<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aşılar &#8211; Ege&#039;de izmir Haber, Ege Haber, izmir Haberleri, Ege Haberleri, Son Dakika izmir, Torbalı Haberleri, Buca, Bornova, Karşıyaka</title>
	<atom:link href="https://www.egedeizmir.com/tag/asilar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.egedeizmir.com</link>
	<description>izmir haber, ege haber, Son Dakika izmir Haberleri, Karşıyaka haberleri, Buca haberleri, Konak haberleri, Bornova haberleri, Torbalı haberleri</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Apr 2026 10:47:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Ege Üniversitesi uzmanlarından otizmde &#8220;nöroçeşitlilik ve erken tanı&#8221; vurgusu</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/ege-universitesi-uzmanlarindan-otizmde-norocesitlilik-ve-erken-tani-vurgusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 10:44:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[Aşılar]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ve ergen psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[DEHB]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[dil gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[duyusal hassasiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim programları]]></category>
		<category><![CDATA[ekran maruziyeti]]></category>
		<category><![CDATA[erken tanı]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimsel süreç]]></category>
		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaştırma eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[nöroçeşitlilik]]></category>
		<category><![CDATA[nörogelişimsel farklılık]]></category>
		<category><![CDATA[OSB]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[otizm spektrum bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[özel yetenekler]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal beceriler]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis süreci]]></category>
		<category><![CDATA[tıp fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkin otizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=185850</guid>

					<description><![CDATA[Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri, otizmin yalnızca çocukluk çağına özgü bir durum olmadığını belirterek, erken tanının hayati önemi, yetişkinlikte teşhis süreçleri ve toplumda doğru bilinen bilim dışı yanlışlara dair önemli açıklamalarda bulundu. Ege Üniversitesi uzmanlarından otizmde &#8220;nöroçeşitlilik ve erken tanı&#8221; vurgusu Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesinin farklı anabilim dallarında görev yapan uzman akademisyenler, Otizm [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri, otizmin yalnızca çocukluk çağına özgü bir durum olmadığını belirterek, erken tanının hayati önemi, yetişkinlikte teşhis süreçleri ve toplumda doğru bilinen bilim dışı yanlışlara dair önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<h2>Ege Üniversitesi uzmanlarından otizmde &#8220;nöroçeşitlilik ve erken tanı&#8221; vurgusu</h2>
<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesinin farklı anabilim dallarında görev yapan uzman akademisyenler, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) ile ilgili toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla kapsamlı bir bilgilendirme çalışmasına imza attı. Uzmanlar, otizmin nörogelişimsel bir farklılık olduğunu vurgulayarak, bireylerin çocukluktan yetişkinliğe uzanan süreçte yaşadıkları zorluklar ve sahip oldukları potansiyeller üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu.<br />
EÜ Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şebnem Pırıldar, otizmin sıklıkla çocuklukta tanınmasına rağmen erişkin yaşlarda da teşhis edilebildiğine dikkat çekti. Belirtilerin çocukluktan itibaren mevcut olduğunu ancak bazen maskelendiğini ifade eden Prof. Dr. Pırıldar, &#8220;Belirtiler daha hafif veya silik olabilir. Kişinin sosyal becerileri gelişmişse bu belirtileri kamufle edebilir. Ayrıca anksiyete, depresyon veya DEHB gibi eşlik eden diğer psikiyatrik rahatsızlıklar ön plandaysa, otizmin özgün belirtileri gözden kaçabilir. Kadınların sosyal becerilerinin daha güçlü olması ve duyusal hassasiyetleri maskeleme yeteneklerinin gelişmiş olması, tanının atlanmasına yol açabilmektedir. Tanı süreci klinik görüşmelere ve kapsamlı gelişim öyküsüne dayanıyor. Tanının erken konulması; beceri eğitimlerinin planlanması, tetikleyici faktörlerin belirlenmesi ve eşlik eden rahatsızlıkların tedavisi açısından hayati önemdedir. Tanının ertelenmesi, özellikle ergenlik ve gençlik döneminde bireyin özgüvenini ve kimlik gelişimini olumsuz etkileyerek sosyal ilişkilerini bozabilir. Bu noktada ‘nöroçeşitlilik’ kavramını vurgulamak ve farklılıkların birer zenginlik olduğunu kabul etmek, damgalamanın önüne geçmekte yararlı olacaktır&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Ekran maruziyeti otizmin nedeni değil, bir tercihtir&#8221;</strong><br />
Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezen Köse, dil gelişim geriliğinin her zaman otizm anlamına gelmediğini ancak mutlaka uzman bir değerlendirme gerektirdiğini vurguladı. Ailelerin en çok merak ettiği ekran kullanımı konusuna açıklık getiren Prof. Dr. Köse, &#8220;Otizm spektrumundaki çocukların bilgi ve uyaran işleme sistemleri farklı çalışır. Bu çocuklar sosyal uyaranlar yerine, daha tekdüze ve sosyal mesaj içermeyen ekran gibi uyaranlara yönelme eğilimi gösterirler. Yani ekran maruziyeti otizmin nedeni değil, otizmli çocukların bir tercihi ve yönelimidir. Tedavi sürecinde sosyal temasın ve göz temasının artırılması, ekran maruziyetinin ise azaltılması önerilir. Özetle; uyaran eksikliğinin otizme yol açtığı görüşü bilimsel olarak kabul görmemektedir; asıl süreç, otizm spektrumundan etkilenen bireyin sosyal olmayan uyaranları tercih etmesidir. Ayrıca, ayrıştırmak yerine kaynaştırma eğitimine odaklanmak bireyin yetişkinlikteki yaşam kalitesini artırıyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Aşılar ve otizm arasında hiçbir bağlantı yok&#8221;</strong><br />
Erken tanının tedavi başarısındaki kritik rolüne değinen Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Özbaran ise &#8220;Otizmde erken tanı ve müdahale, tedavi sonuçlarının başarısı açısından hayati önemdedir. Ailelerin veya bakım verenlerin, çocuğun gelişimiyle ilgili en ufak bir şüphe veya tereddüt duymaları halinde vakit kaybetmeden bir çocuk psikiyatristine başvurmaları gerekir. Amacımız sadece tanı koymak değil, gelişimsel duraksamaları erkenden saptayarak müdahale etmektir. Risk grubundaki çocukları erken dönemde teşhis ettiğimizde, ileride bir tanı almalarına gerek kalmadan normal gelişim süreçlerini tamamlamalarına yardımcı olabiliyoruz. Bu açıdan erken tanı, şüphelenme ve farkındalık çok değerlidir. Otizm, her bireyin farklı özellikler sergilediği çok geniş bir yelpazedir. Nörogelişimsel bir bozukluk olan otizmde, beyindeki hücre bağlantıları normal gelişimden farklılık gösterir; bazı alanlarda bağlantılar çok yoğunken, bazılarında daha gevşektir. Bu durum, bazı bireylerde duyusal hassasiyetlere veya yoğun ilgi alanlarına bağlı olarak özel yeteneklerin gelişmesine zemin hazırlayabilir. Ancak her otizmli bireyin mutlaka özel bir yeteneği olacağı düşünülmemelidir. Önemli olan, çocuğun var olan yeteneklerini ve ilgi alanlarını işlevsel bir şekilde yönlendirebilmektir. Şunu çok net ifade etmeliyim ki; aşılar ile otizm arasında hiçbir bağlantı yoktur. Türkiye, aşılama konusunda köklü ve başarılı bir sağlık sistemine sahiptir. Aşılar otizme yol açmadığı gibi, aşılamanın ihmal edilmesi çocuklarda çok daha ciddi hastalıklara neden olabilir. Bilimsel gerçek şudur: Aşılar ve otizm arasında hiçbir ilişki bulunmamaktadır&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;İş hayatında ve sosyal ilişkilerde başarı mümkün&#8221;</strong><br />
EÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Cenan Hepdurgun, &#8220;Otizmli bireyler doğru yönlendirme ile toplumda çok başarılı roller üstlenebilirler. Otizmin erişkinlikte başlamıyor ancak bu dönemde fark edilebiliyor. Otizmli bireyler güçlü ve zayıf yönlerini tanıdıklarında; arkadaşlık, iş ve aile hayatında mutlu bağlar kurabilirler. Özellikle kısıtlı ilgi alanları, bazı meslek dallarında büyük bir avantaja dönüşebilir. Bilgisayar sektörü, bilim ve sanat alanında dünyaya yön veren pek çok ismin otizm spektrum özelliklerine sahip olduğu bilinmektedir. Kişi, kendine uygun mesleği bulduğunda, dünyanın gidişatını değiştirecek düzeyde büyük başarılara imza atabilir&#8221; diye konuştu.<br />
Ege Üniversitesi uzmanları, çocukluktan itibaren takip edilen ve erişkinlikte yeni tanı alan bireyler için sosyal beceri ve eğitim programları geliştirmeye, klinik uygulama ve bilimsel araştırmalarla yaşam kalitesini artırmaya devam ettiklerini belirterek açıklamalarını sonlandırdı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşılar toplum sağlığını korumada hayati rol oynuyor</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/asilar-toplum-sagligini-korumada-hayati-rol-oynuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 07:32:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Aşılar]]></category>
		<category><![CDATA[hayati rol oynuyor]]></category>
		<category><![CDATA[toplum sağlığını korumada]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=183397</guid>

					<description><![CDATA[Pediatrist Özlem Çakmak Yılmaz, aşıların hem bireylerin hem de toplumun sağlığını korumada vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu belirterek, aşılanmanın önemine dikkat çekti. Aşılar toplum sağlığını korumada hayati rol oynuyor Aşıların her yıl dünyada milyonlarca çocuğu ölümcül bulaşıcı hastalıklardan koruduğunu vurgulayan Yılmaz, &#8220;Aşı olmayan her çocuk, henüz aşı yaşına gelmemiş ya da tıbbi nedenlerle aşı olamayan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pediatrist Özlem Çakmak Yılmaz, aşıların hem bireylerin hem de toplumun sağlığını korumada vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu belirterek, aşılanmanın önemine dikkat çekti.</p>
<h2>Aşılar toplum sağlığını korumada hayati rol oynuyor</h2>
<p>Aşıların her yıl dünyada milyonlarca çocuğu ölümcül bulaşıcı hastalıklardan koruduğunu vurgulayan Yılmaz, &#8220;Aşı olmayan her çocuk, henüz aşı yaşına gelmemiş ya da tıbbi nedenlerle aşı olamayan diğer çocuklar için ciddi bir risk oluşturuyor. Aşılar yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur.&#8221; dedi.<br />
Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Çakmak Yılmaz, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNICEF gibi uluslararası sağlık kuruluşları tarafından da önerilen aşı programlarının yaşamsal önemini hatırlattı. Bu aşı programları sayesinde her yıl yaklaşık altı milyon insanın ölümünün engellendiğinin bildirildiğini kaydeden Uzm. Dr. Yılmaz, &#8220;Türkiye’de ise düzenli aşılama çalışmaları 1930’lu yıllardan bu yana sürdürülüyor. Çiçek hastalığının 1977’de dünyadan silinmesi, çocuk felcinin ise 2002’de Avrupa Bölgesi’nde eradike edilmesi (hastalığın etkeni ile birlikte yeryüzünden tamamen yok edilmesi), bu çalışmaların en önemli başarıları arasında yer alıyor. Günümüzde Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü ulusal aşı takviminde BCG, çocuk felci, difteri, tetanos, boğmaca, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, hepatit A ve B, suçiçeği ve pnömokok aşıları gibi birçok aşı ücretsiz olarak uygulanıyor. Bu sayede Türkiye’de 2007 yılından itibaren aşılama oranları yüzde 95’in üzerine çıkarak ciddi bir toplumsal bağışıklık sağlandı.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Toplumsal bağışıklık için aşılanma önemli</strong><br />
Aşılanmış bireylerin toplumda koruyucu bir kalkan oluşturduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Yılmaz, aşılanma oranı yüzde 95’in üzerinde olduğunda, yaşı veya sağlık durumu nedeniyle aşı olamayan bireylerin de dolaylı olarak korunduğunu söyledi. Bu duruma &#8220;toplumsal bağışıklık&#8221; dendiğini vurgulayan Uzm. Dr. Yılmaz, aşı reddi konusunda da uyarılarda bulundu. Aşı reddindeki yükselişin ciddi bir halk sağlığı riski oluşturduğunu belirten Uzm. Dr. Yılmaz, şöyle konuştu: &#8220;Aşıların hastalıklardan koruduğu gerçeği istatistiksel olarak da ortaya konmasına karşın son yıllarda Türkiye’de ve dünyada artan aşı reddi, uzmanları endişelendiriyor. Türkiye’de aşıyı reddeden aile sayısı 2011’de 183 iken, 2018’de 23 binlere ulaştı. Aşıların reddedilmesi, bir dönem kontrol altına alınmış hastalıklarda yeniden artışa yol açıyor. Örneğin Türkiye’de kızamık vakaları 2007-2011 arasında beşin altındayken, 2013 yılında 7.405 vakaya yükseldi. DSÖ verilerine göre yalnızca 2018 yılında Avrupa Bölgesi’nde 53 bin civarında kızamık vakası görüldü; olguların yüzde 87’sinin aşılanmamış kişiler olduğu belirlendi. Bu artış üzerine Türkiye’de 9. ayda ek kızamık aşısı uygulanmaya başlandı. Aşı olmayan her çocuk, henüz aşı yaşına gelmemiş ya da tıbbi nedenlerle aşı olamayan diğer çocuklar için ciddi bir risk oluşturuyor. Aşı olmak yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur. Aşı reddinin tüm toplumu tehlikeye attığı bilinmelidir. Toplumsal bağışıklık ancak toplumun yüzde 95’ten fazlasının aşılı olduğu durumlarda ortaya çıkar. Bu kalkan, aşı olamayan bebekleri, immün yetmezliği olanları veya kemoterapi gibi tıbbi nedenlerle bağışıklığı baskılanmış kişileri korur. Aşı olan çoğunluk, hastalığın yayılmasını engelleyerek aşılanmamış bireyleri de dolaylı olarak korur. Bir çocuğu aşılamamak, sadece o çocuğun değil, onunla temas eden bebeklerin, hastaların, bağışıklığı zayıf kişilerin de sağlığını riske atmak olduğu unutulmamalıdır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
