<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ege&#039;de izmir Haber, Ege Haber, izmir Haberleri, Ege Haberleri, Son Dakika izmir, Torbalı Haberleri, Buca, Bornova, Karşıyaka</title>
	<atom:link href="https://www.egedeizmir.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.egedeizmir.com</link>
	<description>izmir haber, ege haber, Son Dakika izmir Haberleri, Karşıyaka haberleri, Buca haberleri, Konak haberleri, Bornova haberleri, Torbalı haberleri</description>
	<lastBuildDate>Sat, 26 Sep 2026 11:23:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>
	<item>
		<title>Çeşme&#8217;de Uluslararası Grand Slam Plaj Voleybolu heyecanı başladı</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/cesmede-uluslararasi-grand-slam-plaj-voleybolu-heyecani-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2026 11:19:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[Dün başlayan ve yarın sona erecek yarışlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191916</guid>

					<description><![CDATA[Çeşme&#8217;nin ev sahipliği yapacağı Çeşme Uluslararası GFrand Slam Plaj Voleybolu, 12 ülkeden 34 takım ve 68 sporcunun katılımıyla gerçekleştiriliyor. Çeşme&#8217;de Uluslararası Grand Slam Plaj Voleybolu heyecanı başladı Dün başlayan ve yarın sona erecek yarışlar, gündüz ve gece müsabakalarıyla sporseverlerle buluşuyor. Çeşme Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen Uluslararası Grand Slam Plaj Voleybolu organizasyonu, yarın yapılacak müsabakalarla tamamlanacak. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çeşme&#8217;nin ev sahipliği yapacağı Çeşme Uluslararası GFrand Slam Plaj Voleybolu, 12 ülkeden 34 takım ve 68 sporcunun katılımıyla gerçekleştiriliyor.</p>
<h2>Çeşme&#8217;de Uluslararası Grand Slam Plaj Voleybolu heyecanı başladı</h2>
<p>Dün başlayan ve yarın sona erecek yarışlar, gündüz ve gece müsabakalarıyla sporseverlerle buluşuyor.<br />
Çeşme Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen Uluslararası Grand Slam Plaj Voleybolu organizasyonu, yarın yapılacak müsabakalarla tamamlanacak. Etkinlikte 19 erkek ve 15 kadın olmak üzere toplam 34 takım ve 68 sporcu mücadele ediyor. Türkiye&#8217;nin yanı sıra Hollanda, Romanya, Bulgaristan, Rusya, KKTC, Ukrayna, İran, Benin, Slovenya, Bosna Hersek ve İtalya&#8217;dan sporcular yer alıyor.<br />
Maçlar, yarın final karşılaşmaları ve saat 18.00&#8217;de gerçekleştirilecek ödül töreniyle sona erecek.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neşet Ertaş, Çeşme&#8217;de türküleriyle anıldı</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/neset-ertas-cesmede-turkuleriyle-anildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2026 11:12:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<category><![CDATA["Bozkırın Tezenesi"]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191910</guid>

					<description><![CDATA[Türk halk müziğinin simge isimlerinden &#8220;Bozkırın Tezenesi&#8221; Neşet Ertaş, vefatının 14&#8217;üncü yılında Çeşme&#8217;de düzenlenen özel bir konserle anıldı. Neşet Ertaş, Çeşme&#8217;de türküleriyle anıldı Çeşmeli türküseverlerin katıldığı gecede usta sanatçının eserleri seslendirilirken, fiziksel engelli Emirhan Aydınelli&#8217;nin akülü sandalye ihtiyacına destek olmak amacıyla da dayanışma çağrısı yapıldı. Çeşme Belediyesi Türk Halk Müziği Korosu Şefi Osman Uysal&#8217;ın öncülüğünde, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk halk müziğinin simge isimlerinden<strong> &#8220;Bozkırın Tezenesi&#8221;</strong> Neşet Ertaş, vefatının 14&#8217;üncü yılında Çeşme&#8217;de düzenlenen özel bir konserle anıldı.</p>
<h2>Neşet Ertaş, Çeşme&#8217;de türküleriyle anıldı</h2>
<p>Çeşmeli türküseverlerin katıldığı gecede usta sanatçının eserleri seslendirilirken, fiziksel engelli Emirhan Aydınelli&#8217;nin akülü sandalye ihtiyacına destek olmak amacıyla da dayanışma çağrısı yapıldı.<br />
Çeşme Belediyesi Türk Halk Müziği Korosu Şefi Osman Uysal&#8217;ın öncülüğünde, 25 Eylül Cuma günü, Çakabey Kültür Merkezi&#8217;nde gerçekleştirilen konserde, Neşet Ertaş&#8217;ın sevilen türküleri müzikseverlerle buluştu. Uysal&#8217;a sahnede nefesli sazlarda Aşkın Güneş, Halil Dellal, Yunus Varış ve Nazmi Kuzuoğlu eşlik etti.<br />
Konser sonrası değerlendirmede bulunan Osman Uysal, &#8220;Dün akşam Bozkırın Tezenesi, büyük usta Neşet Ertaş&#8217;ı 14&#8217;üncü vefat yıldönümünde Çeşmeli türkü dostlarımızın katılımıyla, ustanın birbirinden güzel türküleriyle andık&#8221; dedi.<br />
Uysal, gecenin gerçekleşmesine katkı sunanlara da teşekkür ederek, salon ve ses sistemlerinin tahsisi konusunda destek veren Çeşme Belediyesi ile Kültür birimi çalışanlarını, ayrıca konserin başından sonuna kadar desteklerini hissettiklerini belirttiği Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı&#8217;yı da andı.<br />
Anma gecesi aynı zamanda sosyal dayanışmaya da sahne oldu. Fiziksel engelli Emirhan Aydınelli&#8217;nin akülü sandalye ihtiyacına katkı sağlanması amacıyla destek çağrısı yapıldığını belirten Uysal, etkinliğin birlik, beraberlik, iyilik ve sevgi duygularını öne çıkardığını ifade etti.<br />
Uysal, &#8220;Konserimizde birlik ve beraberlik duygusunun, iyiliğin ve sevginin vücut bulduğu akşamda fiziksel engelli kardeşimiz Emirhan Aydınelli&#8217;nin akülü sandalyesi için bir nebze olsun umut olabilmenin gururunu da yaşadık. Destek veren ve katılım sağlayan tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AK Parti&#8217;nin ‘Türkiye Yüzyılı Buluşmaları&#8217; İzmir&#8217;de başladı</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/ak-partinin-turkiye-yuzyili-bulusmalari-izmirde-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2026 09:09:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[POLİTİKA]]></category>
		<category><![CDATA[‘Türkiye Yüzyılı Buluşmaları']]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191901</guid>

					<description><![CDATA[AK Parti Genel Merkezi tarafından düzenlenen ‘Türkiye Yüzyılı Buluşmaları&#8217; kapsamındaki saha programı İzmir&#8217;de başladı. AK Parti&#8217;nin ‘Türkiye Yüzyılı Buluşmaları&#8217; İzmir&#8217;de başladı Kentin 30 ilçesinde eş zamanlı olarak yürütülecek saha çalışmaları öncesinde AK Parti İzmir İl Başkanlığında geniş katılımlı bir basın toplantısı düzenlendi. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı&#8217;nın ev sahipliğindeki toplantıya; AK Parti Genel [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Genel Merkezi tarafından düzenlenen<strong> ‘Türkiye Yüzyılı Buluşmaları&#8217;</strong> kapsamındaki saha programı İzmir&#8217;de başladı.</p>
<h2>AK Parti&#8217;nin ‘Türkiye Yüzyılı Buluşmaları&#8217; İzmir&#8217;de başladı</h2>
<p>Kentin 30 ilçesinde eş zamanlı olarak yürütülecek saha çalışmaları öncesinde AK Parti İzmir İl Başkanlığında geniş katılımlı bir basın toplantısı düzenlendi.<br />
AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı&#8217;nın ev sahipliğindeki toplantıya; AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci, AK Parti İzmir Milletvekilleri Yaşar Kırkpınar, Mehmet Ali Çelebi, İstanbul Milletvekili Suat Pamukçu, Balıkesir Milletvekilleri Mustafa Canbey, Ali Taylan Öztaylan, Manisa Milletvekili Tamer Akkal, Ağrı Milletvekili Ruken Kilerci, MKYK üyeleri, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ve Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı katıldı.<br />
Toplantıda konuşmacılar kent genelinde yürütülecek yatırımlar, siyasi hedefler ve gündemdeki konulara ilişkin önemli mesajlar verdi.</p>
<p><strong>Bilal Saygılı: &#8220;Hizmet planlamasında ölçümüz vatandaşın ihtiyacıdır&#8221;</strong><br />
Saha programları öncesinde konuşan AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, İzmir&#8217;in her mahallesine eser ve hizmet kazandırma kararlılığında olduklarını vurguladı. Bakanlıklar, milletvekilleri ve yerel yönetimlerle kentin ihtiyaçlarını yakından takip edeceklerini belirten Saygılı, şunları söyledi:<br />
&#8220;İzmir&#8217;in üretim, ticaret, tarım ve köklü tarihiyle taşıdığı potansiyeli vatandaşımızın refahına ve yaşam kalitesine yansıtmayı görev biliyoruz. Hükümetimiz döneminde İzmir Şehir Hastanesi, İstanbul-İzmir ve Menemen-Aliağa-Çandarlı otoyolları ile Sabuncubeli Tüneli gibi dev yatırımları kente kazandırdık. Ayrıca 30 binin üzerinde TOKİ konutunu tamamladık, 12 bin konutun inşası ise sürüyor. Terörün sona ermesiyle ülkemiz tüm imkanlarını kalkınmaya, üretime ve gençlerimizin geleceğine ayıracaktır. Bizim hizmet planlamamızda tek ölçümüz vatandaşımızın ihtiyacıdır. Bize oy veren hemşerimizi hangi dikkatle dinliyorsak, farklı siyasi tercihte bulunan vatandaşımızı da aynı dikkatle dinlemeli; partizanlığa mesafe koyan adil anlayışımızı korumalıyız. İzmir&#8217;i depreme dirençli yerleşimler, güçlü altyapı ve temiz çevre ile Türkiye Yüzyılı&#8217;na hazırlayacağız.&#8221;</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanımızı Ege&#8217;den rekor destekle tekrar cumhurbaşkanı olarak seçeceğiz</strong><br />
Toplantıda konuşan AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, ‘&#8217;Bugün Kınık&#8217;tan Selçuk&#8217;a kadar hemşehrilerimiz milletvekillerimizle buluşacağız. Nihat Başkanımızla 2019 yılında yerel seçim kampanyasında iken ben İl Gençlik Kolları Başkanıydım. Kendisiyle 2019 seçimlerinde İzmir&#8217;de çok güçlü bir kampanyayı göğüsledik. Cumhur ittifakı olarak 1 milyon 100 bin rekor oyla çok kapsamlı, başarılı bir çalışmaydı. O deneyimi hep İzmir&#8217;deki teşkilatımıza, çalışmalarımıza uyarladık. Ben geç kalınmış bir teşekkürü kendisine ifade etmek istiyorum. Çok büyük başarı elde ettik, kendisinin o kampanyadaki önüclüğü için teşekkür ediyorum. Türkiye&#8217;de olduğu gibi partimiz İzmir&#8217;de de birinci parti. İzmir&#8217;de yüzde 40&#8217;lara varan teveccüh görünüyor hem anketlerde hem de sahada. Partimizi 25 sene boyunca bugünlere taşıyan tüm kademelerimizin bu başarıda büyük emeği var. Bugün İzmir&#8217;de ilçelerimizde bu desteği fark edeceksiniz. 2028 seçimlerinde parlamentoya en güçlü desteği İzmir sağlayacak. Parlamentoda cumhur ittifakı olarak gümbür gümbür destan yazacağız. Cumhurbaşkanımızı Ege&#8217;den rekor destekle tekrar cumhurbaşkanı olarak seçeceğiz&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Terörün Türkiye&#8217;ye maliyeti 3.3 trilyon dolar&#8221;</strong><br />
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekciş ise konuşmasında &#8216;Terörsüz Türkiye&#8217; sürecine değindi. Zeybekci, 40 yılı aşkın süredir devam eden terörün ülke ekonomisine ağır fatura yüklediğini belirtti. Terörün sadece güvenlik değil, devasa bir ekonomik kayıp oluşturduğuna dikkat çeken Zeybekci, &#8220;Bu dönemde terörün Türkiye&#8217;ye doğrudan maliyeti 3.3 trilyon dolardır. 45 terör yılı boyunca Türkiye her yıl ortalama 75 milyar dolar ödedi. 6 Şubat depremlerinin maliyeti yaklaşık 100 milyar dolardı; Türkiye bu süreçte ekonomik açıdan adeta 36 defa 6 Şubat depremini yaşadı&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;1 kilometre bile otoyol yapmadılar&#8221;</strong><br />
İzmir&#8217;de otoyolların özelleştirilmesine yönelik eleştirilere yanıt veren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci, çevreyollarının özelleştirilmeyeceğini belirterek muhalefete yüklendi. Köprü ve otoyolların gelir özelleştirmesine gitmesi halinde devletin 30 yıllık gelirini peşin alacağını ve fiyatları belirlemeye devam edeceğini aktaran Zeybekci, ihaleyi alan firmanın çevreyolunun bakım ile sorumluluğunu da üstleneceğini ifade etti. Eleştiride bulunanların İstanbul Boğaziçi Köprüsü&#8217;nü satan Sülün Osman&#8217;la fazla takıldıklarını ve akıllarının sadece köprü satılmasına erdiğini dile getiren Zeybekci, gider ve masrafları hesaba katmayan muhalefetin bugüne kadar 1 kilometre bile otoyol yapmadığını söyledi.</p>
<p><strong>&#8220;Vatanla sorunu olmayan herkesin başımızın üzerinde yeri var&#8221;</strong><br />
Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı&#8217;nın AK Parti&#8217;ye geçişiyle başlayan tartışmalara da değinen Zeybekci, AK Parti&#8217;nin tüm inanç ve fikirlerin özgürce toplandığı bir merkez partisi olduğunu vurguladı. Yüzde 70&#8217;lik bir potansiyele hitap ettiklerini ve herkesin geçmişte en az bir kez kendilerine oy verdiğini hatırlatan Zeybekci, partiye katılan belediye başkanlarını kardeşleri olarak gördüklerini belirterek, bayrakla, vatanla ve devletle sorunu olmayan herkesin başlarının üzerinde yeri olduğunu kaydetti.<br />
Toplantının ardından AK Parti heyetleri, kent genelinde vatandaşlarla bir araya gelmek üzere 30 ilçedeki saha programlarına dağıldı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Oğlumu demir çubukla katledip intihar süsü verdiler&#8221;</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/oglumu-demir-cubukla-katledip-intihar-susu-verdiler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2026 09:05:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ASAYİŞ]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek öncülüğünde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191895</guid>

					<description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek öncülüğünde, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında, İzmir&#8217;in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında bir inşaat alanında cansız bedeni bulunan Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık&#8217;ın oğlu Dorukhan Büyükışık&#8217;ın ölümüne ilişkin sır perdesi aralanıyor. &#8220;Oğlumu demir çubukla katledip intihar süsü verdiler&#8221; Olayla ilgili hazırlanan 262 sayfalık yeni iddianame kabul edilerek ana [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek öncülüğünde, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında, İzmir&#8217;in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında bir inşaat alanında cansız bedeni bulunan Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık&#8217;ın oğlu Dorukhan Büyükışık&#8217;ın ölümüne ilişkin sır perdesi aralanıyor.</p>
<h2>&#8220;Oğlumu demir çubukla katledip intihar süsü verdiler&#8221;</h2>
<p>Olayla ilgili hazırlanan 262 sayfalık yeni iddianame kabul edilerek ana davayla birleştirildi. 26 yaşındayken hayatını kaybeden genç adamın sırtına demir çubukla vurularak öldürüldüğü ve delillerin karartıldığı somut verilerle dosyaya girdi.<br />
Evladının intihar etmediğini 8,5 yıllık mücadelesiyle kanıtlayan Emekli Paşa Ethem Büyükışık, cinayeti karartan emniyet müdürleri ve şirket yöneticilerinin yanı sıra 5 kez sahte rapor düzenleyen 62 adli tıp uzmanından mahkeme önünde tek tek hesap soracağını söyledi.<br />
Yeni iddianamede, aralarında dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y., Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amiri İ.K., olay yeri inceleme büro amirleri ile inşaat şirketinin ortakları M.M.T. ve oğlu M.T.T.&#8217;nin de bulunduğu 25&#8217;i tutuklu 26 sanık hakkında &#8216;suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme&#8217; ile &#8216;yalan tanıklık&#8217; suçlarından 6 aydan 7,5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamenin en sarsıcı bölümünü ise Büyükışık&#8217;ın ölüm nedenine dair elde edilen yeni bilgi ve tespitler oluşturdu. Dosyada, maktulün sırt bölgesine sert ve etkili bir şekilde demir çubuk ile vurularak darbedilmek suretiyle öldürülmüş olabileceği değerlendirmesine yer verildi. Yüksekten düşme ihtimalinin bilimsel olarak dışlanmadığı ancak sırt bölgesine alınan demir çubuk darbesi iddiasının cinayet şüphesini güçlü bir şekilde desteklediği vurgulandı.</p>
<p><strong>&#8220;Zincirleme aksaklıklar ve organize müdahaleler tespit edildi&#8221;</strong><br />
Teknik incelemeler neticesinde ilk yapılan çalışmalarda zincirleme aksaklıklar ve organize müdahaleler tespit edildi. Olay yerinin başlangıçta muhafaza edilmediği, maktule ait eşya ve araç üzerindeki izlerin zamanında incelenmediği, zamana duyarlı biyolojik örneklerin ancak 13 ay sonra kriminal incelemeye gönderilmesi nedeniyle genetik testlerden sonuç alınamadığı iddianameye girdi. Şantiye alanındaki kamera kayıtlarının tamamının temin edilmediği, dosyaya sonradan giren görüntünün kaynak bilgilerinin silindiği ve teknik müdahaleler yapıldığı anlaşıldı. Maktulün cep telefonu ile araç anahtarının konum verilerindeki uyumsuzluklar delil muhafaza zincirinin kesintiye uğratıldığını kanıtlarken, adli görevlendirmesi bulunmamasına rağmen olaya dahil olan dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y.&#8217;nin inşaat şirketi yöneticileriyle yoğun iletişim kurarak delil süreçlerini etkilediği ve gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu kaydedildi.</p>
<p><strong>&#8220;8,5 yıllık karanlığı Adalet Bakanlığı ve Başsavcılık çözdü&#8221;</strong><br />
Yeni iddianamenin kabul edilmesinin ardından açıklamalarda bulunan acılı baba Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, adalet teşkilatına ve soruşturmayı derinleştiren birimlere teşekkür ederek, &#8220;Öncelikle Sayın Adalet Bakanı Akın Gürlek&#8217;e, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan&#8217;a, Başsavcı vekillerine, Cumhuriyet savcılarına ve Adalet Bakanlığı üst yönetimine şükranlarımı sunmak istiyorum. Yaklaşık 8,5 yıldır devam eden bu belirsizliğe son noktayı koydular ve Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığını kurarak Dorukhan evladımızın, sevgili evladımızın benzeri şekilde öldürülen, katledilen tüm çocuklarımızın faillerini bulmak için düğmeye bastılar ve çok büyük ilerleme kaydedildi. Bu yayınlanan iddianame aslında bu olaya ilişkin yayınlanmış 3. iddianamedir. İlk iddianame olay günü görevli olan 8 polis hakkında görevi kötüye kullanma suçundandı. Hemen akabinde 5 sivil hakkında kasten öldürme suçundan dava açılmıştı ve bu iki dava 21. Ağır Ceza Mahkemesinde birleştirilmişti&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;62 adli tıp uzmanı 5 kez sahte rapor düzenledi&#8221;</strong><br />
Soruşturmanın en sarsıcı ayağının sahte rapor düzenleyen adli tıp heyeti olduğunu belirten Ethem Büyükışık, &#8220;Suç delillerini karartma suçuna ilave olarak başka bir grup daha var. O grup da şu anda yine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturması devam eden 62 adli tıp uzmanı hakkında. Bu 62 adli tıp uzmanı, 8 yıl boyunca tüm uyarılara ve ikazlara rağmen arka arkaya farklı yıllarda tam 5 kez sahte adli tıp raporu ürettiler. Açıkça raporlarının tamamında &#8217;27 metre yükseklikteki çatı katından düşerek hayatını kaybetti&#8217; diye oğlum hakkında gerçek dışı bilirkişi raporu tanzim ettiler. Biz bu sahte raporlara karşı Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından resmi bir rapor talep ettik. Prof. Dr. Erdem Özkara tarafından verilen raporda &#8216;Dorukhan Büyükışık 25-30 metre bandında yüksekten düşmemiştir, bulunduğu yerde vefat etmemiştir, başka yerde vefat edip buraya taşınmıştır&#8217; denildi&#8221; diye konuştu.<br />
Ankara Üniversitesi ve Adli Bilimler Derneğinden Prof. Dr. İsmail Hamit Hancı başkanlığındaki heyet ile eski Ankara Jandarma Kriminal Laboratuvarı Amiri Emekli Albay Levent Güner&#8217;in hazırladığı raporlara da değinen Büyükışık, &#8220;Bu uzman heyetlerin raporlarıyla cinayetin nasıl işlendiği açıklığa kavuşturuldu. Evladımızın sırtına demir bir çubukla vurularak katledildiği, öldürüldüğü yerden sabah bulunduğu noktaya taşındığı ve taşındığı noktadan da daha sonra polisler tarafından pozisyonunun değiştirilerek başka bir yere taşındığı ortaya konuldu&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;27 metreden düşen bedende neden tek damla kan yoktu?&#8221;</strong><br />
Davanın ilk duruşmasının 6 Kasım 2026 tarihinde görüleceğini açıklayan Büyükışık, sahte rapor hazırlayan 62 uzmana mahkeme önünde soracağı soruları şu sözlerle aktardı: &#8220;Her üç davanın birleşiminden oluşan yeni dava 6 Kasım 2026 günü İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek ve ilk defa 26 sanık hep birlikte hakim karşısına çıkacak. O gün yapacağımız sunumla bu organize suç çetesinin bu suçu nasıl işlediğini dakika dakika, saniye saniye tüm kanıtlarıyla açıklayacağız. Şimdi sıra 5 kez sahte rapor hazırlayan 62 öğretim üyesi ve adli tıp uzmanına geldi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığında devam eden soruşturmada, oğlumun 27 metre yükseklikten düştüğünü iddia eden bu sahtekar uzmanlara şu soruları soracağız: 27 metreden beton zemine düşen bir canlıda kol, bacak, omurga ve kalça kemiklerinde kırıklar, kafa parçalanması ve harici kanama olması gerekirken Dorukhan&#8217;da neden tek bir damla kan izi yoktu? 27 metre yükseklikteki binadan, 10 metre çatı katı balkon duvarından 6 metre 35 santim ilerideki beton istinat duvarı üzerine oğlum nasıl uçarak gitti? Uçarak gittikten sonra beden yere temas etmeden önce iki sıra demir korkuluğun altına boğazına kadar girerken nasıl o demirlere çarpmadı, parçalanmadı? Bu biyoloji ve fizik sorularını sorup &#8216;Neden sahte rapor verdiniz, motivasyonunuz neydi, kime güvendiniz, devlete nasıl meydan okudunuz?&#8217; diyeceğiz.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Cinayeti karartan herkesten hesap soracağım&#8221;</strong><br />
Oğlunun öldürülme sebebine ilişkin ellerinde duyum ve ihbarlar bulunduğunu ancak kanıtları tam anlamıyla somutlaştırmadan kamuoyuyla paylaşmayacağını ifade eden Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, sözlerini şöyle tamamladı: &#8220;Kamuoyuna şunu da arz etmek isterim; suç işleyen kamu görevlileri, kolluk görevlileri, Emniyet Genel Müdürlüğü personeli, şu anda şüpheli vaziyetinde olan jandarma personelleri, Tanyer İnşaatın sahipleri Münir Tanyer, Taylan Tanyer ve bu organize suç çetesinin başı olarak onlarla hareket eden dönemin ilçe emniyet müdürü İsmail Yalçın, şu anda Karabük İl Emniyet Müdür Yardımcısı olup tutuklu yargılanan İsmail Köksal başta olmak üzere tüm kolluk görevlilerinin ve 62 adli tıp profesörü ile doçentinin tamamının hakim karşısına çıkartılarak yargılanmasını ve hak ettikleri cezaya çarptırılmasını görmeden bu işin peşini bırakmayacağım. Hesap soracağım ve evladımı katletmelerinin bedelini ödemelerini sağlayacağım. Bu konuda hiçbir tereddütüm yok.&#8221;Z</p>
<p>Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında, İzmir&#8217;in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında bir inşaat alanında cansız bedeni bulunan Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık&#8217;ın oğlu Dorukhan Büyükışık&#8217;ın ölümüne ilişkin sır perdesi aralanıyor.</p>
<h2>&#8220;Oğlumu demir çubukla katledip intihar süsü verdiler&#8221;</h2>
<p>Olayla ilgili hazırlanan 262 sayfalık yeni iddianame kabul edilerek ana davayla birleştirildi. 26 yaşındayken hayatını kaybeden genç adamın sırtına demir çubukla vurularak öldürüldüğü ve delillerin karartıldığı somut verilerle dosyaya girdi.<br />
Evladının intihar etmediğini 8,5 yıllık mücadelesiyle kanıtlayan Emekli Paşa Ethem Büyükışık, cinayeti karartan emniyet müdürleri ve şirket yöneticilerinin yanı sıra 5 kez sahte rapor düzenleyen 62 adli tıp uzmanından mahkeme önünde tek tek hesap soracağını söyledi.<br />
Yeni iddianamede, aralarında dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y., Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amiri İ.K., olay yeri inceleme büro amirleri ile inşaat şirketinin ortakları M.M.T. ve oğlu M.T.T.&#8217;nin de bulunduğu 25&#8217;i tutuklu 26 sanık hakkında &#8216;suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme&#8217; ile &#8216;yalan tanıklık&#8217; suçlarından 6 aydan 7,5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamenin en sarsıcı bölümünü ise Büyükışık&#8217;ın ölüm nedenine dair elde edilen yeni bilgi ve tespitler oluşturdu. Dosyada, maktulün sırt bölgesine sert ve etkili bir şekilde demir çubuk ile vurularak darbedilmek suretiyle öldürülmüş olabileceği değerlendirmesine yer verildi. Yüksekten düşme ihtimalinin bilimsel olarak dışlanmadığı ancak sırt bölgesine alınan demir çubuk darbesi iddiasının cinayet şüphesini güçlü bir şekilde desteklediği vurgulandı.</p>
<p><strong>&#8220;Zincirleme aksaklıklar ve organize müdahaleler tespit edildi&#8221;</strong><br />
Teknik incelemeler neticesinde ilk yapılan çalışmalarda zincirleme aksaklıklar ve organize müdahaleler tespit edildi. Olay yerinin başlangıçta muhafaza edilmediği, maktule ait eşya ve araç üzerindeki izlerin zamanında incelenmediği, zamana duyarlı biyolojik örneklerin ancak 13 ay sonra kriminal incelemeye gönderilmesi nedeniyle genetik testlerden sonuç alınamadığı iddianameye girdi. Şantiye alanındaki kamera kayıtlarının tamamının temin edilmediği, dosyaya sonradan giren görüntünün kaynak bilgilerinin silindiği ve teknik müdahaleler yapıldığı anlaşıldı. Maktulün cep telefonu ile araç anahtarının konum verilerindeki uyumsuzluklar delil muhafaza zincirinin kesintiye uğratıldığını kanıtlarken, adli görevlendirmesi bulunmamasına rağmen olaya dahil olan dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y.&#8217;nin inşaat şirketi yöneticileriyle yoğun iletişim kurarak delil süreçlerini etkilediği ve gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu kaydedildi.</p>
<p><strong>&#8220;8,5 yıllık karanlığı Adalet Bakanlığı ve Başsavcılık çözdü&#8221;</strong><br />
Yeni iddianamenin kabul edilmesinin ardından açıklamalarda bulunan acılı baba Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, adalet teşkilatına ve soruşturmayı derinleştiren birimlere teşekkür ederek, &#8220;Öncelikle Sayın Adalet Bakanı Akın Gürlek&#8217;e, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan&#8217;a, Başsavcı vekillerine, Cumhuriyet savcılarına ve Adalet Bakanlığı üst yönetimine şükranlarımı sunmak istiyorum. Yaklaşık 8,5 yıldır devam eden bu belirsizliğe son noktayı koydular ve Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığını kurarak Dorukhan evladımızın, sevgili evladımızın benzeri şekilde öldürülen, katledilen tüm çocuklarımızın faillerini bulmak için düğmeye bastılar ve çok büyük ilerleme kaydedildi. Bu yayınlanan iddianame aslında bu olaya ilişkin yayınlanmış 3. iddianamedir. İlk iddianame olay günü görevli olan 8 polis hakkında görevi kötüye kullanma suçundandı. Hemen akabinde 5 sivil hakkında kasten öldürme suçundan dava açılmıştı ve bu iki dava 21. Ağır Ceza Mahkemesinde birleştirilmişti&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;62 adli tıp uzmanı 5 kez sahte rapor düzenledi&#8221;</strong><br />
Soruşturmanın en sarsıcı ayağının sahte rapor düzenleyen adli tıp heyeti olduğunu belirten Ethem Büyükışık, &#8220;Suç delillerini karartma suçuna ilave olarak başka bir grup daha var. O grup da şu anda yine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturması devam eden 62 adli tıp uzmanı hakkında. Bu 62 adli tıp uzmanı, 8 yıl boyunca tüm uyarılara ve ikazlara rağmen arka arkaya farklı yıllarda tam 5 kez sahte adli tıp raporu ürettiler. Açıkça raporlarının tamamında &#8217;27 metre yükseklikteki çatı katından düşerek hayatını kaybetti&#8217; diye oğlum hakkında gerçek dışı bilirkişi raporu tanzim ettiler. Biz bu sahte raporlara karşı Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından resmi bir rapor talep ettik. Prof. Dr. Erdem Özkara tarafından verilen raporda &#8216;Dorukhan Büyükışık 25-30 metre bandında yüksekten düşmemiştir, bulunduğu yerde vefat etmemiştir, başka yerde vefat edip buraya taşınmıştır&#8217; denildi&#8221; diye konuştu.<br />
Ankara Üniversitesi ve Adli Bilimler Derneğinden Prof. Dr. İsmail Hamit Hancı başkanlığındaki heyet ile eski Ankara Jandarma Kriminal Laboratuvarı Amiri Emekli Albay Levent Güner&#8217;in hazırladığı raporlara da değinen Büyükışık, &#8220;Bu uzman heyetlerin raporlarıyla cinayetin nasıl işlendiği açıklığa kavuşturuldu. Evladımızın sırtına demir bir çubukla vurularak katledildiği, öldürüldüğü yerden sabah bulunduğu noktaya taşındığı ve taşındığı noktadan da daha sonra polisler tarafından pozisyonunun değiştirilerek başka bir yere taşındığı ortaya konuldu&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;27 metreden düşen bedende neden tek damla kan yoktu?&#8221;</strong><br />
Davanın ilk duruşmasının 6 Kasım 2026 tarihinde görüleceğini açıklayan Büyükışık, sahte rapor hazırlayan 62 uzmana mahkeme önünde soracağı soruları şu sözlerle aktardı: &#8220;Her üç davanın birleşiminden oluşan yeni dava 6 Kasım 2026 günü İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek ve ilk defa 26 sanık hep birlikte hakim karşısına çıkacak. O gün yapacağımız sunumla bu organize suç çetesinin bu suçu nasıl işlediğini dakika dakika, saniye saniye tüm kanıtlarıyla açıklayacağız. Şimdi sıra 5 kez sahte rapor hazırlayan 62 öğretim üyesi ve adli tıp uzmanına geldi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığında devam eden soruşturmada, oğlumun 27 metre yükseklikten düştüğünü iddia eden bu sahtekar uzmanlara şu soruları soracağız: 27 metreden beton zemine düşen bir canlıda kol, bacak, omurga ve kalça kemiklerinde kırıklar, kafa parçalanması ve harici kanama olması gerekirken Dorukhan&#8217;da neden tek bir damla kan izi yoktu? 27 metre yükseklikteki binadan, 10 metre çatı katı balkon duvarından 6 metre 35 santim ilerideki beton istinat duvarı üzerine oğlum nasıl uçarak gitti? Uçarak gittikten sonra beden yere temas etmeden önce iki sıra demir korkuluğun altına boğazına kadar girerken nasıl o demirlere çarpmadı, parçalanmadı? Bu biyoloji ve fizik sorularını sorup &#8216;Neden sahte rapor verdiniz, motivasyonunuz neydi, kime güvendiniz, devlete nasıl meydan okudunuz?&#8217; diyeceğiz.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Cinayeti karartan herkesten hesap soracağım&#8221;</strong><br />
Oğlunun öldürülme sebebine ilişkin ellerinde duyum ve ihbarlar bulunduğunu ancak kanıtları tam anlamıyla somutlaştırmadan kamuoyuyla paylaşmayacağını ifade eden Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, sözlerini şöyle tamamladı: &#8220;Kamuoyuna şunu da arz etmek isterim; suç işleyen kamu görevlileri, kolluk görevlileri, Emniyet Genel Müdürlüğü personeli, şu anda şüpheli vaziyetinde olan jandarma personelleri, Tanyer İnşaatın sahipleri Münir Tanyer, Taylan Tanyer ve bu organize suç çetesinin başı olarak onlarla hareket eden dönemin ilçe emniyet müdürü İsmail Yalçın, şu anda Karabük İl Emniyet Müdür Yardımcısı olup tutuklu yargılanan İsmail Köksal başta olmak üzere tüm kolluk görevlilerinin ve 62 adli tıp profesörü ile doçentinin tamamının hakim karşısına çıkartılarak yargılanmasını ve hak ettikleri cezaya çarptırılmasını görmeden bu işin peşini bırakmayacağım. Hesap soracağım ve evladımı katletmelerinin bedelini ödemelerini sağlayacağım. Bu konuda hiçbir tereddütüm yok.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Benim çocuğum yapmaz&#8217; yaklaşımı toplumsal vahşete yol açabiliyor</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/benim-cocugum-yapmaz-yaklasimi-toplumsal-vahsete-yol-acabiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2026 09:01:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Etik ve Toplumsal Değerler Uzmanı Prof. Dr. Esra Akın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191888</guid>

					<description><![CDATA[Etik ve Toplumsal Değerler Uzmanı Prof. Dr. Esra Akın, son zamanlarda yaşanan çocuklarda şiddet eğilimi olayları ve dijital ortamın olumsuz etkilerine dikkat çekerek ailelere kritik uyarılarda bulundu. ‘Benim çocuğum yapmaz&#8217; yaklaşımı toplumsal vahşete yol açabiliyor Akın, &#8220;Benim çocuğum yapmaz diyerek uyarıları dikkate almadığımızda sonuçlar ağır oluyor. Gözlemlenmeyen, kontrol edilemeyen ve davranışlarındaki olumsuz değişimlerin üstü örtülen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Etik ve Toplumsal Değerler Uzmanı Prof. Dr. Esra Akın, son zamanlarda yaşanan çocuklarda şiddet eğilimi olayları ve dijital ortamın olumsuz etkilerine dikkat çekerek ailelere kritik uyarılarda bulundu.</p>
<h2>‘Benim çocuğum yapmaz&#8217; yaklaşımı toplumsal vahşete yol açabiliyor</h2>
<p>Akın, &#8220;Benim çocuğum yapmaz diyerek uyarıları dikkate almadığımızda sonuçlar ağır oluyor. Gözlemlenmeyen, kontrol edilemeyen ve davranışlarındaki olumsuz değişimlerin üstü örtülen bu çocuklar; hem geçtiğimiz günlerde hem de önceki yıllarda acı örneklerini yaşadığımız toplumsal vahşetlere neden olabiliyorlar&#8221; dedi.<br />
Yaşanan olayların merkezinde, eylemi gerçekleştiren ve bundan doğrudan etkilenen taraf olarak çocukların yer aldığına vurgu yapan Prof. Dr. Akın, &#8220;Özellikle 12-15 yaş aralığındaki çocuklarda bu tür şiddet eğilimleri belirginleşmiş durumda. Ülkemizde bu konuda çoktan alarm durumuna geçildi. 15 yaş altı çocuklar için sosyal medya kısıtlamalarının gündeme gelmesi ve Çocuk Koruma Kanunu&#8217;nda yapılan değişikliklerle ‘suça sürüklenen çocuk&#8217; kavramının adli sürece uyarlanması gibi caydırıcı ve önleyici adımlar atılmaya başlandı. Z ve alfa kuşağı olarak tanımladığımız çocuklarımız, büyüme evrelerini doğrudan dijital dünyanın içinde geçiriyorlar. Henüz okul çağında dahi olmayan, oyun çocuğu dediğimiz 0-3 yaş aralığındaki bebeklerin bile ellerinde telefon görür hale geldik. Çocuklar yaş alıp okul hayatına başladıklarında ve sosyal etkileşimleri arttığında, küçük yaşlarına rağmen sosyal medya platformlarında varlık gösteriyorlar. İnternet ortamında gelişimlerine ciddi zararlar verebilecek oyunların içinde de yer alıyorlar. Evlatlarımız, dijital dünyanın barındırdığı devasa olumsuzlukların tam ortasında kalıyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Dijital okuryazarlığın müfredata dahil edilmesi zorunluluktur&#8221;</strong><br />
Sosyal medya kullanımına kısıtlamalar getirilse bile çocuklar için tehdit oluşturan veya denetimsiz internet portallarında gezinirken karşılaşabilecekleri devasa bir dijital evrenin bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Akın, &#8220;Teknoloji ve yapay zeka hızla dönüşürken bunlardan tamamen kaçmak gerçekçi değil. Ancak dijital okuryazarlığı gündeme getirmek ve yaygınlaştırmak en akılcı çözüm olacaktır. İlkokuldan liseye uzanan eğitim sürecinde, dijital okuryazarlığın müfredata dahil edilmesi artık bir zorunluluktur. Ailelerin ve öğretmenlerin de bu konuda yüksek bir farkındalığa sahip olması gerekiyor&#8221; ifadelerini kullandı.<br />
Çocuklara ve gençlere dijital okuryazarlık öğretildiğinde, bu teknolojilerden nasıl doğru yararlanabileceklerinin de gösterilmiş olduğunu ifade eden Prof. Dr. Akın, sözlerini şöyle tamamladı:<br />
&#8220;Hangi sitelerin ziyaret edilmesi gerektiği, yaşa uygun sosyal medyanın nasıl kullanılacağı ve dijital imkanlarla kişisel gelişimin nasıl destekleneceği gibi soruların yanıtlarını buluyorlar. Aynı zamanda, teknolojinin zararlarından kendilerini nasıl koruyacaklarını ve dijital dünyanın olumsuzluklarından nasıl uzak kalacaklarını da öğreniyorlar. Dijital ortamları yalnızca bireysel ve akademik gelişim için kullanılacak güvenli alanlar haline getirmeliyiz. Bu noktada en büyük görev şüphesiz ebeveynlere düşüyor.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Çocuklara sevgi ve şefkati hissettirmeliyiz&#8221;</strong><br />
Çocukların karakterinin evde şekillendiğini, anne ve babayı rol model alarak büyüdüklerini ve onların bir yansıması olduklarını aktaran Prof. Dr. Akın, &#8220;İlk yapılması gereken; çocuklara sevgiyi ve şefkati hissettirmek, onlara sanal dünyayı değil gerçek dünyayı, bir arada ve aile olmanın, insan olabilmenin değerini aktarmaktır. Büyüme sürecindeki zorluklardan bahsederken, her şeye rağmen iyiyi ve doğruyu seçmenin önemini vurgulamalıyız. Olumsuzluklar karşısında dik bir duruş sergilemeleri gerektiği, ancak bu duruşun asla şiddet içermemesi gerektiği öğretilmelidir. Yetişkinler olarak kendi yaşamlarımızı da bu doğrultuda şekillendirmeliyiz&#8221; cümlelerine yer verdi.</p>
<p><strong>Ailedeki şiddet ortamı çocukları etkiliyor</strong><br />
&#8220;Evde çocuğuna şiddet uygulayan, sosyal veya mesleki yaşamında çevresindekilere zorbalık yapan, kendi evladına dahi merhamet ve vicdanla yaklaşamayan bir ebeveynin olumlu bir rol model olması beklenemez&#8221; diyen Prof. Dr. Akın, &#8220;Böyle bir ortamda büyüyen çocuk da şiddeti, zorbalığı, merhametsizliği ve vicdansızlığı normalleştirerek benimseyecektir. Evlerde toplumsal, kültürel, ahlaki ve etik değerler içe aitleştirilmemeli; insana yakışanın erdemli olmak olduğu bizzat yaşanarak gösterilmelidir. Ardından, okul ve öğretmenlerle sıkı bir iş birliği içinde olunarak çocuğun gelişimi yakından takip edilmelidir&#8221; diye belirtti.<br />
Öğretmenlerin ya da çocuğun çevresi tarafından çocukta bir olumsuzluk fark edilip konunun ebeveynlere iletilmesi durumunda bunun inkar edildiğini ifade eden Prof. Dr. Akın, &#8220;Benim çocuğum yapmaz diyerek bu uyarıları dikkate almadığımızda ise sonuçlar ağır oluyor. Gözlemlenmeyen, kontrol edilemeyen ve davranışlarındaki olumsuz değişimlerin üstü örtülen bu çocuklar; hem geçtiğimiz günlerde hem de önceki yıllarda acı örneklerini yaşadığımız toplumsal vahşetlere neden olabiliyorlar&#8221; dedi.</p>
<p><strong>‘Kimsenin sana müdahale etmesine izin verme&#8217; söylemleri yanlış dünya inşa ediyor</strong><br />
Ebeveynler çocuklarını yetiştirirken, ‘sen çok önemlisin, kimsenin sana müdahale etmesine izin verme, kararlar sadece sana ait&#8217; diyerek onların zihinlerinde yanlış bir dünya inşa ettiklerini aktaran Prof. Dr. Akın, &#8220;Bugün küçücük çocukların ailelerini dinlememesi, toplumsal ve kültürel değerleri saçma bulup bunlara hiçbir anlam yüklememesi tam da bu yüzdendir. Ailelerine karşı &#8220;Bana böyle öğretmediniz mi? Bu benim bireysel hakkım, özgürüm&#8221; söylemlerini bir kalkan olarak kullanmaya başladılar. Okul ortamlarında bir araya geldikçe de bu çarpık anlayışla birbirlerini etkilediler&#8221; şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FETÖ&#8217;nün kriminal terminolojisi ve jargonu sözlük oldu</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/fetonun-kriminal-terminolojisi-ve-jargonu-sozluk-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2026 08:51:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile ilgili kaleme aldığı dikkat çekici eserlerle tanınan araştırmacı yazar Muhammed Gömük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191883</guid>

					<description><![CDATA[Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile ilgili kaleme aldığı dikkat çekici eserlerle tanınan araştırmacı yazar Muhammed Gömük, dünya literatürüne girebilecek bir çalışmaya imza atarak, FETÖ&#8217;nün kriminal terminolojisi ve jargonunu sözlükleştirdi. FETÖ&#8217;nün kriminal terminolojisi ve jargonu sözlük oldu FETÖ&#8217;nün devlet kurumlarındaki yapılanmaları, terör örgütü ile ilgili iddianameler ve örgüte dair çeşitli konuları kaleme alarak adından sözettiren araştırmacı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile ilgili kaleme aldığı dikkat çekici eserlerle tanınan araştırmacı yazar Muhammed Gömük, dünya literatürüne girebilecek bir çalışmaya imza atarak, FETÖ&#8217;nün kriminal terminolojisi ve jargonunu sözlükleştirdi.</p>
<h2>FETÖ&#8217;nün kriminal terminolojisi ve jargonu sözlük oldu</h2>
<p>FETÖ&#8217;nün devlet kurumlarındaki yapılanmaları, terör örgütü ile ilgili iddianameler ve örgüte dair çeşitli konuları kaleme alarak adından sözettiren araştırmacı yazar Muhammed Gömük, &#8216;FETÖ Terimler Sözlüğü&#8217; isimli yeni bir çalışmasını kamuoyu ile paylaştı. FETÖ&#8217;nün kriminal terminolojisi ve jargonunu &#8216;FETÖ Terimler Sözlüğü&#8217; adlı kitapta toplayan Gömük, bu eserin Dünya literatüründe ilk olduğunu belirtti. Örgütün kendine özgü terimlerini masaya yatıran Gömük, resmi güvenlik raporları ve mahkeme içtihatları gibi bilimsel referanslara dayandırarak hazırladığı &#8216;FETÖ Terimler Sözlüğü&#8217; adlı kitabın, kripto hücrelerin bilgi kirliliği oluşturma çabalarına karşı önemli bir kaynak olacağını ifade etti.</p>
<p><strong>FETÖ&#8217;nün şifreli dili tamamen deşifre edildi</strong><br />
Muhammed Gömük&#8217;ün, sözlüğünde yer verdiği bazı detaylar şöyle:<br />
Hücre yapılanması ve gizli kodlar: Firari örgüt üyelerinin saklandığı ve hücre evi olarak kullanılan yerler &#8220;Gaybubet&#8221; olarak adlandırılırken; deşifre olmamak adına kamuya açık ankesörlü telefonlardan yapılan ardışık aramalar terör örgütünün gizli haberleşme trafiğini ortaya koyuyor.<br />
Paranın izindeki ifadeler: &#8216;Himmet&#8217; adı altında toplanan paraların doğrudan elebaşına aktarılan kısmı &#8220;Amerika Öşrü&#8221; ve &#8220;Kutsal Hoca Payı&#8221; olarak şifrelenmiş durumda.<br />
Kritik kurumlardaki sızma: TSK, Emniyet ve Yargı gibi devletin kılcal damarlarına sızan yapılar &#8220;Mahrem Hizmet&#8221; ve &#8220;Emniyet İmamı&#8221; gibi başlıklar altında hiyerarşiye bağlanırken, bunları perde arkasından yönetenler ise &#8220;Gölge İmam&#8221; olarak tanımlanıyor.<br />
Sadakat ve kamuflaj stratejisi: Örgütün, üyelerini test etmek için uyguladığı &#8220;Sadakat Testi&#8221;, amaca ulaşmak için her türlü kılığa girilmesini emreden &#8220;Takiye&#8221; yöntemi ve örgüte bağımlı kılınan kişiler için kullanılan &#8220;Kafalamak&#8221; tabiri, yapının psikolojik manipülasyon boyutunu gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>Terör alanında ilk çalışma</strong><br />
FETÖ Terimler Sözlüğü ile ilgili açıklama yapan Muhammed Gömük, terörle mücadelenin sadece sahada değil dil, edebiyat, psikoloji, sosyoloji, hukuk ve politika gibi çeşitli mecralarda bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Gömük, şunları söyledi: &#8220;FETÖ Terimleri Sözlüğü’nün önemli bir getirisi de sözlükçülükte yeni bir çığır açacak olması. Terör alanında ilk sözlük çalışması olan eserden sonra diğer belli başlı örgütlerle ilgili terminoloji çalışmalarının hız kazanacağını düşünüyorum. Bu eser, FETÖ&#8217;nün hücresel yapısını, teşkilatlanmasını, kurgusunu, hedeflerini ve hangi niteliklere haiz bir terör örgütü olduğunu ortaya koymaktadır. Binlerce terimden müteşekkil jargonu olan bir terör örgütü, hiç şüphesiz son derece tehlikeli, kapasiteli ve geçmişi eski tarihlere dayanan bir örgüt olmalıdır. Örneğin CIA&#8217;in kurduğu El-Kaide&#8217;nin veya DEAŞ&#8217;ın jargonu kitaplaştırılacak olsa belki on sayfayı geçmez! FETÖ&#8217;yü esasen herkesçe malum terör örgütleriyle değil herkesçe malum olmayan terör örgütleriyle kıyaslamalıyız. Bunlar da Moon Tarikatı terör örgütü ve Opus Dei terör örgütüdür. FETÖ ile birlikte altın nesil zincirini tamamlayan bu iki büyük terör örgütünün de muhtemel ki FETÖ gibi geniş bir kullanım kılavuzu olabilir.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İZKİTAP ziyaretçileri Kültürpark’taki sergileri keşfetti</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/izkitap-ziyaretcileri-kulturparktaki-sergileri-kesfetti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2026 07:55:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[POLİTİKA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191880</guid>

					<description><![CDATA[İZKİTAP’ı ziyaret etmek için Kültürpark’a gelen İzmirliler üç önemli sergiyi de görme fırsatı buldu. İZKİTAP ziyaretçileri Kültürpark’taki sergileri keşfetti Nâzım Hikmet’in yaşamını ve sanatını ele alan &#8220;ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi&#8221;, Kültürpark’ın 90 yıllık tarihini anlatan &#8220;Kültürpark 90 Yaşında&#8221; ve İzmir’in mutfak kültürüne ışık tutan &#8220;Açılışa Doğru&#8221; sergileri, ziyaretçileri farklı temalarda bir yolculuğa çıkarıyor. İzmir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İZKİTAP’ı ziyaret etmek için Kültürpark’a gelen İzmirliler üç önemli sergiyi de görme fırsatı buldu.</p>
<h2>İZKİTAP ziyaretçileri Kültürpark’taki sergileri keşfetti</h2>
<p>Nâzım Hikmet’in yaşamını ve sanatını ele alan &#8220;ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi&#8221;, Kültürpark’ın 90 yıllık tarihini anlatan &#8220;Kültürpark 90 Yaşında&#8221; ve İzmir’in mutfak kültürüne ışık tutan &#8220;Açılışa Doğru&#8221; sergileri, ziyaretçileri farklı temalarda bir yolculuğa çıkarıyor.<br />
İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen İZKİTAP &#8211; 8. İzmir Kitap Fuarı, Kültürpark’ta kitapseverleri ağırlamaya devam ediyor. 27 Eylül’e kadar sürecek fuarı ziyaret edenler, kitap ve edebiyat programlarının yanı sıra Kültürpark’ta açık olan sergileri de gezme fırsatı buldu.</p>
<p><strong>Atlas Pavyonu’nda ROMANTİKA</strong><br />
İZKİTAP ziyaretçilerinin fuar alanından ayrılmadan görebileceği sergilerin başında, 95. İzmir Enternasyonal Fuarı ile birlikte kapılarını açan &#8220;ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi&#8221; adlı Nâzım Hikmet sergisi geliyor. Atlas Pavyonu’nda yer alan sergi, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkıları ve ev sahipliğinde, Folkart’ın yapımcılığında hazırlandı. Küratörlüğünü Nâzım Hikmet araştırmacısı M. Melih Güneş’in, sergi kimliklendirme ve tasarımını ise Ömer Durmaz’ın üstlendiği sergide, Türkiye ve yurt dışındaki arşiv ve koleksiyonlardan bir araya getirilen yüzlerce belge, el yazması, kişisel eşya ve görsel-işitsel kayıt yer alıyor. Nâzım Hikmet’in yaşamının farklı dönemlerinin ele alındığı sergide, şairin edebiyatının yanı sıra resim, heykel, fotoğraf, film ve tasarımla ilişkisine de yer veriliyor. Hikmet’in 1925 İzmir günleri, &#8220;Güneşi İçenlerin Türküsü&#8221; ve &#8220;Kuvâyi Milliye&#8221; ile kurduğu bağlar da serginin İzmir bölümünde ele alınıyor. Serginin adını aldığı &#8220;Romantika&#8221;, Nâzım Hikmet’in otobiyografik romanı &#8220;Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim&#8221; için ilk olarak seçtiği isim. Romanın İzmir’de başlaması da sergi ile kent arasındaki önemli bağlantılardan birini oluşturuyor. Sergi, 15 Ocak 2027’ye kadar ziyaret edilebilecek.</p>
<p><strong>Kültürpark’ın 90 yıllık hikayesi</strong><br />
Ziyaretçilerin görebileceği bir diğer sergi ise Pakistan Pavyonu’nda yer alan &#8220;Kültürpark 90 Yaşında&#8221; sergisi. Kültürpark’ın kuruluşunun 90. yılı kapsamında hazırlanan sergi, parkın kuruluş sürecini ve 90 yıllık tarihini İzmir’in gelişimi ve İzmir Enternasyonal Fuarı ile ilişkisi üzerinden ele alıyor. Küratörlüğünü Aybala Yentürk, genel koordinatörlüğünü ise Dr. Serhan Kemal Saygı’nın üstlendiği, Kültürpark’ın farklı dönemlerine ait fotoğraflar, belgeler ve arşiv malzemelerinin yer aldığı sergide, parkın mimari mirasına ilişkin çalışmalar da bulunuyor. Sergi, 31 Aralık 2026’ya kadar ziyaret edilebilecek.<br />
İzmir’in mutfak kültürüne bakış<br />
Eski Göl Gazinosu’nda yer alan &#8220;Açılışa Doğru&#8221; sergisi ise İzmir Mutfak Müzesi’nin kuruluş sürecine ilişkin çalışmaları ziyaretçilerle buluşturuyor. Küratörlüğünü Nejat Yentürk; genel koordinasyonunu Dr. Serhan Kemal Saygı ve Aybala Yentürk’ün üstlendiği sergide İzmir’in mutfak kültürüne ilişkin içerik de yer alıyor. Sergi, 31 Aralık 2026’ya kadar ziyaret edilebilecek.</p>
<p><strong>&#8220;Muhteşem bir sergi&#8221;</strong><br />
Kültürpark’taki sergiler, ziyaretçilerden de yoğun ilgi görüyor. &#8220;ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi&#8221;ni gezen Ergin Tatar, sergiyi çok kapsamlı bulduğunu belirterek, &#8220;Nâzım’ı İzmir’de ağırlamak çok güzel. İçimden ‘Hoş geldin üstat’ demek geldi. Çok detaylı, çok zengin bir sergi. ‘Şu da eksik kalmış’ diyebileceğiniz hiçbir şey yok. Detaylı gezmek isteseniz en az bir gününüzü alır. Emeği geçen herkese teşekkür ederim&#8221; dedi.<br />
Nâzım Hikmet hakkında çok sayıda kitap okuduğunu ancak sergide daha önce ulaşamadığı bilgilere rastladığını ifade eden Nurten Erdal, &#8220;Muhteşem bir sergi. Bugüne kadar birçok kitap okudum Nâzım hakkında ancak eksik bilgiler vardı. Hazırlayan herkesin eline, emeğine sağlık. Sergide gördüğüm her şey hayatıma çok şey kattı. Herkes bu sergiye gelip mutlaka gezmeli. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne de ayrıca teşekkür ediyorum&#8221; diye konuştu.<br />
Ziyaretçilerden Şenay Mercan ise bugüne kadar gezdiği en kapsamlı sergilerden biri olduğunu belirterek, &#8220;Çok beğendim. Bugüne kadar gezdiğim en detaylı sergi. Tam bir gün gezseniz bile yetmeyebilir. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve Folkart’a teşekkür ediyorum&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>&#8220;Tarihin içinde yürüyormuş gibi hissettim&#8221;</strong><br />
Serginin Nâzım Hikmet’in yaşamının farklı dönemlerini bir arada sunduğunu belirten Umut Can Kaya, &#8220;Nâzım’ın tüm hayatını kapsıyor. Herkesin mutlaka gezip görmesi gereken bir sergi olmuş. Çocukluk bisikleti çok etkiledi beni. Tarihin içinde yürüyormuş gibi hissettim&#8221; dedi. Muazzez Üren de kitap fuarını gezerken &#8220;Açılışa Doğru&#8221; sergisini fark ettiğini ve özellikle İzmir’in mutfak kültürüne ilişkin bu serginin ilgisini çektiğini söyledi. Üren, &#8220;Ben beslenme ve diyetetik okuyorum. O yüzden çok ilgimi çekti. Sergilerin ücretsiz olması da çok iyi. Sadece belli bir kesime değil, bütün halka hitap ediyor. Bunun için İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ediyorum&#8221; diye konuştu.<br />
İZKİTAP, hafta sonunda da yazar, şair, gazeteci ve akademisyenleri okurlarla buluşturmaya devam edecek. İmza günleri ve söyleşilerin yanı sıra çocuk ve gençlik edebiyatı buluşmalarının da yer alacağı fuar, 27 Eylül Pazar günü sona erecek. Kitapseverler, 10.00-20.00 saatleri arasında İZKİTAP&#8217;ı ücretsiz ziyaret edebilecek. İmza günleri, söyleşiler ve diğer etkinliklerin programına www.kitapizmir.com adresinden ulaşılabilecek.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir jandarması, firarileri arazide yakaladı</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/izmir-jandarmasi-firarileri-arazide-yakaladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 15:40:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ASAYİŞ]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir'de]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191876</guid>

					<description><![CDATA[İzmir&#8217;de jandarma ekiplerinin komandolar ve JASAT destekli düzenlediği operasyonda, hakkında 25 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve 5 yıldır aranan bir şahıs ile faili firar olarak aranan başka bir şüpheli arazide saklanırken yakalandı. İzmir jandarması, firarileri arazide yakaladı İzmir İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, farklı suçlardan hakkında 25 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve 5 yıldır [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir&#8217;de jandarma ekiplerinin komandolar ve JASAT destekli düzenlediği operasyonda, hakkında 25 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve 5 yıldır aranan bir şahıs ile faili firar olarak aranan başka bir şüpheli arazide saklanırken yakalandı.</p>
<h2>İzmir jandarması, firarileri arazide yakaladı</h2>
<p>İzmir İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, farklı suçlardan hakkında 25 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve 5 yıldır aranan A.B. ile faili firar olarak aranan Ü.B. isimli şahıslar takibe alındı. Jandarma ekiplerinin gerçekleştirdiği titiz çalışmalar sonucu, aranan şahısların Pancar Organize Sanayi Bölgesinde bulunan bir arazide oldukları tespit edildi. Operasyona komandolar ve dedektör köpek de katıldı.<br />
Firarilerin bulunduğu araziye yönelik geniş çaplı bir operasyon düzenlendi. Baskına; 3 JASAT Timi, 7 Asayiş Timi, 2 Komando Timi, 1 Narkotik Suçlarla Mücadele Unsuru ve 1 Köpek Timi katıldı. Gerçekleştirilen başarılı operasyon sonucunda A.B. ve Ü.B. isimli şahıslar yakalanarak gözaltına alındı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AK Parti&#8217;li İnan&#8217;dan Özgür Özel&#8217;e &#8216;Tarihi Un Fabrikası&#8217; çağrısı: &#8220;İzmirlilerden özür dilemeliler&#8221;</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/ak-partili-inandan-ozgur-ozele-tarihi-un-fabrikasi-cagrisi-izmirlilerden-ozur-dilemeliler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 15:37:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[POLİTİKA]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191873</guid>

					<description><![CDATA[AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, kütüphaneye dönüştürülen İzmir&#8217;deki Tarihi Un Fabrikası&#8217;nda incelemelerde bulundu. AK Parti&#8217;li İnan&#8217;dan Özgür Özel&#8217;e &#8216;Tarihi Un Fabrikası&#8217; çağrısı: &#8220;İzmirlilerden özür dilemeliler&#8221; Projeye 550 milyon lira yatırım yapıldığını belirten İnan, alanın başka kurumlara verileceği iddialarında bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel&#8217;e çağrıda bulunarak, &#8220;Bu eseri gördükten sonra [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, kütüphaneye dönüştürülen İzmir&#8217;deki Tarihi Un Fabrikası&#8217;nda incelemelerde bulundu.</p>
<h2>AK Parti&#8217;li İnan&#8217;dan Özgür Özel&#8217;e &#8216;Tarihi Un Fabrikası&#8217; çağrısı: &#8220;İzmirlilerden özür dilemeliler&#8221;</h2>
<p>Projeye 550 milyon lira yatırım yapıldığını belirten İnan, alanın başka kurumlara verileceği iddialarında bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel&#8217;e çağrıda bulunarak, &#8220;Bu eseri gördükten sonra çıkıp İzmirli gençlerden ve İzmirlilerden özür dilerler&#8221; dedi.<br />
AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, beraberindeki İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar, İl Kültür ve Turizm Müdürü Sadık Doğruer, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ve Vakıflar Bölge Müdürü Tahir Emre Can ile birlikte Halkapınar&#8217;daki Tarihi Un Fabrikası yerleşkesini ziyaret etti. Eski DGM binaları olarak da bilinen ve kütüphaneye dönüştürülmesi için restorasyon çalışmaları süren alanda incelemelerde bulunan İnan, yetkililerden çalışmaların geldiği aşama hakkında bilgi aldı.<br />
Ziyaret sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulunan İnan, yerleşkenin başka kişi veya kuruluşlara verileceği yönündeki iddialara yanıt verdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve beraberindeki isimlerin daha önceki açıklamalarını hatırlatan İnan, kamuoyunun yanlış bilgilendirildiğini belirtti.</p>
<p><strong>&#8220;İzmirli gençlerden özür dilerler&#8221;</strong><br />
Özel ve arkadaşlarını çalışmaları yerinde görmeye davet eden İnan, şu ifadeleri kullandı:<br />
&#8220;Özgür Özel ve arkadaşları yapacağımız bu güzel eseri enfekte etmek için her türlü yalan, iftira ve hezeyanlarla İzmirlileri yanlış bilgilendirerek partimizi hedef almıştır. Şimdi ben Sayın Özgür Özel ve arkadaşlarını gelsinler buradaki çalışmayı incelesinler demek istiyorum. Çünkü inceledikten sonra inşallah eğer şu kadar gram siyasete, topluma ve İzmir&#8217;e dair bir sorumlulukları varsa, bu ihyayı gördükten sonra çıkarlar İzmirli gençlerden ve İzmirlilerden özür dilerler. Çünkü &#8216;şuraya verecekler, buraya verecekler, peşkeş çekecekler&#8217; diyerek partimizi hedef alan çok çirkin iftiraları basın önünde gerçekleştirdiler. Biz de onların yalan olduğunu, asla gerçeği yansıtmadıklarını her fırsatta söyledik.&#8221;</p>
<p><strong>Kütüphaneye 550 milyon liralık yatırım</strong><br />
Tarihi yapının gençler için bir kültür ve çalışma alanına dönüştürülmesi amacıyla ciddi bir bütçe ayrıldığını vurgulayan İnan, &#8220;Bugün gelinen noktada hükümetimiz bu güzel kütüphaneye tam 550 milyon Türk Lirası yatırım yapıyor ve şehrimize kazandırmak için de gün sayıyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Açılış yıl sonunda yapılacak</strong><br />
Restorasyonun titizlikle yürütüldüğünü ve tarihi dokunun yeniden ihya edildiğini aktaran İnan, projenin yıl sonunda tamamlanmasının hedeflendiğini belirtti. Kütüphanenin açılışını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirmeyi planladıklarını söyleyen İnan, &#8220;Daha önce Tekel Kültür Fabrikamızı ve oradaki kütüphanemizi şehrimize kazandırmıştık. Bu eserimiz de inşallah şehrin kalbinde, üniversite okumaya gelen hangi gencimiz varsa hem akademik hem kültürel çalışmalarını yapabileceği, sosyal etkinlikleri gerçekleştirebileceği çok müstesna bir eser oldu. Emeği geçen müteahhit firmamıza ve bölge müdürlüğümüze teşekkür ediyorum. İnşallah yıl sonuna doğru açılışında hep beraber olacağımızı müjdeliyorum. Şehrimize şimdiden hayırlı uğurlu olsun&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avukatın adını kullanarak bir günde 1 milyon lira vurgun yaptılar</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/avukatin-adini-kullanarak-bir-gunde-1-milyon-lira-vurgun-yaptilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 14:22:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir'de]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191868</guid>

					<description><![CDATA[İzmir&#8217;de görev yapan Avukat Ebru Bilgen&#8217;in mesleki kimlik bilgilerini ele geçiren bir dolandırıcılık şebekesi, oluşturdukları sahte avukatlık ruhsatnamesiyle Türkiye genelinde çok sayıda vatandaşı ağlarına düşürdü. Avukatın adını kullanarak bir günde 1 milyon lira vurgun yaptılar Haklarında ‘uzlaşma dosyası&#8217; olduğunu ve ödeme yapılmazsa dava açılacağını söyleyen dolandırıcılar, vatandaşları yaklaşık 1 milyon lira dolandırdı. Durumu, kendisini arayan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir&#8217;de görev yapan Avukat Ebru Bilgen&#8217;in mesleki kimlik bilgilerini ele geçiren bir dolandırıcılık şebekesi, oluşturdukları sahte avukatlık ruhsatnamesiyle Türkiye genelinde çok sayıda vatandaşı ağlarına düşürdü.</p>
<h2>Avukatın adını kullanarak bir günde 1 milyon lira vurgun yaptılar</h2>
<p>Haklarında ‘uzlaşma dosyası&#8217; olduğunu ve ödeme yapılmazsa dava açılacağını söyleyen dolandırıcılar, vatandaşları yaklaşık 1 milyon lira dolandırdı. Durumu, kendisini arayan mağdurlar sayesinde fark eden Avukat Bilgen, şüpheliler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.<br />
Bir grup dolandırıcı, İzmir&#8217;de görev yapan Avukat Ebru Bilgen&#8217;in ismini kullanarak Türkiye&#8217;nin çeşitli yerlerinden vatandaşları aradı. Dolandırıcılar vatandaşlara ‘uzlaşma dosyası&#8217; bulunduğunu ve gün içinde ödeme yapmazlarsa ceza davası açılacağının söyledi. Vatandaşların ‘avukat olduğunuzu nasıl anlayacağız&#8217; sorusu üzerine şebeke üyeleri, üzerinde Avukat Ebru Bilgen&#8217;in adı ve soyadı yer alan sahte ruhsatname görselleri gönderdi. Avukat Bilgen; dolandırıcıların, bu yönteme inanan mağdurların kiminden 80 bin TL, kiminden ise 120 bin TL olmak üzere bir günde yaklaşık 1 milyon TL haksız kazanç sağladıklarını tahmin ettiğini söyledi.<br />
Tuzağa düşmeyip durumdan şüphelenen bazı vatandaşlar ise internet üzerinden yaptıkları araştırmada gerçek hukuk bürosunun iletişim bilgilerine ulaşarak Ebru Bilgen&#8217;i aradı. Gün boyu telefonları susmayan Bilgen, mesleki kimliğinin kullanıldığını ve sistematik bir dolandırıcılık yürütüldüğünü fark etti. Bilgen, kendisini arayan vatandaşları uyararak şüphelilere ödeme yapmamalarını söyledi ve şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulundu.<br />
Yaşadığı dolandırıcılık olayına dair açıklamalarda bulunan Avukat Ebru Bilgen, &#8220;Türkiye&#8217;nin çeşitli illerinden hukuk büromuza gelen aramalar belirgin şekilde arttı. İletişime geçen vatandaşlarımız; benim ad ve soyadımı kullanılarak arandıklarını, haklarında bir ‘uzlaşma dosyası&#8217; bulunduğunu ve gün içinde ödeme yapmazlarsa ceza davası açılacağının söylendiğini ifade ettiler. Mağdur ve mağdur adaylarıyla yaptığımız görüşmeler sonucunda, bunun sistematik bir dolandırıcılık girişimi olduğunu tespit ettik&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Vatandaşları 1 milyona yakın dolandırmışlar</strong><br />
Dolandırıcıların, ‘Sizin avukat olduğunuzu nereden bileceğiz&#8217; sorusu üzerine vatandaşlara sahte bir avukatlık ruhsatnamesi gönderdiklerini anlatan Ebru Bilgen, &#8220;Bu belgede benim adım ve soyadım yer alsa da üzerindeki fotoğraf ve baro sicil numarası şahsıma ait değildir. Adım kullanılarak sahte bir kimlik oluşturulmuş. Bu yöntemle 80 bin TL, 120 bin TL gibi ciddi tutarları dolandırıcılara kaptıran çok sayıda mağdur bulunmakta. Sadece büromuza ulaşan ihbarlardaki toplam meblağ dahi tek bir günde milyonlara ulaşmaktadır&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Vatandaşlara uyarı</strong><br />
Bu süreçte yalnızca kendisinin mağdur edilmediğini, bir hukukçunun adı kullanılarak mesleğine duyulan güvenin de zedelendiğini ifade eden Bilgen, &#8220;Vatandaşlarımızın bu konuda son derece dikkatli olmaları gerekmektedir. Hukuk bürosu adı altında aranarak sizden para talep edildiğinde, muhatabınızın gerçekten o avukat olup olmadığını mutlaka doğrulayın. Tarafınıza bir avukatın kimlik veya ruhsat görselinin gönderilmesi, doğrudan o kişiyle görüştüğünüz anlamına gelmez&#8221; diye belirtti.</p>
<p><strong>&#8220;Mesaj ile gelen para taleplerine itibar etmeyin&#8221;</strong><br />
Vatandaşların, haklarında bir dosya veya soruşturma olup olmadığını resmi kanallardan teyit edebildiklerinin altını çizen Bilgen, şunları kaydetti:<br />
&#8220;Arayan büroya ait iletişim bilgileri de ilgili baronun resmi kayıtlarından kontrol edilmelidir. Gerçek bir hukuk bürosunun mesaj üzerinden iletişime geçerek &#8220;Ödeme yapmazsanız bugün davanız açılır&#8221; şeklinde aceleyle para talep etmesi söz konusu olamaz. Vatandaşlarımızın bu tür söylemlere kesinlikle itibar etmemelerini tavsiye ediyorum.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ete inat &#8216;palamut&#8217;</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/ete-inat-palamut/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 14:18:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Av sezonunun açılmasıyla birlikte Ege Denizi'nde yaşanan bereket İzmir tezgahlarına yansırken]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191863</guid>

					<description><![CDATA[Av sezonunun açılmasıyla birlikte Ege Denizi&#8217;nde yaşanan bereket İzmir tezgahlarına yansırken, tanesi 100 liradan satılan palamut hem balıkçıların hem de vatandaşın yüzünü güldürdü. Ete inat &#8216;palamut&#8217; Kırmızı et fiyatlarının 600-700 lira bandında seyrettiği bu dönemde bütçe dostu ve sağlıklı bir alternatif arayan İzmirliler, balık pazarlarına akın ederek ucuz palamut tüketmenin keyfini çıkarıyor. Denizlerde av sezonunun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Av sezonunun açılmasıyla birlikte Ege Denizi&#8217;nde yaşanan bereket İzmir tezgahlarına yansırken, tanesi 100 liradan satılan palamut hem balıkçıların hem de vatandaşın yüzünü güldürdü.</p>
<h2>Ete inat &#8216;palamut&#8217;</h2>
<p>Kırmızı et fiyatlarının 600-700 lira bandında seyrettiği bu dönemde bütçe dostu ve sağlıklı bir alternatif arayan İzmirliler, balık pazarlarına akın ederek ucuz palamut tüketmenin keyfini çıkarıyor.<br />
Denizlerde av sezonunun açılmasıyla birlikte balıkçı ağları bereketle doldu. İzmir&#8217;deki balık tezgahlarında yaşanan palamut bolluğu, hem esnafın hem de dar gelirli vatandaşın yüzünü güldürüyor. Tanesi 100 liradan alıcı bulan palamut, tezgahların en çok tercih edilen şampiyonu haline geldi.</p>
<p><strong>Kırmızı etin yarı fiyatından bile ucuz</strong><br />
Kırmızı et fiyatlarının yüksek olması nedeniyle alternatif arayışına giren vatandaşlar, çareyi balık tezgahlarında buldu. Palamutun yanı sıra kilosu 150 ile 250 lira arasında alıcı bulan hamsi ve sardalya da tezgahlardaki hareketliliği artırdı. Vatandaşlar, yarı fiyatından bile daha ucuza gelen balık tüketiminin hem bütçelerini rahatlattığını hem de sağlık açısından büyük fayda sağladığını vurguluyor.</p>
<p><strong>Balıkçılar memnun</strong><br />
Sezonun son derece verimli başladığını belirten İzmirli balıkçılar, mevcut bolluktan oldukça memnun. Palamutun tam zamanı olduğunu belirten balık esnafı, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:<br />
&#8220;Sezon çok güzel başladı. Şu an tezgahlarda ciddi bir palamut yoğunluğu var. Palamut zaten dünyanın her yerinde tane ile satılır, bu sene maşallah çok bol. Fiyatlar gayet ucuz, tanesi 100 liraya tekabül ediyor. Palamut dönemi bittiğinde arkasından çinekop ve lüfer gelecek. Küçük balık da büyük balık da bu sene bol miktarda var. Biz evimizde haftada 2-3 gün balık yiyoruz; tüm vatandaşlarımıza da haftada en az iki gün balık tüketmelerini tavsiye ediyoruz.&#8221;</p>
<p><strong>Vatandaşın tercihi hem sağlık hem ekonomi</strong><br />
Fiyatların makul seviyede olduğunu belirten vatandaşlar, balığın çok besleyici ve ekonomik olduğunu dile getirdi. Balık pazarlarından düzenli alışveriş yaptığını söyleyen bir vatandaş, &#8220;Fiyatlar şu an gayet uygun, ilerleyen günlerde daha da düşmesini bekliyoruz. Kırmızı etin kilosu 600-700 lirayı bulmuşken tanesi 100 liraya palamut almak harika bir fırsat. Hem bütçemizi yormuyor hem de ailece sağlıklı besleniyoruz&#8221; şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevlerin ikiz kahramanları</title>
		<link>https://www.egedeizmir.com/alevlerin-ikiz-kahramanlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhlas Haber Ajansı (İHA)]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 14:13:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ASAYİŞ]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[25 Eylül-1 Ekim İtfaiye Haftası’nda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.egedeizmir.com/?p=191860</guid>

					<description><![CDATA[25 Eylül-1 Ekim İtfaiye Haftası’nda, 33 yıldır aynı üniformayı giyen ve aynı hayatı paylaşan ikiz kardeşlerin hikayesi dikkat çekiyor. Alevlerin ikiz kahramanları Ahmet ve Mehmet Berber, aynı gün doğdu, aynı gün itfaiyeci oldu, aynı gün evlendi. İki kardeş, 33 yıldır İzmir’in dört bir yanında can kurtarmak için omuz omuza görev yapıyor. Her yıl 25 Eylül-1 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>25 Eylül-1 Ekim İtfaiye Haftası’nda, 33 yıldır aynı üniformayı giyen ve aynı hayatı paylaşan ikiz kardeşlerin hikayesi dikkat çekiyor.</p>
<h2>Alevlerin ikiz kahramanları</h2>
<p>Ahmet ve Mehmet Berber, aynı gün doğdu, aynı gün itfaiyeci oldu, aynı gün evlendi. İki kardeş, 33 yıldır İzmir’in dört bir yanında can kurtarmak için omuz omuza görev yapıyor.<br />
Her yıl 25 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında kutlanan İtfaiye Haftası, yangın ve kurtarma çalışmalarında görev yapan itfaiyecilerin özverisini bir kez daha gündeme taşıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan 56 yaşındaki ikiz kardeşler Ahmet ve Mehmet Berber’in 33 yıllık meslek hayatı ise bu özverinin sıra dışı hikâyelerinden birini oluşturuyor. Aynı gün doğan, aynı gün itfaiyeci olan ve aynı gün evlenen kardeşler, 33 yıldır İzmir’in dört bir yanında can kurtarmak için omuz omuza görev yapıyor. Dört çocuklu bir ailenin tek yumurta ikizleri olan Ahmet ve Mehmet Berber’in ortaklığı meslek hayatıyla sınırlı kalmadı. Aynı gün kız istemeye giden, aynı gün nişanlanan ve aynı gün düğün yapan kardeşlerin evleri de yan yana. Giydikleri kıyafetlerden evlerindeki eşyalara, kullandıkları araçlardan yaptıkları alışverişlere kadar hayatlarının pek çok detayı yıllardır birbirine benziyor.</p>
<p><strong>&#8220;Bir daha dünyaya gelsem yine itfaiyeci olurum&#8221;</strong><br />
Tekeli Organize Sanayi Bölgesi’nde itfaiye çavuşu olarak görev yapan Ahmet Berber, 33 yıllık meslek hayatının tamamını itfaiyede geçirdiğini söyledi. Evli ve iki kız çocuğu babası Berber, &#8220;İtfaiye bizim evimiz oldu. Burada büyüdük. Göreve başladığımızda çok gençtik. Hayatımızın büyük bölümü burada geçti. İtfaiye benim için yaşam tarzı, yaşam biçimi. Biz bu mesleğimizi yaparken evlendik, çocuklarımızı yetiştirdik, okuttuk. Bir daha dünyaya gelsem yine itfaiyeci olurum&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Meslekte unutamadığı olaylar var</strong><br />
33 yıllık meslek hayatında çok sayıda yangın, kaza ve kurtarma operasyonuna katılan Berber’in hafızasında bazı vakalar ayrı yer tutuyor. Berber, &#8220;Tire’de bir trafik kazasında ikiz kardeşlerin cesedini çıkardık. O göreve de itfaiyede çalışan iki ayrı ikiz kardeşle gitmiştik&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Mehmet’le hiç ayrı gezmedik&#8221;</strong><br />
Ahmet Berber’in 33 yıllık meslek hikayesini farklı kılan bir başka unsur ise tek yumurta ikizi Mehmet’le hayatlarının neredeyse her anını birlikte yaşamaları. Kardeşiyle aynı kıyafetleri giydiklerini, aynı eşyaları kullandıklarını ve hayatlarının büyük bölümünü birlikte geçirdiklerini anlatan Berber, &#8220;Biz Mehmet’le hiç ayrı gezmedik. İşe beraber gittik, düğünü beraber yaptık. Eşlerimizi istemeye aynı gün gittik. Evimizdeki eşyalara, giydiğimiz elbiseye varıncaya kadar her şeyimiz aynıydı. Sivil hayatımızda da yaptığımız işler aynıydı&#8221; diye konuştu. İkizlerin benzerliği, yıllar geçmesine rağmen çevrelerindekiler için hala şaşırtıcı. Kendi çocuklarının ve torunlarının da zaman zaman kendilerini karıştırdığını belirten Berber, &#8220;Alıştık bu duruma. Çok fark etmiyor bizim için&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Çocuklarımız da bizi rol model olarak algıladı&#8221;</strong><br />
İkiz kardeşlerin birlikte sürdürdüğü hayat, çocuklarının meslek seçimlerine de yansıdı. Berber, &#8220;Biz aynı mesleği yapınca çocuklarımız da bizi rol model olarak gördü. Kızım diş hekimliği okudu. Küçük kızım da aynı bölümü seçti. Kardeşimin oğlu veteriner hekimliği okudu, kardeşi de aynı bölümü seçti. Bizim onların üzerinde güzel etkimiz var. Biz mutluyuz&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;İşinize küsmeyin&#8221;</strong><br />
33 yıllık meslek hayatında herhangi bir pişmanlık yaşamadığını belirten Ahmet Berber, disiplinin kendisi için vazgeçilmez olduğunu söyledi. Berber, &#8220;Mesleğimi hakkıyla yaptım. Meslek hayatıma baktığım zaman ‘Bunu böyle yapsaydım, iyi olurdu’ demedim. İşim konusunda çok disiplinliyim&#8221; dedi. Genç itfaiyecilere de seslenen Berber, &#8220;İşimi seviyorum. Olumsuzluklar yaşayabilirsin ama işine küsme. Kişiye küsebilirsin, daralabilirsin ama işine kesinlikle küsme. İşine sahip çık. Kutsal bir iş yapıyorsun&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;İnsanların kaçtığı yerde siz içeriye giriyorsunuz&#8221;</strong><br />
Ödemiş İtfaiye Grubu’nda itfaiye çavuşu olarak görev yapan 56 yaşındaki Mehmet Berber de 33 yıldır İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapıyor. Evli, iki oğlu ve torunu olan Mehmet Berber, itfaiyeciliğin yalnızca bir iş değil, büyük bir sevgi ve özveri gerektiren yaşam biçimi olduğunu belirterek, &#8220;İtfaiyeciliği çok sevmeniz lazım. Bu parayla yapılacak bir iş değil. İnsanların kaçtığı yerde siz içeriye giriyorsunuz. Severek yapmadığınız zaman yapamazsınız. Heyecanlı, hızlı, riskli bir iş&#8221; dedi. İtfaiyeciliğin dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını söyleyen Berber, &#8220;İçine girdiğiniz zaman yangının, ölümün, kazanın her çeşidini görüyorsunuz. Bu değişik bir meslek. Gönüllü olmanız lazım&#8221; diye konuştu. Görev sırasında uzun süre dinlenmeden çalıştıklarını anlatan Berber, &#8220;Bir yangına giriyorsunuz, üç saat, beş saat çalışıyorsunuz. Geri geliyorsunuz veya yolda başka bir yangına gidiyorsunuz. Bazen iki gün evde dinlenemiyorsunuz&#8221; dedi. Tüm zorluklarına rağmen mesleğini severek yaptığını belirten Berber, &#8220;Her şeye rağmen bir daha dünyaya gelsem yine aynı işi yapardım. Mesleğimi çok seviyorum&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>&#8220;Kardeşimle çalışmak keyifli&#8221;</strong><br />
İkiz kardeşi Ahmet’le aynı mesleği yapmanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını söyleyen Mehmet Berber, itfaiyecilikte olay yerinde doğru karar vermenin önemine dikkat çekti. Berber, &#8220;Kardeşimle çalışmak keyifli. İtfaiyeciliğin kitabı yok. Mutlaka belli kuralları var ama bazen olay yerinde karar verirsiniz. Verdiğiniz kararı uygularsınız&#8221; dedi.<br />
<strong>&#8220;56 yıldır karıştırılıyoruz&#8221;</strong><br />
Mehmet ve Ahmet Berber, doğduklarından beri birbirlerine benzetiliyor. Farklı itfaiye gruplarında görev yapsalar da meslektaşları tarafından zaman zaman karıştırıldıklarını anlatan Mehmet Berber, &#8220;Çok karıştırılıyoruz. Birbirimizi tanımayan bazı meslektaşlarımız gelip sarılıyor ama bozuntuya vermiyoruz. İsimlerimizi de karıştırıyorlar&#8221; dedi. Bu durumun artık kendileri için eğlenceli bir anıya dönüştüğünü söyleyen Berber, &#8220;Artık biri bana Mehmet de Ahmet de dese fark etmiyor. Gülüyoruz, eğleniyoruz. Biz ikimiz de büyüğüz. Küçük yok bizde&#8221; diye konuştu.<br />
<strong>&#8220;Babam isim söylemez, ‘oğlum’ der&#8221;</strong><br />
İkizlerin benzerliği aile içinde de zaman zaman karışıklıklara neden oluyor. Babasının kendilerini isimleriyle ayırmadığını belirten Berber, &#8220;Babam isim söylemez. Doğrudan ‘oğlum’ der. Annem ayırır&#8221; dedi. Kardeşinin kızıyla yaşadığı bir anıyı da paylaşan Berber, &#8220;Kardeşimin kızı bir gün bana gelip ‘Baba sana bir şey söylemem lazım’ dedi. Oturduk, sohbet ettik. Sonra ‘Amcam, bunu artık babana söyle’ dedim. Ayırt edilemediğimiz çok oluyor&#8221; diye konuştu.<br />
Mehmet Berber için tüm bu karışıklıkların altında ise güçlü bir kardeşlik bağı var: &#8220;Kardeşimi de mesleğimi de çok seviyorum. Ne olursa olsun, bir şey alırken iki tane alıyorum.&#8221;<br />
&#8220;Burunlarındaki benlerden ayırt ediyorum&#8221;<br />
İkiz kardeşleri uzun yıllardır tanıyan Güney Bölge Amiri Türkay Kaptan ise Mehmet ve Ahmet Berber’i ilk yıllarında birbirinden ayırmanın neredeyse imkansız olduğunu söylüyor. &#8220;Berber kardeşleri ayırt etmeye imkan yoktu. Çok benziyorlar, gençlik yıllarında daha da çok benziyorlardı.&#8221; Kaptan, yıllar içinde ikizleri ayırt etmenin küçük bir yolunu bulduğunu belirtiyor: &#8220;Ben onları burunlarındaki benlerden ayırt ediyorum. Çünkü konuşmaları, tarzları da aynı. Küçük fiziksel özelliklerini fark etmezseniz ayırmak zor. Uzun yılların ardından artık ayırt etmeyi başardık.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
