor]]></category>
		<category><![CDATA[Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ayfer Haydaroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=17687</guid>

					<description><![CDATA[Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ayfer Haydaroğlu, kanserin kadınlarda yüzde 50, erkeklerde ise yüzde 30 oranında beslenmeye bağlı sebeplerle ortaya çıktığını vurgulayarak, kanserden korunmanın yolunun sofradan geçtiğini söyledi. &#8220;Kanserden Korunmanın Yolu Sofranızdan Geçiyor&#8221; Haydaroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kanserin &#8220;anormal hücrelerin kontrolsüz bölünmesi ve çoğalması ile oluşan hastalık&#8221; olarak tanımlandığını belirtti. Genetik [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ayfer Haydaroğlu, kanserin kadınlarda yüzde 50, erkeklerde ise yüzde 30 oranında beslenmeye bağlı sebeplerle <a href="http://www.egedeizmir.com">ortaya</a> çıktığını vurgulayarak, kanserden korunmanın yolunun sofradan geçtiğini söyledi.</p>
<h2>&#8220;Kanserden Korunmanın Yolu Sofranızdan Geçiyor&#8221;</h2>
<p>Haydaroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kanserin &#8220;anormal hücrelerin kontrolsüz bölünmesi ve çoğalması ile oluşan hastalık&#8221; olarak tanımlandığını belirtti.</p>
<p>Genetik yatkınlığın yanı sıra kansere neden olan önlenebilir faktörlerin de bulunduğuna işaret eden Ayfer Haydaroğlu, dünya genelinde yapılan bilimsel araştırmalarla dengesiz beslenmenin hastalık üzerindeki etkisinin yüzde 35, sigaranın yüzde 30, enfeksiyon hastalıklarının yüzde 10, mesleki nedenlerin yüzde 4, alkol kullanımının yüzde 3, çalışma yerinin tozlu ve pis oluşunun yüzde 2, gıdalardaki katkı maddelerinin ise yüzde 1 olduğunun saptandığını söyledi.</p>
<p>&#8220;Beslenmedeki düzenlemelerle kalın bağırsak ve mide kanserlerinin yüzde 90&#8217;ı, meme ve pankreas kanserlerinin yüzde 50&#8217;si, akciğer ve mesane kanserlerinin yüzde 20&#8217;si önlenebilir. Kanserden korunmanın yolu sofranızdan geçiyor.&#8221; ifadelerini kullanan Haydaroğlu, tıp dünyasının bir yandan hastalıkların tedavisinde yeni olanaklar araştırırken öte yandan da sağlıklı bir yaşam sürdürme, hastalıkları önleme yolunda yoğun çalışmalar yaptığını anımsattı.</p>
<p>Haydaroğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Amerikan Kanser Cemiyeti&#8217;nin kanserden korunma önerileri listesinde bitkisel kaynaklı yiyeceklere ağırlık verilmesi de yer alıyor. Çalışmalara göre her gün 5 öğün veya daha fazla sebze ve meyve tüketilmesi, ekmek, tahıllar, makarna, pirinç, baklagiller gibi bitkisel kaynaklı yiyeceklerin günlük alınması gerekiyor. Özellikle yağlı et tüketiminden kaçınılması öneriliyor.&#8221;</p>
<p>&#8211; Uzak durulması gerekenler</p>
<p>Haydaroğlu, Türkiye&#8217;de de Sağlık Bakanlığının Bilim Kurulu Raporu&#8217;nda nişasta bazlı şeker içeren besinlerin fazla tüketiminin metabolik hastalıklar, obezite, kolon pankreas, karaciğer, meme kanserine zemin hazırladığına dikkat çekildiğini hatırlatarak, şişmanlarda kanser oluşma riskinin normal kilodaki insanlara göre iki kat yüksek olduğunu vurguladı.</p>
<p>Kadınlarda oluşan kanserlerin yüzde 50&#8217;nin, erkeklerde ise yüzde 30&#8217;nun beslenmeye bağlı sebeplerle ortaya çıktığı bilgisini veren Haydaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8220;Bazı katkı maddeleri kansere zemin hazırlar. Bu nedenle, güvenilmeyen katı yağlar, meyve suları, çikolatalar yenmemeli. Hazır paketli veya şişeli her raf ürününün içeriği kontrol edilmeli. Sosis, sucuk, közlenmiş et, soğuk et, peynir ve salamura balık gibi ürünlerde koruyucu katkı maddeleri kullanılıyor. Mantarların yaptığı küf zehiri yani aflatoksinlerden de uzak durulmalı. İyi koşullarda depolanmayan tahıllarda, kurutulmuş meyvelerde, peynirlerde zararlı küflerin ürettiği aflatoksinler potansiyel kanser yapıcıdır. Kanda ve dokularda birikerek özellikle karaciğer kanserine neden olurlar. Bu nedenle kurutulmuş ürünleri tüketirken dikkatli olmalı. Küflü bölüm alınsa dahi tüketilmemeli.&#8221;</p>
<p>Haydaroğlu, aşırı tuzun mide kanserine neden olduğunu, bu nedenle gıdaların tuzlayarak değil dondurularak saklanması gerektiğini, pişirme yöntemi olarak da kanserojen maddelerin oluşmasına neden olan kızartma ve mangal yerine, tencere yemekleri, haşlama ve fırınlamanın tercih edilmesini önerdi.</p>
<p>Yağın dengeli kullanımı sayesinde meme, prostat ve kalın bağırsak kanser oranlarının azaltılabileceğini söyleyen Haydaroğlu, &#8220;Özellikle doymuş yağın fazla olması meme, rahim, yumurtalık, bağırsak ve rektum kanserlerine yol açabiliyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Günde 5 öğün meyve ve sebze tüketiminin kanser riskini yüzde 20 azalttığını anlatan Haydaroğlu, antioksidanların hücrelere zarar veren oksidasyonu önleyerek sağlığı koruduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Prof. Dr. Haydaroğlu, brokoli, domates, fındık, sarımsak, soya fasulyesi, turunçgiller, üzüm, yulaf, balık ve süt ürünlerinde sağlığı olumlu etkileyen öğeler saptandığını bildirerek, domatesin içeriğinde bulunan likopenin antioksidan etkiyle, göğüs, sindirim sistemi, mesane ve akciğer kanseri riskini azalttığını vurguladı.</p>
<p>Fındık, ceviz, badem, soya fasulyesi, havuç ve lifli gıdaların da kanser önleyici özelliğe sahip olduğunu kaydeden Haydaroğlu, günde en az yarım saat düzenli spor ile beslenmenin desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.  (AA)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İEÜ Mutfak Sanatları ve Yönetimi Bölümü Eğitmen Şefi Kamiloğlu&#8217;ndan Açıklamalar</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/mutfak-sanatlari/</link>
					<comments>https://www.egedeizmir.com/mutfak-sanatlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Mar 2018 12:39:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[enginar]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Ekonomi Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mutfak Sanatları ve Yönetimi Bölümü Eğitmen Şefi Tolgahan Kamiloğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=16825</guid>

					<description><![CDATA[İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Mutfak Sanatları ve Yönetimi Bölümü Eğitmen Şefi Tolgahan Kamiloğlu, özellikle Akdeniz&#8217;e kıyısı olan ülkelerde kalp damar ve hipertansiyon gibi belirli hastalıkların düşük seviyede olmasının dikkatleri bu bölgedeki beslenme şekline çektiğini bildirdi. İEÜ Mutfak Sanatları ve Yönetimi Bölümü Eğitmen Şefi Kamiloğlu&#8217;ndan Açıklamalar Kamiloğlu, yaptığı yazılı açıklamada, şevketi bostan, arapsaçı, cibez, ısırgan, kuzukulağı gibi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Mutfak Sanatları ve Yönetimi Bölümü Eğitmen Şefi Tolgahan <a href="http://www.egeizmir.com">Kamiloğlu</a>, özellikle Akdeniz&#8217;e kıyısı olan ülkelerde kalp damar ve hipertansiyon gibi belirli hastalıkların düşük seviyede olmasının dikkatleri bu bölgedeki beslenme şekline çektiğini bildirdi.</p>
<h2>İEÜ Mutfak Sanatları ve Yönetimi Bölümü Eğitmen Şefi Kamiloğlu&#8217;ndan Açıklamalar</h2>
<p>Kamiloğlu, yaptığı yazılı açıklamada, şevketi bostan, arapsaçı, cibez, ısırgan, kuzukulağı gibi Ege otlarının sofraların ve bahar diyetlerinin vazgeçilmezi olduğunu ifade etti.</p>
<p>Ege otlarının körpe sürgünleri ve yaprakları ile sofraları süslediğini aktaran Kamiloğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Özellikle Akdeniz&#8217;e kıyısı olan ülkelerde kalp damar, hipertansiyon gibi belirli hastalıkların düşük seviyede olması dikkatleri bu bölgedeki beslenme şekline çekiyor. Tahıl, kuru baklagil, taze sebze-meyve, balık, zeytinyağını içeren beslenme şekli günümüzde sağlıklı yaşamın ilk kurallarını oluşturmaya başladı. Özellikle Ege Bölgesi&#8217;nde ot ve balık ağırlıklı beslenme düzeni tipik Akdeniz beslenme stili diyebiliriz. Arapsaçı, şevketi bostan, radika, ısırgan otu, turp otu, cibez, kuzukulağı en çok tüketilen Ege otları arasında yer alıyor. Sağlıklı yaşamın kapıları beslenme tarzındaki değişiklikle aralanıyor.&#8221;</p>
<p>Otlar dışında özellikle Urla Yarımadası’nda yetişen enginarın da sindirim sistemi ve kolesterole faydası olduğuna dikkat çeken Kamiloğlu, &#8220;Enginar, Antik Yunan ve Roma İmparatorluğu’nda sindirime yardımcı olmak için tüketilmiş. İdrar söktürücü özelliği böbreklerin çalışmasını düzenler, kolesterolü düşürür. Karaciğer fonksiyonlarının düzenlenmesinde önemli rol oynayan enginarın en bilinen pişirme şekli zeytinyağlıdır.&#8221; ifadelerini kullandı.  (AA)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.egedeizmir.com/mutfak-sanatlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
